Parasız Yatılı

Parasız Yatılı
Kitabın Yazarı:Füruzan Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları Yayınlandığı Yıl:1971 Sayfa Sayısı:158 ISBN:9789753634830 Kitap Puanı:7.2 / 10 | Yorum: 8

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Idefix:14,00 TL BKM:29,25 TL KitapYurdu:29,70 TL D&R:29,95 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.2
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Parasız Yatılı - Füruzan

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Parasız Yatılı Özet

Türk Edebiyatı’nın sayılı kadın yazarlarından olan Füruzan’ın ilk kitabı Parasız Yatılı’dır. Saik Faik Öykü Ödülü’nü kazanan ilk kadın yazarımız olmasıyla da önemlidir. Parasız Yatılı içinde Türk insanın yaşamına ait birçok gözlem barındıran on iki öyküden oluşur. Ben en çok beğendiklerimi paylaşacağım sizlerle;

Haraç

Hiç görmediği ve bilmediği annesi Servet’i İstanbul’daki konağa bıraktığında Servet sekiz yaşındaydı. Birileri onu fark edene kadar bir köşeye sinip oturmuş ve evin büyüklüğünden dolayı korkup ağlamaya başlamıştı. Çok geçmeden Çerkez Gülendem kalfa onu bulmuş evin hanımı Dizdar Hanıma danışınca da Servetin evde kalıp hizmetçi olarak çalıştırılması uygun görülmüştür. On üç yaşına geldiğinde çok hamarat olan ve işini iyi yapan Servet evde en çok sevilen hizmetçilerden biri olmuştur. Evde onun haricinde Gülendam Kalfa, Şemsitap ve Şehime çalışıyordu. Servet ve hanımın arası çok iyiydi. İlk başlarda sadece alt katlarda çalışırken şimdi üst katlara da bakıyordu. Evde garip dedikodular vardı. Sözde Ruhusi Bey ve Şemsitap geceleri sandık odasında beraber oluyorlardı. İnanamamıştı bunları duyduğunda. Şehime Hanım ise çok açık sözlü ve boyun eğmeyen cinsten bir kadındı. Sen çok safsın ve köylü kızısın diyordu. İlk o zaman öğrenmişti köylü olduğunu. Bir süre sonra evde olaylar yaşanmaya başladı. Şemsitap arabacıya kaçmıştı. O kaçtıktan bir kaç gece sonra ise Ruhusi Bey Servet’in odasına girdi ve birlikte oldular. Bu çok uzun bir süre devam etti ta ki konak boşaltılıncaya kadar. Evin hanımı Dizdar Hanım Nişantaşı’na taşınmaya karar vermişti ve ev en kısa sürede boşaltılacaktı. Servet onu da alacaklarını sanıyordu. Fakat ev bomboş kalıp veda vakti geldiğinde hanımı ona sarılıp anahtarı verdi ve ev satılana kadar evle sen ilgilen diyerek onu koca konakta bir başına bıraktı. Çok uzun süre ağladı, yalnız kaldı onu arada ziyaret eden sadece Fatin Bey geliyordu, erzak bırakmaya. Zaten sonra eve kiracı bulununca ikisi evlendiler. Bir de çocukları oldu. Ama çocuk durmadı yanlarında çalışmak için Almanya’ya gitti. Servet ise kalp çarpıntıları ve üzüntüler nedeniyle bir gün ölüverdi. Kocasıyla hiç konuşmazlardı, Servet ev işlerini yapar ve uyurdu bir de hep beklerdi kocasının gelişini pencere önünde. Yine bir gün Fatin Bey gelirken önce cama baktı karısını göremeyince önce bir şaştı sonra ise öfkelendi. Bastonuyla kapıya çok sefer vurdu en sonunda anahtarı bulup içeri girdi. Girdiğinde karısının cevap vermemesine iyice kızdı. En sonunda ışıkları açtı ve uyurmuş gibi yatan Servet’i gördü. Birçok kez seslendi fakat tepki vermedi karısı. Bağırarak, öldüğünü anladı. Şaşkınlık ve üzüntü içerisinde karısının ismini sayıklamaya başladı.

Parasız Yatılı

Kocası ölünce kızıyla ikisi kalmışlardı evde. Ne karısı inanabilmişti öldüğüne ne de küçük kızı. Bir süre sonra ise geçim derdi başlamıştı annesi için. Eve bir sürü şey gerekiyordu, mevsim kıştı kömür ve odun gerekti. Kız sessizdi, derslerine çalışırdı. Bir gün annesi eve hiç görmediği kadar mutlu bir şekilde gelmişti. Hasta bakıcı olacağım diyordu işe alındım. Fakat kız daha çok küçüktü evde yalnız kalması gerekiyordu. Sobayı bile yakıyordu artık. Geceleri tek başına kalacaktı sabahta komşu teyze uyandıracaktı onu. Kız okuldayken beden derslerine katılamazdı. Fakirlerdi ne giyecek lastik ayakkabısı ne de düzgün bir üstü vardı. Bu derse katılmayanların yaptığı gibi hep tuvaletlerin orada otururdu. Bir gün annesi bir haber getirdi. Sınav varmış dedi, parasız yatılı okumak için hem derslerinde iyi. Kız önce şaşırdı fakat sonra annesinin sevindiğini görünce o da sevindi. ”Pekiyi mi almak gerekiyormuş?” diye sordu annesine. Merak etme anneciğim dedi ben hep pekiyi alırım.

Yazan: Ilgın Kocaman

Parasız Yatılı Kitap Özeti

Kitabımızın türü öyküdür. İçerisinde on iki adet öykü vardır. Bu öykülerin kiminde olay örgüsü şeklinde bir anlatım varken kimin de bu durum yoktur. Bu yüzden öykülerin kiminde olay örgüsü akışı olmadığı için verilen duyguları aktaracağım.

Sabah Eskimişliğin

Sabah uyandıktan sonra evine, dış mekâna, geçmişe dair görüş ve duygularını anlatan birinin duygularına şahit oluyoruz. Anlatıcının geçmişinde annesiyle yaşadığı bazı konulara özellikle üzerinde durulmuş sebebinin de farklı zamanlara ait kuşak çatışmasından kaynaklı olmasıdır. Eskiden misafir odalarının naftalin kokulu temiz bir oda görünümünde olduğu ve eşyalara dokunulmasının çok zor olduğundan bahsedilmiş. İlkokul öğretmenlerinden nasıl korkulduğundan bahsedilmiş.

Özgürlük Atları

Üvey kız olarak babası tarafından dışlanan bir kızın duygu dünyasına yolculuk ediyoruz. Duygularımızda, sevgimizi ifade etmekten utanıldığını, duygusuzluğu savunmayı iyi bir davranış gibi sanmamızın yanlışlığından bahsedilmiş. Baba tarafından sevilmeyen üvey kızın yalnızlığa itilmişlik duygusu onu doğayla iç içe biri haline getirmiş. Hayvanlara dair gözlemleri, duyguları aktarılmış.

Münip Bey’in Günlüğü

Memur olan Münip Bey’in tuttuğu günlüğün bir kısmını okuyoruz. Resmi dairede görevinin yaparken yaşadıkları ve dış dünyaya dair düşüncelerini bizlere tarih şeklinde not alınmış vaziyette aktarılmış.

Taşralı

Teyzesinin evine kalmaya giden bir kızın oraya gidince neler yaşadığına dair duygu ve düşüncelerini okuyoruz. Annesi teyzesinin hanımefendi bir bayan olduğunu söyler kız ise teyzesiyle ilk karşılaşma da bu durumu hemencecik fark eder. Öykünün büyük bir kısmında kızın annesinin teyzesine dair hatıra ve anlatılarına yer verilmiş. Bir de teyzenin ağzından geçmişe dair hatıraları dinleriz.

Piyano Çalabilmek

Müberra isimli bayanın ağzından onun geçmişte ve şimdiki an da yaşadıklarını dinleriz. Müberra önceden Hamit isimli bir adamla evlenir. Çok geçmeden kocası Hamit ülkede savaş çıkınca askere gider. Bir daha da dönmez. Bu olaydan sonra Müberra, Demir Ali isimli bir adamla evlenir. Ailecek toplu bir şekilde İstanbul’a gelip yerleşirler. Bu duruma Müberra’nın kaynanası alışamaz, sürekli dertlenir durur. Demir Ali’de burada mezbahanede çalışmaya başlar. Müberra bunlar yaşanırken geçmiş yaşantısına, anılarına dalıp gider. Piyanoya olan tutkusunu anlatır.

Nehir

Yusuf ağa isminde bir adamın evinde aşçı olarak çalışan bir kadının ağzından olayları dinleriz. Evin hanımının kocasına kocasının da ona karşı olan ilgisizliği, evliliğin gelişigüzel sürdüğü anlatılmış. Karı ile kocanın fikir, kültür uyuşmazlığı ve aile isteği ile evlenme sonucunda soğuk bir aile ikliminin ortada olduğuna şahit oluyoruz. Evin aşçısının da küçük kız kardeşinin diğer kardeşlerle beraber dilendirildiğini öğrenmesi üzerine bu küçük kız kardeşini konağa yanına götürmesi de konu olarak işlenmiş.

Su Ustası Miraç

Bir köyde yaşayan ağanın hanımını ağzından hayatını dinliyoruz. Dört tane çocuğu vardır. Bu dört çocuğu da şehirde okurlar. Evin hizmetlisi Döne’nin hayırsız bir eşi vardır. Bundan dolayı izin alıp gittiği zaman uzun süre gelmediği olurmuş. Bu duruma evin hanımı bir süre sonra kızar, işten çıkarmak ister. Oğlu Vedat anne Döne yıllardır bizimle çalışır işine devam etsin der. Annesi bu duruma şaşırır. Döne çalışmaya devam eder. Bu durumdan sonra Vedat ailesiyle eskisi gibi vakit geçirmez, kendi halinde takılır. Annesi bu duruma üzülür. Bir gün otururken Vedat’ın devlete karşı çıktığını öğrenirler. Bu yüzden hapse atılma ihtimali ortaya çıkar. Kardeşleri ona deli raporu alıp bu durumdan kurtulmaları gerektiğini söylerler. Trenle sabahın erken saatlerinde Vedat’ın yanına Ankara’ya giderler…

İskele Parklarında

Ağustos ayının ortasında iskelede insanlar ve sokak satıcıları vardır. Yoksul görünümlü bir anne ve kızı vardır. Bu iki kişiden oluşan ailenin hayat hikâyesine şahit oluyoruz. Kadın sevdiği bir adamla kaçar. Eşi de işte çalışırken makinenin kendini kapması sonucu hayatını kaybeder. Kadın kızıyla beraber eşinin ölümünden sonra perişan bir hayat sürer…

Edirne’nin Köprüleri

Edirne ilinden İstanbul’a taşınan geniş bir ailenin yaşam öyküsüne şahit oluyoruz. Babaanne, amca, yenge, yeğen ve kız çocuğundan oluşan bir ailenin öyküsü… Yeğenin ağzından bu hikâyeyi dinleriz. Babaanne memleketlerinden İstanbul’a göç etmelerini bir türlü kabullenemez, İstanbul’un yaşamının onlara göre olmadığını yineleyip durur. Torunlarıyla ilgilenen bir kadındır. Bir bayram günü evlerine memleketlisi olan İshak ve eşi ziyarete gelir. Bu durum ev ahalisini çok mutlu eder. Beraber eski günler yad ederler. Yörelerine ait türküler söyleyip neşelenirler…

Parasız Yatılı

Bir anne ve kızın yoksullukla mücadelelerine şahit oluyoruz. Anne hasta bakıcı olarak bir işe girer. Gecesi gündüzü belli olmayan bir iştir. Kızı evde geceleri tek başına uyumak zorunda kalır. Bu durum anneyi çok üzer ama ekmek parası için mücadele etmek zorundadır. Kızına hastalardan kalan artık yemekleri getirir. Bu işten gelen parayla kadıncağız evlerini geçindirmeye çalışır. Kızı parasız yatılı sınavına girer…

Yaz Geldi

Ninesi ve halasıyla beraber yaşayan bir kız vardır. Bu kız her gün sabahtan akşama kadar iskeleye gider orada vakit geçirirmiş. Bir gün burada bir oğlan çocuğu ile karşılaşır. Bu çocuğun da annesi babasını terk etmiştir, bu üzücü olaydan sonra babası çocuğa hakaret edip başının çaresine bak demiştir. Küçük kıza hikâyesinin anlatan oğlan çocuğu ağlar. Kız da bu duruma üzülür. Beraber iskelede takılmaya başlarlar…

Haraç

Servet isimli bir kız bir konağa evlatlık verilir. Evlatlıktan çok evin hizmetlisi konumundadır. Evin tüm işleri acımasızca bu kıza yaptırırlar. Evin beyi bir süre sonra her gece Servet’in yatağına gelip ona dokunur. Bu durum kızın midesini bulandırsa da korkusundan ses çıkaramaz. Bu olay yaşandıktan sonra Servet’te sürekli bir üşüme meydana gelir. Bu durumu hiçbir zaman kimseye söyleyemez. Konağın hanımı Dizdar Hanımefendi’nin ani kararı ile Nişantaşı’na taşınırlar. Taşınırlarken de konağı göz kulak olsun diye Servet’e bırakırlar. Servet belli bir süre burada yalnız başına yaşar. Konağın görevlisi olan Fatin Bey’le Servet evlendirilir. Bir çocukları dünyaya gelir. Çocukları büyüyünce Almanya’ya çalışmaya gider. Servet ve Fatin yalnız başlarına kalırlar. Fatin Bey Servet’e güzel davranmaz, ona hep kızar. Bir gün Fatin Bey eve geldiğinde kapıya hiç durmadan vurur ama kapıyı açan olmaz. Servet’i battaniyeye sarılı bir şekilde ölmüş vaziyette bulur…





DEĞERLENDİRME

Füruzan öykü yazarı olarak bilinir. Parasız Yatılı kitabıyla ismini duyurur. Eserlerinde aile, yoksulluk, kadın vb. konuları işlemiştir. Gözlem ve ayrıntılı anlatımı onu başarılı bir yazar yapmıştır. Bu özetini yazdığım eserinde de aile, kadın, yoksulluk konuları üzerinde çok durulmuş. Gözlem yeteneğini, yaşanmışlığın verdiği duyguları harmanlaması beni çok etkiledi. Okumanızı tavsiye ederim.

Editör: Fatma Özdemir

Parasız Yatılı Soruları ve Cevapları

Parasız Yatılı kimin eseri?

Füruzan

Parasız Yatılı türü nedir?

Öykü/Hikaye

Parasız Yatılı kaç sayfa?

158

Parasız Yatılı Yorumları

çok sıkıcı bir kitap pek birşey anlamadım özeti olması iyi oldu

22-04-2016 12:33

hikayeler oldukça güzel masumiyeti anlatıyor

11-05-2016 23:03

valla pek birşey anlamadım, tavsiye de etmem ama özeti olduğu iyi oldu

12-04-2018 23:02

arkadaşlar füruzan parasız yatılı kitabı ile okura ne anlatmak istemiştir? kitabın ana fikrini yazabilir misiniz?

26-12-2019 20:43

parasız yatılı hikayesinin konusu nedir kısa özet olarak yazabilir misiniz?

18-01-2020 20:51

öğretmen tahlilini yapmamızı istedi o yüzden biraz zoraki okudum ama iyiki okumuşum dedim öyküler çok güzel ve içten yazılmış her birinin konusu birbirinden güzel okunması gereken bir kitap olmuş

11-03-2022 01:02

parasız yatılı kitabının yazarı öykülerinde okura hangi ana fikri mesaj olarak vermiştir? cevabı bilen var mı

26-06-2022 12:23

çok sıradan bir hikaye neden bu kadar övdüler anlamadım

30-11-2022 21:08