İhtiyar Savaşçı

İhtiyar Savaşçı
Kitabın Yazarı:Cengiz Dağcı Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:Ötüken Yayınları Yayınlandığı Yıl:1989 Sayfa Sayısı:221 ISBN:9789754375299 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:14,94 TL D&R:17,94 TL KitapYurdu:23,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

İhtiyar Savaşçı - Cengiz Dağcı

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

İhtiyar Savaşçı Özet

Dört yıl boyunca Sovyetler için savaştıktan sonra Savaşçı, kazandığı zaferle ve kahramanlık madalyalarıyla birlikte, Kırım’ın Gurzuf kasabasının Kızıltaş köyüne doğru yola çıkar. Geride bıraktığı yaşlı ana ve babasının akibetini merak eden Savaşçı, gece vakti girdiği köyünde umduğunu bulamaz. Köy ahalisinden pek çok kişi, yakın zamanda öldürülmüş ve öylece bırakılmıştır. Köyün girişinden başlayarak içerilerine kadar her yerde ölü yaşlılar, çocuklar ve kadınlar vardır. ne yazık ki ölenler arasında Savaşçı’nın ana ve babası da yer almaktadır. Köyü gezen ve tanıdıklarının evlerine bir bir uğrayan Savaşçı, kıyımdan kurtulanlara rastlamaz. Yalnızca köy fırınının yakınındaki incir ağacı altında kırk kadar çocuğa rast gelir. Bu çocuklara Melek Hanım nezaret etmektedir. bu çocuklardan ikisi, Atik ve Numüne, Melek Hanım’ın öz çocuklarıdır. Diğerleri ise bir şekilde öksüz ya da yetim kalmış yavrulardır. Yine de Melek Hanım, Kırım’ın bu zavallı yavrularına, sanki onların öz anneleriymiş gibi yaklaşır. Savaşçı, Melek Hanım’a yardım etmeye karar verir.

Köydeki bu hiç bitmeyen gece, kamyon gürültüleriyle kesilir. Gelen Sovyet askerleri, köyde sağ kalan çocuklarla Melek Hanım’ı ve Savaşçı’yı kamyona doldurur. Onları bir tren istasyonuna götürür. Bu tren istasyonu, ağzına kadar Kırımlılarla doludur. Kimisi yaşlı, kimisi hasta, kimisi ise bakıma muhtaç bu insanlar, trenin gelmesini beklemektedir. Çok geçmeden tren gelir. İstasyondakiler tren vagonlarına doluşurlar. Oradaki bir asker, Melek Hanım ve Savaşçı’nın nezaret ettiği çocuklar için ayrı bir vagon ayarlar. Çocuklar bu vagona doluşurlar. Ardından yolculuk başlar.

Kırım’dan bilinmeyen bir yere nakledilen yavrulardan bazıları, günler süren yolculuk esnasında vefat eder. Trenin her mola verişinde Melek Hanım ile Savaşçı, ölenleri vagon dışına çıkarır. Nihayet yolculuk biter. Varılan yer, sürgünler için hazırlanmış bir yerleşim yeridir. Buraya Sürgünyeri denilmektedir. Taşkent yakınlarındaki bu yerleşim yeri, artık Kırımlıların yeni topraklarıdır.

Melek Hanım ve Savaşçı, ortak acılardan ve aynı yurdun insanları olmalarından dolayı olsa gerek, birbirlerini sever ve evlenirler. Bu evlilikten dört çocukları olur. Hepsi erkek olan bu çocukların isimleri şöyledir: Alim, Alimseyit, Alimgir, Alimcan. Bir de, Melek Hanım’ın çok yakın bir komşusu vardır Sürgünyeri’nde: Gülnara Hanım. Çocuksuz olan ve Sürgünyeri’ne varıştan kısa bir süre sonra kocası Seyit Veli’yi kaybeden Gülnara Hanım, Melek Hanım’la Kırım ve Gurzuf hasretini paylaşır.

Melek Hanım ve Savaşçı, Sürgünyeri’nde kırk beş yıl boyunca vatan hasreti çeke çeke yaşarlar. Savaşçı artık ihtiyarlamıştır. Çocuklarını okutup iyi yerlere gelmelerini sağlayan İhtiyar Savaşçı’nın artık tek bir isteği kalmıştır: Vatan toprağında ölmek.

Ölümü yaklaşan İhtiyar Savaşçı’nın son arzusunun gerçekleşmesi için Melek Hanım, akademisyen oğlu Alimcan’ı ikna eder. Alimcan da, eşini ve annesini alarak, babasının arzusunu yerine getirmek üzere Gurzuf’a doğru yola çıkar. Bu yolculuk uçakla değil de, İhtiyar Savaşçı’nın isteği üzerine, trenle gerçekleşmiştir.

İhtiyar Savaşçı, kırk beş yıl önce bıraktığı bu toprakları oldukça değişmiş ve başkalaşmış, tam anlamıyla yabancılaşmış bir halde buldu. Ne Gurzuf eski Gurzuf’tu ne de Beşterek aynı Beşterek’ti. Yine de İhtiyar Savaşçı, vatan toprağını görmekten son derece mutlu olmuştu. Köyü Kızıltaş’ı gezdiği esnada mutlulukla son nefesini verdi. İhtiyar Savaşçı’nın oğlu, babasının Gurzuf’a gömülmesi için bürokratlarla hayli mücadele etti ve sonunda başarılı da oldu. Melek Hanım ise, kocasının gömülmesinden kısa bir süre sonra Sürgünyer’ne döndü.

Kalp rahatsızlığı olan Melek Hanım, son nefesini vermek üzere Gurzuf’a gider. burada son nefesini verip kocasının, hayat arkadaşının yanına gömülür.

Sürgünyeri’nde Melek Hanım ve İhtiyar Savaşçı’nın anıları kısa sürede yok olur. Onları hatırlayan tek kişi Gülnara Hanım’dır. O da her ne kadar son nefesini vatan toprağında vermek istese de kocasının Sürgünyeri’nde gömülü olması onun burayı bırakmasını engeller. Ne var ki Atik, Gülnara Hanım’ı Kırım’a göç etmeye ikna eder.

Bu roman, vatan hasretiyle yanıp tutuşan bir vatanseverin acılarını, çilelerini, umutlarını ve umutsuzluklarını yansıtmak için yazılmıştır. Cengiz Dağcı’nın Yansılar 3 adlı hatıra kitabında bahsettiği üzere, iki ay gibi bir zamanda yazılan bu eser, orijinal bir hikaye oluşturmak amacıyla değil, yazarın özlemlerine tercüman olması amacıyla yazılmıştır. Yazar, bu hikayenin kurgusuyla, yeniliğiyle ya da edebi başarısıyla değil, kendisine ne hissettirdiğiyle ilgilenir. Onun için, vatanı hatırlatması, bu hikâyeden beklenen şeydir ve hikâye de bu beklentiyi karşılamaktadır.

Editör: Murat ASLAN

İhtiyar Savaşçı Yorumları