Fil Hamdi

Fil Hamdi
Kitabın Yazarı:Aziz Nesin Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:Nesin Yayınevi Yayınlandığı Yıl:2004 Sayfa Sayısı:168 ISBN:978975903803X Kitap Puanı:9.2 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:7,75 TL KitapYurdu:14,49 TL Amazon:14,99 TL e-kitap,pdf,epub: *

9.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Fil Hamdi - Aziz Nesin

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Fil Hamdi Özet

Kitapta yirmi iki öykü bulunmaktadır.

Fil Hamdi Nasıl Yakalandı?

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden bütün taşra illeri emniyet müdürlüklerine telgraf çekilir. Fil Hamdi adında iki yüz kilo ağırlığında, üç dişi eksik, çizgili kahverengi elbiseli, saçları dökülmüş, kahverengi gözlü bir dolandırıcı firar eder. Fil Hamdi’yi bulmak için polisler şüphelendiklerini, benzettiklerini, benzetmediklerini dahi tutuklayıp götürürler. Üç tane Fil Hamdi yakalamışlardır ama komiser bunların Fil Hamdi olmadığı kanaatine varır. Polisler komiserin zor beğenen biri olduğundan Fil Hamdi olmadıklarına karar verdiğini sanırlar. Nezarethane Fil Hamdi’lerle dolmuştur. Gerçek Fil Hamdi de yakalanmıştır. Nezarethanede yer kalmadığından Fil Hamdi arayışını durdurmuşlardır. Bu hikayede Aziz Nesin toplumsal bir yaraya parmak basmaktadır. O dönemlerdeki toplumsal aksaklıkları bu öyküsünde görebiliriz.

Yepetaş

Nuri adında iki yıldır iş arayan birisi vardır. Bir gün köprü üstünde giderken intiharın cesaret mi korkaklık mı olduğunu kendi kendine yüksek sesle tartışır. Okul arkadaşı ile karşılaşırlar. Okul arkadaşı ne yaptığını sorar. Oda iş aradığını söyler. Arkadaşı liseyi zar zor bitirdin aslında senin iş bulman gerekiyordu der. Burada Aziz Nesin o dönem şartlarını bir ironi ile ortaya koyar. Arkadaşı ona iş teklifi yapar. Arkadaşının iş yerinin adı Yepetaş’tır. Nuri ne sattıklarını sorar. Bir şey satmadıklarını söyler. Bir gün staj görür. İşi kavradığında beş yüz lira maaş bağlanır. Arkadaşı bir hiç satıyordur. Dükkan bomboştur. Birisi vantilatör kayışı sorar. O da vantilatör kayışı yok ama pantolon kayışı olduğunu söyler. Birinde bu kayıştan olduğunu ve parayı verirse ikna edeceklerini söyler. Adam parayı bırakıp gider. İşte Yepetaş’ın sistemi böyle işlemektedir.

Düdüklü Tencere Fabrikası

Yazarlar, gazeteciler müdürün odasına düdüklü tencere fabrikasına röportaj için gelmiştir. Müdür bu gazetecilere bir güzel ziyafet verir. Tıka basa yedikten sonra şaraplar içilir. Müdür bunlar hâlâ neden gitmiyor diye gazetecilerin yüzüne bakar. Yazarımız düdüklü tencere fabrikası ile ilgili röportaj için beklediklerini söyler. Müdür düdüklü tencere malzemelerinin yurtdışından geldiğini ve parçaları burada birleştirdiklerini söyler. Düdüğü ayrı tencereyi ayrı piyasaya sürdükleri söyler. Yazara da gazeteye bunlardan bahsetmemelerini söyler. Ve öyle de olur. Ertesi gün gazetelerde fabrikayı yüceltilmiş haberler basılmıştır.

Mucize Aynalar

Yedek parça ithalatçısı Davut Soyuvar’ın apartmanında büyük ziyafet vardır. Bu ziyafete Medeni Bey, badem gözlü sekreter Bayan İpek, politikacı Hamza Yatmaz gibi kişiler vardır. Radyo açıktır. Radyo spikeri aynalardan herkesin geçmiş kayıtlarını görebileceklerini söyler. Labada bank müdürünün eşi buna sevinerek ilk tepkiyi gösterir. Ziyafet sofrasından kalkılır. Salonda grup grup bu atomik mucize hakkında konuşurlar. Hamza Yatmaz, Medeni Bey’e dayak yediğini ve ispat edilemeyince kendisi tarafından dövüldüğü zannedildiğini söyler. Dayak yediği yerde bir ayna vardır. Bu ayna sayesinde tüm gerçeklerin ortaya çıkacağını söyler. Medeni Bey de Kallavizadelerin kızı Altıngül ile seviştiği görüntüler aklına gelir. Bu görüntüleri alıp babasına götürecek kızını vermek zorunda kalacak yahut aynayı satacağını söyler. Kapının zili çalar. Kapıda Jinekolog Operatör Dr. Şahap Cenabettin vardır. Yüzü sapsarı bir halde içeri girer. O da kürtajlar, yaptığı cinayetin ortaya çıkacağından endişelidir. Doktor tüm aynaların kırılması gerektiğini söyler. O gece şangırtı sesleri duyulur. Tüm aynalar kırılmıştır. Sabah dokuzda radyoda bir reklam duyulur. Mucize markalı aynanın reklamı yapılmaktadır. Bu ayna sadece bakıldığı zamanki anıyı gösterip silmektedir. Mucize aynaları fabrikaları bir günde milyoner olur.

Çete

Kadıköy iskelesinde bir kadının çantası çalınmıştır. Hırsız yakalanır. Kadınla beraber karakola götürülür. Komiser kadının çantasını açtığında dolar görür. Doları nerden aldığını sorar. O da Madam Eleni’den aldığını söyler. Hırsız, kadınla beraber Madam Elini’ye doları kimden aldığını sormaya giderler. Madam Eleni de Rıza Bey’den aldığını söyler. Hırsız, kadın, Madam Eleni ile birlikte Rıza Bey’in yanına giderler. Rıza Bey’e kimden aldığı sorulduğunda Ali Bey’den aldığını söyler. Hep beraber Ali Bey’in yanına giderler. Karaborsacılık yapan Ali Bey, Hüseyin’den aldığını söyler. Hep beraber kamyona atlayıp Hüseyin’in yanına giderler. Hüseyin Bey ise kumarbazdır. Çarkçı Nuri’den aldığını söyler. Hep beraber Çarkçı Nuri’nin evine giderler. Çarkçı Nuri’nin evinde saf eroin bulurlar. Doları kimden aldığını sorduklarında Rezzan’dan aldığını söyler. Hep beraber Rezzan’ın yanına giderler. Rezzan Beyrut’tan kaçak çamaşır getirip satmaktadır. Mayo sattığı Nevinden aldığını söyler. Nevin sürekli Paris’e gittiği için evinde bulunmaz. Polis de “zaten kamyonda boş yer kalmamıştı” der.

Plajda Bir Adam Boğuldu

Plajda bir adam boğulmuştur. Kayık sahile yanaşır yanaşmaz etrafını çoluk çocuk, yaşlısı, genci sarar. Herkes merakla adamın etrafını sarmıştır. Ölen adamın dedikodusunu yaparlar. Etrafta bir kadın ölenin sevgilisi Hamdi olduğunu zannederek dövünür. Lakin ölen Hamdi değildir. Kadının yanına gelir ve bu güzel kadını alır gazinoya götürür. Herkes bir ağızdan konuşur. Kimi doktor çağrılmasını kimi karakolun çağrılmasını söyler. Tüm plajdakiler anlamsız şekilde ölen adamı konuşurlar.

Kiracıya Maşallah

Hasbi Efendi üç çocuğu ve karısı ile birlikte bir gecekonduda yaşamaktadırlar. Hasbi Efendi Belediye Mezarlıklar Müdürlüğü’nde memurdur. Bir gün kapısına kaymakam ve görevliler gelir. Evi yıkacaklarını söylerler. Zar zor ev bulmak için bir hafta izin isterler. Maaşını aldığı gibi ev aramaya koyulan adam ev bulmaz bu da yetmez gibi bakmaya gittiği evde kimse kapıyı açmaz. Emlakçılar bilerek önceden beş lira komisyon parası alıp adamı zarara uğratırlar. Elindeki maaş suyunu çeker. Ev aramadığı yer kalmamıştır. Önüne gelen adamı dolandırır. Ev vaadiyle kandırır. Bir gün bir adam gelip evin istimlaka gideceğini, ona bin liraya satarsa hemen alacağını söyler. Hasbi Efendi kabul eder. Parayı alıp köydeki eve dönerler. Ev yıkılmıştır. Eş dostlarının yanına taşınırlar. Kira araya araya herkesin diline düşmüşlerdir. Arkasından mahalleli “kiracıya maşallah bir ev bulur inşallah” diyerek alaya tutarlar.

Belediye Reisi Nasıl Olmalı?

Kasabada belediye seçimleri vardır. Birbirine karşı iki parti adayı diğer adayları gölgede bırakmaktadır. Eski muhtar dava vekili Beşir Efendi ile Bakkal Kâzım Efendi konuşmak yapmak için kürsüye gelirler. Beşir Efendi konuşmasında belediye reisinin nasıl olması gerektiğini anlatır. Tecrübeli olmayan birini seçmeyin der. Kendisi ve Kâzım efendi yaşça büyüktür. Pantolonu ütüsüz birini seçmeyin der. Pantolonu ütünü tek kişi kendisidir. Sıra Kâzım Efendi’nin konuşmasına gelir. Beşir Efendi’nin kısa sürede yaptığı arsaları ortaya atar. Yolsuzluklarını ve dört hanımı olmasını söyler. Seçim sonunda Kâzım Efendi dörtte bir oy bile alamaz. Seçimi yolsuzluk yapan Beşir Efendi kazanır.

Sınır Üstündeki Ev

Sürekli hırsız giren bir ev vardır. Bu ev sınır üstünde sayıldığından hiçbir polis ve jandarma oraya bakmamaktadır. Yeni taşınmış bir çifte yaşlı bir kadın “keşke oraya taşınmasaydınız” der. Neden diye sorduklarında oraya sürekli hırsızların girdiğini söyler. Tabi bu denilenlere kulak asmazlar. Hatta karısı evden çıkarmak için yaptıklarını söyler. Bir gece tıkırtı duyulur. Eve hırsız girmiştir. Adam eline silahını alır. Karanlıktan ışığı açamaz. Yere düşer. Hırsız ışığı açar ve almak istediklerini alır. Ev sahibi ve karısı hayretler içerisinde hırsıza bakarlar. Hırsızı bağlayıp polise şikayet etmeye giderler. Polisler ise oraya bakmadıklarını söylerler. Jandarmaya gider. Oraya jandarma da bakmıyordur. En sonunda hırsızlarla yaşamaya razı olurlar.

Striptiz Basri

Basri, karısı ve annesi ile yaşayan yoksul biridir. Her gün kapısına borçluları dayanmaktadır. Cebinde beş kuruşu kalmamıştır. Sürekli eve kiracı, kömürcü, bakkal gelerek borçlarını istemektedir. En sonunda Basri arkadaşı Hamdi’nin yanına borç istemeye gider. Hamdi sürekli karı değiştiren çakırkeyif bir adamdır. Basri onu bu kadar sene arayıp sormadıktan sonra ondan borç istemeye utanır. Hamdi onu gazinoya götürür. Buradaki kadın çıplak dans yapmaktadır. O gece sonra Basri aklını yitirir. Eve geldiğinde ihtiyar kadına ve karısına soyunmasını söyler. Naralar atarak çıplak şekilde dışarda oynar. Basri tımarhanelik olur. Tımarhanede herkes ona “Striptizci Basri” der.

Kimine Talih Kimine Kör Salih

Adam ve eşi çocuklarıyla beraber apartman dairesinde oturmaktadırlar. Adamın bakmadığı iş ilanı kalmaz . Ama bir türlü iş bulamaz. Karısı onu hep azarlar. Ondan korkup iş buldum diye yalan söyler. Üç bin lira maaş alacağını söyleyince karısı susar. Ay başı yaklaşmaya başlar. Adam karısını çocuklarla beraber annesinin evine gitmesini söyler. Adam da komşulardan birini gözüne kestirir. Onlar sinemaya gidince o da evlerine hırsızlığa girer. Üç bin lirasını alır. Eve indiğinde hırsızlar silahla onun üzerini arayıp üç bin lirayı alırlar. Polisler hırsızları yakalar. Adama para senin mi diye sorarlar. O da benim der. Para sahte olduğundan adamı karakola götürürler.

Amatör Ruhlu Bir Polis

Paşa Amca denilen zengin yaşlı bir adam vardır. Akrabaları bayramdan bayrama yanına gelirler. Bu yaşlı ihtiyar askerlik anılarını anlatır. Anlatmadığı zaman da uyuyordur. Yine bir bayram, Paşa Amcanın evine gelirler. Paşa Amca askerlik anılarını anlatır. Gece evden bir ses gelir. Hırsız zannederler. Yengesi polise hırsız ihbarında bulunur. Sonra gerçekler ortaya çıkar. Hırsız ihbarını geri çeker. Bu sefer polis vazgeçmez. Eve gelir arama yapar. Paşa Amca uyanır. Elinde kılıcıyla polisi kovalar. Polis evde hırsız olmadığını kabullenir.

Yağma mı var?

Sürmeneli İlyas Bey, iş için İstanbul’a gelir. Bir daha İstanbul’a nasıl geleceğim diye Beyaz Gül Meyhanesi’ne gider, eğlenir. Onu bir kadın alır, otele götürür. Sabah kalktığında sürmene bıçağı yoktur. Bıçakla kadın cinayet işlemiştir. Polisler onu yakalar. Yargıcın karşısına getirir. Olanı şivesinden dolayı dolambaçlı anlatır. Mahkeme üç celsede biter. Yargıç İlyas Bey’e artık memleketini değil İstanbul’da olan hadiseleri anlatmasını söyler. İlyas Bey de “yağma mı var İstanbul’a geleyim? Diye cevap verir.

Bir Pazarlık

Bu öyküde eskici ile pazarlık ilişkisi anlatılmıştır. Öyküdeki adam pantolonunu eskiciye verir. Eskici mutlaka bir yerinde kusur arayacağım diye pantolon ağlarına bakar. Bunu da yarı evin içinde yarı dışında yapar. En sonunda pantolon bedava fiyata eskiciye gider. Vereceği elli kuruştur. Ama o elli kuruşun yerine de mandal, sepet vermeye kalkışır.

Dalkavukluk İstemem

Yayın servisinde dokuz kişi çalışmaktadırlar. İş yeri sahibi Cazim Bey’dir. Cazim Bey gelince herkes ayağa kalkar. Şevki Bey yayın servisi şefidir. Cazim Bey’in otur demesiyle oturmaz. Cazim Bey dalkavukluktan hoşlanmaz ama dalkavuklara ihtiyacı olan bir adamdır. Kerim Bey, Batı dalkavuğudur. Şevki Bey ise Doğu dalkavuğunu temsil eder. Kerim Bey bir süre sonra maaşını yükselterek şef olur. Cazim Bey’in içtiğine, aldığı havaya kadar karışmaktadır. En sonunda Şevki Bey muavin olur. Yerine başka bir yeri geçer.

Mutluluğumu Sana Borçluyum

Adamın biri bir kadınla tanışır. İlişkisini ilerletmek için arkadaşından yardım alır. Arkadaşı karanfil almasını söyler. Dediklerini yapar. Tekrar arkadaşının yanına gelir. Arkadaşı bu sefer onu geziye götürmesini ve valsa kaldırmasını söyler. Onu da yapar. Arkadaşına kadının evli olduğunu söyler. Kadının kocasından memnun olmadığını söyler. En sonunda adamla kadın evlenirler. Arkadaşına teşekkür eder. O da onun sayesinde karısından ayrıldığı için ona teşekkür eder.

Anahtar

İbrahim ve arkadaşı gazinoya gelir. Gazinodaki kızlar para avcısıdır. Onlar sadece eğlenmek için giderler. Gazinoda İbrahim bir kadına tutulur. Arkadaşının yanına Alis adında bir fahişe gelir. Ona sahte aşk sözleri söyleyerek birlikte birkaç kadeh içerler. Hesabı saatini satarak öder. Kadın en sonunda adresini verir. Ardından kapı anahtarını uzatır. Alis’in evini aradığında birkaç kişi de aynı evi aramaktadır. Macit diye bir arkadaşı onun aradığı ev adresini sorar. Evi tarif ettikten sonra anahtarı da Macit’e uzatır.

Bir Kız Nikâh Günü Kaçmıştı

Emel diye bir kız nikâh günü kaçar. Süleyman Efendi soluğu kızın ailesinin yanında alır. Süleyman Efendi kızın babasından yaşça büyüktür. Dokumacılık işiyle uğraşmaktadır. Eve gelip komşuları ayağa kaldırır. Verdiği başlık parasını ister. Aldıklarının parasını ister. Komşular başlarına toplanır. O sırada Emel güzel giyimli bir şekilde arabadan iner. Süleyman Efendi’nin, annesinin, babasının rengi değişir. Süleyman Efendi’nin önüne para atar. Arabaya binerek uzaklaşır.

Neveser’den Eser Yok

Kibar bir genç odaya girer. Bir memura Akasyaları Bitten Koruma Cemiyeti’ne davet edildiğini söyler. Biletleri verir. Sonra parasını ister. Adam şaşırır. Kırk beş lira öder. Eve geldiğinde karısına davet olduğunu söyler. Karısı konu komşuya yayar. Davet günü gelir. Davete gittiklerinde Neveser vapuru ortada yoktur. Yirmi yıl önce çürüğe çıkmıştır. Etrafta dolandırılan vatandaşları görünce tek enayi kendisinin olmadığına sevinir. Ertesi gün iş yerinde gazetede Neveser haberini görür. O gün işten erken çıkar.

Zekânızı Bileyiniz

Meşhur polis hafiyesi Sherlock Holmes’la Nat Pinkerton bir hafta önce İstanbul’a gelirler. Bir sabah bir otelde acı acı telefon çalar. Bir kadın sesi telefonda “Sevgilim!... Sevgilim!...” diye bağırır ve telefonu kapatır. Telefonu edenin kim olduğunu tartışırlar. Bunları sorarken yazar toplumsal çöküntüyü bir ironi halinde ortaya koymuştur. Otelin kapısından bir kadın saçını başını yolarak içeriye girer. Niçin cevap verilmediğini sorar. Kocasının öldüğünü söyler. Kocasına ne olduğunu sorarlar. Kadın banyoda boğulduğunu söyler. Nat Pinkerton yalan söylediğini düşünür çünkü İstanbul’da musluklardan su akmadığını bilir. Sherlock Holmes ve Nat Pinkerton kadının evine gidip olay yerini incelerler. Olay yerinde adam canlanır. Öykü burada biter.

Sinir Doktoru

Genç sinir hekimi iş yerini açar. Açar açmasına ama hiç hasta gelmez. En sonunda gazeteye ilan verir. Pazar günleri insanların daha çok siniri bozulduğunu biliyordur. Pazar günü hastalarını bekler. Beklenildiği gibi olur. İlk hasta gelir. Eşinden şikayetçidir. İkinci hasta geçim derdinden şikayetçidir. Derken hastalar üst üste genç hekimin kafasını şişirirler. Genç hekim sıkıntıdan kendisini sokağa atar.

Tebelleş

Bir adam devlet dairesinde kırk üç yaşında memurdur. Çantasında değerli evrakları vardır. Bu evraklar güvercin kakaları mirası ile ilgilidir. Tuvalete girerken evrak dolu çantayı emaneten Süleyman denilen bir adama verir. Tuvaletten sonra adam kaybolur. Onun da aklına odada gelir. Süleyman’ı başlar aramaya. İkinci katta odasına gider. Çantasını alır. İçindeki değerli evrakları işleme koyar. Davayı kazanır. Devlet yüzde on sekiz vergi ister. Ödemeyeceğini söylese de artık vergi borcu vardır.

Değerlendirme

Mehmet Nusret Nesin adıyla bilinen öykü, roman, tiyatro, şiir alanlarında eserleri bulunan mizah yazarımızdır. Cumhuriyet Dönemi’nin Tolumcu gerçekçilik yazarlarındandır. Eserlerinde toplumsal sorunları işlemiştir. Bunları işlerken ince bir mizah kullanmıştır. Severek okuduğum bir kitap oldu. Aziz Nesin’den okumak istiyorsanız Fil Hamdi ideal bir eser.

Editör: Begüm Attar

Fil Hamdi Yorumları

aziz nesinin güzel öykülerini derlemiş güzel bir öykü kitabı tavsiye ederim

09-03-2020 20:45