Sarı Zeybek

Sarı Zeybek
Kitabın Yazarı:Can Dündar Kitap Türü:Biyografi Yayınevi:Can Yayınları Yayınlandığı Yıl:1993 Sayfa Sayısı:224 ISBN:9789750715297 Kitap Puanı:8.2 / 10 | Yorum: 3

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:16,25 TL D&R:17,50 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Sarı Zeybek - Can Dündar

Kitap Türü:Biyografi, Tarihi, Politika

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Sarı Zeybek Özeti

Sürekli olarak çektiği belgeseller ile tanınan Can Dündar’ın Atatürk ile ilgili en iyi belgesellerinden bir tanesi olan Sarı Zeybek aynı zamanda kitap olarak da okurlara sunuluyor. İlk olarak 1993 yılında 10 Kasım gecesinde izleyenler ile buluşan ve 7’den 70’e herkesi derinden etkileyen belgesel, o günden itibaren en fazla izlenen belgesellerinden bir tanesi olmayı da başardı.

Sarı Zeybek konusu itibari ile okurları da derinden etkiliyor. Çünkü kitap alışıla gelmiş Atatürk’ün hayatını değil, ölüme olan yolculuğunu anlatıyor.

Sarı Zeybek kitabın ilk bölümü olan “Ölümle ilk randevu”’a Atatürk’ü ölüme götüren hastalığın ilk belirtileri anlatılıyor. Ölümünden tam 15 yıl önce 11 Kasım 1923 tarihinde yemek sırasında sol kolundan göğsüne doğru şiddetli bir ağrı ile ilk belirtiler başlamıştı. İki gün sonra yine benzer bir ağrı krizi girince Atatürk doktor kontrolünden geçmiş fakat sorunun temel kaynağı anlaşılamamıştır. Kendisine aşırı yorgunluk teşhisi konulmuş ve sorun böyle geçiştirilmiştir.

Benzer belirtilen ilerleyen yıllarda da devam etmiştir. Fakat sonunun gelmemesi üzerine yurtdışından hekim getirme fikri doğmuştur. Bunun üzerine yurtdışından getirilen iki Alman doktor da benzer teşhisler koymuşlar. Atatürk’ün çok fazla sigara ve alkol tüketimi nedeni ile göğüs anjini geçirdiği kanaatine varmışlardı.

İlerleyen zamanda Cumhuriyet’in kuruluşu sonrası yoğun hayat Atatürk’ü daha da yıpratmıştır. Savaşlar sonrası bitkin düşen vücudunun artık kasasını taşıyamadığından isyan ediyordu. Bu kadar içmesinin nedenini de bu şekilde açıklıyordu. Beynini huzura kavuşturmak ve biraz uyutmak için içkiye güveniyordu. Fakat bu git gide karaciğerini daha da kötüye götürüyordu.

1936 yılının gelmesi ile nadir olan krizlerin sıklığı da artmaya başladı. Bir kasım gününde başlayan belirtiler yine kasım ayında şiddetlenerek kendilerini göstermişlerdi. Fakat yine yanlış teşhisler sonucu farklı tedaviler Atatürk’e sadece geçici rahatlamalar sunmuş, onun ölüme daha da yaklaşmasına neden olmuştur.

Yanlış teşhislerin ardı arkası kesilmemişti. Bunlardan en dikkat çekeni ise kırmızı karınca masalı oldu. 1938 yılının başlarında ağrıların yanında burun kanaması ve kaşıntılarda baş göstermişti. Teşhis olarak ise karınca ısırığı denildi ve bunun üzerine Atatürk apar topar Yalova’ya kaplıca tedavisine gönderildi. Kendisi uzakta iken Çankaya köşkü tamamen ilaçlandı ve karıncalardan temizlendi. Bu son yanlış teşhis bir anlamda doğru teşhisin ortaya çıkmasını da sağlayacaktı.

Atatürk Yalova’ya geldiğinde ilk olarak kaplıcanın sahibi olan Doktor Nihat Reşat Belger ile görüştü ve belirtileri ona da anlatarak fikrini almak istedi. Doktor Belger Atatürk’ü muayene edince acı gerçeğinde farkına vardı. Atatürk’ün karaciğeri büyümeye başlamıştı ve bu siroz hastalığının başlangıcıydı. Yanlış teşhisler ile çok zaman kaybedilmiş ve siroz teşhisi için çok geç kalınmıştı. Atatürk artık amansız sona doğru gitmekteydi.

Atatürk hastalığın net bir şekilde teşhis edilmesinden sonra yine Yalova’da tedavi altına alındı. Bu tedavi başarılı bir etki gösterdi ve Atatürk kendisini oldukça toparladı. Atatürk iyileştiğini düşünüp yeniden devlet işleri ile uğraşmaya devam etti. Yalova’dan doktorların ısrarına rağmen ayrılıp Bursa’nın yolunu tuttu.

Bunun üzerine hastalığı yeniden şiddetlenmeye başladı. Tedaviler geçici bir süre rahatlama sağlıyor fakat belirtiler şiddetlenerek devam ediyordu. Bunun üzerine yine yurtdışından doktorların getirttirilmesi fikri doğdu fakat Atatürk bu kez bu fikri kabul etmedi. Tarihe “Beni Türk doktorlarına emanet edin” süzünün doğmasına neden olan ret bu şekilde ortaya çıkmıştı. O dönem Hatay sorunu nedeni ile Atatürk zayıf düştüğünü dünyaya göstermemek istiyordu. Bu yüzden yabancı doktor fikrine karşı çıkmış ve kendisini Türk doktorlara bırakmıştı.

Doktorlar hastalığın sonunun ölüm olduğunu biliyorlardı ve asıl amaçları ölümü mümkün olduğu kadar uzatmaktı. Fakat tedavi konusunda da kendi aralarında fikir ayrılıkları yaşıyorlardı. Dahası Atatürk’e kendi rızası dışında bir şey yaptırmak pek mümkün değildi. Bunun üzerine yurtdışından doktor fikri tekrar ortaya atıldı ve Atatürk de bunu kabullenmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Fransız Doktor Fissenger getirildi. Fissinger Atatürk’ün anlayacağı dilden hastalığını anlatmış ve tedavisine uyulmasını istemişti.

Tedavi olumlu sonuç vermeye başlamış fakat Atatürk’ün korktuğu da gerçekleşmişti. Atatürk’ün hastalığına dair haberler Avrupa gazetelerinde manşetlerde yer almış ve bu da Hatay meselesini zora sokmuştur. Bunun üzerine Atatürk Hatay uğruna sağlığını hiçe saymayı seçmiş ve 19 Mayıs kutlamaları için Mersin’in yolunu tutmaya karar vermiştir. Tüm dünyaya gövde gösterisi yapacaktı.

Atatürk’ün gövde gösterisi işe yaramış ve Hatay sorunun çözümü hızlanmıştı. Atatürk istediğini almış fakat bu gezi ölüm zamanını da çok öne çekmişti. Atatürk artık yürümekte bile zorluk çekiyordu.

Doktorlar Atatürk’ün bundan sonraki zamanını mümkün olduğu kadar dinlenerek geçirmesini istiyordu. Karnında toplanan sular iyice artmış, hastalığın belirtileri de artık Atatürk’ü bitkin düşürmüştü. Bir çocuğun oyuncağına kavuşması gibi gördüğü Savarona yatına kavuşması bile anlık bir mutluluk getirmiş fakat acı gerçeği yine kendisi söylemiştir. Oyuncak gibi gördüğü yat kendisine adeta hastane olmuştu.

Atatürk’ün karnının iyice şişmesi sonrasında yattan ayrılarak Dolmabahçe sarayına getirilmişti. Artık karnındaki suyun alınması gerekiyordu ve bu da çok riskli bir operasyondu. Bunun üzerine Atatürk vasiyetini yazmaya karar verdi. Operasyon başarılı geçmiş ve 12 litre su Atatürk’ün midesinden alınmıştı. Bu büyük bir rahatlama sağlasa da hastalığın ne kadar ilerlediğinin de göstergesi oldu. Çünkü fazla zaman geçmeden karnında yine su birikmeye başlamıştı.

Bundan sonraki tüm mücadele ölümü az da olsa ileri erteleyebilmek ve Atatürk’ü iyi edebilme mücadelesi oldu. Ta ki 10 Kasım 1938, saat 9:05’e kadar...

Editör: Kitap Kurdu

Sarı Zeybek Yorumları

uzun zaman önce izlemiştim sonuna doğru ağlamıştım çok duygusal bir eser atamızı böyle görmek çok üzüyor özellikle ölüm anları detaylı anlatılmış içim parçalandı

18-07-2017 23:16

büyük önder söz konusu ise gerisi teferruattır...

24-07-2017 11:01

endamina kurbanım atam senin gibisi hiç doğmadı yeryüzünde

21-01-2018 18:29