Ulusların Düşüşü

Ulusların Düşüşü
Kitabın Yazarı:Daron Acemoğlu, James A. Robinson Kitap Türü:Tarihi Yayınevi:Doğan Kitapçılık Yayınlandığı Yıl:2013 Sayfa Sayısı:496 ISBN:9786050918120 Kitap Puanı:8.8 / 10 | Yorum: 2

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:27,23 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Ulusların Düşüşü - Daron Acemoğlu James A. Robinson

Kitap Türü:Tarihi, Politika Orjinal Adı:Why Nations FailÇeviren:Faruk Rasim Velioğlu

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Ulusların Düşüşü Özeti

Zengin ve fakir ülkelerin birbirlerinden ayrıldıkları noktalar nelerdir? Ulusların Düşüşü kitabı geneli itibariyle bu soru üzerine kurulmuş ve bu soru ışığında zihnimizi aydınlatmaya çalışmaktadır. İlk olarak ele alınan kentlerden biri Meksika’da bulunan Nogales kentidir. Bu kenti diğerlerinden ayıran özellik Kuzey tarafının ABD sınırları içerisinde yer alması Güney’inin ise Meksika sınırları içinde fakat bir özelliğiyle de bu bölgeler birbirlerinden ayrılmaktadır. Kuzey tarafı Güney’e göre daha gelişmiştir. Hatta Kuzey’de kişi başına düşen gelir Güney’dekinden 3 kat daha fazladır. Bir çit neleri değiştirebilir? İklimi? Tabi ki hayır. Kültürü? I ıh. Doğru cevap çitin iki tarafını da yöneten ülkenin halkına yaklaşım tarzıdır. ABD hükümeti halkının gelişmesini ve refah içinde yaşamını sürdürmesine önem verirken Meksika hükümeti için aynı şey söylenemez.

Kısacası farklı kurumların şekillendirdiği farklı dünyalarda yaşarlar. Her bakımdan arada bir eşitsizlik mevcuttur ve ülkelerinden kaçmak için canını bile ortaya koyan insanlar bu eşitsizliğin farkındadır. Bu nereden bakılırsa bakılsın hem gelişmiş hem de gelişmemiş ülkeler için problemdir.

Nogales örneği 3 kat farkla en somut örneklerden biridir bu fark Afrika’nın genelinde 20; Mali, Etiyopya gibi en yoksul ülkelerde 40 kata bile çıkabilmektedir.

Ülkelerin sahip oldukları kaynaklar büyük önem kazanmaktadır. Birey ne kadar yetenekli, üretken olursa olsun ülkelerin sunduğu kaynaklar bu noktada çok önem kazanmaktadır. Dünyaca isim yapmış ve çığır açmış bir çok birey yediği içtiği şeyler ya da diğerlerinden aşırı uç zekaya sahip oldukları için değil var olan potansiyelleri desteklendikleri için tüm bunları yapabildiler.

Peki tüm dünya hep böyle eşitsiz miydi? Bu eşitsizlik Sanayi Devrimi ile patlak verdi ve 18. Yy ortalarına kadar fark bu kadar büyük değildi.

Başka bir hipotez de coğrafi konumla ilgilidir. Bu teoriye göre en yoksul ülkeler genellikle tropikal kuşakta yer alırken en zengin ülkeler ılımın iklimdedir fakat bu teori çok da işlevsel gözükmemektedir. Tropikal iklimin hastalıkların yayılması bakımından çok uygun olması ve tarıma elverişli olmaması gibi teorilerle desteklenilmeye çalışılsa da kitapta daha detaylı olmakla birlikte hastalıkların iklimle değil yoksullukla alakalı olduğu açıktır. Bize yakın bir örnek olarak Ortadoğu’da ilk uygarlıkların ortaya çıkması veya Ortadoğu’nun yoksullaşması coğrafi konumla açıklanamaz. Osmanlı himayesine giren Ortadoğu Osmanlı’nın kaynaklarından yoksun kalmış ve giderek fakirleşmiştir. Buradan devam edersek kültür hipotezine de bakabiliriz. Bu hipoteze göre kurumsal zenginliği ve farklılıkları normların oluşumunda bir etken olarak ele alabiliriz. Köklü bir hale gelen eşitsizliğin değişmesinin neden bu kadar zor olduğu açıklanabilir fakat yine Ortadoğu örneğine bakacak olursak petrole sahip olanlarla olmayanlar arasında var olan uçurum Osmanlı himayesindeyken var olan yapının ayrılmadan sonra bile sürmesinden kaynaklandığını yani bunun kültürden çok tarihsel sebepten kaynaklandığını açıkça söyleyebilmekteyiz.

Cehalet kuramı ise yoksul ülkelerin nasıl kalkınacağını bilmeyen yöneticilere sahip olduğunu savunmaktadır. Oysa bu durum tam olarak böyle değildir. Örnek olarak mango yetişmeyen Nkrumah’da mango paketleme tesisinin kurulması ve dünya ihtiyacının üstünde üretim yapmaya çalışması tüm bunun cehaletten değil siyasetten kaynaklı olduğunu açıklamaktadır. Yani ülkeler yöneticileri akılcı olmadığı için değil akıllı bir şekilde ülkelerini fakirleştirdikleri için fakirdirler.

Toplumların tercihleri olan siyasal ve ekonomik kurumlar büyüme ve gelişme sağlayabildiği gibi sömürücü olup tüm bunlar için ket vurucu olabilir. Sömürücü kurumlar gücü elinde bulunduranlar ile diğerleri arasında bir çatışma yaratır. Bu sömürge refahın en önemli dayanaklarından biri olan teknolojiyi insan yaşamından uzaklaştırma ve dolaylı olarak da refahın diğer sağlayıcılarından insanlar mahrum kalmaktadır.

Tüm bunların önüne geçmenin tek yolu kapsayıcı ve yenilikçi kurumlara sahip olmaktır. Kurumlar yenilik karşıtı ve kadrolu bir hal alırsa kendi çıkarları önem kazanmaya başlar. Bu demektir ki koca bir halkın dünyada var olan tüm kaynaklardan yoksun kalması. Çoğunluğun katıldığı etki ettiği ve kapsayıcı kurumlar oluşturmaktan başka çare yoktur.

DEĞERLENDİRME

Neden haberlere baktığımızda milyonlarca insan açlık, sefalet, hastalık ve savaş ile mücadele ederken bir o kadar da insanın edindiği yatlar, katlar, bilimde eğitimde açtıkları çığır, fazla yemek yemekten aldıkları kilolar ile ilgili haberler görüyoruz? Nasıl oluyor da aynı evrende aynı şekilde var olmuş yaratılmış ve aynı havayı soluyan bu kadar çok insan bu kadar farklı yaşamlar sürebiliyor? İnsanlık var oldukları ilk günden beri gerek mağaraların yapısı yeri kimi mağaranın neden sıcak olduğu kimi insanların nasıl daha büyük hayvanlar avladığı ya da kimilerinin nasıl oluyor da bu kadar güzel ürünler yetiştirebildiğine kafa yormuştur. Ulusların Düşüşü kitabı modern dünyada modern insanın bakış açısıyla bir kez daha tüm bu sorulara yanıt olmaya çalışıyor.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Ulusların Düşüşü Yorumları

ekopolitik seven okurlar için güzel bir kitap. aslına bakarsanız kitabın savunduğu bir iki husus var

10-05-2019 21:31

kitap ekopolitik severler için güzel bir kitap ancak içinde çok fazla ekonomi yok. neden ekopolitik olarak gösteriliyor bilmiyorum. aslında savunduğu bir iki tez dışında bir şey de yok. bu savunduğu argümanı yani kapsayıcı siyasal ve ekonomik kurumların üstünlüğünü enine boyuna ele almış. ve dünyanın çeşitli bölgelerinden örnekler vererek açıklamış. işte bu noktada botsvana'dan çin'e, maya uygarlığından çarlık rusyası'na kadar dünyanın çeşitli yerlerine çeşitli zamanlarda yolculuğa çıkıyorsunuz. en keyifli yerleri buraları bence. müthiş bir hızda tarih bilginizi güncellemenize yardımcı olurken kıyıda köşede kalmış bilgilerle çok şaşıracağınız ayrıntıları yakalıyorsunuz. ülkemizde de oldukça popüler olmuş bu kitabı özellikle iibf öğrencilerine okumalarını öneririm.

10-05-2019 22:37