Limni ve Malta Mektupları

Limni ve Malta Mektupları
Kitabın Yazarı:Ziya Gökalp Kitap Türü:Tarihi Yayınevi:Türk Tarih Kurumu Yayınlandığı Yıl:1965 Sayfa Sayısı:624 ISBN:9789751601124 Kitap Puanı:7.5 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al e-kitap,pdf,epub: *

7.5
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Limni ve Malta Mektupları - Ziya Gökalp

Kitap Türü:Tarihi

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Limni ve Malta Mektupları Özet

Ziya Gökalp’in bu eseri, o hayattayken basılmış eserlerinden biri değildir. Yazar ve mütefekkirin, esareti süresince Limni ve Malta’dan eşine ve kızlarına gönderdiği mektuplardan ibaret olan bu yazılar, Türk Tarih Kurumunun oluşturduğu Ziya Gökalp külliyatının ikinci cildi olarak basılmak üzere onun kızlarından satın alınmış ve Fevziye Abdullah Tansel tarafından yayıma hazırlanmıştır. Bu esere Ziya Gökalp’i yakından tanıyan Fuat Köprülü’nün “Ziya Gökalp’e Ait Bazı Hatıralar” başlıklı bir yazısı da eklenmiştir.

Fuat Köprülü, bahsi geçen yazısında Ziya Gökalp’in ketum mizacından bahseder. O fazlasıyla gösterişsiz, dedikoduya karışmayan, mahcup, toplantılarda bir kenara çekilip olan biteni izlemeyi tercih eden biridir ancak mesele ilim konusu olunca ondan daha engin bilgilisi bulunmaz. İdealist biri olan Ziya Gökalp Durkheim sosyolojisi üzerinde durmuş, determinist bir anlayış benimsemiş ve milli bir toplum felsefesi meydana getirmiştir.

Fevziye Abdullah Tansel “Ziya Gökalp’in Limni ve Malta Hayatı” adlı yazısında mütefekkirin, kitapta yer alan 533 mektubundan hareketle, Limni ve Malta hayatına dair bir değerlendirme yapmıştır.

Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918’de imzalanır ve bu tarihten üç ay kadar sonra İstanbul İngilizler tarafından işgal edilir. Bu sırada bir kısım Türk siyasetçisi, askeri ve düşünürü Limni ve Malta’ya sürgün olarak gönderilmiştir. Bunlar arasında İstanbul Darülfünununda ders veren Ziya Gökalp de vardır. Darülfünundan hafiye ve muhafızlar tarafından teslim alınan Ziya Gökalp bir arabaya bindirilip Sirkeci Polis Müdürlüğüne götürülmüş, oradan ise Bekirağa Bölüğüne nakledilmiştir. Burada ailesiyle mektuplaşma ihtimali dahi bulamayan Ziya Gökalp daha sonra İtfaiye’ye götürülmüş, burada vapura bindirilmiştir. O esnada kızı vapura yetişmiş ancak elindeki beş yüz lira kadar parayı babasına verme şansı bulamamıştır. Parayı vapurun güvertesine fırlatsa da bu para ortadan kaybolmuş ve Ziya Gökalp’e ulaşmamıştır. Böylece Ziya Gökalp, yanında az miktarda bir parayla Limni’ye doğru sürgüne götürülmüştür.

Ziya Gökalp’in sürgün olarak tevkif edilmesi büyük ihtimalle 28 Ocak 1919 tarihindedir. Mütefekkir, ilk mektubunu daha vapurda iken ailesine yazmıştır. Prenses İna Vapurunda kızları Seniha ve Hürriyet Hanımlara hitaben yazdığı bu mektup 27 Mayıs 1919 tarihini taşımaktadır. Mektubun içeriğinde Gökalp ailesine kendisini merak etmemelerini söylemekte, ayrılığın geçici olduğunu ve elbette bir gün tekrar kavuşacaklarını belirtmekte, yakınlarına selamlar göndererek mektubunu sonlandırmaktadır.

Ziya Gökalp ilk olarak on iki kişi ile birlikte Limni adasındaki Mondros’a sürgün olarak bırakılır. Diğer sürgünler ise Malta’ya gönderilir. Ziya Gökalp’in Mondros’tan ailesine yazdığı ilk mektup 29 Mayıs 1919 tarihliyken burada yazdığı son mektup 18 Eylül 1919 tarihlidir. Limni adasının kışı geçirmek için uygun olmaması dolayısıyla buradaki sürgünler de Malta’ya gönderilir. Malta’da sürgünlerin kaldığı üç kamp vardır: Polverista, Eskiverdala ve Yeniverdala. Gökalp ilk olarak Polverista’ya götürülür. Ardından önce Eskiverdala’ya sonra da Yeniverdala’ya sürgün edilir. Son olarak yine Polverista’ya döndürülen Ziya Gökalp burada uzun bir süre kalır. Onun Polverista’dan son yazdığı mektup 30 Nisan 1921 tarihlidir ve kızı Seniha Hanım’a Malta’dan İstanbul’a dönmek için hareket etmek üzere olduğunu bildirir.

Ziya Gökalp’in mektuplarında konu çoğunlukla özlemdir. Mütefekkir, bir başına İstanbul’da kalan ailesinin durumunu, maddi ihtiyaçları olup olmadığını, sıhhatlerini ve kızlarının eğitimini merak eder durur. Limni’deyken ailesine haftada bir mektup yazan Ziya Gökalp Malta’ya geçince haftada iki defa mektup yazmaya başlar. İmkanı olsa her gün mektup yazacaktır ancak adada sürgünlere tanınan hak yalnızca pazartesi ve perşembe günleridir. Bazen Gökalp çeşitli ihtiyaçlarını ailesine bildirir. Fanila, gecelik, ceket ve çorap ister. Bazen kaşar peyniri bazen de Hacı Bekir şekeri dahi ister. Kolonya ve aspirinlerin kampa kabul edilmemesi gerekçesiyle bunların gönderilmemesini rica eder. Gökalp’in sürgün hayatında iken paraya da ihtiyacı olur. Bunu ailesine birkaç defa bildirir. Ne yazık ki tıpkı eşya ve yiyeceklerde olduğu gibi parada da posta sıkıntısı yaşanır. Bazen posta haftalarca gelmez. Bu da şüphesiz ki Ziya Gökalp’i büyük sıkıntılara sokar. Gökalp eşine ve kızlarına ayrı ayrı ve uzun uzun mektuplar yazar. Onlardan da haber bekler ve onların da aynı kendisi gibi uzun uzun ve ayrı ayrı mektup yazmalarını talep eder. Beklediği gibi olmayınca kızlarına küstüğü, eşine tavır aldığı da olur. Tabii ki hemen şaka yaptığını belirtir çünkü mütefekkirin sürgün hayatında en büyük tesellisi ailesinden aldığı metuplardır.

Gökalp’in mektupları onun sürgün yıllarını nasıl geçirdiğine dair önemli bir belgedir. Gökalp, sık sık adada yürüyüşlere çıkar. Çok okur, hatta sürgünler arasında konferanslar düzenlendiğinde sosyolojik bildiriler verir. İyi yer ve içer. Öyle ki sürgündeyken kilo almıştır. Limni’de sakal tıraşını aksatan Gökalp Malta’ya geçince yine tıraş olmaya başlar. Onun en büyük meşgalesi ailesine mektup yazmak ve onlardan mektup beklemektir. Bazen ailesinden mektuplarla beraber fotoğraf da göndermelerini ister. Kendisi de birkaç fotoğraf ve pek çok kartpostal gönderir. Bu kartpostallardaki bazı kır manzaraları, mütefekkirin sürgün yıllarında zihninde oluşturduğu hayali mutluluk ülkesidir. Bu ülkede ailesi ile beraber tekrar eski mesut günleri yakalayacaktır. Gökalp’i uzun süre meşgul eden bu hayal yerini yavaş yavaş gerçeğe bırakır.

Gökalp’in mektupları günümüzün Türkiye’sini derinden etkileyen bu büyük mütefekkirin özel hayatına, Limni ve Malta’daki sürgün yıllarına ve insani tarafına ışık tutacak mahiyettedir. Oldukça basit bir dille ve samimi bir üslupla yazılan bu mektuplar onun ne kadar yüce bir ruhu ve idealist bir kişiliği olduğunun en büyük kanıtıdır. Bir eş ve bir baba olarak Ziya Gökalp, en iyi ve en doğru şekilde bu mektuplar vasıtasıyla anlaşılacaktır. Kitap, yazarın zayıf yönlerini de açığa vuran ve onu mükemmelleştirilmiş ideal bir kişilik olarak değil de meziyetleri ve zaafları olan bir insan olarak önümüze koyan bir niteliğe sahiptir. Bu bakımdan eser son derece önemli ve değerlidir.

Editör: Murat ASLAN

Limni ve Malta Mektupları Yorumları