Kendini Arayan Kadın

Kendini Arayan Kadın
Kitabın Yazarı:Halit Ertuğrul Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Nesil Yayınları Yayınlandığı Yıl:2004 Sayfa Sayısı:152 ISBN:9789756401781 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 2

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:5,00 TL KitapYurdu:11,69 TL e-kitap,pdf,epub: 5,00 TL

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Kendini Arayan Kadın - Halit Ertuğrul

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Kendini Arayan Kadın Özeti

Halit Ertuğrul Kendini Arayan Kadın adlı eserinde; babasının ölümü ile hayatı değişen bir kadının yaşam hikayesini anlatmaktadır.

Nilüfer'in hayatı altı yaşındayken babasının şehit haberini almasıyla değişir.

Nilüfer'in annesi ve babası arasında ki sevgi dillere destan olacak türden bir sevgidir. Babası öldükten sonra annesi bir türlü kendini toparlayamamıştır.

Nilüfer'in babası öldükten sonra dedesi ve babaannesi geleneklerine göre annesini amcası ile evlendirmek ister. Bu duruma annesi çok karşı koymaya çalışsa da çabaları ne yazık ki bir sonuç vermez. Son çare olarak amcası Faruk ile konuşup bu durumu yüz yüze konuşarak başlamadan bitirmek ister. Amcası, annesinin yalvarışlarına dayanamasa da kendi anne ve babasını ikna edemediği için evlenmeyi kabul etmek zorunda kalır fakat yengesine bu evliliğin kağıt üzerinde olacağına yemin eder.

Annesinin kapıyı kilitleyeceği vakit kapı çalar ve bir Allah misafiri gelir. Gelen bu misafir kadın; rabbimizin her şeyinin hayır olduğunu, hiçbir kulunu darda koymayacağını, yalnızca kullarını imtihan ettiğini ve cennetin de o imtihandan sonra kazanılacağını söyler. Kadın, Nilüfer'in annesinin kulağına bir şeyler söyler ve oradan ayrılır. Nilüfer ilk defa annesini uzun zamandan sonra bu kadar mutlu görür.

Yine bir gün annesi her zaman olduğu gibi saatlerce dua edip rabbine yalvarırken vefat eder. Nilüfer eve döndüğünde annesinin seccadenin başında ölü bedenini görür ve başında da önceden evlerine gelen misafir kadını annesine bir şeyler okurken görür.

Annesinin vefatı üzerine Nilüfer ilkokul yıllarını dedesinin evinde mutsuz ve huzursuz bir şekilde geçirir. Bu sıralarda okulda Meral adında bir öğretmeni vardır. Meral öğretmen, Nilüfer'in manken olacak bir güzelliğe sahip olduğunu söyleyerek onun yatılı bir okul kazanıp, kasabadan uzaklaşma isteğini oldukça kuvvetlendirmiştir.

Nilüfer yatılı olan okulun sınavını kazanır. Fakat o zamanlarda güzelliğinin başına bela olacağından habersizdir.

Ortaokul, lise derken Nilüfer'in önü tamamen açılır. Bu sırada yeni Nilüfer ile eski Nilüfer'in arası da günden güne açılmaktadır.

Yeni okulunda Nilüfer'i etkileyen iki tane öğretmeni vardır. Aylin Hanım; çağdaşlığı, özgürlüğü ve dinsizliği savunan bir hoca, Fazilet Hanım ise; insanların düzelebilmesi, iç huzurun oluşması ve hoşgörünün yaygınlaşması için Allah inancının şart olduğunu anlatan bir hocadır. Sınıfta ki öğrencilerin bir kısmı Aylin Hoca, bir kısmı ise Fazilet hocanın grubundadır.

Fazilet Hanım, bir suçu olmamasına rağmen bir takım olaylardan sonra görevden alınır. Okul tamamen Aylin Hoca'ya kalır. Artık Nilüfer’in günleri, bir tarafta dinsizlik tartışmaları bir tarafta ise sahte dostluklarla doludur.

Nilüfer, lise bittiğinde üniversite sınavlarına girmez çünkü bir gazetenin güzellik yarışmasında birinci olmuş ve bir anda isteğini şöhrete ulaşmıştır. Genç, güzel ve tecrübesiz bir şekilde hayatına devam eden Nilüfer, çok kısa bir zaman içinde hayal bile edemeyeceği bir yere gelir. Hayatı tozpembe yaşamaya başlar. Bu süre zarfında bir iş adamı Nilüfer'e zorla sahip olur.

Bir defileye gitmek üzere Fransa'ya yolculuğa çıktığı sırada uçakta lise arkadaşı Seyda ve eşi ile karşılaşır. Nilüfer lise zamanlarında Seyda'ya ilgi duymaktadır. Bundan dolayı, eşini içten içe kıskanır.

Nilüfer gün geçtikçe güzelliğinin ona huzur, mutluluk vermediğini aksine ruhunu öldüren ve inancını yerle bir eden bir felaket getirdiğinin farkına varır.

Nilüfer bu pisliğe batalı beş yıl olmuştur fakat bu süre zarfında anne ve babasının ruhlarını hoşnut etmek için hayır kurumlarına, yoksullara yardım etmeyi hiç aksatmamıştır. Para yardımı bulunduğu bir hayır kurumu o yıl bir sempozyum düzenleyerek Nilüfer'i de davet eder. Sempozyum başladığında kürsüye gelen Nilüfer'in eski aşkı, gizli sevdası Seyda'dır.

Nilüfer iç güzelliğini artırmak için Konya'ya gidip Mevlana'yı ziyaret etmeye karar verir. Ziyareti sırasında oldukça duygulu zamanlar geçirir. Onu kahreden bu hayattan kurtulmak için çok güzel umutlar doğar içinde fakat kaldığı otelden ayrılırken kaçırılır. Bu olay iki düşman arasında bir üstünlük kurma çabası olmasına, Nilüfer ile bir ilgisi olmamasına karşın o, bir koz olarak kullanılır. Nilüfer düzlüğe çıkmak için uğraştıkça onun için zor ve çetin bir dönemeç daha başlar.

Nilüfer'i kaçıran mafyanın başı ona sahip olmak isteğinde Nilüfer ölümün bundan daha iyi olacağını söyleyerek bağırır ve daha sonra bu acıya dayanamayıp bayılır. Uyandığında kendini bir hastanede bulur, mafyanın adamları onu hastane kapısının önüne bırakıp kaçmışlardır.

Nilüfer bu hastanede kendisi için çok acı bir gerçeği, kanser olduğunu öğrenir. Eskiden korumalarla gezen, kendisine sürekli övgüler yağdırılan Nilüfer, şimdi ise beş parasız sokak ortasında kalır.

Kolunda ki bileziğini satarak, kendine bir apartmanın bodrum katında, tek odalı, güneş bile görmeyen bir ev kiralar. Ona göre artık her şey bitmiştir; dünyadan, hayattan ve çevresindeki insanlardan artık hiçbir beklentisi yoktur.

Nilüfer'in günleri acı ve ağrı dolu zamanlar içinde geçerken yan taraftaki eczacı hanım ona elinden geldiği kadar ilaç yardımında bulunur.

Nilüfer eczacı hanımı arayıp ondan ilaç isteyecek ve artık dayanılmaz olan bu hayatına son verecektir. Telefon ahizesini aldığı sırada çok esrarengiz bir olay yaşar. Birden rahmetli annesi karşında belirir ve ona; intiharın bir çözüm olmadığını, günahlarının bağışlanması için af dilemesi gerektiğini söyler.

Kapının zili ile uyandığında karşısında on yedi, on sekiz yaşlarında, ona ilaç getirdiğini söyleyen bir genç kız ile karşılaşır. Genç kız; elindeki paketi uzatır, paketin içinde ilaç niteliğinde bir kitabın olduğunu ve kendisinin de o kitabın içinden biri olduğunu söyler ve ortadan kaybolur. Bu kitap Said Nursi'nin mektubat adlı kitabıdır.

Gelen kız, Nilüfer'e onu yıllar önce bir trafik kazasında hastaneye yetiştirdiğini söyler. Nilüfer bu izin peşine düşmek için hastaneye gider. Hastanede ona bir çocuk doktoru olan Özlem Hanım yardımcı olur. Nilüfer, Özlem Hanım'ın hayatının ona verilmiş bir hediyesi olduğundan habersizdir. Özlem Hanım ile yaptıkları araştırma sonucunda, yıllar önce hastaneye getirdiği o kızın iki gün sonra vefat ettiğini öğrenirler.

Özlem Hanım, Nilüfer'i evine götürür. Nilüfer'e göre sanki burası bir ev değil de insanın iliklerine kadar işleyen bir huzur yuvasıdır.

Özlem Hanım, Nilüfer'in hayat öyküsüne çok benzeyen bir hayatı arkasında bırakmıştır ve yaşadıklarını Nilüfer'e anlatır. Nilüfer'in içinde umut ışıkları yeniden yeşermeye başlar. Özlem Hanım'ın desteği ile hastaneye yatar ve tedavisini olur. Hastaneden çıkacağı vakit geldiğinde de Özlem Hanım, Nilüfer'e eşi ile ortak olan muayenehanesinde onu misafir edeceklerini söyler. Nilüfer hem oraya gelen hastalar ile ilgilenecek hem de artık onun yuvası orası olacaktır.

Nilüfer; namaz kılmaya başlamış, yıllardır istediği o iç huzura ulaşmış mutlu bir şekilde hayatına devam etmektedir.

Seyda'nın eşi vefat etmiştir. Nilüfer'in lise arkadaşı Nuray, Seyda'ya karşı olan ilgisini bildiği için onları görüştürmek ister. Seyda ve Nilüfer konuşurlar fakat Seyda; rahmetli eşini çok sevdiğini, her geçen gün içindeki sevgisinin arttığını, kendine eş olarak hayatında sadece onu gördüğünü söyler. Fakat eğer isterse onu çok iyi ve mutlu edecek biriyle tanıştıracağını söyler. Nilüfer ise; sen sevdanı çek bende sevdamı diyerek yanından ayrılır.

Nilüfer içinde sönmeyen bir ateş ile acaba Rabbim bunca günahlarıma rağmen beni affeder mi? Ve acaba ahirette beni Seyda'ya komşu yapar mı? Diye düşünmekten kendini alıkoyamaz.

Halit Ertuğrul'un Kendini Arayan Kadın adlı kitabında kimi zaman gözyaşlarıma hakim olamadım diyebilirim. Umudun hiçbir zaman kaybedilmeyeceğini ve ümidin hangi şartta olursa olsun kesilmeyeceğini anlatan çok güzel bir eser olmuş.

Yazan: Sebiha Akkaya

Kendini Arayan Kadın Yorumları

harika bir eser tavsiye ederim

01-11-2018 15:49

çok güzel bir kitap kitapta adeta kendimi buldum okumanızı tavsiye ederim

11-11-2018 00:23