Petersburg Öyküleri

Petersburg Öyküleri
Kitabın Yazarı:Gogol Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:İletişim Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2011 Sayfa Sayısı:278 ISBN:9789750513978 Kitap Puanı:6.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:21,68 TL D&R:22,65 TL e-kitap,pdf,epub: *

6.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte
Giriş Yap Üye Ol

Petersburg Öyküleri - Gogol

Kitap Türü:Öykü/Hikaye Çeviren:Ergin Altay

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Petersburg Öyküleri Özet

NEVSKİ BULVARI

Nevski bulvarından güzel bir yer yoktur, en azından Petersburg’da... günün farklı saatlerinde farklı insanların yaşam koşuşturmalarına, gündelik işlerine, saadet dolu gezintilerine ev sahipliği yapar. Genç ve asil beyleri, güzel ve narin hanımları şık pastanelerde yahut Nevski bulvarında yürürken görmek mümkündür.

Bir gece vakti genç ressam Piskarev ve arkadaşı teğmen Pigarov sokakta yürürken genç ve güzel bir hanıma rastlarlar. Piskarev bu hanımdan oldukça etkilenir fakat ne yapacağını bilmez arkadaşı Pigarov, onun hanımefendinin arkasından gitmesi gerektiğini kendisinin de bir hanımı gördüğünü ve peşine gideceğini söyler. Piskarev biraz utanır ve bu durumun yakışık almayacağını düşünür. Fakat yine genç hanımın takip eder. Uzun bir müddet sonra genç hanım, bir apartmanın içine gireceği sıra Piskarev’e hangi kata çıkması gerektiği söyler. Piskarev söylenen kata çıkar ve kapıyı açar. Içeride başka kadınlar vardır.ve ortam batakhane gibidir. Genç hanımın da ona söylediği birkaç nahoş sözden sonra evi terk eder.

Piskarev genç hanıma aşık olmuştu. Onu rüyasında görünce; tekrar görebilmek umuduyla sürekli uyumaya başlamıştır. Bir müddet sonra gidip onu bu hayattan çıkaracağını ve birlikte yeni yaşamlarının başlangıcını yapacağını, kıt kanaatte olsa, mutlu bir aile tablosu çizmek isteğini söyleyecekti. Güzelce hazırlanıp genç hanımın evine gitti tekrar. Zihninde tasarladıklarını genç hanıma söyledi. Genç hanım onunla alay edip aşağılayınca Piskarev dayanamayıp odasında intihar etti.

Pigarov ise genç, sarışın bir hanımın peşine takılır ve girdiği daireye girer. Dairede kadının Alman kocası körkütük sarhoş olmuş vaziyettedir. Pigarov odadan çıkıp gider. Daha sonra adamın teneke ustası olduğunu öğrenir ve yakınlık kurmak adına ona iş yaptırır bu esnada da genç hanımı sürekli rahatsız eder. Bir gün kocası dükkan da yokken yine genç hanımı rahatsız etmeye çalışır. Çığlık sesini duyan kocası ve onun arkadaşı Pigarov’u iyice bir döverler. Başta bunu gururuna yediremeyen teğmen daha sonra gamsızlığı nedeniyle olayı unutur.

BURUN

Soy adı dahi unutulmuş berber İvan Yakovleviç, sabah ekmek yemek isteğinde ekmeğin içinde beyaz bir şey çıkar, bu şeyi eline aldığında bunun bir burun olduğunu fark eder. Karsıyla hayrete düşen İvan Yakovleviç, kimin burnunu kestiğini hatırlamaz ve onu Nevski nehrine atmaya karar verir. Fakat yakalanır.

Sekizinci dereceden devlet memuru Kovalev bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını fark eder. Büyük bir telaşla onu aramaya başlar fakat bulamaz. Bunun üstüne gazeteye ilan vermeye karar verir. Gazetenden sonra burnunun bir frakın içinde dolaştığını görür. Onu yakalamak ister ama bir türlü başaramaz. Daha sonra odasında iken bir polis memuru ona burnunu bulduklarını söyler. Burnunu eline alır Kovalev yerine takmak ister fakat bir türkü başaramaz. Aynı dairede yaşayan doktordan yardım ister fakat doktor bunun mümkün olmayacağını anlatır.

Bir müddet sonra sabah uyandığında burnu Kovalev’in yüzünde tekrar çıkar.

PORTRE

Sokakta, bir resim satan dükkan vardı insanlar gelip bu resimleri inceler bir çoğu da almadan giderdi. Genç ressam Çartkov merakından bu dükkana girmiş ve uzunca incelemişti resimleri. Pek çoğu sanatsal değeri olmayan eserlerdi ona göre. Dükkan sahibi Çartkovla ilgilenmiş, Çartkov uzun süre durduğu için ayıp olur diye düşünmüştü. Bunun üstüne bir tane resim alıp çıkma kararını verdi. Resimleri incelerken henüz tamamlanmamış kir toz içinde bir portre bulur ; portre oldukça gerçekçi gözlere sahip vahşi, ürkütücü asya giysili bir adam portresiydi ve cebindeki son parayı harcayıp evine gider.

Daireye girdiğinde elindeki portreyi duvara asar ve bir müddet sıkıntılar içinde eski divanda oturur. Genç bir ressam olmak zordu hele ki Çartkov gibi sanatı aheste aheste işleyen bir ressam için çok daha zordu. Geçim sıkıntısı çoktu. Eserlerinden birini satmak istese çok az bir miktara alırlar ki kendisi diğerleri gibi baştan savma değil özenerek yapan bir sanatçıdır.

Yatağına gidip yattığında duvardaki portre onu oldukça ürküttü gidip üzerini kapattı bir bezle. Tekrar uyumaya çalıştı. Fakat portrenin üzerindeki bez yoktu.birden portredeki adam canlanmış Çartkov’un karşısındaydı elinde bir sürü kese vardı keselerin içinden çil çil altınlar dökülüyordu. Bir paket Çartkov’un yakınına düşmüştü. Çartkov onu eline almıştı.ve birden rüyadan uyandı. Bu şekilde birçok rüya içinde rüya gördü o gece.

Ertesi gün ev sahibi ve mahallenin polis memuru kira parası için Çartkov’un dairesine girdiler. Çartkov parasının olmadığını ve bu durumda ödeyemeyeceğini söyledi. Polis memuru portreyi gördü ve onu incelemeye başladı güçlü elleriyle yanlışlıkla çerçeveyi kırdı ve yere tok bir şeyin düşüş sesi geldi. Çartkov bunu eline alınca bir altın kesesi olduğunu fark etti. Bu altın kesesiyle 3 yıl gibi bir süre rahat içinde sadece resim çizerek yaşayabilirdi. Ama o da diğerleri gibi konforlu ve eğlenceli bir hayat sürmek istedi. kendine güzel yeni bir daire tuttu, insanların beklentisi olan manasız portreler yaptı ve istediği şöhrete kavuştu. Genç ressamları eleştirir onların önüne geçmesine izin vermez oldu. Fakat bu bayağılaşmış hayat ona eskiyi özletti; eskisi gibi şaheserler yaratmayı. Denedi, fakat yapamadı o artık körleşti son zamanlarda hastalandı ve kinin nefreti beslediği bir yaşam son buldu.

Açık arttırmada yarım kalmış portre satılırken bir adam gelir ve bu portrenin hikayesini anlatır:

Portredeki adam bir tüccardı. Oldukça ürkütücü bir tüccar, ondan borç para alan yahut iş yapanlar sonunda ölüyorlardı. Adam, artık yaşlandığı için öldükten sonra da hep akıllarda kalmak için bir ressama gider ve zorla portresini yaptırır. Ressam gönülsüzce işe koyulur. Portrenin yarsına geldiğinde artık yapamayacağının farkına varır ve durumu bildirir. Tüccar yarım kalmış portreyi kabul etmez ve parada vermez. Ressam, esasında çok iyi kalpli, insanlarla iyi anlaşan biriyken birden huysuzlanmaya, daha da çok hırslanmaya ve kötü biri olmaya başlar. Nedenini de bu ürkütücü portreye bağlar. Portreyi yırtıp yakmak üzereyken bir arkadaşı gelir ve onu durdurur. Portreyi alır. Daha sonra arkadaşı ressamın yanına gelir ve portrenin gerçekten garip olduğunu ve hemen ondan kurtulduğunu o porteye bulaşanın başına bela geldiğini söyler. Ressam kendini suçlar ve bir manastır da keşiş olarak hayatına devam eder. Oğluna da o portreyi bulduğunda yakmasını söyler.

Oğlu açık arttırmada portreyi bulur fakat bu olanları açıklarken portre ortadan kaybolur...

PALTO

Bir devlet dairesinde memur olan Akakiy Akakiyeviç kısa boylu, rengi atmış bir tene sahip sessiz kendi halinde ; gelen yazıları özene bezene düzeten bir yazıcı. Kimseye karışmayan bu adam, yazıları temize çekerken o kadar mutlu o kadar huzurlu oluyordu ki.sadece işte değil eve gittiğinde de getirdiği birkaç yazıyı temize çeker şayet yoksa evde bulunanları tekrar düzeltirdi. Devlet dairesinde herkes onunla alay etmektedir. Giyiminden kuşamına, hareketlerinden, işini yapmasına genç memurların pek bi dikkatini çekip onunla uğraşıyorlardır. Akakiy Akakiyeviç havaların soğumaya başlamasıyla omzunda ağrılar olduğunu fark etti paltosuna bakınca iyice eskidiğini neredeyse yırtılacak hale geldiğini görür. Kör terzi Petroviç’e gitme kararı alır. Petroviç bu paltoyu kesnlikle onaramayacağını yanlızca yenisini dikebileceğini söyler. Akakiy Akakiyeviç parasının olmadığını defalarca açıklasa da Petroviç ısrarla karşı çıkıyordu. Sonunda Akakiy Akakiyeviç kararını değiştirmeyeceğini anladı ve para biriktirerek yeni bir palto diktirdi. Yeni paltosuyla işe gittiğinde herkes onu tebrik etti ve akşam evde verilen bir davete çağrıldı. Zorla da olsa Akakiy Akakiyeviç kabul etti ve akşam paltosunu giyip davete gitti. Davetten gece yarısına yakın bir zamanda ayrıldı. Sokak gittikçe tenha bir hal almış, yağan kar da ona yandaşlık ediyordu.

Yolda bir grup zorla üzerindeki paltoyu aldı. Akakiy Akakiyeviç çok üzüldü. Ertesi gün işe gittiğinde orda çalışan biri bu durumu önemli kişiye açıklaması gerektiğini söyledi.

Önemli kişi eski bir ahbabıyla muhabbetin son demlerine gelmişti artık. Akakiy Akakiyeviç’in geldiğini söyleyen yardımcısına çok kızmış ve şu an daha önemli işi olduğunu bu yüzden beklemesi gerektiğini söylemiş. Aslında önemli işi falan yoktu sadece arkadaşına onun nasıl sert emirler verdiğini göstermek ve gösteriş yapmak istiyordu. Aradan geçen zamanın sonunda Akakiy Akakiyeviç’i odasına çağırdı anlatılanları dinledi ve onu azarlayarak başından savdı. Akayiv Akakiyeviç bu azara çok üzüldü ve hastalanıp öldü.

Akakiy Akakiyeviç’in ölümünden sonra geceleri bir adamın gelip paltoları alıp gittiği söylentisi yayıldı. En sonunda kendine yardım etmeyen önemli kişinin de paltosunu alıp bir daha görülmedi...

FAYTON

B kasabasında tüm askerler, kıdemli subaylar, toprak sahipleri bir yemeğe katılıyorlar. Bu yemekte Pifagor Pifagoroviç Çertokutsi isimli gözde subaylardan biri de vardı. Yemekten sonra General yaverine atını getirmesi söyler. Gelen ata insanlar beğenilerini sunarken Pifagor Pifagoroviç Çertokutsi generale faytonu olup olmadığını, kendisinde iyi bir fayton olduğunu söyler ve yarın evine yemeğe davet eder. General teklifi kabul eder ve diğer subayların da gelip gelemeyeceğini sorar. Pifagor Pifagoroviç Çertokutsi diğer subayları da büyük bir onurla davet edeceğini söyler ve ertesi gün için hizmetçilere yemek yapmalarını söylemek geçer aklından bunun içinde davetten erken ayrılmasını gerektiğini düşünür fakat uzun bir müddet orada kalır ve evine gece saat 3 de ayık olmayan kafasıyla gider.

Sabah, karısı onu çok yorgun ve gece geç saatte geldiği için uyandırmaya kıyamaz. Bahçede gezinti yaparken bir grubun onların evine doğru geldiğini görür ve hemen eve gider Pifagor Pifagoroviç Çertokutsi uyandırmaya çalışır. Pifagor Pifagoroviç Çertokutsi dün gece misafirlerin geleceğini söylemediği aklına gelince bütün hizmetçileri onun evde olmadığını ve bugün gelmeyeceğini söylemesi konusunda tembihler. Kendisi de onu bulamayacakları bir yer arar ve faytonun içine girer.

Misafirler ne kadar küstah bir davranış olduğundan konuşurken General oldukça sinirlenmiş en azından faytona bakmak isteğini söyler. Hizmetçilerden biri onları faytonun yanına götürünce General faytonun güzel olmadığını söyler yanındakiler de onaylar. Faytonun içine de bakmak isterler ve içinden Pifagor Pifagoroviç Çertokutsi çıkar. General ve yanındakiler alaycı bir tavırla oradan uzaklaşırlar...

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ

Aksenti İvanoviç sıradan yazı işleriyle uğraşan biridir. Müdürün kalemlerini özenle her gün açar, kültürüne ise son derece saygı duyar. Fakat aynı zamanda müdürün kızına aşıktır. Her gün onun evini gözetler, gizlice mektuplarını çalar hatta köpeğiyle bile konuşur. İspanya’daki siyasi olaylar ilgisini çekmeye başlar. Kral yerine bir kadının başkan olacağını kesinlikle kabul etmez. Kralın mutlaka bir yerde saklıyor olacağını düşünür. Daha sonra kendinin İspanya kralı olduğunu zanneder ve ortalıkta böyle gezer. Daireye gittiğinde imzalaması gereken kağıtın en üstüne yani Müdürün yerine İspanya kralı olarak imza atar. Bunun üstüne onu akıl hastanesine yatırırlar fakat o hastanenin İspanya olduğunu zanneder.

Rus edebiyatının öncü yazarlarından olan Gogol, Petersburg öykülerinde aslında bize komedi altındaki dramı açıkça gösteriyor. Nevski bulvarının bütün gösterişi ve elit havası altındaki yaşamlarını, devlet memurlarının yükselmek için torpile başvurmaları...

Genel olarak en çok Palto beğenilse de diğer hikayelerde güzeldi. Özellikle aralarında en çok beğendiğim ‘Portre’ oldu. Hem ressamın sanattan uzaklaşıp lüks hayatı tercih etmesini konu alan olay hem de tüccarın gizemli portresini konu alan olay çok iyi işlenmiş. Yazım olarak sade ve anlaşılır bir üslup kullanılmış. Çeviri metni olmasına rağmen gayet anlaşılır biçimde okuyucuya sunulmuş.

Editör: Beyza İlhan

Petersburg Öyküleri Yorumları