Düşsem Yollara Yollara

Düşsem Yollara Yollara
Kitabın Yazarı:Haldun Taner Kitap Türü:Günlük / Anı Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları Yayınlandığı Yıl:1979 Sayfa Sayısı:528 ISBN:9789750845079 Kitap Puanı:7.9 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al BKM:32,00 TL KitapYurdu:34,38 TL D&R:37,50 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.9
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Düşsem Yollara Yollara - Haldun Taner

Kitap Türü:Günlük / Anı, Tarihi

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Düşsem Yollara Yollara Özet

Haldun Taner’in 1956-1982 yılları arasında çeşitli nedenlerle gittiği Yunanistan, İtalya, Yugoslavya, Belçika, İngiltere, İsrail, İran, Fransa, Macaristan, Avusturya, Almanya, Sovyet Rusya, Hindistan, Polonya, Hollanda, Romanya, Çekoslovakya, İsveç ve Mısır seyahatlerinde edindiği izlenimleri aktardığı yazılar Tercüman ve Milliyet gazetelerinde tefrika halinde yayımlanmış, ardından kitaplaştırılmıştır. Pascal’ın “İnsanın başına ne gelirse hep odasında akıllı uslu oturmayışından gelir” savına karşıt olarak geliştirdiği “Başımıza ne gelmişse odamızdan dışarı çıkmamaktan gelmiştir” anlayışını Halk Şairi Erzurumlu Emrah’ın dizesiyle destekleyen Taner, yabancı ülkeleri tanımadan yurdumuzu iyi tanıyamayacağımızın altını çizer. Taner ayrıca Batı edebiyatında yolculuk temasını işleyen Karl May, Jules Verne, Heine, Jules Romains, Gorki, Blaise Cendrars, Panait Istrati, Maugham, Hesse, Koestler gibi pek çok yazar varken bizde ise Falih Rıfkı Atay’ın, Ahmet Emin Yalman’ın, Ahmet Haşim’in ve İsmail Habip Sevük’ün yazıları ile sınırlı kaldığını da vurgular.

Büyük usta, 1960’ta korkunç bir olay neticesinde yanan S/S Tarsus gemisiyle Yunanistan’a yolculuk yaparken sekiz tip yolcunun varlığını tespit eder: Taklitçiler, şımarıklar, fırsatçılar, malumatçılar, hastalık hastaları, balayına çıkanlar, kanıksamışlar ve olağanüstücüler.

186 yıldır Modern Yunanistan’ın da başkenti olan Atina’nın Akropolis’inde yer alan Parthenon’da gezip Antikite dönemi Atina’sını düşlerken düzgün bir Türkçeyle konuşan bir şipşakcının temasıyla içinde bulunduğu zamana ani, keski bir hızla geri döner. (1956)

İtalya seyahatinde hayranı olduğu gazeteci yazar Albero Moravia’yla şehir dışında olduğu için tanışamasa da yeni gerçekçiliğin kült filmi Bisiklet Hırsızları’nın (1948) senaristi Cesare Zavattini ile sinema üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirir. Hazır Roma’da iken İtalya’nın Hollywood’u olarak görülen Cinecittà ve o esnada Audrey Hepburn ve Mel Ferrer’in rol aldığı Savaş ve Barış’ın çekimlerinin sürmekte olduğu Centro Sperimentale di Cinematografia’yı ziyaret eder. Sanat alanındaki yatırımlardan etkilense de İtalyan aydınlarının düşük maaşları, “gaga” olarak adlandırılan İtalyan hacıağalarının varlığı, The Emperor of Capri’de (1949) neredeyse birebir anlatılan Capri Adası snopları, Napolilerin aşırıya kaçan açıkgözlüğü gibi olumsuzluklara da rastlar. (1956)

Doğu Bloğu ülkelerinden biri olan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Belgrad’ın en lüks lokalinde bile karşısına çıkan kötü ekonomik koşullara rağmen gazetelerin herhangi bir yaptırıma uğramadan hükümeti eleştiren yazılar kaleme alabildiklerini duyunca büyük şaşkınlığa düşer. (1956-1957)

II. Dünya Savaşından sonra yapılan ilk dünya fuarı olan Expo’58’e ev sahipliği yapan Belçika’nın kötü ev sahipliğine rağmen Muhlis Türkmen, Utarit İzgi, Hamdi Şensoy ve İlhan Türegün tarafından tasarlanan, Bedri Rahmi’nin mozaik duvarıyla dikkatleri üzerine çeken Türkiye pavyonu Taner için büyük gurur kaynağı olur. (1958)

Taner, centilmenler şehri Londra’da yazar, aydın, filozof ve sanatçılardan oluşan ve 20. yüzyılın ilk yarısında oldukça etkili olan grubun toplandığı meşhur Bloomsbury Street’te küçük bir otelde kalır. Orada en çok dikkatini çeken şey İngilizlerin pazar günlerini evde geçirmeyi sevdikleridir. Bir de yeni hastane açmaktan çok eski hastaneleri yeni ihtiyaca ve tıbbi yeniliklere göre değiştirmek. Charles Laughton’un ve Vivien Leigh’nin rol aldıkları The Party ve Pour Lucrèce oyunlarını izlemek de Londra’dan bulunmaktan keyif aldığı iki aktivite olur. (1958)

İsrail ordusundaki teğmenliği esnasında yaşadıklarını yazdığı kitapla adından söz ettiren Komutan Moşe Dayan’ın bir “sabra” olan kızı Yael Dayan’la oldukça keyifli bir röportajın ardından Habima Tiyatrosunu, Sanatçılar Köyü Ein Hod’u, Akka Camisini, Kubbet’üs Sahra’yı ziyaret eder. Darülfünun-ı Osmani Hukuk Fakültesinde kısa bir süre eğitim almış olan İsrail’in 2. Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi ile Türkçe yaptığı röportaj İsrail gezisinin en dikkat çeken kısmını oluşturur. (1959)

Almanların savaş sonrası ülke dışındaki ilk ekonomi fuarı olan Alman Sanayi Sergisinin yapıldığı İran’da, Alman ekonomi mucizesinin babası olarak kabul edilen Ekonomi Bakanı Ludwig Erhard’in konuşmasının ardından Tahran sokakları gezen Taner’in dilinden Humeyni iktidarı öncesi İran’ın sosyal, ekonomik, siyasi durumunu okuruz. (1960)

1960’ta ve 1978’de olmak üzere iki kere gittiği Fransa’da Taner’in dikkatini en çok çeken şey yazarlarının, düşünürlerinin isimlerini sokaklara, bulvarlara, meydanlara verilerek onurlandırması. Bizde çoğunlukla isim seçimlerinin iktidarda olan siyasiler yönünde olduğu ve devir değiştikçe tekrar tekrar değiştirilerek o yerin tarihsel belleğine zarar verildiği düşünüldüğünde Taner’in ettiği bu gıptanın nedenini oldukça net anlaşılıyor. UNESCO’nun 20. Genel Konferansında kitle iletişim araçlarının yarattığı tahrik edici, kindar, kasıtlı yayınlara çözüm önerileri yaratılmaya çalışılırken bir yandan da yine aynı kentteki iki farklı sinemada Midnight Express’in ve The Greek Tycoon’un oynatılması da dikkat çekici başka bir ayrıntı.

Macaristan’ı farklı siyasi koşullar içinde beş-altı kez gören Taner her seferinde başka bir ülkeyle karşılaştığının altını çizer. 145 yıl Osmanlı eyaleti olarak varlığını sürdürmüş Budapeşte’nin kültür ve sanata büyük değer veren halkı, Aziz Matthias Katedraline yanına zevksiz yapılarından birini kondurmak isteyen Hilton’a bile diz çöktürmüştür. (1959-1976)

Yıllarca sayısız kez gittiği, hayatın nabzının attığı kahveleri, tiyatroları, operetleriyle ünlü Viyana’ya olan özlemini Çekoslovakya dönüşü uğrayarak gideriyor Taner. En son 1974’te hocası Heinz Kindermann’ın 80. yaşı kutlamaları için şehre gitmesinin ardından yaptığı son ziyarette altyapı değişiklerine de şahit olur. (1960-1976)

Batı Berlin’deki Schaubühne am Halleschen Ufer’de bir oyunu seyrederken Olağanüstü Yetki Kanunu protesto edenlerin arasında kalmasının yanında Berlin Teknik Üniversitesinde gerçekleşen Queens Lecture’de konuşma yapacak Berlin Belediye Başkanı Klaus Schütz’e tepki için çıkan olaylara da şahit olur. Olağanüstü Yetki Kanunun yeni bir Nazi dönemi doğuracağına dikkat çekmek isteyenlerin demokratik haklarını kullanarak yaptığı eylemlere o tarihlerde, “Kızıl Rudi”nin suikasta uğradığı günden itibaren sık sık rastlamak mümkündür. (1976) Taner’in Almanya hakkındaki izlenimleri bir başka kitabı olan Berlin Mektupları’nda ayrıntılı olarak yer alır.

4. Sovyet Yazarları Kongresi için Moskova’ya gideceğini duyanların yarattığı psikolojik baskıya “İngiliz Kraliyeti’nden dönüşünüzde monarşist kesileceğinizi kimse hatırına getirmez de, ne hikmetse Moskova’dan gelenin ille cebinde ihtilal beyannameleri getirebileceği akla yakın gelir” cümlesiyle tepkisini gösterir Taner. Üstelik bu kongrenin ilkine 1934’te Atatürk’ün teşvikiyle Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Falih Rıfkı Atay’ın katıldığının da altını çizer. Çehov’un ve Nazım Hikmet’in mezarlarını ziyareti, Nazım’ın Unutulmaz Adam adlı oyununu Rus yorumuyla izleme olanağı bulması, Konstantin Simonov’a ve Vera Tulyakova Hikmet’e yaptığı ev ziyareti bu gezinin en çok dikkat çeken noktalarındandır. (1967-1969)

Farklı dönemlerde, farklı ülkelerin siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal düzeninin yanı sıra yazarın hayatından da kesitler bulabileceğimiz bu kitaba ilgi duyan okurlar, yazarın burada yer verilemeyen diğer yedi ülke hakkındaki görüşlerini de kitabı edinerek öğrenebilirler.

İlk kez 1979’da Tekin Yayınevi tarafından basılan bu yazıların Yapı Kredi Yayınları ve Tuncay Birkan’ın desteğiyle genişletilmesi ve düzenlenmesi biz okurlar için büyük bir şans. Ancak ilk yazının 1956 tarihli olmasına rağmen Haldun Taner’in önsözünü 1955’te yazması, Brüksel’de gerçekleştirilen Expo’58’deki Türk pavyonu hakkındaki fikirlerini başka bir yazıda uzun uzun anlatacağını belirtmesine rağmen ilerleyen sayfalarda bu konudan bir daha hiç bahsedilmemesi yazıların “Daha tam olarak toplanamadı mı?” sorusunu da akla getiriyor.

Editör: Pınar Tufanlı

Düşsem Yollara Yollara Yorumları

çok güzel bir kitap gezmeyi seviyorsanız mutlaka okuyun haldun taner usta mükemmel anlatmış

23-06-2020 12:19

Ayışığında Şamata Düşsem Yollara Yollara Günün Adamı - Dışardakiler Fazilet Eczanesi Yaşasın Demokrasi Yalıda Sabah Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım Sersem Kocanın Kurnaz Karısı Keşanlı Ali Destanı Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu en iyi kitaplar yeni çıkan kitaplar en çok satan kitaplar okunması gereken kitaplar en çok okunan kitaplar 100 temel eser bedava kitap editör ol kitap bağışı Gün Olur Asra Bedel Tutunamayanlar Sofie'nin Dünyası Oz Büyücüsü Antikacı On Dakika Otuz Sekiz Saniye Kalbimin Can Mayası Başka Bir Şey Pia Mater Gelirken Ekmek Al Aşkımız Eski Bir Roman Bir Ömür Nasıl Yaşanır Kendine Hoş Geldin Camdaki Kız Abartma Tozu Seninle Başlamadı Üç Kız Kardeş 1984 Hayvan Çiftliği Kırlangıç Çığlığı Sen On Yedi Yaşımsın Momo Nutuk Huzursuzluk Kraliçeyi Kurtarmak İçimdeki Müzik Olağanüstü Bir Gece Ölüme Fısıldayan Adam Sodom ve Gomore Çalıkuşu Genç Werther'in Acıları Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç Bülbülü Öldürmek Beyaz Zambaklar Ülkesinde Sineklerin Tanrısı Satranç İçimizdeki Şeytan Küçük Ağa Kırmızı Pazartesi Fi Beyaz Gemi Yüzyıllık Yalnızlık Yaban Anayurt Oteli İnsan Ne İle Yaşar Küçük Prens Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Martı Jonathan Livingston Beyaz Diş Fareler ve İnsanlar Sol Ayağım Suç ve Ceza Sefiller Yüreğim Seni Çok Sevdi Serenad Böğürtlen Kışı Senden Önce Ben Simyacı Uçurtma Avcısı Şeker Portakalı Kürk Mantolu Madonna