Yirmi Altı Adam ve Bir Kız

Yaşanmış Hikayeler Yirmi Altı Adam ve Bir Kız
Kitabın Yazarı:Maksim Gorki Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:Can Yayınları Yayınlandığı Yıl:2019 Sayfa Sayısı:304 ISBN:9789750739477 Kitap Puanı:8 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:13,97 TL D&R:14,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Yirmi Altı Adam ve Bir Kız - Maksim Gorki

Kitap Türü:Öykü/Hikaye Çeviren:Ataol Behramoğlu

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Yirmi Altı Adam ve Bir Kız Özet

Taştan yapılmış büyük bir evin bodrumunda yer alan fırında üçü frengili, bazıları veremli, biri romatizmadan iki büklüm yirmi altı adam, sabah altıdan akşam ona kadar çörek ve gevrek yapmak için hamur yoğurmaktadır. Günün on yedi saatini, isle, örümcek ağlarıyla kaplı, ağır, basık tavanlı, yoksullara, açlara çörek verilmemesi için pencerelere dışarıdan sık aralıklı demir ızgaralar geçirilmiş, her daim kokuşmuş, boğucu bir havası olan bu mezbelede geçirdiklerinden birbirlerine anlatacak bir şeyleri olmayan bu adamların sevdikleri iki şey vardır: Bunlardan ilki şarkı söylemektir. İçlerinden biri ansızın içini çeker ve ardından bir makine gibi işleyen ellerinin ve parmaklarının ahengini bozmadan, yakıcı ezgisiyle hem söyleyenin hem de dinleyenlerin yüreğini gıcıklayıcı bir acıyla dolduran şarkılardan birine başlar, diğerleri ise kısa süreliğine de olsa ruhlarıyla başka diyarlara gider. Ansızın bir başkası daha katılır şarkıya, ardından birkaç ses daha. Sonra da gür sesleriyle hep bir ağızdan söyledikleri, acılarını, yaralarını dile getiren kederli şarkı tüm işliği doldurur. İkincisi ise aynı evin ikinci katındaki nakış işliğine devam eden 16 yaşlarındaki Tanya adlı hizmetçi kızdır. Adeta kutsal bir varlık yerine koydukları bu kızın önlüğünü her sabah patronlarından gizli en kızarmış çörekleriyle doldurur; zor açılan bodrum kapısını açmak, odun kırmak gibi isteklerine büyük bir mutluluk ve gururla cevap verirler. Karşılığında tek istedikleri ise Tanya’nın kendisini sevmelerine izin vermesidir çünkü sevecek başka hiç kimseleri yoktur.

Aynı evde, hemen bitişiklerinde patronlarının bir de ekmek fırını vardır. Burada çalışan dört fırıncı hayatlarını, çörekçilerden çok daha iyi koşullarda idam ettirmektedir. Çürümüş işkembe parçaları ve kara ekmekle beslenen, hırpani görüntüleri nedeniyle polis tarafından kent parkına bile sokulmayan, francalaları aşıracakları korkusuyla patronları tarafından oraya girmeleri yasaklanan yirmi altı adam, daha az çalışıp onlardan daha fazla para kazanan, tertemiz, sağlıklı, bu işçileri sevmemekte, onlara karşı derin bir kıskançlık duymaktadır.

Bir gün içkiyi fazla kaçıran ustalarının işten atıldığını, yerine yakışıklı, gösterişli bir askerin tutulduğunu öğrenirler. Çiçek işlemeli mavi atlas yeleği, altın köstekli cep saati, pırıl pırıl parlayan son moda çizmelerinin verdiği özgüvenle yirmi altı adamla tanışmak için işliklerine gelen bu yeni ekmek ustası, nakışçı kızlardan konu açıp ardından kadınların kendisini nasıl sevdiğinden, onları nasıl baştan çıkardığından uzun uzun söz edip oradan ayrılır. Ustanın yiğitliğinden etkilenen çörekçiler aralarında, onları gördüklerinde dudaklarında küçümseyen bir edayla büken nakışçı kızlar üzerinde kazanacağı zaferler hakkında konuşurken Pavel’in aklına Tanya’yı da yoldan çıkarabileceği gelir. Bu ihtimal üzerine ne yapacaklarını uzun uzun tartışan adamlar en sonunda kendini kollaması için kızı uyarmaya karar verirler.

Aradan bir ay geçer. Asker, francala pişirip nakışçı kızlarla kırıştırır. Yirmi altı adamın yanına uğramayı da ihmal etmez. Ancak bu ziyaretlerin hiçbirinde kızlar karşısında kazandığı zaferlerden söz etmez. Tanya da tıpkı eskisi gibi her sabah işliklerine gelip çöreklerine almaya devam eder. Kızın askerden “koca gözlü dana” gibi gülünç sıfatlarla bahsettiğini işitince içlerine su serpilen adamların Tanya’ya olan sevgisi ve bağlılığı daha da artar.

Bir gün çakırkeyif bir şekilde işliklerine gelen ekmek ustası, kızlardan Lidka ve Gruşka’nın kendisi için nasıl da saç saça, baş başa kavga ettiğini abartılı bir gururla anlatınca Pavel, askere, Tanya’nın asla o baştan çıkardığı kızlardan biri olamayacağını söyler. Bu iddiayı kendisine yapılmış bir hakaret olarak gören eski asker, iki haftanın sonunda zaferini ilan edeceğini söyleyerek hışımla oradan ayrılır.

Bu iddia adamların hayatını değiştirir. Artık daha sık, daha güzel konuşmaya başlarlar. Çalışmak onlar için yıldırıcı bir güç olmaktan çıkmıştır. Hatta bu esnada patronlarının günlük yapmaları gereken hamur miktarını arttırmasını bile fark etmezler. Akılları fikirleri Tanya’dadır. Askerin, Tanya’nın peşinden ayrılmadığını öğrendiklerinde heyecandan kalpleri duracak gibi olur.

O meşum gün Tanya her zamanki gibi çöreklerini almaya geldiğinde Pavel, kızın tavrından askerin iddiayı kazandığını anlar. Yemek paydosunda gelen asker de adamlara sofaya çıkmalarını ve zaferini kendi gözleriyle görmelerini ister. Sofadaki tahta perdenin yarıklarından bakan adamlar Tanya’nın kaygılı tavırlarla etrafı süzdükten sonra hızlı adımlarla bodruma girdiğini görürler. Kısa bir süre sonra da aynı kapıdan çalımlı tavırlarıyla asker girer. Sıkıntılı bir bekleyişin ardından kızın bodrumdan ayakları yerden kesilmiş bir şekilde çıktığını gören adamlar çevresini kuşatarak ona ağza alınmayacak hakaretler yağdırmaya başlarlar. Şaşkınlığını içlerinden birinin bluzunun kolunu çekmesiyle üzerinden atan Tanya, gür, gururlu fakat sakin sesiyle onlara “Alçaklar… İğrenç yaratıklar” deyip çemberi yararak oradan ayrılır. Adamlar eski, sıkıcı yaşamlarına geri dönerler ve bir daha da Tanya’yı göremezler.

Gorki’nin 1899 yılında yazdığı bu öyküde, en aşağılayıcı ortamlarda yaşamaya zorlanan ancak direnmeye devam eden insanların daha iyi bir yaşama duydukları özlem ve sevgiye aç olan yüreklerin çırpınışı hissedilir. Çoğunlukla uzun yolculuklarında edindiği izlenimleri, yaşadığı olayları konu alan Gorki, Yirmi Altı Adam ve Bir Kız’da da Kazan’da çalıştığı birtakım fırınlarda edindiği izlenimleri romantizmle birleştirmiştir. Bu ve sosyalist devrim öncesi yazdığı diğer öyküleri daha sonra iki ciltten oluşan Eskizler ve Hikayeler başlığı altında yayımlanmıştır. Ataol Behramoğlu da Rus Filolojisinde okurken tanıştığı, ilk öyküsü olan Makar Çudra’yla birlikte “acı” anlamına gelen Gorki mahlasını kullanan bu yazarın üzerinde silinmez izler bırakan öykülerinden derlediği Yaşanmış Hikayeler’e Yirmi Altı Adam ve Bir Kız’ı almayı ihmal etmemiştir.

Editör: Pınar Tufanlı

Yirmi Altı Adam ve Bir Kız Yorumları

güzel bir köşe başı öykü kitabı gorki zaten şahane bir yazar okuması zevkli

18-01-2022 14:14