Aynadaki Yalan

Aynadaki Yalan
Kitabın Yazarı:Necip Fazıl Kısakürek Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Büyük Doğu Yayınları Yayınlandığı Yıl:2008 Sayfa Sayısı:224 ISBN:9789758180097 Kitap Puanı:8.9 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:27,22 TL KitapYurdu:31,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.9
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Aynadaki Yalan Özet

Naci, İstanbul Üniversite’sinde Felsefe asistanıdır. Doktora tezini hazırlamaktadır. Her akşam arkadaşlarıyla Ressam Âbid’in atölyesinde buluşurlar. Bu atölyeye bohem hayat yaşayanlar gelmektedir. Naci bir akşam katıldığı davette Mine’nin ruhsal ve fiziksel portresini anlatır. Mine, batı özentisi, bohem bir hayat süren bir kadındır. Bu tarzıyla âdeta “doğalım” imajı vermeye çalışmaktadır. Naci’nin eleştirilerine dayanamayarak içkisini fırlatır. Masada bir kahkaha kopar. Mine, projeksiyon perdesinin arkasına geçer ve Naci’nin karşısında soyunur. Vücut hatlarını bir gölge ile salona yansıtır. Naci, askerliğini köyde yapmaktadır. Köydeki görevi askerlere kalacak yer temin etmektir. Naci, köyde çeşme başında Hatçe adında bir kız görür. Onun doğallığı, masumiyeti dikkatini çeker. Naci, Husmen Ağa adında bir adamın evine gider. Hatçe’yi bu evde de görünce şaşırır. Bu genç kız Husmen Ağa’nın torunudur. büyükbabasına bakmaktadır. İçecek servisini yaptıktan sonra Husmen Ağa’nın izniyle büyükbabaya yemek hazırlamaya gider. Naci aklındaki düşüncelerle evden ayrılır. Kafasında Mine ve Hatçe’yi kıyaslar. Mine; Naci’nin gözünde solcu, vücuduyla öne çıkan, erkekleşen bir kadındır. Hatçe; masumiyetin, dişiliğin, ön planda olduğu bir kadındır. Komutan, Naci’nin geciktiğini görünce ona sabaha kadar camide nöbet tutma cezası verir. Tabutların içine yatan askerler kalacak yer sıkıntısı olduğunu açıkça göstermektedir. Bu olayın üstüne camideki “Ölmeden ölünüz.” adlı yazı Naci’nin dikkatini çeker. Gece boyunca bu sözü düşünür. Naci, kendince bu gibi kafasından çıkmayan düşüncelere “akrebin kıskacı” adını vermiştir. Mine’yi ve Mine’nin yaşam tarzını düşünür. Ölümü unutmak için yediğini, içtiğini, gezdiğini, çiftleştiğini gözlemler. Hayvandan bir farkı yoktur. Naci’nin aşık olduğu asıl kişi Belma Hanım’dır. Belma Hanım, boğazdaki batı özentisi yalısı içerisinde günde 8 saat yaşamaktadır. Geri kalan 16 saat ise o sekiz saat için uyuduğu uykudur. Belma Hanım, yalısında parti verir. Bu partiye Mine, Ressam Âbid ve Naci katılır. Naci yine Mine ile atışmaktadır. Naci için Mine, yozlaştığı toplumun manzarasını gördüğü bir camdır. Naci, masalarına gelen Belma Hanım’ı etkilemek için güzel sözler söylese de Belma Hanım bu sözleri yapmacık bulur. Naci’nin Belma Hanım’a duyduğu aşk karşılıksız kalır. Naci, yemeden içmeden kesilir. Gece odasında Belma Hanım’a mektup yazar. Hiçbirini beğenmez çöpe atar. Deli olacağından korkar. Annesi hep destekçisi olmuştur ve onu teselli eden tek kişidir. Oğluna bu bohem hayatı terk edip tasavvufi bir hayat sürmesini söyler. Annesiyle ruh doktoruna giderler. Annesi yine oğlunu karamsar bulunca farklı çözümler üretmeye başlar. Köyde tanıştığı Hatçe ile evlenmesini ister. Oğlu buna karşı çıkar. Öte yanda Mine, Naci’yi içten içe sevmekte ve sevdiğini de Naci’ye söylemektedir. Naci, Batı’nın kölesi yaptığı bu kızı sevmemekte ve içten içe tiksinmektedir. Naci, büyük bir ruh sıkıntısından sonra yaşadığı hayatı sorgulamaya başlar. Batının maddecilik ile çürüttüğünü ruhunu tasavvufta yeşertmeye karar kılar. Naci, masasında çalışırken içeriye Husmen Ağa girer. Kızı Hatçe’nin çok hasta olduğunu ve yardım etmesini söyler. Naci, tanıdık bir arkadaşını arayarak randevu ayarlar. Hep beraber doktora giderler. Hatçe’ye Kan kanseri teşhisi konulmuştur. Doktor çok kısa ömrünün kaldığını söyler. Naci, Hatçe’nin bu hastalığı ile ölüme ve kaybetmeye kendini daha da yakın hisseder. Bu dünyanın geçici olduğunu anımsar. Birden gönlünün başköşesine Hatçe oturmuştur. Naci’nin annesi; Husmen Ağa’ya, Hatçe’nin Naci ile evlendirilmesini söyler. Naci ile Hatçe evlenirler. Naci, tasavvufa bu vesileyle daha da yaklaşır. Husmen Ağa dinine bağlı, okuyan araştıran bir adamdır. Naci bu adamın kitaplarından, bilgisinden istifade eder. Kısa süre sonra Hatçe vefat eder. Naci, tamamen doçentlik tezine odaklanır. Doçentlik tezi İslam ve şeriattir. Birkaç profesör bu tezi duyar. Naci’yi şeriatçı, gerici ilan ederler. Bu devirde kol, bacak kesilmesini çağdışı bulurlar. Naci, profesörlere bir doktorun kestiği kol için ondan hesap sorulmadığını anlatır. Doktor, kolu insanın hayatını kurtarmak için kesmiştir. Şeriattaki bu durum da toplumun hayatını kurtarmak için olmalıdır. Şeriat, sürekli kol kesilsin, eziyet olsun diye emretmemektedir. Emrettiği şey toplumdaki insanların hakkına kimsenin tecavüz etmemesi gerektiğidir. Naci’nin suikast listesinde adı yazılıdır. Savcı, Naci’yi sorguya çeker. Mine de tutuklanmıştır. Mahkemeye çıkarlar. Naci’nin tezine gelecek olursak; çağ dışı ve siyasi olgular barındırdığından tezi kabul edilmez. Naci de Babıali’de bir yer kiralar. Bundan sonra düşüncelerini dergi ve kitaplara dökmeye hazırlanır. Mine bir gün Naci’yi konuşmak için boğaza götürür. Çok içen Mine, kontrolünü kaybeder. Ve arabayı uçuruma sürer. Mine ölür, Naci gözünü hastanede açar. Naci, başına gelen bu olaylardan sonra ruh olgunluğuna kavuşur. Rüyasında Hatçe ile karşılaştıkları ilk günü görür. Rüyasını Husmen Ağa’ya anlatır. O da aynı rüyayı görmüştür. Husmen Ağa’ya erdiricisini nerde bulabileceğini söyler. Husmen Ağa da cami cami gezmesini söyler. Romanın sonunda Naci, Hafız ile karşılaşır. Hafız, aynaya inanmamasını söyler. Aynada görünen bir yansımadır. Aynadaki yalan, faniliğin kendisidir.


DEĞERLENDİRME

Necip Fazıl Kısakürek, Cumhuriyet Dönemi yazar ve şairimizdir. Büyük Doğu ideolojisine bağlıdır. Bu ideolojiyi kendisi başlatmıştır. Sanat için sanat anlayışına bağlıdır. Edebiyatımızda “Üstat, Kaldırımlar Şairi” isimleriyle bilinir. Edebiyatımızın büyük düşünce yazarı ve şairlerinden olan Üstat’ın bu eseri, aslında kendi hayatından izler taşımaktadır. Eserde konu olarak batılılaşma, kadın, İslam, şeriat, ruh, ölüm gibi fikirler yoğunluktadır. Romanda, Oscar Wilde, Yahya Kemal Beyatlı, William Shakespeare’den sözler ile atıf yapılmıştır. Eserde, kendi çıktığı kabuğu beğenmeyen neslin eleştirisine yer verilmiştir. Necip Fazıl Kısakürek, edebiyatımıza 120’ye yakın eser bırakmıştır. Mistik şairimizdir. “Kaldırımlar” en ünlü şiiridir. Şiirlerinde hece ölçüsü ve çeşitli kâfiyeler kullanmıştır.

Çoğu önemli şair ve yazarlar okuduğu okulu bitirmeye yakın bırakırlar. Necip Fazıl Kısakürek de okuduğu okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Paris’te yaşadığı bohem hayattan sonra ülkesine dönüp yaşam ideolojisini değiştirmiştir. Necip Fazıl Kısakürek’in hayatından izler barındıran bu romanı, Üstat’ı yansıtan ve okunmaya değer bir romanıdır. Kitaplığınızda kesinlikle yer açmanız gereken bir eserdir.

Editör: Begüm Attar

Aynadaki Yalan Soruları ve Cevapları

Aynadaki Yalan kimin eseri?

Necip Fazıl Kısakürek

Aynadaki Yalan türü nedir?

Yerli Romanlar

Aynadaki Yalan kaç sayfa?

224

Aynadaki Yalan Yorumları