Bir Bilim Adamının Romanı

Bir Bilim Adamının Romanı
Kitabın Yazarı:Oğuz Atay Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İletişim Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:1975 Sayfa Sayısı:270 ISBN:9789754700672 Kitap Puanı:8.8 / 10 | Yorum: 26

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:60,76 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Bir Bilim Adamının Romanı - Oğuz Atay

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Bir Bilim Adamının Romanı Özet

“BİR HAYAT HİKÂYESİ YAZMAK BİR HAYATI YAŞAMAK KADAR ZORDUR”

Aslen Malatyalı olup, 1911 yılında Adana’da doğmuş bir bilim insanı olan Mustafa İnan’ın hayat hikâyesini anlatan Oğuz Atay’ın bir sözüdür başlığımız da.

Mustafa İnan Adana’da seyyar posta memuru Hüseyin Avni Bey ile karısı Rabia Hanım’ın on üç yıllık evlilikleri boyunca yaşayan tek erkek çocuğuydu, daha önce doğan altısı ölmüştü. Bu yüzden doğduğunda sevinçler gizlenmeye çalışılmıştı. Yazarın da dediği gibi, “yaşamasının sevinci gizlenirse ölüm, durumu haber alıp gelemez” diye düşünülüyordu. Belki de o günlerde ölüm, Mustafa İnan’ın gelecekte Türkiye’ye ve Dünya’ya kazandıracaklarını sezdiği için ortalarda görünmekten utanmıştı.

Kitap Mustafa İnan’ın arkadaşı ünlü matematikçi ve aynı zamanda TUBİTAK ‘ın ilk bilim kurulu başkanı Cahit Arf’in önsözü ile başlıyor ve Mustafa İnan’ın yaşamından ve ailesinden kesitler sunan bir fotoğraf albümüyle son buluyor. Kitabı okumaya başlamadan önce bu albüme göz atmanın okuyucuya; olayları gözlerinde daha iyi canlandırmaları ve anlatılan değerli yaşam öyküsünü içselleştirmeleri için faydası olabileceğini düşünüyorum.

Mustafa İnan dört yaşında damdan düşmüştür ve sonraki bütün yaşantısı o günden kalma bu fizyolojik zayıflığın izlerini taşımıştır. Yaşamı boyunca geçim sıkıntısı ile boğuşmuş, asistanlarından bile borç almak zorunda kalmıştır bu onurlu adam. İki kere dünya savaşı yaşamıştır ve kendi demesiyle “kara vagonlar içinde düşmandan kaçmıştır”. Okuduğu okulların soğuk yatakhanelerinde geçmiştir gençliği. Babası “bu adam olmaz” diye düşünmüştür ve kuyumcunun, eczacının yanına çırak olarak göndermiştir Mustafa’ yı. Belki de babasının “adam olmaz” lafları zihnini daha çok kamçıladığı için Mustafa hayatı boyunca kendine hep “nasıl daha faydalı bir insan olurum?” diye sormuş ve her dakikasını bu onurlu görev için harcamıştır. Yaşama geliş sebebini bu bilmiştir. Soba kurumları arasında evliliğinin ilk yıllarını geçirmiş, kırk yaşından sonra kaloriferli evin sıcaklığını görmüştür. Üniversitede çalışırken her gün yemeğini evden getirmiştir. Üniversiteye yıllarca aynı palto ve elbiseyle gidip gelmiştir.

Değerli bilim insanımızın yukarıda anlattığımız yanını ne arkadaşları bilmiş, ne öğrencilerine anlatmıştır. Zihni sürekli yeni şeylerle devinen, kalbi sürekli öğrenmenin heyecanıyla çarpan bu insanın kafasına takacağı sıkıntıları o günlerde bunlar değilmiş. Öyle olsaydı Teknik Üniversite’den mezun olan diğer arkadaşları gibi binalar diker, köprüler kurardı. Ama o daha ortaokuldayken iyi bir “hoca” olmayı amaç bilmiştir kendisine ve şöyle demiştir:

“Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar? Oppenheimer gibi hissediyorsanız, bırakın yüksek binaları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın. Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın. Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın. Sizin kuvvetli olmak gibi bir derdiniz yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi 'Kuvvet nedir?' diye merak ediyorsanız buyrun sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim. Çünkü bazılarına göre 'Kuvvet' para ile organizasyonun çarpımına eşittir; bize göre de kuvvet ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür. Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın olur mu çocuklar? Kürsü ile ticarethaneyi birbirine karıştırmayın olur mu çocuklar?”

Kullandığımız kelimelerin kökenini merak etmiş, başka dillerdeki kelimelerin kökenlerine kafa yormuş, divan edebiyatıyla yakından ilgilenmiş, ezberlediği şiirleri dost sohbetlerinde paylaşmaktan zevk almış, matematiğin yaşamın her yerinde olduğunu gözlemlemiş, yaşamın her alanındaki o matematiksel ritmi hissetmeye çalışıp bunu sanatla yoğurarak insanlara faydalı olabilecek bir kıvama getirmeye çalışmış, ülkesine yeni bir mekanik anlayış getirip bunu öğrencilerine ürkütmeden sunabilmenin yollarını arayıp durmuş, bilimsel ve edebi konularda onlarca konferans vermiş çok değerli bir bilim insanıdır Mustafa İnan.

Oğuz Atay tüm bunları anlatırken günümüzün üniversite camiasına da göndermelerde bulunmuştur. Toplumdan kendini soyutlamış, insanı anlamadan insanın dertlerine çareler bulmaya çalışan zavallılıklarını eleştirmiştir. Bilimin bencillikle işi olamayacağını, profesör olunca her şeyin bitmediğini asıl her şeyin ondan sonra başladığını, üniversitelerin insanların egolarını tatmin etmek için kurulmuş yerler olmadığını, “gerçek bilim insanı” dediğimiz kişinin aslında hiçbirimizden bir farkı olmadığını ve ülkesi için bilimsel-düşünsel alanda bir şeyler yapabilmek için çabalayan herkesin de aynı zamanda bilim insanı olabileceğini anlatmaya çalışmıştır bize kitap boyunca.

Oğuz Atay’ın biyografisini sayfa sayfa biçimlendirdiği bilim insanı, Anadolu’nun herhangi bir yerinde dokunan kilim gibidir aynı zamanda. Yaşadığı bölgenin özelliklerini günlük dilinde taşır yılların emeği ve birikimi ağzından harf harf çıkan bir sanat eseri gibidir. Dilindeki Adana şivesinden hiç gocunmamıştır mesela Mustafa İnan. Ona göre bu samimiyettir. Utanılacak bir yan değil, onu güzelleştiren ve içtenleştiren farklılığıdır. Batıdaki gelişmelerin onu cezp ettiği doğrudur. Ama bunu da kendi ülkesini daha çok geliştirmek için doğu ile batıyı harmanlamak için kullanmıştır. Çevresinde gördüğü her şeyde ona göre öğrenilecek bir şey vardı. Bu yüzden Amerika’ya gittiğinde kendi insanlarının haline burun kıvırmak, orada yaşamaya özenmek yerine; bir üniversitenin duvarında yüz bilim insanı için ayrılan bir yer görüp ellisinin henüz boş olduğunu fark edince bir çocuk gibi heyecanlanıp “bir şeyler yapmalıyız, daha çok çalışıp insanlarımıza öğretebileceğimiz kadar şey öğretip onların da bu duvarlarda bir yer bulmasını sağlamalıyız” diye düşünmüştür.

Mustafa İnan dokunduğu her şeyi güzelleştirmek için çaba sarf etmiştir hep. Ona göre her ne yapılacaksa yapılsın, elden gelenin en iyisi olmalıydı: İyi bir insan, iyi bir eczacı yardımcısı, iyi bir akademisyen, iyi bir dost, iyi bir arkadaş, iyi bir şiir sever, iyi bir baba, iyi bir âşık…

Oğuz Atay’ın en iyi romanı olarak bilinen “Tutunamayanlar”’ ını okuduktan sonra bu biyografik romanı okuyan bazılarımız belki de bu romanından çok hoşlanmamış olabilirler. Ama bu romanda da zaman, mekan ve olaylar yazarın kendine özgü üslubuyla anlatılmıştır. Bu romanda da yazarın kalıpları zorlayışını görüyoruz.

Belki bir de şöyle düşünmek lâzım; ? Mustafa İnan, Oğuz Atay’ın iki yıl öğrencisi olmasaydı TUBİTAK Anadolu halkına örnek olması amacıyla böyle bir biyografik eserin kaleme alınması ve araştırılması işini Oğuz Atay’a verir miydi? İlk kez 1987’de basılmış bir roman Oğuz Atay tarafından kaleme alınmamış olsaydı bugün 42. Baskısını yapabilir miydi? Bu değerli bilim insanının yaşadıklarını okuyan, örnek davranışlarını bir model olarak gören bunca insan olabilir miydik?

“Sayıların ve eski Yunanca harflerin gerisinde canlı ilişkiler olduğunu sezemezseniz, sayılarla hayatın içindeki ilişkiyi göremezseniz, matematik ve dolayısıyla fizik çalışmanın tek amacı sınıfı geçmek olur”, diyor Mustafa İnan. “Bir efsane, ancak kahramanının başardığı işleri kavrayabilecekler için bir anlam taşır. Ancak, birtakım girişimlerde bulunarak işlerin güçlüğünü kavrayan bir insan, efsane kahramanının eşsiz gücünü değerlendirebilir”, diyor Oğuz Atay hocasını anlamaya ve anlatmaya çalışırken.

Kendisini yetiştiremeyen insan başkasını yetiştiremez. Romanda bir bilim insanının adım adım kendini nasıl yetiştirdiğini ve ülkesindeki sevgili insanlarına daha faydalı olabilmek için bitmek tükenmek bilmeyen çabasını görüyoruz. Ülkemizin gerçek ve inanılır bilim insanlarına ihtiyaç duyduğu, bilimin siyasete kurban edildiği ve bir ülkenin gelişmesi zincirinin en önemli parçası olan bilimin ihmal edildiği günlerde hepimizin okuması gereken bir kitap.

Bilimin heyecanına daha çok kucak açılması ümidiyle, iyi okumalar dilerim.

Bir Bilim Adamının Romanı Kitap Özeti

Mustafa İnan, iki kız kardeş'ten sonra doğmuş çelimsiz bir çocuktu. İlk doğduğu sıralarda evde çok kıymetliydi. Anne ve babası üstüne titrerdi. Annesi bir ev hanımı babası ise tren garlarında çalışır, geçimlerini sağlardı. Mustafa İnan, çok küçükken bir kere damdan düşmüştü. Ondan sonra babası onun hiç adam olmayacağına dair bir inanca kapıldı. Okula gidiyor ancak hiç ders çalışmıyor, kitap kapağı açmıyordu. Bu da babasının onun okumayacağı yönündeki fikirlerini onaylar nitelikteydi. Yokluk zamanıydı. Defter kullanmıyor oluşu, babasına masraf çıkarmamak açısından avantaj sağlıyordu. Küçüklüğünden beri hafızası çok kuvvetliydi. Bir gördüğü şeyi bir daha asla unutmuyordu. Yüksek hafıza, yüksek zekanın bir belirtisi olarak kabul edilir. Mustafa da çok zeki bir çocuktu. Derken kurtuluş savaşı çıktı ve okula bir müddet ara vermek zorunda kaldı. Kurtuluş savaşı çıktığı yıllarda babası, Konya'daydı annesi ise babasının verdiği tüm parayı erzağa yatırdığı için yer değiştirecek paraları kalmamıştı. Adana'yı Fransızlar İşgal ediyorlardı. Oradan kaçıp kurtulmak zorundaydılar. 4 çocuk bir ana sonunda buldukları bir parayla düştüler yola. Önce Ankara'ya, oradan da babasının yanına ulaştılar. Savaştan sonra ise memlekete geri döndüler. Ve Mustafa yeniden okuluna kaldığı yerden devam etti.

Yaz tatillerinde kuyumcu' da ya da bir eczane de çıraklık yapıyordu. Buralarda öğrendiği bilgileri bile hayatı boyunca unutmadı. Babası ondan adam olmayacağını iddia etse de ustaları onun zekiliğinin farkındaydı. Okulda tüm dersleri çok yüksekti. Derken liseye geçti. Bu lise yatılıydı. Okulda 9. Sınıf olmasına rağmen üst sınıfların çözemediği problemleri çözüyor, hocalar ile ahbaplık ediyor, çoğu dersi kendi anlatıyordu. Bazen de üst sınıftan arkadaşlarına kopya dağıtıyordu. Öğretmenliği çok seviyordu. Herkesin anlayacağı şekilde bir problemi anlatabiliyordu. Herkesin anlayacağı farklı yolu buluyordu. Bu yüzden onun öğretmenliğinden herkes çok memnundu. Öğrenciyken hile öğretmen gibiydi. Hocaların çözemediği problemleri çözer, anlatamadığı soruları anlatırdı. Kendisi olmadan bazı hocaları ders işlemeyi uygun görmezdi. Bazı hocaları kendisinden uzun yaşadığı için ölümüne de şahit olmuşlar, bu durum onları yıkmıştı. Lise bittiğinde babasını da kaybetmişti Mustafa İnan. Tüm dersleri pek iyi olarak geçmiş, ortalaması çok yüksekti. Anne ve kardeşlerine bakmak artık kendisine kalmıştı. Kolay yoldan meslek edinmenin yollarını araştırıyordu. Üniversiteyi hemen bitirmenin yollarını arıyordu. Öğretmenlik mesleğinde karar kılıp oraya kayıt yaptıracakken eniştesi karşı çıktı. Anne ve kardeşlerinin masraflarını üstlendi, sen kendi okumana bak diye destek oldu. Mustafa bu sayede inşaat mühendisliği bölümünü seçti.

Üniversite zamanlarında da hocalarının vazgeçilmezi haline gelmişti. Hocaları ile arkadaşlık ediyor tüm konuları arkadaşlarına anlatıyor, bazen dersleri bile kendisi veriyordu. Tüm hocaların yanında hatrı kat kat sayılıyordu. Bir tek çizim derslerini hiç sevmiyordu. O derste de arkadaşları kendisine severek yardımcı oluyorlardı. 3. Sınıftayken eşi Jale ile özel ders vermeye gittiği bir evde tanıştı. Ondan hoşlanmıştı. Mektuplaşıyorlardı. Okul bittikten sonra Mustafa İnan yurt dışına araştırma için gitti. Yüksek lisansını yapıp dönecekti. Orada kalması için hocaları çok ısrar etse de kendisi kendi ülkesine fayda sağlamak istiyordu. Geri döndükten sonra Jale hanımla evlendi. Maaşı çok azdı. Bu yüzden çok zorluk çektiler. Oğlu Hüseyin doğduğunda hastane masraflarını ödeyemeyecek durumdaydı. Zamanla doktorasını aldı. Dekan oldu, rektör oldu. Kitaplar yayınladı. Son zamanlarına geldiğinde artık çok yorgundu. Kendi vatanında ölmek istese de burada tıp yeterince donanımlı değildi. Almanya'ya gönderildi. Orada vefat etti. Ölümü ülkede büyük bir yankı uyandırdı.

Değerlendirme: Mustafa İnan 'ın oğlu Hüseyin İnan, Oğuz Atay'ın da babasının öğrencilerinden olduğunu öğrendiği zaman Oğuz Atay, Tutunamayanlar kitabıyla yeni ödül almıştı. Onu birebir tanıdığı için Oğuz Atay 'dan rica etti bu kitabı yazmasını. Oğuz Atay seve seve kabul etti. Çoğu kişiyle röportaj yaptılar, odasına, yazdıklarına baktılar öyle öyle bu muhteşem kitap çıktı ortaya. Muhteşem bir öğretmen ve bilim adamı olan Mustafa İnan'ın hayatı ile Oğuz Atay'ın muhteşem yazarlığı birleşince ortaya mükemmel bir eser çıkmış.

Editör: Senanur KARAKUZULU

Bir Bilim Adamının Romanı Soruları ve Cevapları

Bir Bilim Adamının Romanı kimin eseri?

Oğuz Atay

Bir Bilim Adamının Romanı türü nedir?

Yerli Romanlar, Biyografi, Tarihi

Bir Bilim Adamının Romanı kaç sayfa?

270

Bir Bilim Adamının Romanı Yorumları

acayip bir kitap biyografi gibi birini anlatıyor ama hikaye tatında okuyorsunuz farklı yani tavsiye ederim

22-02-2015 11:26

güzel ama sıkıcı okusanız da olur okumasanız da pek birşey kaybetmezsiniz ben okudum birşey kazanmadım tek yaptığım bir bilim adamının romanı özet çıkartmak oldu ve 100 aldım bunun dışında kitabın bana kattığı birşey yok

25-02-2015 00:47

eğer ülkemizde bilim insanı otobiyografi yazan çok sayıda kişi olsaydı, bu konuda birikimli olsaydık okumasaydık da olabilirdi. ama bir zamanlar bir bilim insanının maddi sıkıntılarını bir kenara bırakıp topluma faydalı olabilmek için kendini adaması bence okunmaya değer.

25-02-2015 13:52

bu kitap çok güzel. türk milletinin bu kitabı okuyup ilham alması gerekiyor bence. çünkü ben biliyorum ki türkler zeki insanlar. tabi zekalarını kullandıkları sürece.
okumazsanız çok şey kaybedebilirsiniz. bence herkes okumalı.

24-12-2015 19:56

çok müthiş bir kitap şiddetle öneriyorum ben bir bilim adamının romanı pdf olarak buldum okudum isterseniz paylaşabilirim mutlaka okumanız gerek

16-02-2016 18:31

hiç güzel bir kitap değil bence, öğretmenimiz özet için ödev verdi. ayşe yaprak'a selamlar. -o&g

18-02-2016 22:17

mükemmel bir kitap ısrarla önermek isterim bir bilim adamının romanı incelemesi çıkardım isteyenler okuyabilir kitabı daha kolay anlayabilirler

05-05-2016 19:43

adam sabahin körunde yatililardan kitap alip ders calisiyor babasina masraf olmasin diye bide kaç saat yüruyerek gidiyor.biz daha yazililara çalışmayalim

21-05-2016 16:29

biraz sıkıcı bir kitap

16-11-2016 18:53

iğrenç bir kitap

17-11-2016 23:20

biraz değil çok çok sıkıcı ama yine de emeğe saygı

17-11-2016 23:46

çok güzel bir biyografi .öğretmen adaylarının ve her insanın okuması gereken müthiş bir biyografi eseri.

25-11-2016 13:44

bizi sınav yapacaklar o yüzden okudum ama sıkıcı diyebilirim merak ediyor bu kitaptan nasıl sorular çıkacak

29-11-2016 17:25

okumadım ön fikir olsun diye geldim güzel anlatmışsınız sağolun

25-12-2016 16:37

mustafa inanı anlatışınla kendini bizlere hayran ettin.

24-02-2017 18:26

bence çok güzel bir kitap herkese tafsiye ediyorum

11-04-2017 15:30

oldukça. güzel anlayana…

30-04-2017 17:36

oğuz atay yazmış.daha ne olsun

03-07-2017 18:14

çok beğendim
bayıldım gerçekten anlayana😊

26-09-2017 19:21

gerçektende güzel bir kitap, okumak isteyene tafsiye ediyorum...

27-10-2017 21:11

bana incelemesi ve özeti gerekiyordu hallettim sayenizde teşekkür ederim

03-06-2019 21:59

kendi hocası mustafa inan'ın öyküleştirilmiş bir biyografısı olarak görebiliriz. çoğu oğuz atay kitabında olduğu gibi biraz sıkıcı olsa da bir biyografiye göre fazlasıyla çekici. oğuz atay'dan bir biyografi kitabı beklenmez herhalde ama okuduğum ve okumayı sevdiğim nadir biyografi kitaplarından, okuduktan sonra da mustafa inan gibi bir aydını tanımanın gururunu yaşadığımı söyleyebilirim.

Abdullah • 20-06-2019 00:52

öğretmenimiz oğuz atay bir bilim adamının romanı özet istedi o yüzden okudum sıkıcı sandım ama çok hoşuma gitti mükemmel bir hikayesi var çok motive edici insanı gaza getiriyor tavsiye ederim

01-01-2020 15:27

olay örgüsü çok güzeldi daha sonradan gerçek olduğunu öğrendim baya şaşırdım okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum kişisel gelişim kitabı ile sayılabilir çok motive edici bir yanı var

16-03-2022 17:55

bana kısa özet lazım sizinki biraz uzun olmuş kısaltılmış halini de ekler misiniz

16-06-2022 15:03

kitabın ana karakterleri kimler

27-10-2022 23:04

Tutunamayanlar Oyunlarla Yaşayanlar Günlük Korkuyu Beklerken Tehlikeli Oyunlar Bir Bilim Adamının Romanı en iyi kitaplar yeni çıkan kitaplar en çok satan kitaplar okunması gereken kitaplar en çok okunan kitaplar 100 temel eser bedava kitap editör ol kitap bağışı Gün Olur Asra Bedel Tutunamayanlar Acımak Camdaki Kız 1984 Hayvan Çiftliği Sokrates'in Savunması Uzun Hikaye Alice Harikalar Diyarında Haritada Kaybolmak Kraliçeyi Kurtarmak İçimdeki Müzik Çalıkuşu Çocuk Kalbi Küçük Kara Balık İntibah Bülbülü Öldürmek Beyaz Zambaklar Ülkesinde Don Kişot Sineklerin Tanrısı Toprak Ana Satranç İki Şehrin Hikayesi Vadideki Zambak İçimizdeki Şeytan Sergüzeşt Beyaz Gemi Araba Sevdası Yaban İnsan Ne İle Yaşar Küçük Prens Dönüşüm Beyaz Diş Saatleri Ayarlama Enstitüsü Fareler ve İnsanlar Sol Ayağım Suç ve Ceza Sefiller Simyacı Şeker Portakalı Kürk Mantolu Madonna Madalyonun İçi Esir Şehrin İnsanları Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik Leyla ile Mecnun Yeraltından Notlar Sait Faik Seçme Hikayeler Rüzgarı Dizginleyen Çocuk Sabahattin Ali Bütün Öyküleri Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu Ahmet Ümit Ahmet Batman Ayşe Kulin İskender Pala Canan Tan Dostoyevski Elif Şafak Jojo Moyes Kahraman Tazeoğlu Memduh Şevket Esendal Orhan Kemal Peyami Safa Sabahattin Ali Sarah Jio Tarık Buğra Victor Hugo Zülfü Livaneli Çocuk Kitapları Romantik Aşk Kitapları Yabancı Romanlar Öykü Hikaye Kitapları Erotik Kitaplar Macera Kitapları Tarihi Kitaplar Yerli Romanlar Komik Kitaplar Korku Kitapları Gizem Kitapları Fantastik Kitaplar Polisiye Kitaplar Bilim Kurgu Kitapları Kişisel Gelişim Kitapları Kadın Erkek İlişkisi Gerilim Kitapları Şiir Kitapları Psikoloji Kitapları Felsefe Kitapları Biyografi Kitapları Günlük Anı Kitapları Din / Tasavvuf Kitapları Beslenme Diyet Kitapları Tiyatro & Oyun Kitapları Politik Kitaplar Deneme Kitapları