Amat

Amat
Kitabın Yazarı:İhsan Oktay Anar Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İletişim Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2005 Sayfa Sayısı:239 ISBN:9789750503724 Kitap Puanı:8.7 / 10 | Yorum: 2

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:21,43 TL D&R:21,45 TL KitapYurdu:23,10 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Amat - İhsan Oktay Anar

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Amat Özet

17. yüzyılın sonlarında, Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’da bir gemi, mürettebat toplamaktadır. Gönüllü katılımın esas olduğu bu korsan gemisi, devlet tarafından, Akdeniz’de iki Osmanlı gemisini batıran Avrupalı korsanlarla mücadele etmek amacıyla bizzat hükümet tarafından görevlendirilmiştir. Geminin kaptanı, gemisine Eşek İsrafil adlı bir çocuğa tutarak binen Kaptan Diyavol Paşa’dır. 40 50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli kaput giyen bu adamın gemiye binmesi, ilahi düzenin bozulması anlamına gelmektedir.

Gemiciler acele içerisindedir, çünkü denize pazartesi günü açılmak istemektedirler. Allah korusun, eğer Salı günü denize açılırlarsa, bu uğursuzluktur ve belalar başlarından eksik olmaz. Ne var ki mürettebat hazırlıklarını hızla tamamlayamazlar ve horozun üçüncü ötüşünde denize açılabilirler. Artık Salı günü olmuştur. Uğursuz bir gün…

Gemideki herkes, başlarına gelecek felaketleri sessiz bir biçimde beklemektedir. Kaptan Diyavol Paşa, kendisine bir yardımcı reis seçecektir. Bunun için yalnızca iki aday vardır: Kırbaç Süleyman Reis ve Ali Reis. Kaptan Diyavol Paşa, seçimini yapmak için iki reisten hangisinin mürettebata emirlerini dinleteceğini görmek ister. Çok bilgili olan ancak zor karar veren Ali reis, bilgisi az ancak deli dolu olan ve risk alabilen Kırbaç Süleyman Reis’in gerisinde kalır. Bu yarışmanın sonunda Kırbaç Süleyman Reis, mürettebata kıyıdaki bir köyün minaresini topa tutmalarını emreder. Mürettebat denileni yapar ve minareyi yıkmayı başarır. O sırada kıyıda şarap içmekle meşgul olan bir balıkçı şişesini Amat adlı gemiye fırlatır ve “Kafirler!” diye bağırarak küfürler eder. Ali Reis, Kırbaç Süleyman Reis’in böyle bir kafirlik yapmasını Kaptan Diyavol’un affetmeyeceğini, dolayısıyla kendisinin ikinci kaptan olarak seçileceğini düşünür. Kaptan Diyavol Paşa her iki reisi çağırır ve Kırbaç Süleyman’ı ikinci reis olarak seçtiğini söyler. Ali Reis Kaptan Diyavol’un kararına karşı gelir. Kaptan Diyavol ise “Ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.” der. Ali Reis isyan eder, küfürler savurur, “Ben senin seçtiğin adamın nasıl biri olduğunu açığa çıkaracağım, bana mühlet ver!” der. Kaptan Diyavol Paşa da Ali Reis’e mühlet verir ve onu hapsettirir. Kırbaç Süleyman Reis artık ikinci kaptandır.

Gemideki mürettebat birbirleriyle sohbet halindedir. Bu sohbetler sırasında her birinin bir suç işlemiş olduğu açığa çıkar. Mürettebat bu durumdan işkillenir. Mutlaka suçsuz birinin çıkacağını düşünür. Eşek İsrafil adlı borazancı çocuğun bir suçu olup olmadığını merak ederler. Ona sorarlar. Eşek İsrafil de kendisini cinsel açıdan istismar eden babasını öldürdüğünü, yani cinayet işlediğini söyler. Demek ki gemide bulunan herkes suç işlemiştir ve suçludur.

Bir gün Amat, denizde iki gemi tarafından saldırıya uğrar ve o da iki gemiye saldırır. Bu saldırı esnasında Kaptan Diyavol Osmanlı bayrağını indirir ve kendi siyah bayrağını çeker. Denizciler, saldırdıkları iki geminin Osmanlı gemisi olduğunu fark edip Kaptan Diyavol Paşa’ya durumu anlatırlar. Savaşmak istemeyen mürettebatı ikna etmek isteyen Kaptan Diyavol, gemideki herkesin kendi isteğiyle gemiye katıldığını söyler ve orada bulunan herkesin günahlarını tek tek sayar. Böylece mürettebat, Kaptan Diyavol Paşa’nın Diablo, yani Şeytan olduğunu anlarlar. Her biri kendi tercihiyle günah işlemiş ve Amat adlı gemiye binmiştir. Bu nedenle Şeytanın siyah bayrağı altında savaşırlar ve iki Osmanlı gemisini batırırlar. Neden sonra fark ederler ki aradıkları gemi bizzat kendileridir.

Kırbaç Süleyman gerçeği aramaktadır ve gizlice Kaptan Diyavol Paşa’nın zengin kütüphanesine girip girip durmaktadır. Kaptan Diyavol Paşa bunu fark eder ve Kırbaç Süleyman’ın istediği kitabı ödünç alıp okuyabileceğini söyler. Yalnızca bir kitabı bundan müstesna tutar. Bu yasak Kırbaç Süleyman’ın merakını celbeder. Onun aklına giren ise Ali Reis olmuştur. Ali Reis’in telkinleriyle yasak kitap olan “Amat”ı okuyan Kırbaç Süleyman Reis dehşet içinde kalır. Kaptan Diyavol Paşa buna çok kızar ve tüm mürettebatın başına felaketler getirir.

Amat gemisinin hikayesini ve Amat adlı yasak kitabı oğullarına, torunlarına ve akrabalarına anlatan Kurşunlu Mahzen Katibi Hamamcı Musa Efendi, amat kelimesinin İbranice’de gerçek anlamına geldiğini de söyler. Kendisine “Bu hikaye ne kadar gerçek?” diye sorduklarındaysa “Amat ne kadar gerçekse bu hikaye de o kadar gerçek.” diye cevap vererek dünyaya gözlerini kapatır.

Bir film tadındaki bu kitap, içerdiği fantastik unsurlarla, ilginç olaylarla ve beklenmedik sonuçlarla bir solukta okunabilecek bir romandır. Kuran, İlahi Komedya ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi gibi metinlere güçlü göndermelerde bulunan roman, metinlerarasılığı yoğun ve ustaca kullanmıştır. Tarihsel, dini ve felsefi içeriğiyle Amat, defalarca okunmaya ve üzerinde düşünmeye değer bir eserdir.

Editör: Murat ASLAN

Amat Yorumları

ihsan oktay anar mükemmel bir yazar sadece amat kitabını değil tüm kitaplarını tavsiye ederim

18-03-2020 23:05

amat postmodern edebiyatın tipik örneklerinden biri. metinlerarasılık benim çok hoşuma giden bir şey ve bu kitapta kırmızı başlıklı kızdan dinsel öğretilere değin bir yelpazede bu yöntemin kullanılmasıydı. belki daha da vardır ama benim gözümden kaçmıştır. kitabı ben de bir sözlükle okumak zorunda kaldım ama bir yerden sonra zaten alışıyorsunuz. denizcilik terimleri çok yoğun kullanılmış. fitilli daniyel ağa diğer bir adla emilios santos benim en sevdiğim karakter oldu kitapta. baş kasarada geçen diyaloglar ben çok hoştu. fantastik edebiyat, denizcilik ve tarihle güzel harmanlanmıştı. ancak kitabın sonunu sevmedim. en son bölüm bence olmamalıydı, gereksizdi ve çok sıkıcıydı.

03-04-2020 16:53