Sabri Uçankalem, henüz yirmi iki yaşında olan amatör bir yazardır. Her ne kadar kitaplarını kitapçı raflarında görmeyi arzu etse de onun yayınevlerine gönderdiği dosyalar daima reddedilmektedir. Bu durum Sabri Uçankalem’i üzse de azmini bastırmamaktadır. Sabri, durmadan yayınevlerine yeni dosyalar göndermeye devam etmektedir. Bir gün Sabri, Robon Şirketi tarafından üretilen bir robotun haberini alır. Bu robot, adeta bir yazar gibi eserler üretebilmektedir. Ayrıca bu robotun ürettiği eserler bir makineden değil de sanki kanlı canlı insan elinden çıkmış gibidir. Robotun eserleri, belirli bir orijinalliğe sahip olup yapay zekanın ürettiklerinden farklılık göstermektedir. Sabri, söz konusu robot hakkında epey araştırma yaptıktan sonra şirketle iletişime geçer ve bu robotu satın alır. Ardından, Robon adlı robota edebi eserler yazdırır. Bir zamanlar Sabri’nin gönderdiği her dosyayı reddeden yayınevleri artık Robon’un ürettiği eserler sayesinde Sabri’nin peşine düşmüşlerdir. Sabri ise, eserleri Robon’a yazdırdığını gizlemekte, sözde başarısının tadını çıkarmaktadır. Kısa sürede ünlenen Sabri maddi durumunu da hayli düzeltmiştir. Geniş araziler, havuzlu villalar ve son model arabalar almaya başlamıştır. İnsanlar arasında parmakla gösterilen biri olmuş, markete girdiğinde alışveriş yapanlarca etrafı sarılmıştır. Herkes onunla foroğraf çektirmek istemektedir. İmza günleri, söyleşiler Sabri’nin neredeyse tüm zamanını doldurmaktadır. Ta ki duayen bir eleştirmenin Sabri hakkındaki bir yazısına kadar… Bu eleştiri yazısında eleştirmen, Sabri’nin eserlerini gerçeklikten kopuk, yapay olarak vasıflandırmıştır. Bu eleştiri, diğer eleştirileri beraberinde getirmiştir. Sosyal medyada ve toplum arasında Sabri’yi hâlâ beğenenler olsa da büyük bir çoğunluk onun eserlerinin bir hayal kırıklığı olduğu konusunda fikir birliğine varmıştır. Bu durum, Sabri’nin sözde başarısını tepetaklak etmiştir. Yayınevi, tek taraflı olarak Sabri ile imzalanan anlaşmayı feshetmiştir. Sabri de içten içe kendi eserleri hakkındaki eleştirilere katılmaktadır. Robon’a daha insani, acı ve biraz mutsuzluk barındıran eserler yazdırmak istemektedir ama bunu nasıl başaracağı konusunda bir fikri yoktur. Robon Şirketi’yle iletişime geçip durumu onlara haber verir. Onlar da yeni bir yazılım geliştirdiklerini, bunu satın alabileceğini söylerler. Sabri bu yazılımı satın alır. Şirketin telkinleri doğrultusunda Robon’a biraz kötü davranmaya da başlar. Bir gün robota bir kitap fırlatır. Bu darbe, robotta henüz oluşmamış birtakım bağlantıları düzene sokar ve böylece robot kendi kendine hareket eden bir varlık hâline gelir. Kendisine kötü davranan Sabri’den kurtulmak için evden kaçmayı planlar. Bir gece bu hedefini başarır. Yanına Tokyo adlı robot ayıcığı da almayı ihmal etmez. Sabri ve onun golden köpeği Robon ile Tokyo’nun peşinden koşsalar da onları yakalayamazlar. Ne var ki Robon’la Tokyo’nunsaklandığı çöplük, bir hurdacı tarafından karıştırılır. Bu hurdacı robotları fark edince un çuvalına koyup hurda deposuna satar. Bu hurda deposunda Robon ile Tokyo, adeta bir hapis hayatı yaşayacaklarını düşünürler. Ne var ki burada birçok robot bulunmaktadır. Robon ve Tokyo, kısa sürede bazı robot arkadaşlar edinirler. Bunlardan Ebro hamburger robotudur. Çırpıcı, mutfak mikseridir. Kıtır Kıtır, ekmek kızartma makinesidir. Külüstür ise eski bir arabadır. Bu robotlar el birliğiyle hurda deposundan çıkmak ve özgürlüğe kavuşmak istemektedir. Ebro’nun bilgeliği, Robon’un cesareti ve diğerlerinin özverisiyle özgürlük planı devreye sokulur, robotlar hurda deposundan kurtulurlar.
Mert Arık’ın bu kitabı daha çok ilkokul 3. ve 4. Sınıf öğrencilerine yöneliktir. İçindeki resimler siyah beyazdır ve oldukça azdır. Bu macerada Mert Arık, günlük hayatta kullanılan birtakım robotlara kişilik vermiş ve onları özgürlüğü arzulayan bir varlık konumuna yükseltmiştir. Böylece elimizdeki hikâye, robotların özgürlük savaşı hâline gelmiştir. Oldukça renkli ve sürükleyici olan bu hikâyeyi ilkokul öğrencilerinin zevkle okuyacağı tahmin edilmektedir.