Din ve Psikiyatri

Din ve Psikiyatri
Kitabın Yazarı:Irvin D. Yalom Kitap Türü:Psikoloji Yayınevi:Pegasus Yayınları Yayınlandığı Yıl:2017 Sayfa Sayısı:64 ISBN:9786052992777 Kitap Puanı:7.7 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:14,99 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Din ve Psikiyatri - Irvin D. Yalom

Kitap Türü:Psikoloji Orjinal Adı:Religion and PsychiatryÇeviren:Zeliha Babayiğit

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Din ve Psikiyatri Özet

Amerikan Psikiyatri Birliği 2000 yılında Irvin Yalom’a din ve psikiyatriye önemli katkılarından dolayı Oskar Pfister Ödülü’nü verdi. Bu eserde Yalom’un ödül alırken yaptığı konuşmayı bulacaksınız. Yalom’a bu ödülü aldığı haberi gelince Yalom “Emin misiniz? Benim ateist olduğumu biliyorsunuz, değil mi?” diye sormaktan kendini alamamıştır. Aldığı zarif cevap karşısında içinin rahatladığını söylemek mümkündür. Yalom’a göre varoluşsal psikoterapi ile din arasında karmaşık, gerilimli bir ilişki mevcuttur. İkisi de insanlığın doğasında bulunan umutsuzluğa çare bulmak gibi bir görevi paylaşıyor. Bazen de ortak yöntemleri kullanıyor: birebir ilişki, itiraf etme, içe bakış, başkalarını ve kendini bağışlama. Varoluşsal psikiyatrinin temelinde yer alan entelektüel sorgulamaları mümkün kılan ilk yer dini kurumlardır. İki yönü mevcuttur. Dini kurumlar felsefi sorgulamayı teşvik edip desteklemekte hatta yüzyıllar boyunca felsefi sorgulamanın tek destekleyicisi olmakta olumsuz olarak da neyin düşünülebileceğini ve hangi problemlerin incelenebilineceğini sınırlandırmasını öne sürmektedir.

Yalom, dini gelişiminin yaşamının daha en başlarında dinsel bir otoriteye bağlı olma şansının ailesinin sahip olduğu katı, sert otorite havasına sahip dini inanışları nedeniyle zarar gördüğünü ifade etmektedir. Erken dönemde sırtlanılan pek çok mantıksız inanış ve korku gibi dinsel ögeleri reddettiğini ifade etmiştir. Schopenhauer’nın, dini sadece karanlıkta görünen bir ateş böceğine benzettiği metaforunu da kendisine yakın bulduğunu ifade etmiştir.

Mesleki gelişiminin de din konusundaki erken dönem yaşantılarından etkilenmiş olabileceğini ifade etmektedir. Geleneksel psikanalizin katı ve gayriinsani duruşunun ona kökten dincilikle rahatsız edici bir benzerlik taşıyormuş gibi de gelmiştir Yalom’a. Dinden uzaklaşmasıyla felsefeye yoğunlaşması arasında ters orantı olduğunu söylemek de mümkündür. İzinden gittiği pek çok filozof insanlığı keşfinde ona ışık tutmuştur. Felsefe kendi deyimiyle Yalom için bir onay mekanizması olmuştur.

Yalom konuşmasına varoluşçu terapiye dair açıklamalarıyla devam etmiştir. Varoluşçu terapiyi “Varoluşla ilgili meselelere odaklanan dinamik bir terapi yaklaşımı” olarak tanımlamış; dinamik kavramına ise ekstra bir parantez açma gereği duymuştur. Dinamik terimini teknik anlamda kullandığını Freud’un duygu, düşünce ve davranışların içindeki çatışan güçlerin ürettiğini ileri süren zihinsel işlev modeline uzandığını belirtmiştir. Bu yönüyle diğer psikanalitik ideolojilere benzese de “Çatışan iç güçlerin yapısı nasıldır?" diye sorulduğunda varoluşçu psikoterapi diğer psikanalitik ideolojilerden ayrılır. Varoluşçu psikoterapi; içgüdüsel çabalarımızla, içselleştirdiğimiz önemli yetişkinlerle veya unutulmuş travmatik anı parçalarıyla mücadelemizin yanında varoluşun getirileriyle de yüzleşmemizden kaynaklanmaktadır. Pratikte ise içerik sadece söylenen şeylerdir: söylenen sözler, temas edilen başlıca konular. Süreç ise tamamen farklı bir şeyi ifade eder ve son derece önemli bir boyuttur: hasta ve terapist arasındaki kişiler arası ilişki. Yalom, terapist ve hastayı “birlikte yolculuk eden kimseler” olarak ifade etmektedir. Dini inançların temelinde yatan tüm kültürlerdeki nihai kaygılarla baş etmek zorunda kalındığı ve insanlığın yapısında mevcut olan kaygıdan kaçmanın bir yolunu aradığını düşünmektedir. Din de insanlığın varoluşsal kaygısını yatıştıma girişimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden dini inançların her yerde var olmasının nedeni, varoluşsal kaygının her yerde var olmasıdır. Varoluşsal kaygı bize “Tüm bunların ne anlamı var?” sorusunun sorulmasına yol açar. Oysa biz insanlar hala anlayamıyor, daha büyük bir amaç ya da görevin varlığını önce talep ediyor sonra da meşrulaştırıyoruz, demektedir, Yalom. Hayatın anlamının ve amacının peşine açıkça düşmemek, anlamlı ve gerçek bir uğraşın içine daldıktan sonra onun kendiliğinden gelmesine izin vermenin en iyisi olduğunu ifade etmektedir. Buda’nın da dediği gibi en iyisi, insanın kendini yaşam nehrine bırakması ve bu meselenin akıp gitmesine izin vermesidir. Bir terapist olarak ise hastanın dini görüşleri hakkında iyi bilgi sahibi olmak da önemlidir.

Yalom açıkça dini görüşlerini ifade etmiştir. Doğaüstü güçlere inancın bizi aciz ve edilgen konuma getirebileceğini ifade etmiş ve yaşanmamış bir hayat yerine iyi yaşanmış bir hayat bırakmayı önemsediğini ifade etmiştir.

Herkese her satırı hitap etmese de alınabilecek önemli bilgiler ve çıkarılacak yaşam derslerinin olduğunu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Din ve Psikiyatri Yorumları