Ateş Yakmak

Ateş Yakmak
Kitabın Yazarı:Jack London Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları Yayınlandığı Yıl:1902 Sayfa Sayısı:64 ISBN:9786052957868 Kitap Puanı:9.1 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:5,11 TL KitapYurdu:5,20 TL D&R:5,60 TL e-kitap,pdf,epub: *

9.1
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Ateş Yakmak - Jack London

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Ateş Yakmak Özet

Jack London’un 1897’de Altına Hücum dalgasına kapılarak gittiği Klondike’deki deneyimlerinden yararlanarak yazdığı Ateş Yakmak öyküsü bir gençlik dergisi olan The Youth Companion’da 1902’de yayımlanmıştır. O zamanlar umut vaat eden genç yazar olarak tanımlanan London, bu öyküsünü 1908’de yeniden yorumlayıp The Century Magazine’de yayımlattığında ise milyoner olan ilk Amerikalı yazar unvanına sahip, binlerce okuru olan bir yazardır. Altı yılda hayatı oldukça değişmiş, sayısız deneyim edinmiş, üslubu oturmuştur; bu durum iskeleti aynı olan iki hikâyenin farklılığının nedenini açıkça ortaya koymaktadır.

1902 Versiyonu:

Kuzey topraklarında insan hareketlerine yön veren en önemli kural “Asla tek başına yola çıkma”dır. Tom Vincent, gülüp geçtiği bu kuralın aslında ne kadar hayati olduğunu bir ocak gününde yaşadığı acı bir deneyimle öğrenir.

Hava sıfırın altında elli dereceyi gösterirken Vincent, Yukon üzerindeki Calumet Kampından ayrılmış; sırtındaki yükle Paul Deresi ile Cherry Deresini ayıran tepeye, arkadaşlarının geyik avladığı, maden aradığı yere doğru yürümektedir. Elli kilometre yol yürüyecek olması Vincent’in keyfini kaçırmaz. Çünkü Cherry Deresinin aktığı yamaçta altın bulacaklarından emindir; ayrıca yanında arkadaşlarının ailelerinin Birleşik Devletlerden yazıp gönderdiği mektuplar da vardır. Yola çıkışından üç buçuk saat sonra yolun yarısını tamamlamıştır; donmasın diye koynuna sakladığı ekmeği yemeğe karar verir. Ancak daha ilk lokmasını yutmuşken parmaklarının donmaya başladığını fark eder ve ısınmak için hareket etmeye başlar. İçinden bir an burunluk takmadığı pişmanlığı geçse de genç ve güçlü bir adam olduğu konusundaki aşırı özgüveni bu pişmanlığın kısa sürede yerini alır. Mağrur bir neşeyle yol alırken kırılan bir buz tabakasına girip ayak bileğine kadar ıslanınca soğukkanlı bir şekilde hemen ateş yakmaya koyulur. Kıyıdaki çam ağaçlarının çevresinde ince dal ve çalı çırpıları destesi yüzlü olan kibritiyle yakmayı başarmasından kısa bir süre sonra ağacın üzerinde birikmiş dört aylık kar ateşi söndürür. Soğuğun verdiği keskin acı ıslanmış ve parmakları donmuş Vincent’i paniğe sürükler. Kibritleri tutmadaki başarısızlığı aklına, yakınlarda sığın geyiği avcılarının kampının bulunduğunu getirir. Beş dakikalık yürüyüşten sonra yanılmadığını anlar ancak kamp terk edilmiştir. Artık tek yapacağın şeyin elleri ne kadar yanarsa yansın o kibritleri yakmak olduğunu anlar. Ancak bu şekilde hayatta kalabilecektir. Yanan etinin kokusuna ve acısına dişini sıkarak katlanan Vincent sonunda ateş yakmayı başarır. Ellerini ve ayaklarının kan dolaşımını sağlamak için üç saat uğraştıktan sonra ertesi gün acınacak halde Cherry Deresinde kamp yapan arkadaşlarına ulaşır. Bir ay içinde eski sağlığına kavuşur; fakat ellerindeki izler ve soğukta hassaslaşan ayak parmakları ona her seferinde kuzeyin ana kuralını hatırlatacaktır.

1908 Versiyonunu İlkinden Ayıran Temel Farklılıklar:

—4500 kelime daha fazladır, dolayısıyla daha uzundur.
—Karakterin ismi yoktur; “adam” diye söz edilir.
¬¬—Hava -60 derecedir.
—Adama husky cinsi bir köpek eşlik etmektedir.
—Henderson Deresinin sol çatalındaki eski madende olan arkadaşlarının yanına gitmektedir.
—Mendiline sardığı öğlen yemeği dışında bir yükü yoktur.
—Yola yalnız çıkmasının amacı Yukon Nehrinde yer alan adalardaki ladin ağaçlarından gelecek bahara sal yapacak kereste çıkıp çıkmayacağını kontrol etmektir.
—Yanında ABD’den gelen mektuplar yoktur.
—Tütün çiğneme alışkanlığı vardır.
—Henderson Deresi üzerinde yürürken dizlerinin yarısına kadar ıslanır.
—Ateşi ladin ağaçlarından dökülen kar söndürür.
—Kibrit destesi 70 adettir.
—Öykünün sonunda adam kurtulamaz, donarak ölür.

Bu etkileyici öykünün ikinci yorumundan yola çıkarak Fx Goby yönetmenliğinde hazırlanan aynı adlı 13 dakikalık animasyon, 2016 yılında gösterime girmiş ve farklı festivallerde 20 ödül birden toplamıştır.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizinde yer alan bu derleme içinde 1905’te yayımlanan ve Nadejda Krupskaya’nın ölüm döşeğindeki eşi Vladimir Lenin’e okuduğu son öykü olarak bilinen Yaşama Azmi de bulunmaktadır.

Yaşama Azmi:

Buz gibi derenin içinde ilerleyen iki adamdan geride olanı bileğini burkar. Bill, yaralanan arkadaşının istediği yardıma kayıtsızdır. Arkasına bile bakmadan ilerleyerek gözden kaybolur. Yoldaşının görüş açısından kaybolmasıyla yalnız kalan adam ıssızlığın korkutucu gücü karşısında kendini zorlayarak arkadaşının gözden kaybolduğu yolu aksak adımlarla takip eder. Bir an önce derenin Dease Nehrine döküldüğü yerdeki zulasına ulaşmak istemektedir. Burada onu bekleyeceğine inandığı arkadaşıyla Hudson Bay Şirketi Ticaret Karakoluna kanolarıyla ulaşacaklar, dondurucu soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklardan ayrılacaklardır. Bu düşünceyle ilerleyen adamı iki gündür yemek görmeyen bünyesi durmaya zorlar. Halsizliğin ve zayıflığın güçlü etkisi, etrafında gördüğü kar tavuklarını hatta su birikintisindeki balığı bile yakalamasını engeller. Açlık, soğuk ve acının tüm bünyesini ele geçirdiği adam belli bir süre kurt sürüsünün geride bıraktığı karibu kemikleriyle hayatta kalmaya çabalar. Aniden bastıran kar ve yağmurun etkisiyle körleşen sinirleri hedef gözetmeksizin yürüyen adamı yaklaşan hasta bir kurdun hırıltısıyla yeniden ayaklandırır. Bundan sonraki adım ayakta bile durmaya güçlük çeken iki canlının arasındaki ölüm kalım savaşıdır. Adamı bu mücadele için yeniden canlandıran şey ise nehrin denize döküldüğü noktada gördüğü demir atmış gemidir. Böylece adam önde, hasta kurt arkada gemiye doğru düşe kalka ilerlerler. Ertesi gün adam kurtlar tarafından parçalanmış Bill’in geride kalan kemiklerine rastlar. Ancak kendisine bırakan arkadaşının ölümüne duyarsızdır, geride kalan içi altın dolu keseyi bile almaya tenezzül etmez. Günlerce süren yürüyüşün ardından daha fazla dayanamayan kurt, dişini adamın eline geçirmek için hamle yapar. Adam, geride kalan son gücüyle kurdun boynuna saldırır ve istemsizce, kanın boğazından geçmesine boyun eğer. Balina avı gemisi Bedford’daki bilimsel keşif heyetinin birtakım üyeleri sahilde gördükleri bu garip canlıyı yakından inceleyebilmek için bir kayıkla yanına giderler. Kör, bilincini yitirmiş, dev bir solucan gibi kıvrılarak ilerleyen bu canlıyı gemide üç hafta içinde kendine getirirler. Adam, burada yiyecek sıkıntısı çekmeyeceği teminatını alsa da uzun bir süre çeşitli yerlere yiyecek zulaları hazırlar. Mürettebat tarafından hoş görülen adam gemi, San Francisco Körfezine demir attığında bu korkusunu geride bırakmıştır.

Editör: Pınar Tufanlı

Ateş Yakmak Yorumları