Mahrem

Mahrem
Kitabın Yazarı:Elif Şafak Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Doğan Kitapçılık Yayınlandığı Yıl:2000 Sayfa Sayısı:300 ISBN:9786051114675 Kitap Puanı:7.2 / 10 | Yorum: 4

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:24,50 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Mahrem - Elif Şafak

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Mahrem Özeti

Farklı zamanlar ve mekanlarda var olan eser ağır üslubu, karmaşık kurgusu ve hikaye içerisinde barındırdığı sözlükle ortak bir paydada buluşuyor, görmek ve görülmek...

İstanbul 1999...

Dev gibi boyu ve aşırı kilosuyla hayatının her anında parmakla gösterilmeye alışmış ancak bundan hep nefret etmiş olan Şişman Kadın, 1990 yılında bir çocukken uğradığı taciz sonrası kendini yemek yemeye vermiş ve o günden beri de giderek devleşmiştir.

Bu olaydan yıllar sonra vapurda seyahat ederken Be-Ce adındaki cüce ile tanışır ve sevgili olurlar. Birinin dev ve aşırı kilolu, diğerinin ise cüce olması sebebiyle yarattıkları garip görüntü onları ev dışında birlikte görünmemeye iter. İkili dışarıya tebdil kıyafet olmadıkları sürece çıkmazlar. Farklı karakterlere büründükleri tebdil gezmeleri de sokaklarda birlikte yaptıkları tek etkinlik olur.

Yeni bir sözlük yazmaya başlayan ve bitene kadar da Şişman Kadın’a bunu göstermek istemeyen Be-Ce yeni kelimeler bulmakta sıkıştıkça karakter değişimi yaşamaya başlar ve Şişman Kadın’ın şişmanlığını yüzüne vurduğu bir noktaya gelirler. Bu da Şişman Kadın’ı yıkar ve yaptığı diyeti bırakıp yemeklere sarılmasına sebep olur. Şişman Kadın bu depresif anlardan birinde sözlüğü okuma fırsatı elde ettiiğinde ise Be-Ce’nin Şişman Kadın’ın yanında kalmasının tek sebebinin onun sözlüğün ana maddesi olmasından kaynaklandığını anlar ve intihar eder. Komşuları tarafından kurtarılır ancak o günden sonra ruhu tamamen dağılmış durumdadır. Tekrar dünyaya geleceğini bilen Be-Ce ise bu maceraya arkasını döner ve gider.

Sibirya 1648...

Samur kürkü ticaretini keşfeden insanlar bu ticaret yolunu sömürmektedir. Timofei Ankidinov da zengin olmak için Samur ticareti için denizleri aşar. Bir deniz felaketi sonrası gemiden karaya ulaşabilen Timofei ve Şaman kardeşini kaybeden, Şaman olmayı bekleyen bir çocuk... Kabilenin inancına göre; ailesinde bir Şaman olduğu için çocuğun Şaman olma ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle gecenin karanlığında bir sepetin altında Şaman olmayı beklerse doğadan gelen bir aracı ile Şamanlık mertebesine yükseleceğine inanılan çocuk beklerken devasa boyutlarda bir Samur gelir ve ruh birleşimi başlar. Tam da bu sırada sepetin altını görmek isteyen Timofei samur ile çocuğun ruhlarının aktarımının yarıda kalmasına sebep olur. Böylece doğada yarı insan yarı samur bir varlık peyda olur. O zamanların askeri Valisi Kossak’a koşup Samur-İnsan’ı sergileyen Timofei yıllar boyu sürecek bir gösterinin ilk adımını atmış olur. Samur-İnsan yıllar boyu Kossak ailesinin servet kaynağı olup çiftleştirilmiş ve nesilden nesile bir gösteri malzemesi olarak aktarılmıştır. Ta ki torunlardan birinin Samur-İnsan kombinine ilgisi kaybolup da onu bir adama sattığı güne kadar...

Fransa 1868...

Kocasından nefret eden Madame de Marelle bir gün bulduğu portreyi duvarına asar. Bu portredeki genç adam görenleri kendine hayran bırakacak bir güzelliğe sahiptir. Yıllar önce bu genç adam, onun sadece kendine ait kalmasını isteyen bir kadının hırsı sonucu ölür. Buna dayanamayan kadın, adamın portresini yaptırır ancak ona bakan herkes lanetlenmektedir. Portreyi gören Madame de Marelle de lanetlenip bu adam ile ilişki yaşamaya başladığını düşünür ancak ilişkiye girdiği kişi bu genç yakışıklı değil de onun biçimine bürünmüş kendi kocasıdır. İlişkisinin sonunda genç adamla birlikte olduğunu sanarken nefret ettiği eşiyle birlikte olduğunu gören kadın her şeyden elini eteğini çeker. İkiz çocuklarını doğuran kadın çirkin olan oğlunu çok severken, dünyalar güzeli kızına asla yaklaşmaz. Onu beslemediği için de kocası çareyi dadı tutmakta bulur. Bir süre sonra dadı ile ilişkisi başlayan adam, dadıdan hikayenin aslını dinledikten sonra karısının ihaneti aklına geldiği için kızı La Belle Anabelle’den nefret eder ve onu bir sirk sahibine verir.

Pena 1885...

Erkek çocuk doğurmadan ölmek istemeyen kadın rüyasında görmüş olduğu dervişin sözünü dinleyip bir ritüel eşliğinde eşiyle olur ve o gün oğluna hamile kalır. Çevresinde mumlardan çember yapıp orada çocuğuna hamile kalmasından mıdır bilinmez oğlu mum gibi bir suratla doğar. Bunu gören hala yüzü mum gibi sıvı haldeki bu çocuğa ağız, yanak, burun çizer ve mumun soğumasına ramak kala acele ile göz diye 2 düz çizgi çeker. Böylece değişik bir ruha sahip, toplumdaki insanlardan farklı olan Keramet Mumi Keşke Memiş Efendi oluşmuş olur.

Evlendikten sonra kendisini gören karısının evliliklerini bozması için yalvarmasından sonra buhrana kapılan Keramet Efendi görmek ve görülmeyi pekiştirmek arzusuyla bir sirk kurar. Vişne rengi çadırın batı kısmında kadınlara dünyadaki en çirkin erkekleri gösterirken, doğu kısmında ise erkeklere dünyanın en güzel kadınlarını gösterir. Her iki cinsiyet de evlerine gittiklerinde hayatları bozulmuş olur.

Kadınlara Samur-İnsan’ın, erkeklere dünyalar güzeli La Belle Anabelle’nin sergilendiği bu sirk hikayenin tam zıttı versiyonu ile birden çökecektir. Samur ile insanın ruhları birleşirken sepeti açmayan Timofei ve yakışıklı gencin portresini sandıktan çıkarmaktan vazgeçen Madame de Marelle’in ortak paydası merak, görmeye olan arzudur. Bu versiyonda sepet açılmaz, portre de sandıktan çıkmaz. Sirkin iki yakasında aynı anda yok olan bu varlıklara tek şahit Keramet Efendi’dir ancak mum bedeni bir gün eriyip yeniden başka bir şekilde var olacağı için Keramet Efendi bunu hiç sorun etmez.

Elif Şafak, bir şişmanın içsel yolculuğu ve bir çocuğun dramını oldukça çarpıcı bir şekilde anlatmış. Okurken beynininizin %90’ı yanıyor ancak kurgudan da kopamıyorsunuz. Epey ağır bir üslubu ve kurgusu olan eserin sonunda tüm olaylar bir şekilde birbirine bağlanıyor. Elif Şafak ondan ne beklediğinizi bir türlü kestiremeyeceğiniz bir yazar ve bu şaşırtıcı zekasını da kitaplarında sıkça gösteriyor. Hani diyorsunuz ki ‘Bir insan böyle bir eser ortaya çıkarmak için nasıl bir kafa yaşamış olabilir?’. Mahrem, daha önce hiç Elif Şafak okumamış olanlar için ilk seçenek olmaması gereken, elinizde bir not kağıdı ile olay haritası çıkarmadan anlaşılamayacak bir kitap. İçine serpiştirilmiş olan sözlük başlı başına bir kitaplık konu resmen. O kadar güzel bir detaydı ki insan sadece sözlükten oluşan bir eser arzusuyla yanıp tutuşuyor. Keyifli okumalar dilerim.

Editör: Ebru S. Bektaş

Mahrem Yorumları

elif şafakın en iyi kitaplarından bir tanesi artık bunun gibi kitaplar yazamıyor ama olsun

31-10-2019 13:05

ben pek sevmedim ya çok ağırdı

03-11-2019 00:19

cok değişikti ama herkese uygun olduğunu düşünmüyorum

04-11-2019 00:37

bayağı iyiydi ama çok kafa yoruyor. sakin kafayla okumak şart.

08-11-2019 08:39