Primo Türk Çocuğu

Ömer Seyfettin Primo Türk Çocuğu
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Öykü/Hikaye
Yayınevi:Timaş Basım
Yayınlandığı Yıl:1920
Sayfa Sayısı:96
ISBN:9753628679
Kitap Puanı:
6.2 / 10 | Oy: 44 | Yorum: 1
Editör Puanı:8
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
KitapYurdu:3,50 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Arka Kapak Bilgisi

Primo Türk Çocuğu Özeti

Ömer Seyfettin Primo Türk Çocuğu


Primo Türk Çocuğu, Türk bir baba ve İtalyan bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Primo’nun küçük yaşında fark ettiği milli benlik duygusu ve bunu yaşatma idealini konu alan anlamlı bir kitap. Türklüğün kanının son damlasına kadar işlediğinin kanıtı olarak herhangi bir yönlendirilme olmaksızın Türklüğü seçen Primo, 1. Dünya Savaşı arifesinde bulunan Türkiye’de büyüklerine taş çıkarır nitelikte bir cesaret örneği gösterir.

Türklerin Avrupa karşısındaki durumu, tarihten gelen Türklük efsaneleri ve savaşa dair eleştiriler de bu hikaye içinde özümsenir. Primo Türk Çocuğu kitabı son derece akıcı ve anlaşılır olmakla birlikte tek eksik yanı sonuyla ilgili. Bitmemiş hissiyatı barındıran bir sonla okuyucusuna veda ediyor kitap…

Türkiye, Meşrutiyet'in yeni ilan edildiği, 1. Dünya Savaşı'nın yakın olduğu bir felaket zamanını yaşamaktadır. Selanik, Türklerin yanı sıra çok sayıda yabancıyla da doludur. Özellikle İtalyanlar ve Rumların sayısı oldukça fazladır.

Kenan, Selanik'te yaşayan bir Türk olmakla birlikte eğitimini Avrupa'da almış ve Türklerin barbar olduğuna inanan bir mühendis olarak yetişmiştir. Avrupalılar Türkleri vahşi ve barbar olarak bilirken kendilerini dünyaya medeniyet getirenler olarak tanıtıyorlardı. Kenan da bu düşüncede olup Selanik'teki İtalyan Mason Locası'na mensuptu. Karısı da bir İtalyan olan Grazia idi ve Grazia'ya aşık olan Kenan onunla evlenmek için pek çok şartı kabul etmişti. Bu şartlar arasında çocukların İtalyan düzenine göre yetiştirilmesi, Grazia'ya her konuda serbestlik verilmesi gibi konular yer alıyordu. Kenan bunları seve seve kabul etmişti. Evlenmelerinin ardından iki erkek çocukları dünyaya gelmiş ve bunlara İtalyan adetine uygun olarak İtalyanca bir ve iki anlamlarına gelen Primo, Sekundo isimleri verilmişti. Sekundo hastalanıp ölünce tek çocukları Primo kalmıştı geriye.

Kenan 10 yıldır evli olduğu ve aşık olduğu kadını, içinde bulundukları durumu düşünüyor ve utanıyordu. Medeniyet ve insanlık narası atan Avrupa dünyayı esir ediyor, silahsız milletlere saldırıp onların mallarını yağmalıyordu. Düne kadar Türk olmaktan utanan ruhu şimdi hiddet, sinir ve pişmanlıkla doluydu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamazdı. Kendi varlığını inkar edemezdi. Kafası düşüncelerle dolu bir şekilde boş boş sokaklarda geziniyor, evine gitmeye cesaret edemiyordu. Bir otelde geceyi geçirmeye karar verdi. Otelde gece boyu uyuyamadım eve geldiğinde karısının dışarıda olduğunu öğrendi. Karısı valizlerini de hazırlamıştı. Odada karısını beklerken odayı incelemeye koyuldu. Bir zamanlar ailesinin ve dedelerinin mirasıyla dolu olan hatıralarını hatırladı. Duvarda asılı kılıçları ve onların üzerindeki kurumuş düşman kanlarını...

Karısı eve gelip de kocasını görünce ona neden eve gelmediğini sorup heyecanla bir şeyler anlatmaya başladı. Yakında başlayacak olan savaştan, İtalyanların ülkeye geleceğinden, fakat artık buranın güvenli olmadığından bahsediyordu. Babası da bir telgraf çekerek İtalya ya da İstanbul gibi güvenli bir yere gitmelerini istemişti. Kenan tüm bunları sabırsızlıkla dinledikten sonra hiç bir yere gitmeyeceğini açıkladı ve karısından da kendisiyle kalması ya da İtalya'ya gitmesi arasında bir karar vermesini istedi. Kendisiyle kalmayı kabul ederse Türk olacak ve Türk adetlerine uygun şekilde yaşayacaklardı. Ya da boşanacaklar ve İtalya'ya gitme hususunda serbest olacaktı. Grazia duydukları karşısında çok şaşırmıştı. Kocasından bunları duymayı hiç beklemiyordu. Tüm bunları konuştukları sırada Primo içeri girer. Grazia onun yanında bu tatsız konuşmaya devam etmek istemeyip onu dışarı çıkarsa da Primo kapı deliğinden annesiyle babasını dinlemeye başlar.

Primo Türkçe bilmemektedir. Fransızca ve ana dili olarak da İtalyanca konuşmaktadır. Annesiyle babasının hararetli konuşmasını dinlerken dün başına gelenleri anımsar. Rum çocuklarıyla birlikte okumasına karşın herkesin kendisinden korktuğu ve arkadaşları içinde de en güzel bulduğu çocuk olan Orhan ile konuşmuşlar, Orhan, Primo'ya babası Türk olduğu için kendisinin de Türk olduğunu ve Türklüğün ne kadar güzel olduğunu anlatmıştı. Primo da babasının Türk olmasını bir övünç kaynağı olarak görüyordu. İşte şimdi içeride annesiyle babası bir milliyet ayrılığına düşmüştü. Primo'ya kimde kalacağı hususunu bizzat çocuğun kendisine sormaya karar veren çift Primo'ya odaya aldıklarında şaşkınlık yaşarlar. Primo tek kelime İtalyanca konuşmaksızın "ben Turko, Primo Turko" diye seslenir. Primo safını belli etmiştir, bir Türk olarak babasının yanında kalacaktır.

İlk olarak Türk tarihiyle ilgili olarak babasıyla sık sık konuşmaya başlarlar. Primo Türk olarak onurlu ve gururlu dur ve gelecekten de umutludur. Yüz yıllardan beri devam eden şanlı destanlarını dinledikçe daha da gururlandır. Babası, Osmanlı'nın zayıflık sebebini, aldıkları yerlerin halklarını Türkleştirememeleri olarak görür. Ertuğrul ile kurulan hükümet Avrupa'da dahi pek çok milleti esir etmişler fakat şimdi Meşrutiyet ile bu milletlerin esiri olmaya başlamışlardı. Hıristiyan Avrupa'dan alıntılanan bu kanun Müslüman Türklere uymuyor, Türkiye'deki Hıristiyan azınlık gelişirken Türkler geriliyordu. Babası ümitsiz bir şekilde gelecekte meydana gelecek savaştan ve Selanik'in ellerinden gideceğinden bahsediyordu. Primo tüm bunları anlayamıyor, şanlı Türklerin bu kadar kolay pes etmesini kendine yediremiyordu.

Primo'nun isteği üzerine evdeki uşaklar değiştirilip Türk hizmetçiler alınınca Primo Türkçeyi de düzgünce öğrenme fırsatı buldu. Bununla kalmayıp ona bir de Türk ismi buldular: Oğuz..

Babasının gün geçtikçe artan umutsuzluğuna karşın Primo umutluydu ve Türklere güveniyordu. Ne var ki babasının bahsettiği kaçınılmaz son gerçekten de meydana geliyordu. Türkler anlaşma gereği Selanik'i bırakacaklar, Selanik Rumlar ve diğer Avrupalılar ile dolacaktı. Primo bunu duyunca çok sinirlendi. Atalarının kanıyla aldığı bu toprakları şimdi bu Türkler nasıl olur da savaşmadan öylece teslim edebilirdi, bunu aklı almıyordu. Sokakta silahlarını teslim etmiş üniformalı subayları gördükçe utanıyor, onların utanmaksızın şehirde dolaşmaları onu kızdırıyordu. Evlerinde çalışan Emine Hanım'ın oğlu da bir askerdi ve birgün onların yanına gelmişti. Anne oğulun yanına giren Primo, Türklerin silahlarını teslim ettiklerini söylüyor, ancak elinde tuttuğu silahı annesinden saklamasını istiyordu. Primo silahın saklanacağı yeri ayarlamış ve silah hakkında askere pek çok soru sorarak onun nasıl kullanılacağını öğrenmişti.

Uykularında Türklerin yeniden kahraman olduğu ve milletleri dize getirdiği rüyalar görüyordu Primo. Böyle bir rüyadan uyandığı bir sabah bahçede düşman jandarmaların olduğunu ve bir Yunan subayının babasıyla konuşmakta olduğunu görür. Babası sapsarı olmuştu. Yunanlılar onu hapse götürmekten ve haklarındaki soruşturma bitene kadar hapiste kalacağını söylüyordu. Primo aşağı inip babasıyla birlikte gider. Yol boyunca Rumlar "Türklere yuh" nidalarıyla arkalarından seslenir.

Primo, tüm bu yaşananlardan sonra kararını verir, asla korkaklık göstermeyecek ve adını tarihe yazdıran cesur bir Türk olarak ölecekti. Ne kadar uzun yaşanırsa yaşansın sonunda ölüm vardı ve ölüm ucuz bir ölüm olmamalıydı. Canını verecekse de asil bir Türk olarak vermeli, Türklüğü yaşatmalı, babasının ve milletinin intikamını almalıydı. Herkese Türklerin canını almanın bu kadar ucuz olmadığını gösterecekti. Eve gelip bu karar içinde çalışanları gönderdikten sonra silahı sakladığı yere gidip çıkardı. Kutsal bir şeyi alırcasına özenle çıkarıp defalarca öptü. Ertesi gün pazardı ve kafasından geçen eylem için son derece idealdi. Artık hiçbir şeyden korkmuyorum, yarın için sabırsızlanıyordu. Ertesi gün erken ve dinç kalkmak üzere yatağına yattı. Yanında silahı da vardı. Ölümü de böyle huzurlu bir uyku gibi düşündü ve içinden geçirdi; "keşke yarın beni bu silahımla gömseler..."

Yazar: Hamide Eken

Primo Türk Çocuğu Yorumları

Primo Türk Çocuğu Yorum konusu ve hikayesi çok iyiydi

30-04-2018 18:35 !!

Yorum Yaz

:: Ömer Seyfettin ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2018 YazarOkur Kitap.