Son Devrin Din Mazlumları

Son Devrin Din Mazlumları
Kitabın Yazarı:Necip Fazıl Kısakürek Kitap Türü:Din / Tasavvuf Yayınevi:Büyük Doğu Yayınları Yayınlandığı Yıl:1969 Sayfa Sayısı:328 ISBN:9789758180134 Kitap Puanı:7.7 / 10 | Yorum: 7

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:19,38 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Son Devrin Din Mazlumları - Necip Fazıl Kısakürek

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Son Devrin Din Mazlumları Özeti

Necip Fazıl Kısakürek tasavvuf kitapları ile ün yapmış bir yazardır. Bu alanda bir çok eseri var. Son Devrin Din Mazlumları ise bu uğurda yanlışa uğramış insanlardır. Necip Fazıl Kısakürek'te bunları kaleme almıştır. Dili ağır olsa da günümüzde biraz sadeleştirilmiştir. Ağır bir konusu ve dili yüzünden çok zorlanılacak bir kitap.

Son Devrin Din Mazlumları kitabında dokuz bölüm vardır. Dokuz bölümde, kitabın adında olduğu gibi din mazlumlarından bahsedilmiştir.

MAZLUM PADİŞAH

31 Mart Salı sabahı İstanbul, tüfek sesleri ile uyanır. Bir gece baskını şeklinde sabaha karşı İstanbul’u saran eşkıya değil, hakiki askerdir. Zabitleri iplerle bağlayıp kışlada hapsetmişler, silah depolarını yağmalayarak hepsini almışlardır. Önlerine çıkan herkese, sorulan soruya hep aynı cevap: "Şeriat istiyoruz!"

Gizli niyet, önce şeriatı tepelemek, sonra da şeriat bağlısı Abdulhamid'i devirmek. Abdülhamid ise çoktan kararını vererek, onun yüzünden tek damla Müslüman kanı akıtılmasına razı değildir. İlahi kader ne ise o olur. Hakikati ters-yüz etme yoluyla, suçlu göstermek istedikleri din davasına vurulan ilk darbedir. Asiler Sultan Hamid'in pencereye gelmesini isterler ve Kabuli Kaptanı, onun itirazlarına rağmen gözünün önünde öldürürler.

Bu olayın sonunda Abdülhamid'in yanında çok kişi kalmaz. Fetvaya göre Abdülhamid şeriat kitaplarını değiştirmek, devlet hazinesini keyfine göre harcamak, tebaasını da kanunsuz öldürmek ile suçlanmaktadır. Bu suçların hepsi ise bir yalandır. Abdülhamid'i tahttan indirerek onu Selanik'e yollarlar. Sadece iki vagon ile.

ŞEYH SAİD - GENÇ İSYANI

13 Şubat Şeyh Said ve topluluğu Piran Köyü'ne doğru yola çıkar. Bir düğün içindir. Şeyh Said güzel yüzlü, derin gözlü, tatlı bakışlı, 60 yaşında biridir. Şeyh Abdurrahim'e bir düğün sebebiyle yüzlerce misafir gelir. Sofada Şeyh Said dine yapılan kötülükleri anlatarak, artık ayaklanmanın vaktinin geldiğini söyler. Öğleye doğru köye jandarma gelir ve kafilesinde ağır suçluların olduğunu, kafileyle Piran Köyü'ne geldiklerini söyler. Şeyh Said ise mahkumlara teslim olmasını söyler. Fakat mahkumlar teslim olmaz. Şeyh Said jandarmaya düğüne geldiklerini, düğün bitene kadar beklemesini sonra kendi elleriyle teslim edeceğini söyler. Fakat jandarma kabul etmez. Sonrası evi kuşatma ile olaylar başlar. Şeyh Said isyanının ilk tohumu böyle atılır. Daha sonra Ankara'ya Şeyh Said yargılanmaya getirilir. Her şeyin Piran'da olanlar ile başladığını, Diyarbakır'ı düşürseydi orada yaşayacağını ve şeriatı isteyeceğini söyler. Mahkemenin sonucunda şeyh Said ve birkaç mahkum meydanda asılarak canları alınır.

İSKİLİPLİ ATIF HOCA

İskilipli Atıf Hoca, şapka tepkisini ruhu farz edilmek veya bu uğurda şeriat temsil edici kabul edildiğinden kurban gitmiştir. Atıf Hoca hayatı baştan başa macera ve çile doludur. Onun ilk tutuklanışı meşruiyetin başında ve Mahmut Şevket Oaşa suikastı şüphelilerinden olduğundandır. Ordan oraya sürgün yedikten sonra yanlışlık oldu, diye serbest bırakılır. Sonra da özür amaçlı bir medreseye müdür tayin edilir. Kısa sürede burada namı yayılır. Atıf Hoca yabancı, Müslüman herkesin dillerinde gezmeye başlar. İslam aleminin her tarafından mektuplar almaya başlamıştır. Bir süre sonra evinde akşam namazını kılarken iki polis gelir ve evini aramak ister. Gece geç saatlere kadar aranan evden sonra Atıf Hoca'yı da alarak giderler. Kızı Melahat'ın babasını son görüşü bu zaman olur. Atıf Hoca bir hücre de kimseyle görüştürülmeden ve sorgusu yapılmadan tutulur. Sonra da Giresun'a götürülür. Sonra suçu olmadığı anlaşılsa da; İstanbul da tekrar hücreye kapatılarak, ailesine mektup yazmasına izin verirler. Buradan da Ankara'ya götürülerek İstiklal Mahkemesine çıkarılır. Mahkemeden üç yıl hapisle çıkması beklenirken, idam kararı çıkar. Atıf Hoca bunu rüyasında Peygamber Efendi'mizden haberini almıştır ve hiç şaşırmaz. Atıf Hoca şehadeti ile asılmıştır.

DOĞU FACİASI

En aşağı 50.000 Müslümanın kanının aktığı bu olaydan bir benzeri yoktur. Babalarını arayan ve yanına gitmek isteyen iki masum çocuğun Hozat kaymakamı tarafından süngületilerek babalarına yollanır. Kendisinin öğretmen ve köy halkıyla alakasız bir şahıs olduğunu iddia ederek, alevler içine atılması gibi bir sürü olay vardır. 50.000 cesedin, şahsiyetler dışı birçok din mazlumluğunun en çarpıcı levhasıdır.

Yazan: Nilay Alakuş

Son Devrin Din Mazlumları Yorumları

çok iğrenç bir kitap

08-02-2018 03:40

bütün vatan hainlerini melek gibi göstermiş yok artık

08-02-2018 04:00

iğrenç çok sıkıcı

11-02-2018 04:26

muthis bir kitap.tarihini bilmeyenlerin cografyasini baskalari cizer.

18-02-2018 18:04

abdülhamid mi mazlummuş komik

20-02-2018 04:23

şeyh saidin öldürülmesi gururdur burada böyle anlatılması tarihi çarpıtmaktir

21-02-2018 18:44

kitap güzeldir herkese tavsiye ederim

09-04-2018 07:17