Canan

Halit Ertuğrul Canan
Kitabın Yazarı:
Kitap Türü:Yerli Romanlar
Yayınevi:Nesin Yayınevi
Yayınlandığı Yıl:2004
Sayfa Sayısı:160
ISBN:9756503485
Kitap Puanı:
6.2 / 10 | Oy: 52 | Yorum: 2
Editör Puanı:8
Fiyat Listesi / Satın Al
YazarOkur:bedava al
KitapYurdu:11,48 TL
e-kitap,pdf,epub: *


Oy Ver

6.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte

Yorum Yaz

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Arka Kapak Bilgisi

Canan Özeti

Halit Ertuğrul Canan


Canan’ın babası Hristiyan, annesi Yahudi’dir. İki genç okulda okurken birbirine aşık olur. Aileleri dinleri farklı olduğu için evlenmelerine izin vermez. Canan’ın babası Fransa’ya okumaya gider. Okulunu bitince İskenderun’a yerleşir. Burada bir şirkette çalışmaya başlar. İskenderun’dan sevdiği kadına haber gönderir. Canan’ın annesi hiç düşünmeden aşık olduğu adamın yanına kaçar. Ailesiyle bütün bağlarını koparır. İskenderun’da evlenirler. Çok geçmeden bir kız çocukları olur. Bu çocuğun ismini annesi sonradan Canan diye değiştirir. Canan’ın babasına çalıştığı şirkette iftira atarlar. İftira sonucu babası cezaevine girer. Canan, babasını hiç tanımaz. Bir fotoğrafı vardır, o kadar. İşte felaketler zinciri de bu şekilde başlamış olur. Genç ve güzel Yahudi kadına mahalledeki erkekler dadanır. Sürekli ona rahatsızlık verirler. Çalışmadığı için zorda kalan kadın, iffetini korumak için hiçbir komşusuyla konuşmaz, içine kapanır. Beş kuruş paraları yoktur. Geçinemezler. Arada sırada kocasını ziyarete gider. Bu ziyaretlerden birinde kocasının cezaevindeyken tanıdığı biri sayesinde Müslüman olduğunu öğrenir. Kocası, onun da Müslüman olmasını ister. Cezasının dolmasına çok az bir zaman kala, kocası cezaevinde meçhul bir cinayete kurban gider. Kadın, kızıyla birlikte bu yabancı ülkede yapayalnız kalır. Kocasının öldüğünü öğrenen mahallenin zengini, güzel ve genç kadını 2. karısı olarak almaya kararlıdır. Namusuna göz diker. İki adamıyla birlikte kadının evine baskın düzenler. Kadın 3 adamın elinden zorla kurtulur. Ama bu kötü gidişin başlangıcıdır. Mahalleli artık ona iffetsiz gözüyle bakar. Arkasından dedikodular alır başını gider. Korkusundan dışarı çıkamaz. Aç susuz günler geçirirler. Bir gün kapılarına mahallenin imamı ve karısı gelir. Mahallelinin ona attığı iftirayı bildiklerini söylerler. Gizlice ona hem maddi hem manevi olarak yardım etmeye başlarlar. İmamın ona yardım ettiğini öğrenen mahalleli, imama da iftira atarlar. Dedikodular çıkınca imam tayin edilir. Yine bir başlarına kalırlar. Kadının iffetine göz diken adamlar evlerine taşlı sopalı saldırırlar. Polisler kadını ve küçük çocuğu zor kurtarır. Polisler artık kadının bu mahallede oturmasının uygun olmadığını söyleyerek onlara bir otobüs bileti alarak şehir dışına gönderir. Aç susuz, beş kuruş parasız yola çıkarlar. Nereye gideceklerini bilmezken, otobüs terminalinde Nurefşan isminde bir yaşlı kadınla tanışırlar. Bu yaşlı kadın zengin, hali vali yerinde, dul bir kadındır. Büyük evinde yalnız yaşar. Kendisine yardımcı olacak can yoldaşı arar. Canan’ın ve annesinin haline acır, onları yanına alır. Evinde ona yardım ederler, can yoldaşı olurlar. Kulağına bir haber gelir. İskenderun’dan ona saldıran, namusuna iftira atan, kötü yolda bir kadın olarak gösteren mahallenin zengin adamı felç geçirmiştir. Canan’ın annesinden özür dileyip, helâllik istemektedir. Onlar ise yeni evlerinde, yeni öğrendikleri dinleriyle bu adamın ibretlik durumuna bakıp, Allah’ın adaletinin tecelli ettiğini düşünürler.

Dini bütün Nurefşan Hanım, Canan’ın annesine Müslümanlığı öğretir. Namaz kılmaya başlar. Kuran okumayı öğrenir. Nurefşan Hanım hastalanır. Günden güne zayıf düşen Nurefşan Hanım bir gün vefat eder. Yaşlı kadın vefat edince, çocukları gelir kadının evini kapatır. Yine Canan ve annesi ortalıkta, bir başına yapayalnız kalır. Allah bir kapıyı kapatıp diğerini açar. Nurefşan Hanım’ın en iyi dostu Elif Hanım, Canan’a ve annesine sahip çıkar. Onlara küçük bir ev tutar. Canan ilkokula onun sayesinde başlar. Okul giysilerini ve masraflarını o yapar. Annesine de bir terzide iş bulur. Az kazanır ama yardımlarla idare ederler. Canan okuldayken kötü bir haber alır. Öğretmeni Sevgi Hanım ona bu haberi vermek mecburiyetindedir. Annesinin çalıştığı iş yerinde bir iş kazası olmuştur. Ütüden yangın çıkmış ve annesi çok feci bir şekilde yanmıştır. Hastaneye yetiştirmişler ama maalesef kurtarılamamıştır. Canan, daha ilk okuldayken hem annesiz, hem babasız kalmıştır. Kimsesiz kalan Canan’ı öğretmeni Sevgi Hanım evine alır. Ortaokula kadar Canan’a kol kanat gerer. Sevgi öğretmenin 2 çocuğuyla kardeş gibi yaşarlar. Lise dönemi geldiğinde, Canan Sevgi öğretmenine daha fazla yük olmasın diye parasız yatılı lise sınavına girer ve kazanır. Şehir dışında olduğu için artık çok nadir bir araya geleceklerdir. Bu yüzden son kez birlikte piknik yapmaya ilçenin en güzel mesire alanına giderler. Piknik masalarını hazırlarken, birden bir gümbürtü kopar. Ortalık kıyamet yerine döner. Az ilerine yokuş aşağı park etmiş kamyonun içinde oynayan çocuklar, kamyonu hareket ettirir ve olan olur. Kamyondan kaçamayan Sevgi öğretmen oracıkta hayatını kaybeder. Canan’ın iki bacağı da kırılır. Sevgi öğretmenin 2 çocuğuna akrabaları sahip çıkar. Ama Canan yine kimsesiz kalmıştır. Aylarca hastanede yatar. İki bacağı da kırık olduğu için hastanede yapayalnız kalır. Arada sırada ilkokul müdürü gelip ona yardım eder. Değneklerle liseye başlar. Sarışın ve güzel olan Canan, bir müddet koltuk değnekleriyle hayatını geçirir. Derslerinde başarılıdır. Canan, iyileşip değneklerinden kurtulunca, yapamadıklarını yapmaya başlar. Arkasında ona akıl verecek, koruyup kollayacak kimsesi olmadığı için savrulup durur. Üniversiteye başlar. Burada da erkekler peşini bırakmaz. Arkadaş çevresinde sigaraya ve içkiye alışır. Üniversitede ona evlilik teklifi eden birçok erkek vardır. İltifatlar onun hoşuna da gider. Okulun en zenginlerinden Burak onu evine çağırır. Normal bir bekâr evinden ziyade çok iyi yaşam süren zengin birinin evi gibidir. Canan bu şatafata aldanır. Burak’ın teklifine olumlu yanıt verir. Bolca içki içerler. Tam kendini kaybetmek üzereyken dışarıdan bağırtılar duyulur. Kendini dışarı attığında evi polislerin bastığını öğrenir. Burak, zengin adamlara üniversiteli genç kızları pazarlayan biridir. Bu ev de sürekli mühürlenen randevu evidir. Canan bir şekilde kendini kurtarır. Burak okuldan atılır. Sonra da cezaevine girer. Okulun 2. senesi Mesut isminde bir öğrenciyle tanışır. Mesut çok efendi, mazbut, muhafazakâr, dinine bağlı bir çocuktur. Canan, Mesut’a âşık olur. Ne olursa olsun bu çocukla evlenmek ve artık savrulup duran hayatını düzene sokmak ister. Birçok kez ona yanaşmaya çabalar ama bir türlü Mesut’tan olumlu yanıt alamaz. Mesut, Canan’ın hayat tarzı ve yaşantısı yüzünden onunla evlenmek istemez. Fakat Canan onun peşini bırakmaz, yalvarır yakarır onun istediği gibi yaşayacağına söz verir. Mesut bu sözler üzerine onunla nişanlanır. Ancak Mesut’un ailesi bu ilişkiye karşı çıkar. Canan’ı istemezler, çünkü oğullarını evlendirmeyi düşündükleri başka bir kız vardır. Üniversite bittikten sonra ikisi de aynı okula tayin edilir. Buraya yerleşirler ve evlenirler. Okulda da birliktedirler. Çok mutlu yaşarlar. Mesut, Canan’a İslamiyet’i derinlemesine öğretir. Mahalleden öğrencileri olur. Canan kız çocuklarına, Mesut da erkek çocuklarına sohbetler verir. Eşraftan ikiliyi çok sever sayarlar. Bir sene sonra bir erkek çocukları olur. Adını Mesut Said koyarlar. Canan çocuk iznine ayrılmıştır. Çocuğuyla oyunlar oynayıp vakit geçirdiği bir gün, kapısından gelen bağırış çığırışlarla kendine gelir. Kapıya koştuğunda komşusu ona, Mesut’un öldüğü söyler. Okuldan çıkıp bir cenaze evine baş sağlığına gitmişler. Otobüsle eve dönerlerken, karşıdan gelen kamyon otobüslerine çarpar ve Mesut oracıkta vefat eder. Canan, oğluyla bir başına kalır. Hayatta ilk önce babasını, sonra annesini, ardından Nurefşan teyzesini, ona kol kanat geren Sevgi öğretmenini ve en son olarak da kocası Mesut’u çok acı kazalar neticesinde kaybetmiştir. Ama ne olursa olsun sabır gösterip, bu acılara katlanmakta, ahirette bütün sevdikleriyle bir araya geleceğini düşünerek ayakta kalmaktadır.

Kitap sizi vadettiği acı ve gözyaşıyla karşılıyor. Kitabın yazarı Halit Ertuğrul, Canan Hanım’la röportaj yapar gibi onun hayat hikâyesini aktarmış. Bu anlatış şekli bana göre çok yavan kalmış. Bunca acının yaşandığı gerçek yaşam öyküsü, bu kadar yavan anlatılmamalıydı. Açıkçası ben kitabı okurken çok sıkıldım. Ardı ardına gelen felaketler insanın içine bir kasvet veriyor. “Off yine mi?” Diye kendi kendime debelendim durdum. Öyle bir hava yaratılmış ki, bir ara Canan’ın bu hayata gönderilmiş kara bir kedi olduğunu, dokunduğu her güzel şeyin bir sonu olduğunu, mükemmel giden bir şeyleri felaketle bitiren kötü melek olduğunu düşündüm. Doğruyu söylemek gerekirse, gözyaşına boğulmadım. Sadece üzüldüm. Yaşadığı garip kaderi, ibretlik bir yaşam hikâyesiyle örülmüş. Babası Hristiyan, annesi Yahudi bir kızın Müslümanlığa geçiş yapması ve inancı bu kadar acı şekilde idrak etmesi, sabır denilen duyguyu ölümlerle idrak etmesi çok hüzünlü. Kitabın her köşesinde sözü geçen Bediüzaman Said Nursi ve Risale, Mesut’un dindar biri olması, Nurefşan Hanım’ın muhafazakâr bir dindar oluşu, Sevgi Öğretmen’in de aynı görüşten oluşu okuyucuya subliminal göndermeler olduğunu düşündüm. İbret alınması gereken bir hayat hikâyesi. Baştan sona acıklı, hiç kimsenin yaşamak istemediği kaderin bütün sillesini yemiş bir kadın hikâyesi.

Yazar: Yeter Özhal

Canan Yorumları

Canan Yorum çok bile puan vermişsiniz

07-03-2018 03:25 !!

Canan Yorum :) yine de kitap kitaptır.

Yeter Özhal • 07-03-2018 23:25 !!

Yorum Yaz

:: Halit Ertuğrul ::
:: Tavsiyeler ::
:: Kitap Rehberi ::
:: En Son Yorumlar ::


reklam veriletişim • © 2018 YazarOkur Kitap.