Zoraki Diplomat

Zoraki Diplomat
Kitabın Yazarı:Yakup Kadri Karaosmanoğlu Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İletişim Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:1984 Sayfa Sayısı:366 ISBN:9789754704341 Kitap Puanı:8.8 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:34,31 TL D&R:36,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Zoraki Diplomat - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Zoraki Diplomat Özet

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Zoraki Diplomat” adlı eseri, yazarın kırk beş yaşından sonra -Atatürk’ün emri üzerine- girmek durumunda kaldığı bürokratik yaşantısına dair anılarının olduğu kitabıdır. Eserde Yakup Kadri’nin bürokrasiye nasıl girdiği, bürokrasiye girerken yaşadığı bazı sıkıntılar ve elçi olarak görev yaptığı yerler hakkında ilk ağızdan son derece önemli bilgiler bulunmaktadır. Kitapta sırasıyla; Diplomatlık Mesleğine Nasıl Girdim?, Elçiye Zeval Olmaz Derler Ama, Tiran - Arnavutluk (1934-1935), Prag – Çekoslovakya (1935 – 1939), La Haye – Hollanda (1939 – 1940), Berlin Yoluyla Türkiye’ye, Bern – İsviçre (1942 -1949), Tahran – İran (1949 – 1951) ve Hafliye başlıklı yazılar yer almaktadır. Bu yazılardan ilk ikisi konu olarak daha geniş bir kapsama sahip iken diğerleri –arada istisnalar olmakla birlikte- daha çok elçi olarak gidilen yere dair anılarla sınırlandırılmıştır. Bu yazılardan bir kısmını şu şekilde özetlemek mümkündür:

“Diplomatik Mesleğine Nasıl Girdim?” adlı yazı, adından anlaşılacağı üzere, Yakup Kadri’nin bürokratlık serüvenine nasıl başladığı ile ilgilidir. Bilindiği üzere Cumhuriyet kurulduktan sonra hem yeni yönetim sistemi olan Cumhuriyet’i hem de Atatürk ilke ve inkılaplarını daha sağlam temellere oturtmak üzere çeşitli yayın organları faaliyete geçmiştir. İşte bunlardan bir tanesi de Yakup Kadri tarafından kurulmuş olan “Kadro” isimli mecmuadır. Yakup Kadri bu mecmuada çıkan yazılarla Atatürk ilkelerini ve cumhuriyetin kuruluş felsefesini halka benimsetmeye ve özümsetmeye çalışmaktadır. Ancak bazı yazılar tepki ile karşılanır. 1932 yılında mecmuada tepki çeken bir yazı çıkar. Bunun üzerine Yakup Kadri karşıtları bir yazı yazmak ve yazarın ardından kuyu kazmak isterler. Ancak Atatürk buna engel olur. 1933 – 1934 yıllarında da benzer bir hadise olunca Çankaya köşkünde konu yankılanır. Atatürk’ün son derece sevdiği kişilerden biri olan Yakup Kadri konuyu tekrar çözeceğini düşünür ama bu sefer nafile. Sırf karakterine ve mecmuasına gölge düşmesin diye Atatürk, Yakup Kadri’nin Tiran’a elçi olarak gönderilmesini emretmiştir. Daha önce kısa süreli bir öğretmenlik macerası dışında devlet görevinde bulunmamış Yakup Kadri için bu durumu kabullenmek çok zor olsa da arkadaşları onu Atatürk’e karşı gelmemesi konusunda uyardıkları için görevi kabul etmek durumunda kalır. Böylece yaklaşık 20 yıl sürecek olan bürokratik yaşantısının fitili ateşlenmiş olur.

“Elçiye Zeval Olmaz Derler Ama” başlıklı yazıda ise elçilerin muzdarip oldukları bazı konuları Yakup Kadri’nin gözünden okuyucuya aktarılır. Bu konulardan ilki o yıllarda elçilik binalarının bulunduğu kötü koşullar idi. Bugün son derece lüks olan elçilik binaları, o dönemde çok köhne olabiliyordu. İkinci bir mesele ise elçilik binasının masrafları idi. Ülkeler arası ilişkileri düzeltme görevi olan elçilerin mesaisinin önemli bir kısmı elçilik binasının masraflarını hesaplamakla geçiyordu. Bu durum da Yakup Kadri için oldukça rahatsız edicidir. Diğer bir husus ise elçilerin sürekli olarak takınmak zorunda oldukları nezaket maskesidir. Yakup Kadri bu konudaki bir örneği şu şekilde açıklar: Bir gün Çin elçisi tarafından yemeğe davet edilir. Yemekte siyah bir çorba vardır. Tam içeceği sırada Çin elçisinin karısı çorbanın böcek kurularından yapıldığını söyler. Bu durum karşısında neredeyse kaşığı elinden düşen yazar son anda kendisini toparlar. Yazar bu yazısında bürokratların ülkeler arası olaylara dair haberleri çok geç almasını da eleştirir. Hatta çoğu zaman sıradan insanlardan bile sonra olayların elçilere duyurulmasını yadırgar. Bir gün “kişiye özel ve mahremiyeti yüksek” dereceli bir zarf alan yazar, heyecanla elçilikteki odasının kapısını kilitleyip zarfı okumak ister. Kapıyı kilitledikten sonra zarfı açan yazar o sırada açık olan radyoyu kapatmak ister. Bir de ne görsün! Radyoda yapılan anons, kendisine gizli belge diye gelen bilginin aynısı. Yazar tebessüm eder ve bürokratlar ile ilgili bir bilgisinin daha yanlış çıkmasına şahitlik eder. Yazar, bu bölümde özetle, elçilerin dışarıdan oldukça yetkili gözüktüklerini ama aslında sıradan ve mevcut iktidarların görüş ve bilgilerine harfiyen bağlı kalmak zorunda olan memurlar olduklarını ifade eder.

Kitabın diğer bölümleri de yazarın elçi olarak gittiği yerlere dair oldukça ilgi çekici izlenimlerini içeren yazılardan oluşur.

Türk edebiyatının en güçlü isimlerinden biri olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun kaleminden dökülen anı türündeki yazılardan oluşan ve işlenmeye muhtaç oldukça değerli tarih bilgilerinin yer aldığı Zoraki Diplomat, okuyucuya 20. yüzyılın ilk yarısını tüm çıplaklığıyla gösteren eşsiz bir eser.

Yazan: Şahin Yıldız

Zoraki Diplomat Yorumları