Bin Hüzünlü Haz

Hasan Ali Toptaş Bin Hüzünlü Haz
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Everest Yayınları
Yayınlandığı Yıl:1998
Sayfa Sayısı:152
ISBN:6051850047
Kitap Puanı:
6.3 / 10 | Oy: 24 | Yorum: 1
Editör Puanı:8
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
D&R:9,80 TL
KitapYurdu:10,50 TL
Sözcü Kitabevi:11,20 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Bin Hüzünlü Haz Özeti

Hasan Ali Toptaş Bin Hüzünlü Haz


Hasan Ali Toptaş’ın 1998 yılında yayımlanmış olan ve adeta roman okuyucusuna verilmiş bir hediye olduğunu düşündüğüm eseri: Bin Hüzünlü Haz. 1999’da Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş ve Toptaş okurları tarafından çokça sevilmiştir. Esasen okuyabileceğiniz herhangi bir romandan oldukça farklı çizgiler taşımakta ve bir roman olarak değil de, bir “kurgunun romanı” olarak değerlendirilmektedir. Alışılmışın dışında olan bu esere deyim yerindeyse romanın romanı demek de mümkün.

Dokuz ana bölümden oluşan Bin Hüzünlü Haz, hafızalarda yer edinmiş olan şu giriş cümlesiyle başlar: “Beni en çok suçtan arınmışlığım tedirgin ediyor.” Kitabın ilk bölümünde, anlatıcımız sonuna kadar kim veya ne olduğunu öğrenemediğimiz Alaaddin’dir. Bu giriş bölümünde, Alaadin’in anlattıklarıyla şehrin arka sokaklarının, sokak insanlarının, kötülüklerin, suç mahallerinin yankısını duyarız. Alaaddin sürekli denemesine ve sürekli serserilerle, üç kağıtçılar ve ayyaşlarla dolaşmasına rağmen bir türlü herhangi bir suç işleyemediğini anlatır. İkinci bölümde ise kendimizi birdenbire bitmek bilmeyen bir arayışın içinde buluruz. Eserin ilk bölümü dışında bizimle beraber olacak olan yazar-anlatıcımız hayale sığmayacak birçok yerde Alaaddin’i aramaktadır. Bir otelde, ormanda, bir sarayda akla gelebilecek her yerde sürdürür arayışını. Arayış boyunca da yazar Kırk Haramiler’e , Don Kişot’a, Kırmızı Başlıklı Kız’a, Hansel ve Gretel’e çeşitli dokundurmalar yapar, bu hikayelerin her birine teğet geçer.

Yazar-anlatıcımız Alaaddin’i aramaya şehrin puslu, dolambaçlı ve aynı zamanda tehlikeli olan arka sokaklarından başlar. Onu burada bulmayı ummaktadır çünkü Alaaddin de bu arka sokaklarda kendi suçtan arınmışlığını temizlemeye çalışmaktadır. Ara sokaklardan birinde garson kılıklı birine Alaaddin’i tanıyıp tanımadığını ve onu nerede bulabileceğini sorar. O da belirli bir şey söylemeden ilerdeki sokağın köşesinde bulunan Hotel ROM’da araması gerektiğini söyler. Otele gidip sahibesine Alaaddin’in orada olup olmadığını sorar, fakat otelin sahibesinin söylediğine göre o otelde binlerce Alaaddin vardır, anlatıcımız ise aradığı Alaaddin’in adından başka hiçbir şey bilmemektedir. Zaten onun sadece zihninde duyduğu sesinden tanımaktadır. Otelin binlerce odalı karmaşasına dalar, daha sonra ise otelden ormana, ormandan saraya arayışını sürdürür.

Bin Hüzünlü Haz hakkında söylenebilecek en belirgin şey öyle bir oturuşta okunamayacak, cümle cümle ve hatta kelime kelime sindirilerek okunması gereken bir kitap olduğu olsa gerek. Hasan

Ali Toptaş adeta harf harf işlemiş bu romanı ve ciddi manada ustalığını konuşturmuş. Yazarın anlatım gücüne ve kaleminin kabiliyetine her cümlede bir kez daha şahit oluyoruz. Kolay okunabilen bir kitap olmamasının üzerine bir de cümlelerin uzunluğu eklenince gerçekten de sessiz bir ortam ve odaklanma gerektiren bir kitap. Fakat cümlelerin uzunluğuna rağmen anlatım bir şiir gibi akıyor ve akış olmadık yerlerde kesilerek ucuzlaşmıyor. Eser boyunca biz de Alaaddin imgesi ile kendi varoluşumuzu arıyor, anlatıcının ümitsizliğe kapıldığı yerde vazgeçer gibi oluyor ve yine onunla beraber tekrar aramaya koyuluyoruz. Bin Hüzünlü Haz, bir arayışın romanı.

Kitap hakkında fikir oluşturması açısından benim altını çizdiğim bazı bölümler ise şöyle:

“İçimin bir köşesinden diğer köşesine, çılgınlar gibi palas pandıras koşuyorum sözgelimi, uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum.”

“Çoğu kez yüzlerinde, omuzlarında ve bileklerinde, birer hikaye özeti gibi duran bıçak yaraları oluyordu bu tayfaların. Gözlerinde de, bu yaraları açan bıçakların parıltısı…”

“Bu, insanoğlunun baştan beri kurtulamadığı ve sonsuza dek de asla kurtulamayacağı, tuhaf bir yazgıymış zaten; önce ne yapıp edip bin bir güçlükle, kıvrana kıvrana yaratır, sonra yaratma sevinci gibi gözüken hazin bir teslimiyetle yarattığının kulu kölesi olur, ardından da ille onu ellerimin arasında tutacağım, ya da içinden bir daha, bir daha doğacağım diye, kendini hırpalaya hırpalaya helak olur gidermiş..”


Yazar: Miraç Elif Kanbay

Bin Hüzünlü Haz Yorumları

Bin Hüzünlü Haz Yorum harika bir romandı elinize sağlık

13-02-2018 09:13 !!

Yorum Yaz

:: Hasan Ali Toptaş ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2018 YazarOkur Kitap.