Sevgili Arsız Ölüm

Sevgili Arsız Ölüm
Kitabın Yazarı:Latife Tekin Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İletişim Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:1983 Sayfa Sayısı:240 ISBN:9789750511295 Kitap Puanı:6.6 / 10 | Yorum: 7

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al e-kitap,pdf,epub: *

6.6
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte
Giriş Yap Üye Ol

Sevgili Arsız Ölüm - Latife Tekin

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Sevgili Arsız Ölüm Özet

Türk edebiyatının önemli yazarlarından Latife Tekin'in ilk romanıdır 'Sevgili Arsız Ölüm'. Büyülü gerçeklik akımına örnek olarak gösterilen bu eser aynı zamanda Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık eserine oldukça benzetilmektedir. Benzediği yön ise kalabalık bir ailenin farklı farklı üyelerinin hayatlarıdır. Bu hayatların bazıları oldukça çevremizden insanlar bazıları ise fantastik yönü ağır basan gizemli kişilerdir. Eserin konusu ise şöyledir;

Huvat Aktaş, Alacüvek Köyü'nün en farklı karakterlerinden biriydi. Köye her gelişinde mutlaka yanında farklı bir şeyle gelirdi. Bu sefer yanında küçük bir mavi otobüsle gelmiş ve köy meydanının ortasına arabayı park etmişti. Köylüler bu garip alete uzun süre bakmış ve ne işe yaradığına akıl sır erdirememişlerdi. Kısa zaman sonra ise köylüler yürüyerek gitmek yerine bu otobüs denilen alete binmeyi daha çok sevmişlerdi. Huvat'ın getirdiği radyolar, su çeken tulumba gibi şeyler köylülerin dikkatini bazen hiç çekmezdi. Huvat böyle zamanlarda köye küser, uzun bir sürede geri dönmezdi. Yine böyle bir küsme sonrası Huvat köye yanında bir kadınla geldi. Bütün köylü kadınlardan farklı giyinen, farklı konuşan bir kadındı bu. Adı Atiyeydi. İlk başta kimse Atiye'yi sevmedi ve herkes ona zarar vermek istedi. Bir gün onu ağıla kapattılar. Oysa Atiye o sırada doğum sancısı çekiyordu ve köylüler bunu anlayınca hemen ona yardıma koştular. Böylece Atiye ve Huvat'ın ilk çocukları doğdu. Adını Halit koydular. Halit doğduktan sonra Atiye köy yaşamına iyice alışmaya başladı. Diğer köylü kadınlar gibi başına örtü takmaya, tavuklardan yumurta almaya, ekmek yapmaya, koyun kırkmaya başladı. Böylece insanlar ona alıştılar ve onu da aralarına aldılar.

Halit'ten sonra Atiye bir erkek çocuk daha doğurdu adını Seyit koydular bir de onların büyüğü Nuğben vardı.

Atiye son kez hamile kaldığında, karnından garip sesler duymaya başladı. Karnındaki sürekli ona sesleniyor ve Atiye'ye korku veriyordu. Atiye sancılandığında bir ebe bir de Cinci Mehmet'i çağırdılar. Cinci Mehmet Atiye'ye doğacak çocuk tam doğarsa hayatının sıkıntı içinde geçeceğini ona söyledi. Bunu söyledikten sonra da cinler hocayı dağda boğup köyün ortasına attılar. Atiye bu sözlerden sonra bir kız çocuğu doğurdu. Adını da Dirmit koydular. Atiye kızının tek parça doğmasına neredeyse sevinemedi. Onun geleceğinden hep şüphe edip korktu ve kızını sürekli kısıtladı. Dirmit ise büyüme evresinde garip şeyler yaşadı. Okula gitti, tulumbayla konuşmaya başladı. Bir kaç kez cinler tarafından rahatsız edildi ve köyde kimse onu sevmez oldu. Ailesi ise ona hep emir verdi ve onu hep yapmak istediği şeylerden uzak tuttular. Huvat ve Atiye'nin son çocukları ise Mahmut oldu.

Halit'in yaşı iyice geldiğinde onu Zekiye adında bir kızla evlendirdiler ve beraber yaşamaya başladılar. Kısa bir süre sonra Halit askere gitti. Onun yerine Seyit iş aramak zorundaydı ve o da boru kaplama gibi işlerde çalıştı ama hep çok isteksizdi. Huvat ise bir kaç hoca buldu ve onlar gibi sakal bırakmaya yeşil kaplı kitaplar okumaya ve evde bulduğu herkese vaaz vermeye başladı. Karısının ve kızının giyimine karıştı. Seyit işlerden uzaklaştıktan sonra Atiye'nin gözü bu sefer Mahmut'a batmaya başladı. Mahmut da ailesinin baskılarına dayanamadı ve kuaförde işe girdi. Orda çok memnun kaldı fakat babası kadın kuaförü olmasını istemedi. Atiye bi kaç kere ölüm döşeğine geldi ve iki kez ölümden döndü.

Halit askerden döndükten sonra bir süre işlerden uzak kaldı. Şiir yazmaya meraklı olduğunu söyledi. Fakat bu sıralarda karısından soğudu. Dirmit ise okulda derslerine çok ağırlık verdi. Okulun en başarılı öğrencilerinden biri oldu, aynı zamanda Dirmit yollarla, karla, suyla konuşmaya başladı. Annesi bir kaç kez Dirmit'i dövdü. Huvat ise hocalıktan vazgeçip suya tapmaya başladı. Halit ve Zekiye birbirlerinin yüzlerine bakmaz oldular. Seyit ise kabadayılığa başladı ve tüm kahveden haraç kesti. Bir gün köylüler dayanamayıp onu bacağından vurdular. Mahmut ise gitar çalmak istediğini söyledi, gitara başladı en sonunda Huvat gitarı alıp kafasında kırdı. Nuğben ise aralarında belki de en kısmetlisiydi. Kendisinden bir kaç yaş küçük bir gençle evlendi.

Atiye üçüncü kez ölüm döşeğine düştüğünde bu sefer Azrail’e karşı gelemeyeceğini anladı ve herkese vasiyetler verdi. Allah'a çocuklarının gelecekteki yaşamlarını göstermesi için dua etti. Ölmeden bir kaç saniye önce çocuklarının ileride ne yapacaklarını tek tek söyleyerek gözlerini hayata yumdu. Gördüğü gelecekte ise ailesi paramparçaydı.

Yazan: Ilgın Kocaman

Sevgili Arsız Ölüm Kitap Özeti

Roman, 1960’lı yılların köy ve kent yaşamının arka yüzlerine değinen karakter analizleriyle derinleştirilmiş sürükleyici bir sosyal roman niteliği taşımaktadır. Aynı zamanda da edebi akımlar içerisinde büyülü gerçeklik akımının da sağlam bir örneğidir. Gerçek yaşamdan alınan olaylar, inançlar doğrultusunda ve karakterlerin iç dünyasının yansıtılmasından kaynaklı olarak peri, cin, büyü, sihir, konuşan tulumbalar, ökseotları, rüyalarda iletişime geçilen ölüler gibi bir takım büyüsel gerçeklik ile süslenmiştir. Kayseri’nin Bünyan ilçesindeki Alacüvek köyünde yaşayan Huvat isimli karakter köylüler için adeta dış dünyaya açılan bir penceredir. Huvat çeşitli alet edavat, malzeme ve icatları köye getirmektedir. Köylüler zaman zaman gelen bu yabancı maddelerden memnun olmakta zaman zaman da uğursuzluk getirdiğine inanarak Huvat’ı kınamaktadır. Huvat köye en son yanakları al boyalı, fırfırlı entarili Atiye adında bir kadın getirmiştir. Atiye, başta köye yabancı olsa da zamanla köy yaşantısına uyum sağlamış hatta bir zaman sonra işleri köydeki kadınlardan daha iyi yapar hale gelmiş.

Atiye, köylülerin de yardımıyla ilk çocuğu Nuğber’i doğurur. Ardından Halit adında bir oğlu olur sonrasında da Seyit dünyaya gelir. Atiye istemese de bir kez daha hamile kalır. Hamileliği sırasında garip sesler duyar. Köy batıl inanların oldukça yaygın olduğu bir köydür. Cinci Mehmer isminde bir hoca vardır. Atiye’nin karnından gelen sesler için Cinci Mehmet çağırılır. Cinci Mehmet tahtaya bir çentik atar, eğer bu bebek tek parça doğarsa çok büyük uğursuzlukların olacağını söyler. Az zaman sonra Cinci Mehmet’in ölüsü bulunur. Köyde konuşulana göre bebeğe baktıktan sonra Cinci Mehmet’i cinler boğup köyün ortasına atmıştır. Atiye korka korka bebeğini doğurur, sapasağlam bir kızı olur, adını da Dirmit koyar. Dirmit doğuştan lanetli midir bilinmez ama Cinci Mehmet adındaki bu adamın ekmek tahtasına attığı çimdik Dirmit’in en büyük laneti olmuştur. Tüm köylü, en çok da Atiye ona hep o çimdiğin sınırlarından bakmış, her hareketini ona göre değerlendirmiştir. Dirmit, büyüme evresinde boş okulda cinler görmek, tulumbalarla konuşmak gibi çeşitli davranışlarda bulunmuştur. Bu yüzden de köylüler tarafından dışlanmış, ailesi tarafından kısıtlanmıştır. Aileye en son katılan ise Mahmut adında bir erkek çocuktur.

Halit zamanı gelince Zekiye adında bir kızla evlendirilir. Huvat dünürünü pek abartılı sever. Atiye, Huvat’ın dünürünün elini tutup ev ev gezmesinden pek rahatsız olur. Derken köyde yaşam iyice zorlaşır. Huvat tası atarğı toplyıp ailesiyle birlikte şehre göçmeye karar verir. Dirmit bu fikre karşı çıkar. Konuşan tulumbasıyla çözümler ararlar ama nafile. Şehre göçten sonra bir süre işler iyi gider ama şirketin Huvat ve oğullarını işten çıkarmasıyla bütün aile dara düşer. Önce altınlar bilezikler satılır, yetmez malzemeler satılır. Elde avuçta olan tüketilir.

Evin erkekleri iş arar ve çeşitli çareler peşinde maceradan maceraya atılırlar. Halit, askere gider gelir. Askerde şiire merak salar. Seyit ise şirket kurma hayaliyle yanıp tutuşurken kardeşlerinden gerekli desteği bulamaz ve kabadayılığa başlar. Dükkan dükkan, sokak sokak gezip haraç keser. Bir gün bacağından vurulur ölüm döşeğinden topallaya topallaya kalkar. Nuğber ise pencere önünde dokuma yapar kısmetini bekler. Mahmut ise önce seyyar satıcılık yapar, daha sonra da gitara merak salar. Her gün tıngıt mıngır gitar çalar. Huvat, bir cemaate girer. Yeşil kitaplara sarılır. Sakal bıyık bırakır. Tüm bunlar olurken Atiye iki kez ölüm döşeğine yatar. Azrail ile pazarlığa girişir.

Zavallı Dirmit ise derslerinde çok başarılıdır. Ailesi bunlarla mücadele ederken bir arkadaş edinir. Arkadaşı gibi davranmaya başlar diğer şehirli kızlara özenir erkeklere merak salar dersi defteri unutur. Yine karlarla, sularla, yollarla ve otlarla konuşmaya başlar.

Atiye son kez ölüm döşeğine yatar ve Azrail’le pazarlığa girişir. Çocuklarının geleceğini sorar. Atiye son nefesini rahatlıkla veremez çünkü ailesinin gidişatına uygun bu son onun can çekişmesine neden olur.

Yazar romanın kendi yaşamından izler taşıdığını belirtmekle birlikte Dirmit karakterinin belli özelliklerinin de yazar ile çakıştığı görülmektedir. Köy yaşamından şehre geçişte yaşanılan zorluk, bocalama, köklerin koparıldığı topraktan sonra tutunamayıp savrulması sonucu ailemizin başına çeşitli işler gelmiştir. Batıl inanışların karakterlerin psikolojileri üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun en güzel örneği Dirmit isimli karakterdir. Daha dünyaya bile gelmemişken ne olduğu belirsiz bir adam tarafından adeta lanetlenmiştir. Her gün inanılan lanetin etkisiyle farklı muamelelere maruz bırakılmıştır. Dirmit de onlara hak ettiği gibi davranmış, lanetinin hakkını vermekten başka bir şey yapamamıştır.

Eseri okumak hem çok keyifli hem de çok yorucuydu. Hızlı gelişen olaylar birbirini takip eden sayfalar boyunca başınızı döndürebilir. Ailemizi benimseyip onlarla aynı akışta kalabilirseniz eser sizi tatmin edecektir.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Sevgili Arsız Ölüm Soruları ve Cevapları

Sevgili Arsız Ölüm kimin eseri?

Latife Tekin

Sevgili Arsız Ölüm türü nedir?

Yerli Romanlar

Sevgili Arsız Ölüm kaç sayfa?

240

Sevgili Arsız Ölüm Yorumları

aslında türk insanına hitap eden bir konusu var ama ben beğenmedim biraz abartılı geldi

07-01-2016 23:16

okurken oldukça sıkıldım pek tat aldığım söylenemez sıradan bir kitap

20-01-2016 20:22

berbat bir kitaptı çünkü yazarın belli bir kesimi ve bu kesimin değerlerine olan düşmanlığının sonucu bu kitap. bu kadar abartılı, bu kadar yalan dolan bir kitap olamazdı.

09-05-2017 16:57

doğan ilk çocuk halit değil nuğber adında bir kız olmalı.

20-12-2017 20:35

özet için teşekkür ederim hiç bir yerde bulamadım burada buldum sizin sayenizde ödevimi yapabildim

17-12-2019 21:28

sevgili arsız ölüm konusu nedir?

21-01-2020 23:02

latife tekinin ilk kez bir romanını okudum biraz hayal kırıklığı oldu çünkü edebiyat öğretmenimizin tavsiye ettiği bir yazardı

14-03-2022 16:40

Rüyalar ve Uyanışlar Defteri Berci Kristin Çöp Masalları Unutma Bahçesi Ormanda Ölüm Yokmuş Sevgili Arsız Ölüm en iyi kitaplar yeni çıkan kitaplar en çok satan kitaplar okunması gereken kitaplar en çok okunan kitaplar 100 temel eser bedava kitap editör ol kitap bağışı Gün Olur Asra Bedel Tutunamayanlar Acımak Camdaki Kız 1984 Hayvan Çiftliği Sokrates'in Savunması Uzun Hikaye Alice Harikalar Diyarında Haritada Kaybolmak Kraliçeyi Kurtarmak İçimdeki Müzik Çalıkuşu Çocuk Kalbi Küçük Kara Balık İntibah Bülbülü Öldürmek Beyaz Zambaklar Ülkesinde Don Kişot Sineklerin Tanrısı Toprak Ana Satranç İki Şehrin Hikayesi Vadideki Zambak İçimizdeki Şeytan Sergüzeşt Beyaz Gemi Araba Sevdası Yaban İnsan Ne İle Yaşar Küçük Prens Dönüşüm Beyaz Diş Saatleri Ayarlama Enstitüsü Fareler ve İnsanlar Sol Ayağım Suç ve Ceza Sefiller Simyacı Şeker Portakalı Kürk Mantolu Madonna Madalyonun İçi Esir Şehrin İnsanları Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik Leyla ile Mecnun Yeraltından Notlar Sait Faik Seçme Hikayeler Rüzgarı Dizginleyen Çocuk Sabahattin Ali Bütün Öyküleri Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu Ahmet Ümit Ahmet Batman Ayşe Kulin İskender Pala Canan Tan Dostoyevski Elif Şafak Jojo Moyes Kahraman Tazeoğlu Memduh Şevket Esendal Orhan Kemal Peyami Safa Sabahattin Ali Sarah Jio Tarık Buğra Victor Hugo Zülfü Livaneli