Meyhane

Meyhane
Kitabın Yazarı:Emile Zola Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İskele Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2009 Sayfa Sayısı:304 ISBN:9789759099008 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:16,40 TL D&R:19,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Meyhane - Emile Zola

Kitap Türü:Yerli Romanlar Çeviren:Elanur Bahar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Meyhane Özet

Gervaise, birkaç gündür Lantier’in işten dönmesini beklemektedir. O zamana dek hiç olmayan bir durumdur bu. Lantier bu kadar geç kalmazdı. Neden sonra Gervaise istemsizce de olsa yoldan geçerken gözleriyle onu arar. Hatta bazı mekanların içine de bakar. Lantier, on iki yaşından beri beraber olduğu erkek arkadaşıdır onun. Hatta ondan iki çocuk da yapmıştır. Ne var ki henüz evlenmemişlerdir. Yine de evlenmeleri yakındır. Her ikisi de çalışmakta, para biriktirmektedirler. 19. Yüzyılın başlarında Paris’te, özellikle de işçi mahallelerinde yaşamak zordur. Bu zorluk sebebiyle olsa gerek, evlilikleri hep ertelenmiştir. Oysa Gervaise umudunu hiç kaybetmez. Ta ki o çok sevdiği Lantier’in başka bir kadınla kaçtığını öğrenene dek… Üstelik o aşağılık adam, evdeki birikmiş parayı, hatta bazı eşyaları da beraberinde götürmüştür. Gervaise iki çocuğuyla, aksayan bacağıyla ve bomboş eviyle beş parasız bir biçimde ortada kalır. Onun için bu durum tam bir yıkımdır.

Her ne kadar bacağı topallasa, ayrıca iki çocuk annesi olsa da Gervaise genç, güzel ve çalışkan bir kadındır. Henüz yirmili yaşlarının başında olan bu kadını pek çok erkek içten içe istemektedir ama içlerinden hiç birisi çinko işçisi Coupeau kadar ısrarcı değildir. Evlenmek istememesine, artık tüm zamanını, emeğini ve hatta hayatını çocuklarına adamak istemesine rağmen Gervaise Coupeau’nun ısrarlarına dayanamaz çünkü onun da bu adama karşı içinde bir sevgi uyanmıştır. Coupeau’nun temiz, saf bir sevgisi vardır. Daha önce hiç evlenmemiş olan bu genç addam kendisi gibi iki çocuklu bir dul sayılabilecek bir kadını, üstelik bacağı da topalladığı hâlde, evlenmek için uygun görmüştür. Nihayet evlenme kararı alırlar. Tabii ki ilk önce Coupeau’nun ablalarını bu işe razı etmek, biraz da onlardan borç para almak lazımdır. Ablalar razı edilir, mütevazi bir dinî tören tertip edilir, ardından bir meyhanede yine sadece en yakın birkaç dostun davet edildiği mütevazi bir yemek verilir. Böylece Paris’in işçi tabakasına ait iki insan evlenir, kenar mahallelerden birinde evtutup yaşamaya başlar. Hayat zordur. Çevredeki herkes kıt kanaat yaşamaya çalışır. Coupeau çinko işçiliğiyle uğraşır ve binaların çatılarında zorlu görevler başarırken Gervaise’nin yüreği ağzına gelir, bu yeni kocası düşüp de ölecek diye korkar durur. Kendisi de çamaşırcılıkla uğraşmaktadır. En büyük hayali bir dükkan sahibi olmaktır. Olur da. Uzun bir süre kıt kanaat yaşadıktan ve para biriktirdikten sonra Gervaise çok istediği bir dükkanı kiralar ve burada çamaşırcılık yapmaya başlar. O sırada Lantier mahalleye çıkagelir. Kalacak bir yeri yoktur. İyi giyimlidir, biraz kitap filan da okumuştur, gerçek bir kentsoylu gibi konuşur ve davranır; ancak göründüğü kadarıyla hiçbir işi yoktur, çalışmaz. Yalnızca büyük fikirleri ve büyük hedefleri vardır. Her zaman çok yakında bunları gerçekleştireceğini söylese de o an asla gelmez. Coupeau, birazcık para kazanmak için eşinin eski erkek arkadaşına evlerinin bir odasını kiralar. Gervaise buna çok karşı çıksa da Coupeau paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyerek eşini ikna eder. Böylece işsiz, güçsüz ve parasız Lantier tekrar Gervaise’nin sırtından yaşamaya başlar. Tabii ki oturduğu odanın kirasını vermez. Yer, içer ve tüm masraflar Gervaise tarafından karşılanır. İşin kötüsü, Coupeau da çalışmamaya başlar. Ne de olsa Gervaise artık bir dükkan sahibidir. Lantier ve Coupeau iyi birer arkadaş olurlar. Gervaise ise yalnız kalır. Coupeau’nun içkiye alışması, Lantier’in savurganlıkları çamaşırcı dükkanının maddi anlamda yetersiz kalmasına neden olur. Bir gün Coupeau oldukça sarhoş olur ve eve gelmez. Lantier durumu fırsat bilip Gervaise ile yatmak ister. Daha önce de bazı girişimlerde bulunmuş olsa da bu sefer Lantier başarılı olur. Evde Gervaise’nin Coupeau’dan olma kızı Nana uyanıktır ve annesinin Lantier’in yatağına gittiğine şahit olur. Gervaise’nin kayınvalidesi de evdedir ama o pek de bir tehlike arzetmez çünkü uykusu ağırdır. Gervaise’nin Lantier’e duyduğu aşk tekrar alevlenir. Böylece Gervaise, iki kocalı bir dönem yaşamaya başlar. Bazen Coupeau’nun bazen de Lantier’in kollarında uyuyan Gervaise, iş dünyasında bir düşüş yaşamaya başlar. İşleri bozulur, müşteriler bir bir çekip gider. Ayrıca mahallede Gervaise’nin aleyhine dedikodular da çıkmaya başlamıştır. Gervaise iflas edince Lantier ortadan kaybolur, ne de olsa etraftaki tüm kadınlar ona hayrandır. Gervaise, oturduğu evden taşınır ve daha küçük bir eve yerleşir. Sefalet o kadar yoğundur ki bazen evde yakacak odun, yenecek bir parça kuru ekmek dahi bulunmaz. Gervaise ütücülükle uğraşır bir süre. Sonra evlere temizliğe gider. Hatta önceki dükkanına dahi temizlikçi olarak gitmiştir. Coupeau ise eve ekmek getireceği yerde gece gündüz içki içmektedir. Onu eve götürmek üzere meyhaneye giden Gervaise de içki içmeye başlar. Nana, zengin bir hayat uğruna evi terk edip metres hayatı sürer. Barlarda dans edip şarkıcılık yapar. Anne ve babası onu birkaç defa eve döndürse de başarılı olamazlar. Bununla da kalmaz. Birkaç günlük açlık Gervaise’nin fahişe olarak yollara çıkıp müşteri aramasıyla sonuçlanır. Bu işte dahi başarılı olamaz ama. Bir gün kocasının akıl hastanesine yatırıldığını öğrenir. İçki Coupeau’yu delirtmiştir. Kısa bir zaman sonra da ölür. Gervaise ise oturduğu binadaki dairesinden çıkarılır. O ise, kısa bir zaman önce ölen Bru Baba’nın merdiven altındaki ininde adeta bir köpek hayatı yaşamaya başlar. Bir zaman sonra merdiven altından kötü kokular gelmeye başlayınca ise onun hayata veda ettiğini anlarlar. Binada oturan mezarcı Bazouge Baba gelir, Gervaise’yi kucaklar ve tabuta koymak üzere kendi dairesine taşır.

Roman, on dokuzuncu yüzyılın başlarındaki Paris’in işçi sınıfını oldukça çarpıcı bir biçimde anlatmaktadır. Kentsoyluların yaşadığı hayattan tamamen farklı bir hayat yaşayan bu insanların dertleri, sorunları, yemekleri, birbiriyle ilişkileri, boş zaman aktiviteleri, düşünceleri, inançları, hayattan beklentileri ve daha pek çok husus, yazar tarafından oldukça iyi bir psikolojik ve sosyolojik analize tabi tutulmuştur. Bu romanın ince ve dikkatli gözlemlerin bir ürünü olduğu açıktır. Naturalizm akımının içinde değerlendirilen bu eser, hayatın gerçeklerinden de ötede, iğrenç kabul edilebilecek sert gerçekleri okuyucunun yüzüne çarpar. Adeta bir masal şehri olarak kabul edilen, romantizmin başşehirlerinden biri olan Paris’in farklı bir yönünü öğrenmek isteyen okuyucular için bu eser mutlaka okunması gerekenler listesinde yer almalıdır. İşçi sınıfının on dokuzuncu yüzyıla nasıl girdiği, neler yaşadığı ve neler hissettiği bu romandan takip edilebilir. Sonuç olarak bu roman belirli bir dönemde belirli bir coğrafyada belirli bir sınıfın psikolojik ve sosyolojik analizini oldukça iyi bir üslup ve kurguyla yapmaktadır. Bu yönüyle de dünya edebiyatında Emile Zola’nın Meyhane adlı bu yapıtı hak ettiği yere kavuşmuştur.

Editör: Murat ASLAN

Meyhane Soruları ve Cevapları

Meyhane kimin eseri?

Emile Zola

Meyhane türü nedir?

Yerli Romanlar

Meyhane kaç sayfa?

304

Meyhane Yorumları

özet ödevi için okudum okurken de çok sıkıldım pek bana hitap eden bir kitap olmadı konusu hoşuma gitmedi tavsiye etmem

18-01-2022 17:07