Tüfek, Mikrop ve Çelik

Tüfek, Mikrop ve Çelik
Kitabın Yazarı:Jared Diamond Kitap Türü:Kişisel Gelişim Yayınevi:Pegasus Yayınları Yayınlandığı Yıl:1997 Sayfa Sayısı:609 ISBN:9786052994573 Kitap Puanı:9.1 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:37,09 TL e-kitap,pdf,epub: *

9.1
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Tüfek, Mikrop ve Çelik - Jared Diamond

Kitap Türü:Kişisel Gelişim Orjinal Adı:Guns, Germs, and Steel: The Fates of Human SocietiesÇeviren:Ülker İnce

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Tüfek, Mikrop ve Çelik Özeti

“Kan nehri savaşını daha önce hiç duymuş muydunuz ?
İşte o savaşın bedelinin Zulular tarafından nasıl ödendiğiyle hiçbir Avrupalı ilgilenmez. Eli taş balta tutan yerliler, eli tüfek tutan yerleşimciler tarafından katledildi. Süresi saatlerle kısıtlı olan savaşın sonunda 3.000-3.500 arası Zulu hayatını kaybetti. ''Tüfek'' onları yenmişti. Avrupalı yerleşimciler tarımdan umduklarını bulamayıp, sıtmayla cebelleşirken adeta işi inada bindirmişlerdi. Belçikalılar bin yıllık tropikal medeniyeti gözlerini kırpmadan yaktılar. Bir çok yerli madenler ve demir yolu inşaatında zor şartlar altında çalıştı. İtildiler, kakıldılar ve vicdanı olan her insanın kalbini yerinden sökebilecek tarzda zulme maruz kaldılar. ''Çelik'' onları yenmişti.

Avrupalıların mikroplar evcilleştirmesi sonrası, yerliler eskiden bağışıklıkları olan ve sulu alanlarda yaşamadıkları için yakalanmadıkları sıtma hastalığının pençesinde didindiler. Yaşı beşten küçük çocuklar için hayat başlamadan bitiyordu. Anneleri bu çocukların başında sürekli bekledikleri için ekonomiye katkıda bulunamıyorlardı. Böylelikle ''mikrop'' onları yenmişti. Çeliğin, mikropların ve silahın dünyamızı şekillendirmesi sonucu Afrika fakir bir geleceğe mahkum oldu.”

Bu cümleler Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabına ismini veren tüfek, mikrop ve çeliğin geçmişteki dünya insanların hayatlarını nasıl etkilediğini özetleyerek anlatıyor.

İnsanlık tarihi birçok toplum üzerinden örneklendirilerek anlatılıyor. Örnek olarak, bir arada yaşayan bir topluluğun zaman içerisinde farklı adalara yayılarak Maoriler ve Morioriler ayrılmasıyla doğal bir tarih deneyi başlıyor. Morioriler avcılığa ve yiyecek toplayıcılığına döndü. Maoriler çiftçilikle yaşamını sürdürdü. Bu karşıt seçimler ileride aralarında çıkacak çatışmanın kaderini belirledi. Maoriler çiftçilikte kendilerini geliştirdiler, daha çok ürediler. Topraklarını korumak için savaşçılıkta ilerlediler. Buna karşın küçük bir topluluk olarak kalan Morioriler aralarındaki sorunları barış yoluyla çözüyorlar. İki topluluk savaştığında Maoriler galip geliyor. Bu doğal tarih deneyinde çevrenin insanlar üzerinde ve seçimlerinde daha açık bir şekilde yazgılarında ne kadar etkili olduğunu göstermiştir.

Geçmişte Ortadoğu evcilleştirilmiş en çok hayvanın bulunduğu, hayvanları ve insanları besleyecek kaynağın bol olduğu bir yerdi. Evcil hayvanlar yetiştikleri bölgeden çıkarıldığında o çiftçi için fazladan yük oluşturuyordu. Çünkü belirli bir bölgede yaşayan hayvanın verimi en yüksek o bölgede olur. Bölgesinden çıktıkça verimi düşer. Bu hem hayvanın gereksinimlerini karşılayacak olan çiftçiye hem de halka yüktür. Bu nedenle Ortadoğu’da kültür olarak çok gelişkindi. Dünyayı var eden kültürün kaynağıydı. Tüm üstünlüklerine rağmen Ortadoğu, günümüz dünyasının iktidar merkezi ya da bir zamanlar olduğu gibi tahıl ambarı neden değil? Bu soruya cevabı Diamond, şöyle veriyor: “Ortadoğu coğrafyası bereketliydi ancak kuraktı da ve ekolojisi yoğun tarımı kaldıramayacak kadar kırılgandı. İnsanlar o dönemde coğrafyayı tahrip ediyor, toprağı verimsizleştiriyor ve su kaynaklarını büyük bir hızla tüketiyordu. Topraklarını işleyemeyen/ yönetemeyen Ortadoğu insanları göç etmek zorunda kaldı. Böylece bereketli hilalde bulunan kaynaklar Ortadoğu’dan çıkarak tüm dünyaya yayılmaya başladı. Bu yayılma Kuzey Afrika’da Mısır medeniyetini, Avrupa’da ise Avrupa medeniyetini var etmişti. Yani Ortadoğu aynı zamanda medeniyetlerin tohumlarını salmıştı dünyaya. Bereketli hilalden götürülen bitkisel ve hayvansal besinler o kadar verimli bir şekilde üretiliyordu ki Mısır’da piramitleri yapabilecek insan kitlelerine ve yine Avrupa’da farklı zanaatlarla uğraşan insanlara yetebilecek güçteydi. Avrupalılar bu besinleri 16. ve 17. yüzyıllarda Yeni Dünya'ya kadar taşıdılar. Yeni Dünya'da, İnka medeniyeti ile karşılaşan İspanyol savaşçılar çok kısa sürede İnka ordularındaki askerleri yendiler. Bu zaferlerdeki en temel neden İspanyolların Yeni Dünya'ya götürdüğü mikroplar ve kullandıkları savaş aletleri idi. Kökeni bereketli hilalden gelen ve tıpkı Avrupa’da olduğu gibi diğer coğrafyalara yayılan bu savaş aletlerini geliştirmeyi Avrupalılar başardı. Avrupalılara bu imkânı sağlayan etmenler ise kıtaların şekli, hayvan ve bitki dağılımı, Avrasya teknolojisinin yayılımı gibi coğrafik etmenlerdi.” Mikrop işgalcilerin farkında olmadıkları en büyük silahlarıydı. Tüfekse onların somut görünen silahıydı. . “Mikrop, çelik ve tüfek Avrupa'dan çıkmış, masumca yaşayan toplumların laneti olmuştur.”

Tüfek, Mikrop ve Çelik, antropoloji alanında Türkçeye çevrilmiş nadir kaynaklardan. Bu kaynakta evrimcilik kuramı merkezde olup difüzyonizm kuramından da biraz bahsedilmiştir. Difüzyonizm, kültürlerin bir merkezde doğup, yayıldığını öngörür

Jared Diamond Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında insanlık tarihi hakkında hiç sormadığımız soruların merakını düşmüş ve bu soruları kitapta bizim için cevaplıyor. İnsanlık tarihini derinlemesine araştırıp bize yalın bir dilde aktarmış. İnsanlık tarihini oldukça anlaşılır bir biçimde okurlarıyla buluşturmuş. Kitap bittiğinde dünyada neden her yerin eşit derecede gelişmediğini, bu gelişmelere sebep olan etkenleri ve gelecek üzerine öngörüleri edinebilirsiniz. Bu konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için Daron Acemoğlu'nun Ulusların Düşüşü kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Editör: Gizem Yıldırım

Tüfek, Mikrop ve Çelik Yorumları

tam bir klask bakış açınızı değiştiriyor

31-07-2019 12:01