Bıçağın Ucu

Bıçağın Ucu
Kitabın Yazarı:Attila İlhan Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları Yayınlandığı Yıl:2002 Sayfa Sayısı:455 ISBN:9789754583250 Kitap Puanı:8.2 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:22,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Bıçağın Ucu - Attila İlhan

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Bıçağın Ucu Özet

Ocak

Halim altı aydır gazetede musahhih olarak çalışıyordu. Onunla ilgili sürgün haberini duyan patronu onu işten çıkarmaya karar verir. Onunla güzel bir dille konuşarak işten çıkardığını söyler. Halim iş yerinden ayrılır, sokaklarda yürümeye başlar. İşten çıkarılma sebebini abisi olarak görür. Bu sıkıntılı düşünceler onu meyhaneye gitme fikrine götürür. Meyhanede Ali İhsan diye arkadaşıyla karşılaşır. Onunla sohbet eder, sürgüne gideceğini arkadaşı da öğrenmiştir. Halim iyice düşüncelere dalar gider. Sonra bir anda meyhaneden kalkıp gider. Yolda giderken kendini birinin takip ettiğini düşünür. Sürgün yemiş biri olarak siyasi polisin kendini takip ettiğini içinden düşünür. Bir anda hızlanır ki kendini takip eden İstanbul'un karanlık dünyasından başka bir şey değildir. Halim evden çıkarken eşine rol aldığı tiyatroya gidelim demiştir. Eşi Suat, Halim’e hep kızgındır. İçinden hep ona karşı düşünceler geçip duruyordur. O sırada kapıyı biri yumruklar gelen Ferit dayıdır. Kapıyı açar. Dayı, Halim’i sorar, Suat da gazeteden çıkardılar, sinemayı deniyor dedi. Dayı onlara her geldiğinde genelde savaş anılarını anlatır. Suat da ondan anılarını anlatmasını ister. Ferit dayı milli mücadeleden başlayıp Cumhuriyetin ilanına kadar yaşananları anlatmıştır. Anılarını anlatırken Adnan Menderes'i kendi partisini lağvetmekle suçlar. Onun yaptığı yeniliklerle amacı Kemal Paşa’nın inkılaplarına sünger çekmek olduğunu söyler. Birden konuyu değiştirip Suat’ın annesinden, babasından konu açar. Suat seslenmez bu konu açılınca. Dayı da paldır küldür kalkıp gider. Halim Sinemada işini bitirdikten sonra bir yere uğrar, orada onu bekleyen bir mektup vardır. Mektup ailesinden gelir, babası ağır hastadır, annesi bu son zamanlarında yanlarında olmasını istiyordu. Halim babası rahmeti rahmana kavuşursa mirasına biz konarız diye düşüncelere dalar. Bu düşünce ve hayaller içinde sonunda evine gelmiştir. Karısına sana söyleyeceklerim var dedi, mektubu gösterir, artık maddiyatsızlıktan kurtulacağız diye müjde verir. Suat tepkisiz kalır bu duruma. Bir gün sonra rutin yaşantıları devam eder. Suat, Halim evden gittikten sonra kahvesini yapıp yanına kitabını alır, koltuğa oturup düşüncelere dalar. Kendisini dayısının anlattığı anıların içinde bulur. Ruhen o anıların içindedir. Film şeridi gibi kendini o anıları yaşamış gibi hayallere dalmıştır. Anıları tüm detayıyla hayal eder, sonrasında yeniden gerçek dünyasına dönmüştür. Bu bölümde çoğunlukla karakterler arası kişilik geçişleri vardır. Genelde Suat bu görevi üstlenmiştir. Geçmişe dönüş çok fazladır.

ŞUBAT

Halim’in kafası iyice bozulmuştur. Postaneye gidip ailesine ulaşmaya çalışıyordu fakat cevap veren olmamıştır. İçi içini kemirir, mirası, güzel günleri düşünür. Bu fırsatı kaçırmamalıdır. Bu düşünceler içinde meyhaneye gider. Her zamanki gibi arkadaşları oradadır. Onların yanına gider, oturur. Sofrada yine siyaset konuşuluyordu. Galip, bu konudan huzursuz olur. Konuştukları arkadaşlarının birinin polis olduğundan şüphe ederler. Bundan dolayı huzursuzluk vardır. Başka konulardan konuşalım demiştir. Sohbet, meslekleri olan tiyatro, sinema alanı hakkında devam eder. Bu konuşma devam ederken Halim, kendi içindeki konuşmalarla meşguldür. Ailesine neden ulaşamadığını düşünür. O sırada Nubar onları mekândan kovar. Halim ile Galip beraber çıkarlar. Yürürlerken aralarında konuşurlar. Polis olduğundan şüphe ettikleri Korkut isimli kişinin onlar ne konuşsa yetiştirdiğinden yakınır Halim. Galib’i uyarır konuşmalarına dikkat etmesi konusunda. Sendika kuracaklardır bunun suç olmadığını söyler Galib. Sendikanın tek farkının Adnan Menderes’ e uşaklık etmeyecek olmasını söyler. Yolda giderlerken arkadaşları ile karşılaşırlar. Konuşmaya başlarlar, o sırada Korkut denen kişi konuşurken ağzından laf anlamaya çalışır gibi hareketler sergiler. Halim onun polis olduğunu düşündüğü için merak etme her şeyi deyip kızar. Halim zamanında hapse girdiği için konuşmalarına dikkat eder olmuştu. Temkinli yaklaşıyordu insanlara. Halim düşünceler içinde evine varır. Evde onu bir mektup bekliyordu. Gelen mektup ailesinden değil gazetedeki ilanı okuyan odalarını tutmak niyetinde olan Yüzbaşı Demir Çukurcalıdan gelmiştir. Bu duruma Halim sinirlenmiştir. Odayı tutmak isteyen kişinin asker olduğunu öğrenen Halim, küplere biner, karısını ikna etmeye çalışır, bu kişiye odayı vermeyelim diye. Çünkü Halim hapse girerken asker tarafından sorguya alınır o kötü, zalim günler aklına gelir. Bir de üstüne asker kaçağıdır. Bu nedenlerden dolayı bu kişiye oda kiralamak istemez. Çalışıp eve para getireceğini söyler karısına. Buna ihtiyacımız kalmayacak inşallah dedi. Suat bu konuşmalardan sonra Matmazel Raşel’in yanına gider. İlk defa içini birine açar. Matmazel Raşel’de ona bu oda işini bu kadar abartmaya gerek yok, hayatında yeni bir şeyler olsun çok rutin bir hayatın var demiştir. Suat ise her zaman ki içe kapanık halinde düşüncelere dalmıştı. Bir süre daha oturduktan sonra oradan ayrılır, eve gider. Halim evde onu bekliyordur. Ona kötü haberi verir, abisinden mektup geldiğini ve babasının durumunun gayet iyi olduğunu yazmıştır mektuba. Halim’in Miras hayalleri de suya düşmüştür. Suat durgun, tepkisizdir bu duruma. Sonrasında odayı kiraya verme konusu açılır, Halim artık ses çıkarmaz başka çaremiz yok diye söyler. Maddi olarak durumları iyi değildir bu kiraya muhtaçlardır. Uzun bir sessizlik sonunda uyurlar. Sabah Halim iş için Galib’in yanına gider. Suat’ta odayı tutmak için gelecek kişiyi bekler. Adam gelir, evi gezer, para konusunda anlaşırlar Pazartesi gelip yerleşeceğini söyler sonra da gider. Halim meyhaneye gitmiştir. Bu oda kiralama işi içine sinmiyordur, çünkü bu odayı tutacak kişi gizli ajan olarak evine yerleştirilmek için gönderilmiş olabilir diye düşünür. O sırada arkadaşı Ali İhsan eşi Suat’tan Fransızca dersi vermesini teklif eder. Arkadaşının bu teklifi hoşuna gider, bu oda kiralama işine gerek kalmaz diye düşünmüştür. Hemen eve gider. Suat’a oda işinden vazgeçelim diye yalvarır. Suat ise adamla anlaşmayı yaptım bile demiştir. Halim ısrarla bu kişinin ajan olabileceğini söylemiştir. Bunun üzerine eşi de seni şubeden çağırıyorlar; Görüyorsun ya bilgi edinmek gerektiği zaman seni doğrudan çağırıyorlar Yüzbaşına gerek yok diye karşılık verir. Halim’i bir sıkıntı alır, yatağına uyumaya gider. Tabi ki sabaha kadar uyku tutmaz. Tüm gece boyunca geçmişte hapishanede yaşadıklarını hatırlar, derin bir hüzün kaplar içini. Pazartesi’ye kadar hep aynı üzüntü, düşünceler devam eder. Pazartesi sabah erkenden uyanır. Birinci şubeye gider, müdür muavininin yanına götürülür. Korktuğu gibi bir konuşma olmuyor. Çağırma nedenleri arkadaşı Galib’in kuracağı sendikanın amacının ne olduğunu, partiyle alakası var mı yok mu diye araştırmasını isterler. Sen vicdanlı Anadolu çocuğusun diye de sürekli tekrarlar müdür muavini.

MART

Suat’ın içini karamsar düşünceler sarmıştır. Halim’e ne olacak diye kafasında türlü senaryolar kurar. Bir anda kapı çalar, Suat irkilir. Halim geldi zanneder fakat gelen odayı kiralayan Yüzbaşı Demir Bey’dir. Yerleşmek için gelmiştir. Suat da o sırada yine Halim ile ilgili düşüncelerini kafasında kuruyordur. Akşam olur Halim gelir, Suat onu gördükten sonra eski ilgisiz haline dönmüştür. Halim yeni kiracı ile tanışır, onu yemeğe davet eder. Beraber güzel vakit geçirirler. Suat ise bu durumdan sıkılır odasına çekilir. Halim gece yarısı yatağına gelir, yeni kiracıyı sevdiğini kafa dengi olduğunu söyler. Sonra uyurlar. Ertesi gün Suat, Halim akşam gelince şubeye neden çağrıldıklarını sorar, Halim ise birkaç yalan cümle ile onu geçiştirir. Sonra evden çıkıp Galib’in yanına gider. Galip ona yeni kurulacak olan sendika ile ilgili planlarını anlatır. Halim’e de bir rol vereceğini söyler. Fakat bir zaman sonra Halimin rolünü Galip başka bir arkadaşa vermiştir. Ona karşı kinlenir ve aklına müdür muavininin dedikleri gelir. İçinden verdikleri numarayı aramak gelir sonradan vazgeçer. Evine gider. Evde onu bir mektup bekliyordu. Heyecanla açar, okur, mektup ailesinden gelmiştir. Babasının durumunun iyi olmadığı yazıyordur. Halim yine zengin olacağım hayaline kapılır, miras hırsıyla. Düşüncelere dalarak uyumuştur. Sabah olunca Suat yine rutin işlerini yapıyordur, Yüzbaşı Demir’in odasını toplamaya girer fakat odası gayet düzenlidir. Çekmecesinde bir bayan fotoğrafı görür, kim olduğunu merak eder. O sırada kapı çalıyordu. Panikle elindekini yerine bırakır. Gelen Yüzbaşı Demir’dir. Biraz muhabbet ederler ki kapı yine çalar, gelen Ferit dayıdır. Bir hışımla içeri girer. Dayı yorulmuştur, biraz dertlenir yaşlılıktan. Yüzbaşı Demir’e kim olduğunu sorar, tanışırlar. Daha sonra yaşadığı dönemin başbakanı Adnan Menderes'le ilgili biraz yorum yapar, memnun olmadığı durumları dile getirir. Yüzbaşı Demir’e de bu konu hakkındaki yorumunu sorar, o ise ben askerim, politikacı değilim demiştir. Ferit dayı konuyu değiştirir. Biraz daha oturduktan sonra Suat’ı yanına çağırır fısıldayarak yengesinin kendilerini yarın yemeğe beklediğini söyler. Sonra da gider. Halim, gitmeye yanaşmadı. Önemli bir buluşmasının olduğunu söyler. Demir’i de çağırmışlardı, onunla beraber gidebileceğini söyledi. Suat ilk defa eşinden farklı biri ile gideceği için değişik duygular içindeydi. Ama yapacağı bir şey de yoktu. Yengesi yıllardır görmediği annesi ile ilgili bir şeyler anlatacaktı, mutlaka gitmeliydi. Sabah uyanır, Demir ile dayısına giderler. Dayısı ile Demir sohbete dalarlar. Yengesi Suat’a annesinin yıllar sonra onlara neden geldiğini anlatır. Annesi Suat’ı merak ediyormuş, ona destek olmak istemiş bu yüzden adresini yengesinden istemiş. Yengesi de adresini bilmiyorum demiş. Suat da sinirle yüzünü şeytan görsün demiş, konuyu kapatmış. O sırada Demir ile dayı sohbet içindedirler. Demir ilk defa siyaset hakkında konuşur. Ferit dayının savunduğu cümleleri eleştirir. Atatürk'ten sonra inkılapların, çağdaşlığın, ilerleyişin durduğunu ifade eder. Savunduğu düşüncelere körü körüne bağlanmayıp, araştırmasını söyler. İktidara gelen kişilerin inkılapları devam ettirme gibi bir amacının olmadığını demiştir. Ferit dayı, bunları duyunca şok geçirir, anlat bakalım evladım sen doğru şeyler anlatıyor gibisin demiştir. Demir anlattıkça dayı şaşırır. Halim, önemli buluşması için Park Otel’in önüne yarım saat önceden gelmiştir. Abisi ile görüşecektir, içi içini yiyordu. Abisi buluşacakları saat odasına çağırtır. O kadar soğuktur ki sanki gelen kardeşi değildir. Resmi bir şekilde konuşmaya başlar. Seni önemli bir durumdan dolayı çağırdım dedi. Mesele Halim’i çağıran müdür muavininin söyledikleridir. Bir an önce bu pislik durumlardan kurtulmasını, ailesinin adını temize çıkarmasını kızgınlıkla söyler. Sonra da diyeceklerim bu kadardı çıkabilirsin, görüşmem var demiştir. Halim de sessizce odadan çıkar, kendi kendine kızar ona karşı bir şeyler söyleyemediği için. Suat, akşam dayısından Demir ile dönüyordur. O sırada aralarında bir takım konuşmalar geçer. Demir, Suat’a sık sık dalıyorsunuz dedi. Suat önce kabul etmez sonra hayata karşı yenik olduğunu söyler. Demir ise istese bu zorluğun üstesinden gelebileceği ile ilgili tavsiyelerde bulunur. Bu bölümün son kısmında Suat derin bir geçmiş yolculuğuna çıkar. Çocukken yaşadıklarını anımsar. Annesinden neden nefret ettiğini anlatır. Annesi babası hasta olduktan sonra bambaşka biri haline gelir. Erkekleşmeye başlar yani erkek gibi giyinmek, erkeğin hareketlerini üzerinde taşımak gibi. Üstelik son radde gelen bir şey daha yapar ki bu durum Suat da derin yaralar açar. Evlerinde kalan Fransızca hocasının ağlama sesini odasından duyar, yanına gider, bakar ki o iğrenç görüntü istifa edesi gelir. Odadan nasıl çıktığını bilemez. Ardından annesi yanına gelir, yalvarır babana bu durumu anlatma diye. Suat da tiksintiyle beni yalnız bırak kimseye bir şey demeyeceğim demiştir. O gün bugündür annesinden nefret eder, affetmez, konuşmaz.

NİSAN

Bu bölüm Halim’in Galip ile sendika toplantısına gitmesi ile başlar. Aralarında birtakım siyasi-sosyal konuşmalar geçer. Daha sonra Suat’ın Yüzbaşı Demirin evde olduğu zamanlarda vaktinin nasıl geçtiği anlatılıyor. Günün birinde kapı çalar, gelen Demir'in arkadaşı Ümit. Hararetli bir şekilde Demir’i aradığını söyler. Suat’tan Demir gelince yarın 12’de buluşacağı kişinin kararlaştırdıkları mekânda bekleyecekmiş demesini ister. Sonra oradan ayrılır. Halim, heyecanla eve gelir, Suat'a önemli şeyler oldu diye anlatmaya başlar. Üniversite öğrencileri meydanda Menderes istifa diye bağırdıklarını ve bunun sonucunda polis zoruyla dağıtılmaya çalıştıklarını anlatır. Radyoyu açarlar, sıkıyönetim ilan edildiği duyuruluyordur.

MAYIS

Bu bölüm Suat’ın evine aniden annesinin gelmesi olayı ile başlar. Annesi tam bir erkek kılığında olduğu için ilk tanımıyor, içinden yakışıklı bir beyefendi diyor. Sonra beni tanımadın mı meleğim sözünden sonra tanıyor. Sohbet ediyorlar. Suat gerçeklerle yüzleşmekten korktuğu için eşi ve Demir gelmeden biran önce evden çıkmasını sağlıyor. Beraber dışarı çıkıyorlar. Biraz geziyorlar, o sırada Suat yine düşüncelere dalıyor. Annesini inceledikçe ona çok benzediğini düşünüyor. Epey bir sessizlik olduktan sonra Suat sıkıyönetimden dolayı saati bahane ederek acilen eve gitmesi gerektiğini söyler. Dönerlerken yolda hiç konuşmazlar. Bölümün sonunda Suat bıçakla intihar etmeye karar verir fakat beceremez. O sırada kocası odaya girer onu kötü halde görür ve dertleşirler. Bir anda sokaktan yüksek sesler duyulur. Radyoyu açarlar. 27 Mayıs Askeri darbenin ilanı veriliyordur. Hükümet düşmüştür. Yönetime silahlı kuvvetleri geçmiştir.

DEĞERLENDİRME

Attila İlhan 15 Haziran 1925’te doğar. Türkiye’nin üretken yazarlarından biridir. Romanda kişilerin iç konuşmalarına fazla yer verilmiştir. Bilinç akışı yöntemine de başvurulmuştur. İmge kullanımı fazladır bu durum bazen okumayı zorlaştırsa da beğenerek okuduğumu söyleyebilirim. Yazar, Türkiye'nin eski zamanlarda yaşadığı siyasi-sosyal durumları aydınlar gözünden anlatmıştır. Attila İlhan okumayanlara tavsiye ederim.

Editör: Fatma Özdemir

Bıçağın Ucu Yorumları

çok güzel bir özet olmuş fatma hocam 😘🥰

22-11-2020 13:48