Dudaktan Kalbe

Dudaktan Kalbe
Kitabın Yazarı:Reşat Nuri Güntekin Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İnkılap Kitapevi Yayınlandığı Yıl:1925 Sayfa Sayısı:400 ISBN:9789751026453 Kitap Puanı:7.9 / 10 | Yorum: 6

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:87,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.9
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Dudaktan Kalbe - Reşat Nuri Güntekin

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Dudaktan Kalbe Özet

Reşat Nuri Güntekin, 25 Kasım 1889 yılında İstanbul'da doğdu. Edebiyat hayatına 1918'de ''Harabelerin Çiçeği'' adlı romanı ve '' Eski Ahbap'' adlı öyküsüyle başlamıştır. Ününü Çalıkuşu adlı romanıyla kazanmıştır. Yazarın Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Akşam Güneşi ve Dudaktan Kalbe adlı romanları sinema ve televizyon filmi olarak uyarlanmıştır. Yapıtlarında, yanlış batılılaşma anlayışını, bozulan insani ilişkileri işlemiştir.13 Aralık 1965'da tedavi görmek için gittiği Londra'da vefat etmiştir.

Hüseyin Kenan, mavi gözlü, esmer ve zayıf bir gençti. Annesi Melek Hanım ailesinin rızası olmayan Nail isimli bir adamla kaçarak evlenmişti. Nail'in sabıkası vardı. Fakat beraatine karar verilmişti. Ailesi Melek'i hayatlarından silerek unutma kararı aldılar. Yıllar geçti Melek'in Kenan ve Afife adında çocukları oldu. Nail Bey ise çocuklarına bakamıyor, zorluk çekiyorlardı. Nail Bey çocuklarının aç kalmaması için hırsızlık yapmayı göze aldı. Tutuklanarak hapse girdi. Melek hanım ailesinden yardım istedi. Fakat hiçbir kardeşi yardım edecek kadar varlıklı değildi. Yalnız kardeşi Sait'in durumu iyiydi. Sait Bey kardeşini kocasından boşatarak yanına aldı. Aile için konakta günler zor geçmeye başladı. Çünkü Sait Kenan'ı hiç sevmiyordu. Kenan bu konakta ilk defa bir arkadaş edindi. O da kendinden yaşça büyük olan Şem-i dedeydi. Kenan zorla mühendislik okulunu bitirdi. Ancak içinde tutuşan bir musiki aşkı vardı.

Kenan okulunu bitirdikten sonra Avrupa'ya gitti. Avrupa'da musiki yeteneğini ilerletti. Şan ve şöhret kazandı. Kız kardeşinin evlendiğini duyunca onları görmek için geri gelir. Dayısının komşusu olan Münir Bey, arkadaşının kızı Cavidan'la Kenan'ın evlenmesini ister. Kenan ve Cavidan nişanlanırlar. Kenan, İzmir Bozyaka'da müziklerinin hayranı olan on beş yaşlarında Lamia adında bir kızla tanışır. Bu kızın nişanlısı vardır. Ailesini kaybettiği için amcasının yanında kalıyordur. Kenan, bu kızın hikayesini kendi hayat hikayesine benzetmiştir. Kenan, Lamia'ya yüzündeki çillerinden dolayı Kınalı Yapıncak adını takmıştır. İlk başlarda aralarındaki ilişki abi kardeş ilişkisi gibi görünse de Kenan Lamia'nın yaşının ilerlemesi ile ondan etkilenmeye başlamıştır. Her gece buluşmaya başlarlar. Lamia, Kenan'ın Kemanına büyük bir hayranlık besler. Komşuların dedikodusu üzerine amcası Lamia'yi Kütahya'da ki dayısının yanına gönderme kararı alır. Amcası Lamia'nın nişanlısına her şeyi mektupla anlatmış onları ayırmıştır.

Lamia trenle Kütahya'ya gider. Fakat Kenan'dan hamiledir. Kütahya'da kocası ölmüş bir dul olarak tanıtılır. Lamia doğan kız çocuğuna Mebrure adını koyar. Dayısının evinde iyi kötü bir düzen yakalar. Dayısının kızı Mahmure çocukları ve kocası ile babasının evinde kalıyordu. Mahmure'nin bir çavuşla ilişkisi olmuştu. Kocasının öğrenmemesi için suçu Lamia üstlendi. Bu olay üzerine Rasih Bey Lamia'ya göz koyarak; Çavuşla birlikte oluyorsa benimle de birlikte olur düşüncesi ile Lamia'ya saldırır. Lamia ise Rasih'i öldürür. Mahkeme beraatine karar verir. Fakat bu olaydan sonra dayısı dedikodu olur diye Lamia'yı evinde tutamayacağını söyledi. Onu tanıdık bir arkadaşının evine bıraktı. Lamia'nın arkadaşı Makbule'nin babası Lamia ile evlenmek istedi. Lamia elli yaşlarında ki Kenan Bey ile evlendi. Burada rahatı yerindeydi. Kocası, kızına ve kendisine iyi bakıyordu. Kemal Bey'in evine Kız kardeşinin oğlu Doktor Vedat Bey gelir. İstanbul'dan Kütahya'ya sürgün olarak gelmiştir. Lamia bir gün Kenan'ın müziklerinden birini söylerken Vedat duyar ve Kenan'a ait olduğunu anlar. Vedat, Kenan'ı İstanbul'dan tanıyordur. Kenan'ın ismini duyan Lamia çok heyecanlanır. Başından geçen her şeyden nerdeyse Kenan sorumludur. Ama yine de onu seviyordur. Uzaklara gitmek onun aşkını bastırmamış daha çok ilerletmiştir. Vedat'a onunla ilgili sorular sormak ister ama o cesareti edinemez. Makbule halasının oğlu Vedat Bey'den hoşlanmaya başlar. Onun gözüne girmeye çalışır. Bir gün komşuya giden Lamia Vedat'ın ava çıkarak vurulduğu dedikodusunu duyar. Kocasının duyup telaş yapmaması için Vedat'ın evine gider. Ev sahibi yüzünden bir zehirlenme olayı yaşarlar. Bu olaydan sonra Lamia'nın kocası onları hayatından silmiştir. Çünkü bunu kendine yediremez. Fakat ikilinin arasında hiçbir şey olmamıştır. Yine de anlatmak isteseler de onları dinlemezler. Lamia bu olay üzerine bebeğiyle İstanbul’a dönme kararı alır. Vedat Lamia'ya evlenme teklifi eder. Lamia kabul etmez.

Kenan Bey ise Cavidan'la evlenmiştir. Varlıklı bir müzisyendir. Ancak mutlu bir evlilik hayatı yoktur. İzmir'e geri dönmek ister. Birkaç aylığına karısı ile gelirler. Buradaki her şey ona Lamia'yı hatırlatır. Kenan, Kınalı Yapıncak'ını çok özlemiştir. Bu sevda gizli bir zehir gibi Kenan'ın dudaklarından kalbine akıyordur. Kenan İzmir'de Lamia'yı göremeden geri döner. Daha sonra Cavidan'la boşanırlar. Vedat'la uzaktan arkadaş oldukları için Lamia ile Vedat'ın muayenesinde karşılaşırlar. Lamia'ya evlenme teklifi eder. Lamia kabul etmez ve "o bir yaz rüyasıydı" der. Lamia Vedat'ın evlenme teklifini kabul eder. İkilinin ilişkisi bu şekilde son bulmuştur. Kenan'ın artık kimsesi kalmamıştır. Annesinin mezarına gider. Kısa bir süre sonra vefat eder.

Dudaktan Kalbe Reşat Nuri'nin kurgu bakımından biraz zayıf bulduğum tek romanıdır. Yine de Lamia ve Kenan'ın aşkı şehirler arasında sürüklenirken, ilişkinin yaşadığı özlemler birbirlerine karşı sevgilerinin azalmasının önüne geçmiştir. Şayet aralarındaki ilişki okuyucuyu çoğu zaman merakta ve üzüntü içerisinde bırakabiliyor. Yanlış kararların nelere etki ettiğini anlatıyor. Gerçek mutluluğun sevilen insanlarla beraber olduğu şöhrette olmadığı vurgulanıyor. Hüseyin Kenan'ın hikayesi hepimiz için birer ders oluyor. Reşat Nuri'nin unutulmaz eserlerinden birisi olan Dudaktan Kalbe'yi herkes için tavsiye ediyorum.

Yazan: Elif POYRAZ

Dudaktan Kalbe Kitap Özeti

Mavi gözlü, esmer ve naif bir çocuk olan Kenan; annesi ve kız kardeşi Afife ile dayısında kalmaktadır. Dayısı Kenan'ı babasından dolayı pek sevmez. Kenan dayısının zoruyla mühendislik okuluna gider. Dayısının çevresinden Mesut Bey diye biri ona keman çalmayı öğretir. Musikiye ilgisinin olduğuna fark eden Kenan arkadaşının da vesilesiyle Avrupa’ya gider. Orda yabancı bir müzisyenin övmesi üzerine haber olur. Tekrar Türkiye'ye geldiğinde popüler bir sanatçı olmuştur artık. Dayısı onu İzmir Bozyaka'ya davet eder. Ona bir bağ evi verir. Burada Prenses Cavidan ile karşılaşan Kenan ve Prenses Cavidan'ın babası arasında imâlı bir konuşma geçer. Prenses Cavidan ve babası İstanbul'a giderler. Kenan evli olan Nimet ile yakınlaşır. Aralarında bir gönül eğlencesi başlar. Nimet buluşmalara Lamia'yı da getirir. Bu hakkında kötü bir dedikodu çıkmasını engellemek için aldığı bir önlemdir.

Lamia yeşil gözlü, sarışın, utangaç, ailesini kaybetmiş, nişanlı ve 14-15 yaşlarında bir kızdır. Nimet ile Kenan'ın buluşmalarında bulunmasına rağmen hep mesafesini koyup onları rahatsız etmeden yanlarında gezer. Birçok kez Kenan ile Nimet'in öpüşmesine de şahit olur. Lamia, Kenan'a hayran olsa da utandığından bir şeyler diyemez. Bir keresinde Nimet'in selamını iletmesiyle cesareti gelir ve konuşmaya başlarlar. Kenan ile Lamia orada biraz yakınlaşır lakin Kenan yaz bitince İstanbul'a geri döner. Lamia, Nimet ve Kenan için üzülür. Nimet'i teselli etmek bile ister ancak Nimet ile karşılaştığında onun üzgün olmadığını hatta umursamadığını görünce şaşırır. Bir sonraki yaza kadar görüşmezler. Kenan "Kınalı Yapıncak" dediği Lamia'dan mektup alınca Bozyaka'yı ne kadar özlediğini fark edip diğer yaz yine gelir. Bu seferki gelişinde Cavidan ile nişanlamış ve Cavidan ile babasının Mısırdan gelmesini bekliyordur.

Lamia her akşam Kenan'ın yanına gelip onun yeni çalıştığı parçasını dinler. Kenan'dan kendisi için keman çalmasını ister. Lamia bazenleri duyduğu ninniye ağlar. Kenan ilk başta kendisinden yaşça küçük olan Lamia'ya büyük merhametiyle yaklaşsa da düşüncelerinin başka yerlere kaydığını görür. Kendini Lamia'nın küçük olduğunu hatırlatarak bu düşüncelerden arındıramaz. Ve Lamia ile öpüşürler. Her gece gizlice buluşmaya ve bağı gezmeye başlarlar. Bir gün Lamia'nın duyduğu sevginin çok ilerlediğini düşünen Kenan, Lamia'ya bunun sadece bir dudak bir gönül eğlencesi olduğunu ve yaz rüyasından ibaret olduğunu söyler. Lamia Kenan'ın gece musikisini dinlemek için geldiği bir gün beraber olurlar. Kenan sabah buna çok pişman kalkar ve bunun gerekliliği olarak Lamia'ya evlenmeleri gerektiğini söyler. Lamia bunu kabul etmez. Kenan bunu kafasına koyduğu için Cavidan'a mektupta bu evliliğin artık olamayacağını, onu hep seveceğini kariyerinin parlak döneminin sonunu getirdiğini yazar. Lamia bu mektubu görünce evlilik fikrine kesinlikle karşı çıkar ve onu zorla bir evliliğe sürüklemeyeceğini söyler. Kenan ne kadar ısrar etse de sonuç vermeyince İstanbul'a geri döner.

Lamia'nın hamile olduğu anlaşılınca evinde kaldığı amcası bu rezilliğin süremeyeceğini söyler ve onu Kütahya'ya yollamak ister. Lamia çocuğun babasını sorana göbekli kolcu bir adamdı diye geçiştirerek cevap verir. Kütahya'ya giderken trende Makbule ile tanışır. Arkadaş olurlar ancak Makbule'nin babası Kemal Bey, Lamia gibi birisinin kızının yanında durmasını istemez. Lamia Kütahyada dul bir kadınmış gibi davransa da gerçek en sonunda ortaya çıkar. Kütahyada kaldığı evin damadı olan Rasih, Lamia'ya aşık olur. Lamia'yı evde tek bulup peşine takılır. Lamia kendini zar zor onun elinden kurtarsa da Rasih pes etmez. Lamia o anda bulduğu silahla ateş eder ve Rasih'i öldürür. Mahkeme Lamia'nın beraatine karar verir. Makbule'nin babası Kemal Bey, Lamia ile evlenmeyi düşünür. Lamia da bu evliliği o sıralar da doğmuş mavi gözlü kızı Mebrure'nin iyiliği için kabul eder. Çok geçmeden Kemal Bey'in kendisini sevdiğini fark edince Lamia çok üzülür çünkü kendisi hâlâ Kenan'ı seviyordur. O sıralarda Kemal Bey'in doktor yeğeni Vedat sürgüne Kütahya'ya gelir. Çok geçmeden o evin en çok uğrayan misafiri olup çıkar. Evdekileri sürekli eğlendirir. Lamia da Vedat'a kısa sürede alışır. Laf arasında Vedat'ın Kenan ile arkadaş olduğunu da duyduğundan Vedat'a karşı temkinli yaklaşır, ağzından Kenan hakkında bir şey duymayı hevesle bekler. Bir gün Makbule Vedat'ı sevdiğini Lamia'ya söyler. Lamia vazgeçirmek istese de başaramaz.

Lamia gittiği komşudan Vedat'ın av sırasında yaralandığını duyunca Kemal Bey ile Makbule'ye haber vermek ister ancak durumu ciddi değilse Makbule'yi boşu boşuna telaşa sokmak istemediğinden kendisi önce onu görmeye karar verir. Vedat ufak bir yara olduğunu söyleyip komşunun abarttığını deyince Lamia eve dönecek olur lakin Vedat'ın evindeki Mardik dudu, Lamia'nın çaya kalması için ısrar eder. Vedat ve Lamia bu sırada kömür zehirlenmesi geçirip bayılırlar. Lamia uyandığında Kemal Bey'in onu artık istemediğini, Makbule'nin bile onlar birbirini seviyordu laflarını işitince şaşırır. Her şeyi olduğu gibi anlatsa da Kemal Bey kendisine değil sokakta duyduğu dedikodulara inanmayı tercih eder. Vedat ne kadar uğraşırsa uğraşsın Kemal Bey, Vedat'a cevap bile vermez. Vedat bu yüzden Lamia'ya evlenmeyi teklif eder ve namuslu insanın böyle yapması gerektiğini söyler.Lamia buna karşı çıkar. Vedat, Lamia'ya aşk itirafında bulunsa bile Lamia onun daha iyi birisine layık olduğunu öne sürer. Arkadaş kalacaklarını umduğunu, kendisinin de bir sevdiğinin olduğunu iletir. Ardından da evde istenmediği için İstanbul'a gider.

Bu sıralarda Kenan evliliğinin iki buçuk yılını tamamlamıştır. Bu iki buçuk yılda aklına Lamia gelse de son zamanlarda bu öyle artar ki artık dayanamadığını hisseder. Bir vesileyle Cavidan ile birlikte İzmir'e giderler. Kenan, Lamia'yı göreceği için çok heyecanlansa da Lamia gelmedikçe umutsuzlaşır. En sonunda gerçekleri öğrenince Bozyaka'dan nefret etmeye ve bir an önce İstanbul'a dönmeyi istemeye başlar. Bir yandan Cavidan ile mutlu karı koca komedyasına devam edemeyeceğine karar kılarken diğer yandan da Lamia'ya aşık olduğunu - sevgisinin dudaktan kalbe indiğini- anlar. İstanbul'a gittiklerinde Cavidan ile boşanırlar. Kenan üzüntülü bir şekilde gezerken Vedat ile denk gelirler. Vedat onu bahçede oturmaya davet eder ancak kliniğe bir hastanın geldiğini öğrenince oraya gidecek olur. Yanında zorla Kenan'ı da götürür ve beklemesini söyler. O beklerken odaya mavi gözlü, sarı saçlı bir küçük kız girince tez zamanda kaynaşırlar. Vedat bunu görünce Lamia'yı da takdim eder. Kenan ile Lamia uzun zaman sonra ilk kez karşılaşmış olur. Kenan ilk gördüğüne inanamaz. Lamia ile pek göz göze gelemeden Lamia gelip kucağından Mebrure'yi alır.

Kenan, Lamia'ya iki kez mektup yollasa da cevap alamaz en son üçüncü de Lamia yanına gelir. Kenan ne derse desin Kenan'a bakmaz. Kenan en sonunda tükenmek üzere olan umuduyla ona karşı azıcık bile mi sevgisinin kalmadığını sorunca Lamia onu hiç sevmediğini, onun yaz rüyasından başka bir şeyden ibaret olmadığını söyleyerek oradan ayrılır. Kenan bir gün Lamia'nın evinin bahçesinde Vedat ile otururken Lamia'nın vaktiyle çok sevdiği ninniyi kemanla çalar hatta kemanı çalarken gözyaşlarına hakim olamaz. Sabahında Lamia'ya mektup yollar. Hiç yoktan bunun ona olan sevgisini hatırlatacağını ve Lamia'nın da mutlaka cevap vereceğini düşünür ancak Lamia yine cevap vermez. Kenan bir gün yolda Vedat ile karşılaşır ve Vedat'ın evleneceğini öğrenir. Vedat ona Lamia ile evleneceğini, Lamia'nın evlenme teklifi ettiğinde kalbinin hasta olduğunu ve iyileştiğine emin olmadan bunu kabul edemeyeceğini söylediğini; Kenan keman çalıp gittikten sonra Lamia'ya yine teklif ettiğini ve Lamia'nın bu sefer karşı çıkmak yerine kabul ettiğini, hastalığının -aynı ninniyle başladığı gibi- sönüp gittiğini anlatır. Kenan buna çok üzülüp çareyi kardeşi Afife'de arar. Belki hayata bakışını değiştireceğini umsa da Afife çok değişmiştir. Annesinin mezarına gidip dertleştikten altı ay sonra Kenan intihar eder.



DEĞERLENDİRME

Reşat Nuri Güntekin'in dönemin sosyal anlayışını, ahlak kavramına karşı bakışlarını çok iyi yansıttığı ve bazı yerlerinde de alaya aldığı başarılı bir eseri olmuş. Bir solukta okumaktan kendimi alıkoyamadım. Lakin kitapta eksik gördüğüm bir iki kısım var. O da Lamia'nın Rasih'i öldürmesinin neredeyse hiç üstünde durulmamasıydı. Orada hiç yoktan Lamia'nın birisini öldürmüş olduğuna dair bir vicdan azabı çekmesini bekledim diyebilirim. Diğer bir mesele ise neredeyse yüz sayfa Kenan hakkında tek kelime yoktu. Ama sanırım yazarın bizim merak duygumuza yönelik yaptığı bir sınamaydı bu. Ayrıca kitabın sonlarına doğru acaba mutlu sonla bitecek mi diye bir fikir aklıma gelir gibi oldu her ne kadar Reşat Nuri Güntekin'in kaleminden böyle bir şey beklemesem de umuduma engel olamadım. Zaten umudum da sonunda yok oldu... Kenan'ın daha iyi bir sonu hak ettiğini düşünmüştüm.

Editör: Ayşenur Ebrar Akben

Dudaktan Kalbe Soruları ve Cevapları

Dudaktan Kalbe kimin eseri?

Reşat Nuri Güntekin

Dudaktan Kalbe türü nedir?

Yerli Romanlar

Dudaktan Kalbe kaç sayfa?

400

Dudaktan Kalbe Yorumları

mükemmel bir roman klask reşat nuri kitabı kendisini okutuyor dili mükemmel anlatımlar mükemmel karakterler mükemmel tavsiye ederim mutlaka okuyun

13-02-2018 09:13

bu tarz klask eserlerin bu kadar pahalıya satılmasını anlamıyorum zaten öğrencilere zorla okutuyorlar üzerine bu kadar pahalı kitapları almak zorunda kalıyorsuz kütüphanelerde bulunmuyor zaten ilk gelen kitabı almış işin yoksa 3 hafta en az bekle ama hocalar beklemiyor mecbur alıyorsunuz allahtan ikinci el buldum da okuyabildim biraz daha anlayışlı olun lütfen

22-01-2019 18:08

bana dudaktan kalbe roman özeti lazımdı sizin sayenizde okuyup yazmama gerek kalmadı çok sevindim iyiki varsınız

08-02-2020 19:04

kitabın kahramanları hakkında da bilgi verebilir misiniz ödev olarak kahramanları açıklamamızı istiyor hoca

19-01-2022 16:28

bana göre reşat nurinin en güzel kitabı çalıkuşundan bile daha iyi konusu ve hikayesi çok içten çok güzel yazılmış bir roman

02-03-2022 16:22

güzel bir romanmış konusundan güzel dizi olur çalıkuşu tarzında beğenilir diye düşünüyorum

09-06-2022 20:57

Değirmen Tanrı Misafiri Sönmüş Yıldızlar Gizli El Anadolu Notları Damga Acımak Eski Ahbap Ateş Gecesi Dudaktan Kalbe Kızılcık Dalları Kavak Yelleri Harabelerin Çiçeği Miskinler Tekkesi Eski Hastalık Bir Kadın Düşmanı Son Sığınak Akşam Güneşi Kan Davası Yeşil Gece Yaprak Dökümü Çalıkuşu Gökyüzü en iyi kitaplar yeni çıkan kitaplar en çok satan kitaplar okunması gereken kitaplar en çok okunan kitaplar 100 temel eser bedava kitap editör ol kitap bağışı Gün Olur Asra Bedel Tutunamayanlar Acımak Camdaki Kız 1984 Hayvan Çiftliği Sokrates'in Savunması Uzun Hikaye Alice Harikalar Diyarında Haritada Kaybolmak Kraliçeyi Kurtarmak İçimdeki Müzik Çalıkuşu Çocuk Kalbi Küçük Kara Balık İntibah Bülbülü Öldürmek Beyaz Zambaklar Ülkesinde Don Kişot Sineklerin Tanrısı Toprak Ana Satranç İki Şehrin Hikayesi Vadideki Zambak İçimizdeki Şeytan Sergüzeşt Beyaz Gemi Araba Sevdası Yaban İnsan Ne İle Yaşar Küçük Prens Dönüşüm Beyaz Diş Saatleri Ayarlama Enstitüsü Fareler ve İnsanlar Sol Ayağım Suç ve Ceza Sefiller Simyacı Şeker Portakalı Kürk Mantolu Madonna Madalyonun İçi Esir Şehrin İnsanları Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik Leyla ile Mecnun Yeraltından Notlar Sait Faik Seçme Hikayeler Rüzgarı Dizginleyen Çocuk Sabahattin Ali Bütün Öyküleri Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu Ahmet Ümit Ahmet Batman Ayşe Kulin İskender Pala Canan Tan Dostoyevski Elif Şafak Jojo Moyes Kahraman Tazeoğlu Memduh Şevket Esendal Orhan Kemal Peyami Safa Sabahattin Ali Sarah Jio Tarık Buğra Victor Hugo Zülfü Livaneli