Yaraya Tuz Basmak

Yaraya Tuz Basmak
Kitabın Yazarı:Attila İlhan Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları Yayınlandığı Yıl:2007 Sayfa Sayısı:421 ISBN:9789754583649 Kitap Puanı:8.6 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:28,80 TL KitapYurdu:31,17 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.6
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Yaraya Tuz Basmak - Attila İlhan

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Yaraya Tuz Basmak Özet

II. Dünya Savaşının bitmesinin ardından dünya siyasetine Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya arasındaki rekabet damgasını vurur. Aralarında yaptıkları antlaşmaya göre Kore toprakları 38. Enlem çizgisinde ikiye ayrılır. Güney Kore Cumhuriyeti ABD hakimiyetinde yer alırken Sovyet Rusya da Kuzey Kore Halk Cumhuriyetini kurar. Tüm bu gelişmelerden bir sene sonra Çin’de Mao Zedong önderliğindeki Çin Halk Cumhuriyeti kurulunca Sovyetler Birliğinin Asya kıtasındaki konumu yükselir. Bu konumu perçinlemek ve ABD’yi Asya’dan uzaklaştırmak isteyen Sovyetlerin talimatıyla Kuzey Kore güçleri 25 Haziran 1950 tarihinde 38. Enlemi geçerek Güney Kore’ye saldırır. Barışın çiğnenmesi üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üye devletleri 27 Haziran günü Güney Kore’ye yardım çağrısına kabul oyu verir. Demokrat Parti yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti de NATO’ya katılabilme fırsatı yakalamak için TBMM onayına bile sunmadan “barışı korumak ve Kore’de hizmet etmek üzere 4500 mevcutlu silahlı bir savaş birliğini Birleşmiş Milletler emrine vermeye karar verir”. Süvari Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutanlığındaki bir komutanlık karargahıyla üç piyade taburlu 241. Piyade Alayından, üç bataryalı bir motorlu topçu taburundan ve gerekli yardımcı birliklerden meydana gelen Türk Tugayı 21 gün süren yolculuktan sonra İskenderun’dan Pusan’a ulaşır.

Yaraya Tuz Basmak’taki 241. Alay, 2. Tabur, 1. Takım Komutanı Üsteğmen Demir Çukurcalı, 26 Ocak-6 Şubat arasında Suvan, 5 Nisan-30 Nisan Hantan Irmağı dolaylarında süren harekatlarda, 156 ve 185 Rakımlı Tepe Muharebelerinde çetin mücadeleler verdikten sonra düşman askerlerinin kurduğu bubi tuzağının faaliyete geçmesiyle gerçekleşen patlamada kasıklarından ve başından ağır yaralanır. Götürüldüğü Amerikan Sahra Hastanesinde durumu ciddi görülünce Pusan’daki İsveç Hastanesine yatırılan Üsteğmen, burada iki hafta boyunca kendine gelmeyince Tokyo Amerikan Askeri Hastanesine sevk edilir. Uzun bir iyileşme sürecinin ardından kendisine Kore’den miras kalacak olan ani baş dönmesi, kulak çınlaması, psikolojik temelli iktidarsızlık ve Silver Star madalyası ile tebdili hava için doğup büyüdüğü şehre, Bursa’ya döner. Burada bir süre vakit geçirdikten sonra annesi Emine Suat Hanım ile Millî Mücadele sırasında Anadolu’da şehit olan amcası Hayrullah’ın gizli aşkının delili olan mektupları okuyunca ailesi tarafından ve kendisiyle aynı patlamada yaralanarak sol bacağı diz üstünden ampute edilen Gazi Baba Saffet’le olan konuşmalarıyla da ülkesinin yöneticileri tarafından aldatıldığını fark ederek İstanbul’a döner. Yıldız’da Harp Akademisinde kurmaylık eğitimi alan Yüzbaşı Aziz’in (Zizi) tanıştırdığı Kore Savaşına katılmış ve yurda dönmüş subaylar ve astsubaylarla savaşın sebebi, akışı, idaresi ve sonuçlarına dair yazı dizisi hazırlayan Birlik Gazetesi yazarı Ümid (Keleşoğlu) Ersoy’la kısa sürede bir ilişkiye başlar. Ancak bu ilişkinin cinsellik kısmı tek taraflıdır. Londra Bar’da tanıştığı Aysel’le olan münasebetinden sonuç almamasına bir de Ümid’le olan ilişkisi eklenince Yüzbaşı Demir tüm dikkatini hükümete karşı ihtilal planı yapan meslektaşlarına verir. Ancak Tokyo’daki bir geyşa evinde gördüğü Mamasan Shamisen’in yer aldığı cinsel içerikli karışık rüyalarına Kuledibi’nde pansiyoner olarak kaldığı Suat Hacıbeyoğlu’nun görüntüsü eklenince Ümid’le planladığı evlilik kararında şüpheye düşer. Tüm bunlar yaşanırken ülkede gerilim hızla tırmanmakta, Menderes Hükümetinin aldığı kararlar askerleri ve öğrencileri kışkırtmaktadır. 37 subayın bir araya gelerek İstanbul Radyosunda ilan ettiği üzere 27 Mayıs 03:00’te idareyi almasıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki ilk askeri darbe gerçekleşmiş olur. İhtilal uzadıkça Milli Birlik Komitesi cuntası arasında ikilik çıkmaya başlar. Birinci grup iktidarın hemen halka devredilmesini savunurken, binbaşılık rütbesi almış Demir Çukurcalı’nın da dahil olduğu ikinci grup ise Atatürk’ün başlattığı ancak bitiremediği yenilikleri tamamladıktan sonra yönetimi devretmek düşüncesindedir. Birinci görüşe sahip askerlerin istediği gerçekleşince Demir ve arkadaşları aldatılmışlığı yeniden tadar. Üstelik bu sefer meslektaşları tarafından askeri mahkemeye sevk edilmek üzere aranmaktadırlar da. Binbaşı Demir bunun üzerine annesi Hayrun’un Suat’a hediye ettiği Vaniköy’deki yalıda gizlenir. 24 Kasım 1960’ta ise malulen emekliliğe ayrılır.

Aynanın İçindekiler serisinin bu üçüncü kitabında, çok partili sistemle seçimi kazanmış ilk Türk partisinin Kore Savaşına katılma kararı ile başlayan Yassıada Yargılamalarına kadar süren on yıllık iktidar süreci anlatılmıştır. Bu süreç içerisinde Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu, Türkiye’nin NATO üyeliği, ispat hakkı meselesi nedeniyle DP’yle ters düşen 19 milletvekilinin Hürriyet Partisini kurması, 1955 yerel seçimlerine CHP ve CMP’nin katılmaması, Tahkikat Komisyonun kurulması, 28-29 Nisan Olayları, İstanbul’da gerçekleşen NATO Dış İşleri Bakanları Toplantısı, 147’ler olayı gibi Türk siyasi gündemini etkileyen olaylar da tıpkı serinin diğer kitapları gibi romanın başına eklenen “Bu kitapta anlatılanların gerçek kişilerle ve olaylarla hiçbir ilgisi yoktur. Onları ben, büyük bir aynanın içinde gördüm. Üstelik ayna dumanlıydı ve olmayan bir şehirde geziniyordu” epigrafını yalanlar niteliktedir.

Editör: Pınar Tufanlı

Yaraya Tuz Basmak Yorumları