Leyla ile Mecnun Şiirler

Leyla ile Mecnun Şiirler
Kitabın Yazarı:Sezai Karakoç Kitap Türü:Şiir Yayınevi:Diriliş Yayınları Yayınlandığı Yıl:2012 Sayfa Sayısı:100 ISBN:9789000185504 Kitap Puanı:8.2 / 10 | Yorum: 5

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:24,00 TL KitapYurdu:45,00 TL Pandora:60,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Leyla ile Mecnun Şiirler - Sezai Karakoç

Kitap Türü:Şiir

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Leyla ile Mecnun Şiirler Özet

Sezai Karakoç’un Leyla ile Mecnun eseri her ne kadar bir şiir kitabı olsa da olay örgüsü ile Leyla ile Mecnun’un hikâyesidir aslında. Türk şiirin de önemli bir yere sahip olan yazarımız, anlattığı dönemi geleneksel haliyle gözler önüne serse de, kullandığı dil bakımından oldukça modern bir anlatıma sahiptir.

Leyla ile Mecnun Şiirler kitabının içindekiler; yolların getirdiği, birinci bölüm olan doğum, ikinci bölüm ikiz alınyazısı, üçüncü bölüm çölde kurtarışlar dönüşür kurtuluşa ve dördüncüsü olan ölüm ve ötesi ebedi diriliş şeklinde bölümlere ayrılır.

Leyla doğduktan sonra Mecnun’un söylediği sözlere yer verilir:
Marta bakan biliyordu geleceğini, Nisana bakan görüyordu alaca renklerini,
Kızıl ve yeşil seherini, mayısa bakan buldu seni ve bir bahar günü doğdun sen.
Baharın ta kendisi oldun sen…

Leyla’nın doğumunda bir yer yaratığının söylediği şiir olarak Sâra’ya, Leyla’nın doğumunda bir gök yaratığının söylediği şiire Perili Şiir, olarak yer veriliyor.

Leyla’nın ninnileri rüzgârın dilinden anlatılırken:
“Melekler çöl şehrine dağılsın, Leyla’nın uyku saati geldi.
Bütün çıkrıkları bozsunlar, Leyla’nın uyku saati geldi.
Sussun bütün böcekler sussun bütün çöl, Leyla’nın uyku saati geldi…”

Ve güller Leyla’nın uykusunda olgunlaşırdı, Leyla’nın düşlerinden renk alırdı kuşlar.

Mecnun’un doğumu oluyordu sonra; birden bir çöl kuşu kızıl bir öğlede öterken, çadırlar kımıldayıp, gökte bir al değişme olurken. Kadınlar gelip bir adak gibi köşede beklerken, erkekler temmuz titreyişlerinde gözleri dışarıda beklerken…

Günler geçiyordu Leyla büyüyordu, Kays adlı Mecnun ile birlikte. Saf ve temiz havayla, çocuk oyunlarıyla, gelişip serpilirken, okul çağına varmışlardı. Birlikte öğreniyorlardı her şeyi ama aşk o ezeli bir tanışıklıktı, doğmadan önce başlamışlıktı. İlk bakışta ve ilk tanışma da duyururdu kendini ve onlarda orada ayırmışlardı kendilerini ötekilerden.

Kays ve Leyla adeta güneşle yıldızla ayla besleniyorlardı. Düğünlerde eğleniyor, ölümlerde dövünüyorlar, parça parça göçü yaşıyorlardı. Kays gittikçe Leyla’nın farkına varıyordu, Kays da Leyla da yer etmeye başlıyordu. Zaman gibi yavaş fakat derinden, yaranılıyorlardı ta gönüllerinden. Kimseye itiraf edemezlerdi bunu hatta sakladılar kendilerinden bile, ömür böyle akıp gidiyordu. Kays kara düşüncelerde idi, ya bir gün biri Leyla’nın aklını çelerse diye.

Aslında Kays kendini Leyla’ya layık görmüyordu fakat zaten kim layık olabilirdi ki O’na!
Kays’ın işi bitiyordu gün gün; düşünceler, iç fırtınalar, dıştan dalgın kıldı O’nu ve bu hali ilk “dalgın” adına kavuşturdu. Ve bir gün en sıcak günde kat kat yün giysiler içinde, kışın soğuğunda, fırtınaların parladığı anda ipince bir gömlek içinde tiril tiril titremede, her durumuna da akla gelmez bir açıklama getirme de… Çoğalan bu haller Toplum’u zorladı. Kays’ın adı ondan sonra “Mecnun” oldu.

Aşk’ın içindeydi artık O, hurmalarla konuştu, aya anlattı halini. Hiç kimse anlamadı bu hiyeroglif dilini. Hasta değildi ki iyileşmek için uzak diyarlara gitsin, iyi değildi ki at koştursun sürü seğirtsin; bir çözülüş bir kopuştu hayat çevresinde. Çok düşündü gidip anlatsa birilerine ama biliyordu ki kimse anlamayacaktı onu zerre. Çölü değiştirmek ne mümkündü, çöl insanını değiştirmek ne mümkün…

Annesi ağzını aradı, babası umutla Leyla’yı istedi lakin bahsi hemen orada kapatıldı.
Görüntü görüntüyü, ses sesi yer. Aşk dedikleri işte böyle bir yer.
Herkes gibi olmak, olmayacak bir şey. Herkes gibi olmak, olmamak gibi bir şey!
Leyla’yı aklından çıkarmayı her isteyişte, Suçtan ve günahtan beter öte, bir boşluğa yuvarlanıyordu Mecnun.

Leyla’ya da Mecnun’un gölgesi düşmüştü, ne onu sevdiğini söyleyebilirdi ne de sevmediğini. Ne onu anlayabildiğini söyleyebilirdi ne de anlamadığını. Kurtulmak mümkün değildi Kays’tan, Mecnun’dan. Aşk değil bu düpedüz bir yazgıydı…

Yazgı Surları Önünde Kılıçlar, bölümüyle devam ediyordu. Mecnun bir yandan dağlarda çöllerde gezerken, insanlık öğretisini de yayıyordu… Onlar için yaratılmış tek olan bir son vardı. Ölüm!

“Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde, bir kış güneşliğinde.

Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir, tabiatı aşan bir bildiriliştir… Anladım onlar ölmediler, ölüm adına ölüm maskesini takarak, dönüştüler bir ışığa…

Yazan: Pınar Çağlayan

Leyla ile Mecnun Şiirler Soruları ve Cevapları

Leyla ile Mecnun Şiirler kimin eseri?

Sezai Karakoç

Leyla ile Mecnun Şiirler türü nedir?

Şiir

Leyla ile Mecnun Şiirler kaç sayfa?

100

Leyla ile Mecnun Şiirler Yorumları

şiirler çok güzel çok beğendim

13-03-2017 20:53

şiir severler için çok güzel bir şiir kitabı editör de bunu onaylamış zaten ama buraya gelenler pek şiirden anlamıyor sanırım

28-01-2019 16:52

leyla ile mecnun şiirmiymiş masal değilmilydi o yaa

08-02-2020 22:11

şiir sözleri nerde yazsanız

07-11-2022 23:06

bunlar leylanın yazdığı şiirler mi yoksa mecnunun yazdıklarımı

19-02-2024 20:28