Gizli Yüz

Gizli Yüz
Kitabın Yazarı:Orhan Pamuk Kitap Türü:Tiyatro & Oyun Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları Yayınlandığı Yıl:1991 Sayfa Sayısı:128 ISBN:9789750832048 Kitap Puanı:7.6 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:16,04 TL D&R:16,25 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.6
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Gizli Yüz - Orhan Pamuk

Kitap Türü:Tiyatro & Oyun

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Gizli Yüz Özet

Ömer Kavur, 1988 yılında bir film önerisiyle Orhan Pamuk’a gelir. Orhan Pamuk, o dönemler Kara Kitap’ı yazmaktadır. Gizli Yüz’ü “Karlı Gecenin Aşk Hikayeleri” bölümündeki bir pavyon fotoğrafçısından esinlenerek yaratmaya başladı, Orhan Pamuk. Zaman zaman Ömer Kavur’un da yardımlarıyla senaryo tamamlanır.

Fotoğrafçı pavyonda fotoğraflar çekerek geçimini sağlamaktadır. İstanbul’da olmasının asıl sebepleri başka türlüdür. Başta İstanbul’da yaşamak ikinci olarak da hukuk eğitimi almak için İstanbul’a gelmiştir. Lakin babası İstanbul’da yaşamasına kati süratle karşı çıkmış ve maddi yardımı kesmiştir. Fotoğrafçı işine devam ederken iri yarı bir adam onu tutup güzel ve gizemli bir kadının yanına alıp götürmüştür. Kadın adamdan pavyonda çektiği fotoğrafları ister ve güzel de bir ödeme yapmayı teklif eder. Teklifi kabul eden genç adam aynı zamanda kadından da etkilenmiştir. Kadın fotoğrafları büyük bir keder ve heyecanla inceler. Sanki tanıdığı bir yüzü aramaktadır. Fotoğrafçı ise hayranlıkla adeta bir heykel gibi kusursuz suratı incelemektedir.

Günün birinde kadın büyük bir heyecanla inceler fotoğraflardan birini, sanki aradığını bulmuş gibidir. Fotoğrafçıdan adamı bulmasını ister. Fotoğrafçı da adamın peşine düşer. Adam, bir saatçidir. Her şeyden habersiz Tarlabaşı’ndaki dükkanında hayatını sürdürmektedir. Fotoğrafçı saat tamir ettirme bahanesiyle dükkana girer. Kadının çok merak ettiği soruyu sorar fotoğrafçı, saatçiye: “Hayatta en çok istediği şey nedir?” Saatçi: “İnsanlara saatleri anlatmak isterdim. Mekanizmaların inceliğini, yayların korkunçluğunu, çarkların karanlığını…” Fotoğrafçı saatçinin birkaç fotoğrafını daha çeker ve dükkandan ayrılır.

Kadın saatçiyi derhal görmek ister ve kadının gece mavisi arabasıyla saatçinin dükkanına giderler. Saatçi dükkanın kepenklerini indirip gözden kaybolur. Adamın kayboluşuyla kadını eski anılar sarar ve babasıyla ilgili anılarını hatırlayarak ağlamaya başlar. Fotoğrafçıyı su almaya gönderir ve basar gider. Fotoğrafçı kadının evine gittiğinde hayatının şokunu yaşar. Kadın evi boşaltmış, eşyalarını da bir hurdacıya satmıştır.

Fotoğrafçı, kadından ve saatçiden bir iz aramaktadır fakat hiç beklenmedik bir gelişme olur. Fotoğrafçının babası vefat etmiştir. Fotoğrafçı memleketine döner. Annesi fotoğrafçının orada kalıp tarla işlerinde abisine yardım etmesini ister. Abisi ile ahıra gittiklerinde fotoğrafçı beklemediği bir gerçekle karşılaşır. Abisi ona babasının başka bir kadınla ilişkisi olduğunu söyler. Kadın bir öğretmendir ve uzaktan kadını görmeye giderler.

Babasından kalanları kendi aralarında paylaşmaya karar verirler. Fotoğrafçı yalnızca köstekli saati ister. Annesi oğullarını yanına toplar ve birikimi olan altınları fotoğrafçıya teslim eder. Fotoğrafçı bu altınlarla beraber İstanbul’a gidecek ve tarla sahiplerine altınları verip tarlayı alacaktır. Fotoğrafçı otobüsün mola verdiği yerlerden birinin camında kadının silüetini görür. Otobüsün kaçmasını umursamadan kadının görüntüsünü izler. Kadının görüntüsü bir bant kaydıdır. Fotoğrafçı kasetin sahibi adama bu kaseti nereden bulduğunu sorar. Adam ise bir emanet olduğunu söyler. Fotoğrafçı adamla beraber kasetin sahibini bulmaya gider. Kasetin sahibi de bir saatçidir ve kaseti satmak istemez. Kasetin sahibinin rüyasına bir kadın girmiştir. Ardından aynı kadın saat dükkanına gelip tamir etmesi için bir saat vermiş ve bir de bu kaseti bırakmıştır. Kadın bir ay sonra geri geleceğini söylemiştir. Fotoğrafçı kaseti 9 altın karşılığında satması için adamı ikna etmiştir. Fotoğrafçı orada bir otele yerleşir ve kadını beklemeye başlar. Akşamları kumar oynayıp tuhaf dostlarıyla vakit geçirir.

Beklenen gün gelip de kadın çıka geldiğinde fotoğrafçı camı kırar. Saati tamir edilmediği için zaten çok gergin olan kadın ürker ve gerisinde bir iz bırakarak kaybolur. Şeker kutusunun üstünde bir kule vardır. Fotoğrafçı kalpler şehrine gidip kadını bulmaya karar verir.

Şehirdeki saat kulesi onu tedirgin eder. Sanki her yerden görülüyordur. Fotoğrafçı kadına olan aşkını anlatırken kadın çıkagelir ve fotoğrafçıya buradan gitmesini söyler. Fotoğrafçı her şey eskisi gibi olsun der: “Ben yine sana fotoğraflar getireyim”. Kadın, sevdiğinin kendisi olmadığını fotoğrafçının aramayı sevdiğini söyleyerek gözden kaybolur.

Fotoğrafçı yolda yürürken eskici ve kızına rastlar. Eskici kalemini kaybettiği için ağlayan kızına bir masal anlatır. Eskici heybesinden bir ayna, ütü ve lamba çıkarır. Fotoğrafçı, eskici ve kızı gülümserlerler.

Gizli Yüz filminin metni filmden seçilmiş fotoğraflar ve Orhan Pamuk’un senaryo oluşum sürecine dair notlarıyla birlikte yayınlanmaktadır. Okuması oldukça keyifli olan bu eser Antalya Altın Portakal Film Festivalinde de En İyi Senaryo Ödülü’nü almıştır.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Gizli Yüz Yorumları

ben hala insanlar orhan pamukun kitaplarını neden beğeniyorlar anlmıyorum kısa diye bu kitabı aldım bunu bile zor bitirdim

06-10-2021 23:18