Mahalle Kahvesi

Mahalle Kahvesi
Kitabın Yazarı:Sait Faik Abasıyanık Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları Yayınlandığı Yıl:1950 Sayfa Sayısı:144 ISBN:9786053607182 Kitap Puanı:8.7 / 10 | Yorum: 2

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:6,00 TL KitapYurdu:7,20 TL D&R:8,40 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Mahalle Kahvesi - Sait Faik Abasıyanık

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Mahalle Kahvesi Özet

Mahalle Kahvesi

Bir adam, karlı bir kış gününde evinde canı sıkılır ve dolaşmaya çıkar. Sessiz bir mahallede sessiz bir kahveye giden adam sabahtan akşama kadar orada oturur. Akşama doğru genç bir delikanlının kahveye gelmesiyle, kahve derin bir sessizliğe bürünür. Bu sessizliğin nedenini bilmeyen adamın tuhafına gider. Delikanlı çıkıp gittikten sonra, adam Kahveci'ye; "O delikanlıya ne oldu?" Diye sorar. Kız kardeşini kötü yola düşürdüğünü bu yüzden de babasının onu evlatlıktan reddettiğini öğrenen adam: "kıza ne oldu?" Diye bir soru sorar ancak cevap alamaz ve kahveden çıkıp evine doğru yola çıkar.

Plajdaki Ayna

Sabah uyandığında küçük bir çocukla karşılaşır adam. O çocukla konuşur, meslek konusunda tartışır. Annesi gelince adamı eve davet eder. Adam gider, ancak çok terleyince kafası kanıyor hissine kapılır ve evden koşarak çıkıp denize atlar. Ardından plaj da bir ayna görür ve ortada hiçbir neden yokken, öylesine, sırf eğlence olsun, canı istediği için aynayı kırar ve kaçar. Plajdaki insanlar birleşerek kimin kırdığı hakkında fikir yürütür ancak bulamazlar.

Uyuz Hastalığı Arkasından Hayal

Bir sinema kuyruğunda uyuz hastalığına yakalanmış bir çocuk görülür. Bu çocuk, kimseye dokunmamaya ancak yarasını göstermeye çalışarak para toplamaya çalışmaktadır. Sinema bilet kuyruğunda bulunan adam, sırada bulunan bir kadının gelip çocuğu alıp evine götüreceğini, orada tedavi edeceğinin hayalini kurar.

Dört Zait

Yolda gördüğümüz birine soracağımız yol, isteyeceğimiz çakmak ne tür kişilerden istenir başta bunlarla başlamış yazar. Ardından kendisi deniz kenarında otururken yanına bir adam yanaşır. Bir kağıt verir. Kendisinin bir şey anlamadığını ancak kan testi olduğunu söyler. İkisi de bu sonuçtan bir şey anlamaz. Ancak kağıtta Dört Zait vardır.

Hallaç

Vapurdan inen insanları kontrol ederken, yaşlıca yetmiş sekiz yaşında bir adam geçer yanından. Adam, o kişiye Hallaç Baba adını takar. Biraz muhabbet ederler. Adam, Hallaç Baba'nın yanından ayrıldığında, Hallaç Baba kalp krizi geçirir ve ölür.

Baba - Oğul

Bir meyhane de otururken bir adamla muhabbete dalar baba - oğul. Baba, bir oğlu daha olduğundan ancak onun doktor olup, onlardan utanıp yüzlerine bir daha bakmadığından, bu oğlunun ise gazete dağıtıcısı olup, adam olmadığından bahseder. Sonrasında ise gerçek adamın gazeteci olan oğlu olduğunu ilk kez anlayıp göz yaşlarına boğulur.

Karanfiller ve Domates Suyu

Bir köyde Kör Mustafa isminde yaşayan genç delikanlı ekmeğini taştan çıkarırmış. Toprağı saban ile saban yetmezse yumruk, yumruk yetmezse elleri, eller olmazsa tırnakları ile kazıyarak ekermiş ekinini. Gece gündüz demez farklı farklı işlerde çalışırmış. O emek verdiği güzel tarlalarına ise Karanfil ve Domates eker suyunu çıkarırmış.

Bilmem Neden Böyle Yapıyorum

Bir adam kahvede otururmuş her akşam düzenli olarak. Bir de ihtiyar adam gelir bu kahveye. Bu ihtiyar ne zaman girse içeri, genç adam çıkar dışarı. Bir süre böyle devam eden durum genç adamın bir kez kahveye geç gelmiş olması ve ihtiyar adamın çoktan gelmiş olmasıyla son bulur. O gece ihtiyarın elinde bulunan Kehribar tesbih çalınır. İhtiyar adam, genç adamın çaldığını düşünür. Genç adam ise kendisi çalmadığı halde kendisi çalmış gibi davranmaktadır. Ancak bunu neden yaptığını kendisi de bilmemektedir.

Bir Sarhoşluk

Gece sarhoş olan bir adam, olmayan dostlarını, bir simiti bile olmayışını, sevdiği bir kız olduğunu ancak sevmeye hakkı olmadığını, serseri olduğunu düşünür. O bunları düşünürken önünde bir adamı da takip eder. Adam bir ara kendisini takip ediyor zanneder. Ancak adam kendisinin önündedir. Sarhoş olduğu için hayal gördüğünü düşünür ve yoluna devam eder.

Kınalıada'da Bir Ev

Her gün Kınalıada vapuruna binen bir adam vapur da bulduğu ancak hiç tanışmadığı bir kızı arkadaşı olarak görür. KınalıAda evlerini merak eder. Ancak hiç o evlere gitme, içlerine girme fırsatı olmayacağının da farkındadır.

Süt

Tımarhane'den kaçan bir adam sütçü dükkanına gelir. Orada her şeyin eskisi gibi olacağına, eski sağlığına kavuşacağına, yeniden doğacağına inanmaktadır. Ancak iki bardak süt içince böyle olmadığını görür ve dışarı çıkar çıkmaz hasta bakıcı ve doktorlar üzerine deli gömleğini giydirirler.

Gramafon ve Yazı Makinesi

Gramafon, insanın kendi istediği müziği çaldığı için güzel bulur onu. Farklı renkte boruları vardır gramofonun. Radyo'nun çıkışı ile batmaya başlar. Fakir ailelerin, köylerin, evlerini şenlendirir. Yazı Makinesi çıktıktan sonra ise el yazısı hükmünü kaybetmeye başlamıştır. Parası olmayan kitap basamaz hale gelir.

Barometre

Sisli havalarda yürüyüşü, sisli havaları çok seven adam her siste uzun uzun yürür, uzun uzun düşünürdü. Çevreyi gözlemlerdi. Bir Rum meyhanesinin önünde durdu. Meyhaneci ona Barometreden bahsetti. Ne anlama geldiğini bilmeyen adam kendince havalı görünmeye çalışır. Ancak meyhaneci kendisine küçümser gözlerle bakmaya devam eder.

İzmir'e

Adam, yolda büyük bir ümitsizlik, yaşama sevincini kaybetmiştik ile yürürken bir nine görür. Nine elinde olan tavşanları satıp, eline geçen para ile bilet alıp İzmir'e kızının yanına gitmek istediğini söyler. Nine'nin yaşama sevinci adamı çok etkiler ve aniden yaşama yeniden bağlanır.

Kış Akşamı, Maşa ve Sandalye

Dışarıda kar yağarken Yalnız adam gece evinde otururken yanında karşısında bulunan sandalyenin, sandalyenin yanında duran Maşa'nın birilerini beklediğini düşünür. Gelmeyecek olan birilerini beklerler der. Belki de kendisi gelmeyecek birilerini, yalnızlığına çare olacak birilerini bekler ama haberi yoktur veya kabullenmek istememektedir bilinmez elbet.

Bir Bahçe

Gece sarhoş olan adam, kendini bir otel de bulur. Pencereye çıkınca güzel, bakımlı bir bahçe görür. Bu bahçe kendisini düşünmeye iter. Serseri oluşunu, geçmişini düşünür durur. En sonunda sarhoş olduğu için bahçeyi hayal ettiğini düşünür uyur, ancak uyandığında bahçenin yerinde olduğunu görür.

Bir ilkbahar Hikâyesi

On iki yaşındayken babası ilkbahar yağışını bol alan bir yere tayin olmuştur. O bahar sürekli hasta olan çocuk, bahçe de kendisine sürekli aynadan ışık yansıtan bir kız görür. Kendisi de her gün aynı şeyi yaparken bir gün ansızın babasının tayini başka yere çıkar ve otuz yıl geçmesine rağmen adam o baharı unutamaz.

Sakarya Balıkçısı

Sakarya'nın Karapürçek köyünde balıkçılığın fazla olmadığı bir zaman da Muharrem isimli biri gelir ve yerleşerek balıkçılık yapmaya başlar. Muharrem buraya alışır ve halkı ile de iyi geçinmeye başlar. Bir süre sonra Rum bir kadın ile evlenir ancak Rum kadın, Muharrem fakirleşince evden kaçar. Muharrem baskılara dayanamayarak kayık ile köyü terk eder.

Kestaneci Dostum

Ahmet, annesini küçük yaşta kaybeder. Ninesi de Ahmet'i kahveye çırak olarak verir. Ahmet yirmi bir yaşına geldiğinde askere gider ancak geldiğinde kahveyi kapalı olarak bulur. Bir süre hamallık yapar ancak onu da beceremez ardından kestane işine girer. Sonra oradan da polisler kovunca eroin satmaya başlar ve sonunda tutuklanır.

Söylendim Durdum

Bulunduğu şehrin kötülüğünü anlatan yazar, bu şehri güzelleştirmenin dürüstlükten geçtiğine de vurgu yaparak kendi kendine söylenir.

Ermeni Balıkçı ile Topal Martı

Topal Martı ile Ermeni balıkçının sık sık konuşarak anlaştıkları duyulmuştur. Varbet de kendisi ile birlikte balığa çıkınca görür Martı ile konuştuğunu o gün döndükten sonra Varbet bir kez daha balığa çıkmak ister ancak Martı'nın öldüğünü öğrenir.

Sinağrit Baba

Balıkçı olan Sinağrit Baba zor beğenen ve kendi balıkçılarını beğenmeyen, mükemmeli arayan biridir. Günün birinde bir yarışma yapar ancak yarışmayı kendisinin tanımadığı, kibirli biri kazanır ve Sinağrit Baba orada can verir.

Değerlendirme:

Hikâyeler de balıkçılık meslek grubunun önde tutulduğu eser, gayet akıcı bir eser. Sait Faik Abasıyanık'ın eserlerinden okuduğum en iyi eseri olduğunu söyleyebilirim. Yine bir Sait Faik harikası.

Editör: Senanur KARAKUZULU

Mahalle Kahvesi Yorumları

plajdaki ayna öyküsü burada anlatılandan çok daha derin

20-07-2020 16:15

çok başarılı bir özet olmuş emeğinize sağlık

25-07-2020 17:26

Şahmerdan Mahalle Kahvesi Sarnıç Havada Bulut Sait Faik Seçme Hikayeler Semaver Son Kuşlar Alemdağ'da Var Bir Yılan Kayıp Aranıyor Lüzumsuz Adam en iyi kitaplar yeni çıkan kitaplar en çok satan kitaplar okunması gereken kitaplar en çok okunan kitaplar 100 temel eser bedava kitap editör ol kitap bağışı Gün Olur Asra Bedel Tutunamayanlar Sofie'nin Dünyası Oz Büyücüsü Antikacı On Dakika Otuz Sekiz Saniye Kalbimin Can Mayası Başka Bir Şey Pia Mater Gelirken Ekmek Al Aşkımız Eski Bir Roman Bir Ömür Nasıl Yaşanır Kendine Hoş Geldin Camdaki Kız Abartma Tozu Seninle Başlamadı Üç Kız Kardeş 1984 Hayvan Çiftliği Kırlangıç Çığlığı Sen On Yedi Yaşımsın Momo Nutuk Huzursuzluk Kraliçeyi Kurtarmak İçimdeki Müzik Olağanüstü Bir Gece Ölüme Fısıldayan Adam Sodom ve Gomore Çalıkuşu Genç Werther'in Acıları Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç Bülbülü Öldürmek Beyaz Zambaklar Ülkesinde Sineklerin Tanrısı Satranç İçimizdeki Şeytan Küçük Ağa Kırmızı Pazartesi Fi Beyaz Gemi Yüzyıllık Yalnızlık Yaban Anayurt Oteli İnsan Ne İle Yaşar Küçük Prens Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Martı Jonathan Livingston Beyaz Diş Fareler ve İnsanlar Sol Ayağım Suç ve Ceza Sefiller Yüreğim Seni Çok Sevdi Serenad Böğürtlen Kışı Senden Önce Ben Simyacı Uçurtma Avcısı Şeker Portakalı Kürk Mantolu Madonna