Gece

Gece
Kitabın Yazarı:Bilge Karasu Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Metis Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:1985 Sayfa Sayısı:232 ISBN:9789753421834 Kitap Puanı:9.1 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:19,39 TL D&R:22,80 TL Amazon:30,71 TL e-kitap,pdf,epub: *

9.1
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Gece - Bilge Karasu

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Gece Özet

Gece romanı dört bölümden oluşmaktadır. Romanda olay, yer, zaman belli değildir. Olaylar katmanlaşmış olmakla beraber olaylar arasında kopukluklar mevcuttur. Yazar, kurguladığı dünyadan çıkıp yazdığı roman ile ilgili dipnotlar vermesi romanı anlamamıza yardımcı olmuştur. Zamanı belli olmasa da yazıldığı tarihi göz önünde bulundurarak yazarın psikolojik, sosyolojik buhranını anlayabiliyoruz.

1. Bölüm

İlk bölümde gecenin kasvetli havası hemen gözümüze çarpar. Gecenin şehre çöktüğü ve gecenin aydınlığı içindeki yaşam mecburiyeti sis gibi üstümüze çöker. Yazar, bu karanlığın içinde yaşayan tek varlığın dil olacağını anlatır. Dil ne olursa olsun insanlar arasında ve iki duvar arasında konuşularak yaşayacaktır. Gecenin işçileri dediğimiz kahramanlar ikindinin ilk saatlerinde görülür. Bunlar karanlık ve geceden faydalanarak sadece etrafa kötülük yayarlar. Bu topluluk insanları geceye hazırlamaktadır. Gecenin zifiri karanlığı altında sürekli bir suça âlet olmaktadırlar. Bu işçilerin dört köşe ekmek sevdiklerini anlatır yazar. Bu ekmeği yemeyenlerin kapısına im vurulmaktadır. Düzeltmen adında kahramanımız bu gecenin işçilerine karşı toplumu nasıl düzeltebiliriz diye bakar. Gecenin gündüzü kemirmesini yok etmek ister.. Düzeltmenin yalnızlığına dil ortak oluyor. Çünkü dil bu karanlıkta bile yaşayan dost bir varlıktır. Gecenin işçilerinin farklı sakal bıyık bırakması ve toplumda bunları ana babalarının bile tanıyamayacağını yine dil sayesinde öğreniyoruz. Gecenin işçilerinin bir genci kan içinde bıraktığını ve bunun sebebinin de aldığı ekmeğin dört köşe ekmek olmaması ve onlar gibi giyinmemesi olduğunu anlatır. Buradan anlıyoruz ki toplumda siyasi bir kargaşa vardır. Bu kargaşa toplumu ikiye bölmüş durumdadır. Yazarın anlattığı dört köşe ekmek semboliktir. Anlatılmak istenen anlatılandan daha fazladır. Bu siyasi durum darbe zamanını konu edinmiş diyebiliriz. O dönemde baskı fazla olduğu için yazarlarımızın çoğu içine kapanmış sembolik bir dil edinmişlerdir. Gecenin işçileri dediğimiz kahramanları darbe yanlısı olarak görebiliriz. Düzeltmen yazarın kendisidir. Gecenin işçileri gündüzden rahatsız olmakta karanlık çöktüğünde at koşturmaktadırlar. Gecenin işçilerinin bir bölüğü karanlık çöktüğünde duvarlara, kapılara “Gece Gelecek” diye yazılar yazarlar. Yazar bir sanatçı olarak çevresindeki aksaklıklara çözüm aramakta bu girdabın için de boğulmaktadır. Onun tek dostu dildir. Bu dil karanlıkta bile ona kılavuzluk yapmaktadır. Bu bölümde elinde çantası olan bir memur vardır. Bu memuru Sevinç adlı bir kadın evinden alır. Sorgu odasında ona çeşitli sorular sorar. Sosyal düzene bir gönderimde bulunan yazar memurların iş hayatını eleştirir. Sevinç ve arkadaşları insanlara iftira atan bir çetedir. Elinde çanta olan kahramanımız arkadaşının evine gitmek için yılan kuyusu gibi sokaklarda ilerlemektedir. Arkadaşından çocuklar ona “gündüzcü” diye bağırmaktadır. Bu gece ve gündüz zıt kavramları bana 1980 darbesindeki sağ ve sol görüşlerini aklıma getirdi. Yazar, ara ara romanı açacak küçük dipnotlar bırakmıştır. Öznenin belirsizleştirdiğini romandan ve dipnotlardan anlayabiliyoruz. Burada bulunan Düzeltmen ve elinde çantası olan adam hemen hemen aynı özelliktedir. Bunlardan bağımsız bir özne daha vardır. Bu üç özneyi birbirlerinden ayırmak olanaksız görünmektedir. Bu sistemin içindeki insanlar yarına çıkabilecekleri meçhul kısır bir döngü içerisinde ilerlemektedirler. Sürekli öldürülen insanlar umudu çürütmüştür. Devrin insanlarının üstüne yorgan olarak koyu bir karanlık örtülmüştür. Yazar, bu bölümde bize metal kokulu karanlığı, gece içinde iz süren insanları başarılı bir şekilde anlatmıştır.

2. Bölüm

Yazar, herkesin yeri geldiğinde bir gün düşman olabileceğini, yeri geldiğinde arkadaşlarımız, dostlarımızın da bize düşman olacağını söyleyerek ikinci bölüme başlar. Bu bölümde anlatıcı kendisine O. ismini verir. O.’nun arkadaşı N. yazardır. Yazıları ve düşüncelerinden kimseye zarar gelmeyen bu kahramanın O. ile çocukluktan beri arkadaşlıkları vardır. O. güneş hareketinin kurucusudur. Sevinç ve N. bu harekete yardımcı olurlar. Başkent araştırma merkezini yöneten kişi de O.’dur. Bu kuruluş iki farklı şekilde işlemektedir. Bu bölümde her yere sokulan böcekler de anlatılıyor. Bu böcekler böcek ilacı satılan şirketleri zengin etmişlerdir. Böcek simgesel olarak gösterilip çıkarcı insanlar kastedilmiş olabilir. Yazar olan N.’nin yazdığı yazıları kendi adıyla yayımlamaz. İlk bölümde elinde çanta olan adam N. olabilir mi acaba ? Düşüncesi kafamızda parlasa da yazar özneleri belirsizleştirme hedefini dipnotlarla belirtmiştir.

3. Bölüm

Bölümün ilk başlarında Sevim evlendiği kocasını anlatır. Bu kocasından sonradan boşanmıştır. Eşi de evlenmiştir. Ama kendisi ile de birlikte olmaktadır. Güneş hareketi sisteminin toplantısına katılmayanların başına gelecek olaylar da bu bölüm de anlatılır. Toplantıya katılmayan kişiler uyarı olarak ağır şekilde nişancı tarafından yaralanırlar.

4. Bölüm

Dördüncü bölümde bir anlatıcıdan söz etmek mümkün değildir. Olayın kahramanları, yazarın eserindeki dipnota bile sıçramıştır. Kurmaca ve üst kurmacalar alt üst olur. Arada yazdıklarını kendisi yazmamış gibi yaparak okuyucuyu bu bölümde şaşırtır. Bütün kahramanlar iç içe geçmiş kim gerçekten var kim yok kestirebilmek oldukça güçtür. Romanda tek bir yer olarak Rahneler Caddesi geçer. Gerçekte böyle bir cadde yoktur. Dipnota sıçrayan kahramanın adı S.’dir. Yazara her istediğini konuşturmanın, yapmanın güzel bir şey olduğu S.’nin ağzından okumaktayız. Bu kahraman yazarın kaleminden kaçmayı başarmış dipnota sızmıştır. Yazara adeta kafa tutar bir hali vardır. S. Yazarın defterini ele geçirmiş ve yazılanları okumuştur. Yazarın uyurken defterine bir dipnot yazığını da kendisi söyler. Yazar buna karşılık uyandığında dipnottaki bu yazının kimin yazdığını bilmediğini söyler. Her şeyin raydan çıktığını her yerden romana bilinmeyen özneler sızıldığını söyler. Yazar bu duruma şaşırmış gibi yaparak üst kurmaca dünyasını zorlar. Bu bölümde gecenin nerede başlayıp nerede bittiğini sorgulayan yazar defterini S.’nin eline geçtiğini söyler. Defterini yakmayı, yırtmayı bile düşünür. Yazar kendi kurguladığı öznelerin istilasına uğramış gibidir. Dörde bölünmüş olmaktan söz eder. Yazarın bu bölünüşü aklımıza birkaç kahramanın kendisinden izler taşıması getirir. O. ve Sevinç otel odasındadırlar. Bacağına saplanan bıçak O.’yu hastanelere düşürür. Bu zor zamanında Sevinç hep yanındadır. Kendisini bıçaklayanı hatırlamaz. Sekiz yerinden bıçaklanan O.’nun suçluları aranmaktadır. Yazar yazdığı bu romanı taslak biçiminde gördüğünü bir bitmemişlik olduğunu söyler. O. öznesi N. öznesi ile çocukluktan beri arkadaştır. Onunla dört yıl aynı sınıfta okumuştur. Bu çocuk konuşamıyor ve yanına kimseyi yaklaştırmayan asık suratlı birisidir. Bu çocuk O.’yu etkilemiş. Yıllar sonra birlikte yolları kesişmiştir. Yazarın defterini okuyan S. öznesi yazara romanı birbirine kattığını söyler. Elinden kurtulamayacağını onu odasında izlediğini bile söyler. Yazar, Sevin ile Sevinç’i aynı kişi olarak göstermiş gibidir. Sevinç, N. tarafından öldürülür. Yazar buna şaşırarak kendisinin haberi olamadığına inandırmaya çalışır okuyucuyu. Okuduğu kitapları dolabında saklayan bir çocuğun babası tarafından odası basılır. Kitapları sakladığı dolabı korumaya çalışırken dirseği aynaya değince ayna üçe bölünür. Babası oğlunu merak etmeden uzaklaşır. Ayna iki yıl yenilenmez. İki yıl sonunda yenilenen ayna on beş yaşındaki çocuğu şaşırtır. Çünkü iki yıl önce bu aynada üç kişiyken şimdi tek kişi kalmıştır. Buradan hareketle aynadaki bu çoğulluk görüntüsü yazarın yarattığı öznelerdir. Kitabın sonunda özneler yazar tarafından öldürülür ve gece ortadan kalkmış olur.

Değerlendirme

Postmodernizmin usta kalemlerinden Bilge Karasu ilk romanı olan Gece 1985 yılında yayımlanmıştır. Soyut ve post modern bir roman olan Gece’nin tam olarak olay ve zaman örgüsü net bir roman değildir. Yazar, okuyucuyu sarp kayalıklara çıkarmayı hedef bilmiş topu okuyucuya atmıştır. Bu nedenle tembel bir okuyucu kitlesine hitap etmez. Tamamlanmayan cümleler, dipnotlar, metinler araslık bakımından oldukça zengindir. Okuyucunun bir dedektif edasıyla düş perdesini aralamaya çalışması bu romanı diğer romanlardan ayıran özelliktir. Roman çağdaş edebiyatımıza katkılarından dolayı 1991 yılında Pegasus Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.

Kitap okuyucuyu elinde meşale ile merak dolu bir yolculuğa çıkarmıştır. Bunları okuyucuya kristal parçacıkları olarak sunmuştur.

Editör: Begüm Attar

Gece Yorumları

bilge karasunun kitapları çok güzel ama çok pahalı biraz daha ucuz yapsalar da okuyabilsek

15-03-2020 21:27