Tuna Kıyıları

Tuna Kıyıları
Kitabın Yazarı:Falih Rıfkı Atay Kitap Türü:Kişisel Gelişim Yayınevi:Pozitif Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2018 Sayfa Sayısı:112 ISBN:9786054726844 Kitap Puanı:6.7 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:5,50 TL D&R:7,80 TL e-kitap,pdf,epub: *

6.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte
Giriş Yap Üye Ol

Tuna Kıyıları - Falih Rıfkı Atay

Kitap Türü:Kişisel Gelişim

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Tuna Kıyıları Özet

İsa’ya üç asır kala Roma, Balkanlara nüfuz etmeye başlamış ve iki yüz sene süren muharebelerden sonra Yarımada’yı hakimiyeti altına almıştır. Barbarların İstilası adı verilen dönemde Roma zayıflamaya başlamış, salgınlar ve muharebeler birbirini takip etmiş ve Yarımada tenha bir vaziyet almıştır. 395’te Roma ikiye bölünmüştür. Garbi Roma İmparatorluğu yüz sene, Şark İmparatorluğu ise 1453’e kadar yaşamıştır. Garbi Roma İmparatorluğu’nu parçalayanlardan İslavların Balkanlara inen kolu Cenup İslavları adını almışlardır.

Sırplıların Meriç ve Osmanlı tarihinin Sırp Sındığı adını verdiği muharebe 1363’te olmuştur. Sırplılara karşı en büyük zafer ise Kosova’da kazanılmıştır. 1453’te İstanbul düşmüş, 1456’da Fatih, istila yolu üzerinden Sırbistan’ı büsbütün kaldırmak istemiştir. Bunu tam olarak başaramasa da Sırbistan’ın büyük bir kısmı tamamen Osmanlı’nın olmuştur.

Osmanlılar, Balkanlar’a ve Macaristan’a doğru bir barbar istilası ya da bir din seferi yapmamışlardır. Türkler, Tuna boylarına geldiklerinde endüstri ve ziraat hayatları ilerideydi. Eşyalarımız yalnızca Balkanlar’a değil Avrupa tezgahlarına da örneklik etmiştir.

16’ncı asırda Macaristan ve Cenup İslavlığının büyük bir kısmı Osmanlı idaresindedir. Kanuni Süleyman’ın ölümünden (1566) III’üncü Süleyman’ın cülusuna kadar (1787) tahta 17 padişah çıkmıştır. Bunlardan yalnızca üçü biraz hayat gösterebilmiştir. 18’inci asrın sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci düşmanı sahneye çıkar: Rusya. Rusya 1700’de Karadeniz’e inmiştir. Rusya, Cenup İslavlığı alemini Osmanlı İmparatorluğu’na karşı tahrik etme politikası uygulamıştır. Tuna’nın öte tarafı on yedinci asırda Avusturya’nın eline geçmiş ancak Sırbistan’ın son parçaları yirminci asra kadar Osmanlı’nın elinde kalmıştır. İki farklı imparatorluğun farklı kültürleri içinde yaşamak Cenup İslavlığı’nı farklı kısımlara ayırmıştır.

Tuna ötesinde ve üstünde Osmanlı mukavemeti çok uzun sürmüştür. 1875’te Hersek isyanı olmuştur ve 1876’da Sırbistan Türkiye’ye harp ilan etmiştir. Osmanlı ordusu düşmanı kolaylıkla mağlup ederek Sırbistan’ı işgal etmeye başlamıştır. Fakat bu sırada Rusya, Babıali’ye bir ültimatom vererek harbin sonlanmasını istemiştir. Babıali Sırbistan’la sulh yapmaya mecbur kalmıştır.

Sırplılar, İpek’te kongreye benzer bir toplantı yaparak imparatorluktan ayrılmak ve Sırbistan tacını Saovie dukasına vermek istemiştir. Ancak Duka reddetmiştir ve isyanın önü alınmıştır.

Türklerle Sırplar arasında ilk muharebe, 1312’de Serez’le Drama arasındaki İstefan Yana köyünde, son çarpışma 1912 senesinde olmuştur. Tam 600 yıl!

Bugünkü Yugoslavya’yı teşkil eden Cenup İslavları, şimalden itibaren şunlardır: İslovenler, Hırvatlar, Boşnaklar ve Sırplar. Nüfus nispetlerine göre, 14 milyon Yugoslav’ın bir milyondan biraz fazlası İsloven, 700 bini Bosnalı, 4 milyonu Hırvat ve 6 milyonu Sırp’tır. Sırp mı, Bulgar mı olduğu tartışılan bir grup da Makedonyalılar vardır.

Kral Aleksandr, Yugoslavya’nın milli müdafaa ve dış politika davaları üzerinde büyük gayretler sarf etmiştir. Atatürk-Kral Aleksandr mülakatından beri, Kemalist Türkiye, Yugoslavya’nın istikrar mücadelesini derin bir alaka ile takip etmiştir ve yine onun için yeni rejimin muvaffakiyetlerini sevinçle karşılamıştır.

DEĞERLENDİRME:

Falih Rıfkı Atay’ın Cumhuriyet döneminde kaleme aldığı Tuna Kıyıları isimli kitabı Balkan tarihini konu alıyor. Geçmişten günümüze, kronolojik bir akış içerisinde, olayların neden-sonuç ilişkisiyle değerlendirilip bir araya getirildiği bir tarihi kitap. Tarih kitaplarını okumayı çok seviyorum ancak bazılarını okumakta zorlanıyorum, Tuna Kıyıları da bunlardan biri oldu. Yaklaşık yüz sayfalık kısa bir kitap olsa da bilgiler ansiklopedik bir şekilde verildiği için daha çok bir ders kitabı niteliği taşıyor. Tarih okumaları yapmayı seven, bu kitaplarda akıcılık aramayan, özellikle de Balkan tarihiyle ilgilenenler varsa bu kitabı okuyabilirler. Bu tür kitapların özetlerinden ancak içerik ile ilgili bir ön bilgi alabiliriz. Çok hacimli bir kitap olmasa bile, özete sığdırılamayacak kadar fazla bilgi barındırıyor. Ben hem Balkan tarihiyle ilgili temel bilgilere sahip olmadığımdan hem de özel olarak ilgilendiğim bir konu olmadığından, bu kitap bana hitap etmedi. Ama tarih okumak isteyen her okuyucuya Falih Rıfkı Atay kitaplarını önerebilirim.

Yazan: Ceren Kurban

Tuna Kıyıları Yorumları