Şermin Yaşar’ın yazdığı Telefon Melefon Yok!, günümüzün büyük sorunlarından olan telefon bağımlılığını çocuk odaklı bir kurguyla ele alır. Hikâyenin odağında telefon bağımlılığı olsa da yazar, aile ilişkilerinden insanın aklını kullanmasının önemine kadar pek çok konuya değinir.
İlk kez Ağustos 2025’te Kronik Çocuk tarafından yayımlanan kitap, kısa sürede büyük bir okur kitlesine ulaşarak eylül ayında dördüncü kez basılır. Özellikle kitabın başkahramanının yaşıtlarına yani 12 yaş civarına hitap eden hikâye, yetişkinlerin de keyifle okuyabileceği güldürücü ve bir o kadar da düşündürücü bir kurguya sahip. Mert Tugen’in çizdiği siyah beyaz resimlerle daha eğlenceli bir hâl alan kitabın sayfa sayısı 128, bölüm sayısı ise 10. Kitaptaki bölüm başlıkları:
● Doğum Günü Moğum Günü Yok!
● Tuş Muş Yok!
● Hap Map Yok!
● Uyku Muyku Yok!
● İdman Midman Yok!
● Kitap Mitap Yok!
● Dede Mede Yok!
● Bebek Mebek Yok!
● Telefon Melefon Yok!
● Bayram Mayram Yok!
Telefon Melefon Yok! Özeti
Bir ağustos günü Berk ve ailesi Berk’in büyük dedesinin 98. yaş günü ve kuzeninin bebeğinin kırk uçurması için babaannesinin evine giderler. Bu evde babaannesi, dedesi ve babaannesinin babası olan koca dedeleri Sıtkı Sıyrıldı birlikte yaşarlar. Tam tarih bilinmediği için ağustosun en uygun günü hangisiyse dedenin doğum gününü de o gün kutlarlar. O yıl da ağustosun sonlarında bütün aile kutlama için toplanır ve koca dede torununun torunu olan bebeği ilk kez o gün görür. Torununun torununu gördüğü için de herkes o gün koca dedenin dileğinin kabul olacağına inanır.
Normalde tüm ailenin ilgisi sürekli üstlerinde olan çocuklar, o gün bebek sayesinde rahat rahat telefonlarıyla oynarlar. Pasta kesme zamanı geldiğinde ise telefonlarını ellerinden bırakmadan salona gidip kutlamaya dâhil olurlar. Aslında çocuklarla koca dedenin arası iyidir. Çocuklar babaannelerinin evinde koca dedenin yanındayken rahatça telefonlarıyla oynarlar. Hatta koca dedeye komik videolar izletir, onun komik videolarını çekip internete bile yüklerler. Ama o gün tam koca dede pastasındaki mumları üfleyip dilek dilerken çocukların dikkatleri telefonlarına yönelir. Büyük halaları bu duruma çok kızarak telefon elinize yapışsın, der. Koca dede de büyük halayı taklit ederek bu dileği tekrarlar.
Az sonra telefonlar çocukların sağ ellerine yapışır. Başlangıçta herkes bunun şaka olduğunu düşünse de kısa sürede telefonların gerçekten de dört çocuğun eline yapıştığı anlaşılır. Önce Berk’in babası, sonra eniştesi, sonra da yengesi çocukların sağ ellerini telefondan kurtarmaya çalışır. Hiçbiri başarılı olamayınca da çocukları acil servise götürürler. Ancak acil servisteki doktor da bir şey yapamaz. Ertesi gün ise çocukları başka bir doktora götürürler. Vakayı ilgiyle dinleyen doktor da bir şey yapamayacağını söyleyerek çocukları telefonlarıyla yapışık hâlde bırakır. Daha sonra çözüm bulmak için başka doktorlara ve daha pek çok yere giderler. Ama bayram öncesi olduğu için herkesten bayramdan sonra bakarız, dönüşünü alırlar.
Sonunda pes edip bayramdan sonra çare bulmak umuduyla evlerine dönerler. Berk tek elle banyo yapmaya ve diğer bazı işlerini halletmeye çalışır. Ama bu sırada hem çok zorlanır hem de banyoyu aşırı derecede kirletir. Berk’in banyoyu ne kadar kirlettiğini gören annesi de sinirden çıldırır. Az sonra ise annesinin telefonu çalar ve babaannesi koca dedenin kaybolduğunu haber verir. Herkes koca dedeyi aramak için dört bir yana dağılır. Dört kuzen; Berk, Ali, Can ve İpek de birlikte koca dedeyi bulmak için çaba harcarlar. Büyük kuzenleri Elif Abla ise olur da koca dede eve dönerse diye bebeğiyle babaannelerinin evinde kalır. Telefonlarının şarjı bittiği için kimseyle haberleşemeyen çocuklar bir süre koca dedelerini aradıktan sonra babaannelerinin evine dönerler ve bebeğin de kaybolduğunu öğrenirler.
Daha kendi kendine hareket bile edemeyen bebeğin annesi uyurken ortadan kaybolması herkesi iyice telaşlandırır ve evdeki gürültü had safhaya ulaşır. Bunun üzerine koca dede kucağında bebekle gelerek bebeği uyandırdıkları için kızar. Böylece koca dedenin en başından beri balkonda olduğunu, daha sonra annesi uyurken uyanan bebeği de alıp balkonda tekrar uyuttuğunu öğrenirler. Bu sırada Berk’in aklına bir fikir gelir. Koca dedeye yeni bir doğum günü yapıp yeni bir dilek dileterek telefonlardan kurtulabileceklerini düşünür. Böylece tüm aile yeniden doğum günü pastasının başında toplanır. Dede de pastasının üstündeki mumları üflerken torunlarının ellerindeki telefonların düşmesini diler. Daha sonra da çocukların ellerindeki telefonları tek tek alarak çocukları kurtarır ve çocuklara şaka yapmak için telefonlarına çam sakızı sürdüğünü itiraf eder.
Çocuklar ellerinden düşmeyen telefonlardan kurtulmanın sevinciyle bir daha asla telefonlarını ellemeyeceklerini söylerler. Koca dedeleri ise telefonlarını kullanmalarını ama kontrollü olmalarını söyler. Hatta onlarla görüşebilmek ve komik videolar izleyebilmek için kendisi de bir telefon edinmek ister. Çocuklar telefonlarından her anlamda kurtulunca aile boyu güzel bir bayram geçirirler. Bolca harçlık toplayıp alışveriş merkezine giderler. Bayram harçlıklarını birleştirip koca dedelerine bir hediye alırlar. Koca dedeleri çocukların telefon hediyesine çok sevinir. Hemen komik videolar izlemeye başlar. Hatta çocuklar kendilerine masal anlatmasını istediğinde onu da telefondan açar. Böylece çocuklar hem telefon bağımlılığından kurtulur hem de başta aile büyükleri olmak üzere hayatlarındaki pek çok kişi ve şeyin ne kadar kıymetli olduğunu anlarlar.