Hıçkırık

Hıçkırık
Kitabın Yazarı:Kerime Nadir Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Doğan Kitapçılık Yayınlandığı Yıl:2018 Sayfa Sayısı:200 ISBN:9786050948981 Kitap Puanı:8 / 10 | Yorum: 2

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:13,63 TL D&R:13,72 TL BKM:14,95 TL e-kitap,pdf,epub: *

8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Hıçkırık - Kerime Nadir

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Hıçkırık Özet

Kenan, Sivas'ın bir kasabasında doğmuş orada büyümüş, çocukluğunun bir kısmı talihsizlikler içinde geçmiş bir çocuktur. Kendisi henüz yedi yaşındayken annesi vefat etmiş, babası başka bir kadınla evlenmiş ve o evde eziyet görmeye başlamıştır. Bir gün mahalle de saklambaç oynarken büyüklerin; Kenan'ın babasının şu an babası sandığı kişi olmadığını söylediklerini duyar. Geçmişte görmüş olduğu bir fotoğraf da annesinin ve Kenan'ın başında bir subay bulunur. Kenan o an anlar ki o subay onun gerçek babasıdır. O fotoğrafları üvey babasının odasından alır ve ardından üvey babası tarafından şiddet görür. Bu şiddete aldırmayarak ertesi gün okula gider ancak okula müfettiş gelmiştir. Müfettiş Bey Kenan'ı bitkin ve morluklar içinde görünce şiddet gördüğünü anlar ve onu İstanbul'a götürmeyi teklif eder.

Kenan bu teklifi kabul eder. Üvey anne ve üvey babası Kenan'ı göndermeye dünden razıdır. Kenan, Muhip Azmi Bey tarafından evlatlık alınır. Evlatlık olarak geldiği evin has oğlu gibi muamele görmeye başlar. Evin kızı kendisinin de ablası sayılan Nalan, Kenan'ı çok sıcak karşılar. Kenan, Nalan'ı görür görmez içinde bir sevgi tomurcuğu oluşur. O günden sonra Nalan ile oyunlar oynamaya, fazlaca eğlenmeye başlarlar. Bir süre sonra Kenan da Nalan ile birlikte keman, piyano, tambur çalmayı öğrenir ve birlikte müzik saatleri yaparlar. Kenan okula da gitse eve gelmeyi dört gözle bekler Nalan için.

Onlar bu kadar iyi anlaşırken, Kenan'ın içindeki Nalan sevgisi gittikçe büyümeye başlar. Nalan bir gün zatürre hastalığına yakalanır. Ona bakmak için gelen doktor İlhami Bey, Nalan'a aşık olur. Bunu gören Kenan sinirlenip Nalan ile konuşmayı dener. Nalan Kenan'ın kendisini kardeş olarak değil, sevgili olarak sevdiğinin farkındadır. Kenan'ı durdurmaya çalışsa da yapamaz. Derken İlhami Bey ile evlenir. İlhami, Kenan ile Nalan'ı öz kardeş sandığı için samimiyetlerinden memnuniyet duyar. Kenan bu sıralarda askeri liseye girmiştir. O sıralar Nalan'ın hamile olduğunu öğrenir. Nalan mutlu olduğu için o da bu habere sevinir.

Çocuk erkek olursa ismini İlhami kız olursa Nalan koyacaktır. Çocuğun adı Nalan'a kalmıştır. Nalan ne koyacağını bilemez ve Kenan'dan yardım ister. Kenan da Nalan hüzün demek senin üzdüklerini Handan iyileştirir, Handan olsun der ve çocuğun adı Handan olur. Aradan zaman geçer, aradan geçen her gün Kenan'ın Nalan'a olan aşkı gittikçe daha da artar. İlhami görev için sürekli şehir değiştirmek zorunda olduğu için Nalan tekrar baba evine döner. Kenan artık izin günlerini iple çekmektedir.

Nalan vereme yakalanır. Her geçen gün durumu daha da kötüleşir. Kenan'ın acısı içinde gittikçe büyür, Nalan pişman ölmek istememektedir. Kenan'a onun için yapabileceği bir şey olup olmadığını sorar, Kenan ise eğer bir kere onun olursa acısının hafifleyeceğini söyler. Bu isteğe Nalan çok sinirlenir, o evli ve çocuklu bir kadındır. Çok kızar çok bağırır. Kenan o günden sonra çeşitli bahanelerle eve gelmez, okul da kalmaya devam eder. Nalan daha da kötüleşmiştir, hizmetlileri Vesime ile Kenan'a haber gönderir. Kenan durumu öğrenir öğrenmez gider Nalan'ın yanına dört buçuk aydır onu görmemektedir. Sonunda kavuşmuştur.

Nalan gittikçe daha da kötü bir hâl alırken Kenan'ın tayini K... 'ya çıkar. Orada hasretten yanıp tutuşur Kenan, o hasret ile Nalan'a aşkını bir kez daha anlatan bir mektup yazar ancak göndermez. Daha sonraları Nalan'ın kötü olduğuna dair gelen bir mektuba yanlışlıkla aşk mektubunu gönderir. Bu mektuptan sonra Nalan'dan haber alamaz. En son telgraf ile Nalan'ın durumunun çok kötü olduğu haberi gelir. Haberi alan Kenan İstanbul'a doğru yola çıkar on altı gün sonra İstanbul’a vardığında Nalan'ın bir gün önce öldüğünü öğrenir. Vesime ona Nalan'ın, Kenan'a bıraktığı bir sürü mektup verir. Kenan onları okuyunca aslında Nalan'ın da kendisine aşık olduğunu öğrenir. Bunun üzerine ateşli bir hastalık geçirir. İyileşir iyileşmez savaşa çağırılır. Daha sonra ise kuruluş savaşına katılır. On yıl sonra eve geri döndüğünde İlhami'nin de vefat ettiğini öğrenir. Handan büyümüş Nalan'ın kopyası olmuştur babası hâlâ yaşamaktadır.

Handan'a yıllar önce Nalan'ın Handan'a yazdığı mektubu verir. Handan nişanlıdır. Ancak nişanı atar ve Kenan ile evlenmek istediğini söyler. Kenan bu habere sevinir.

Değerlendirme:

Kitap bir solukta okunacak türden harika bir eser. Okurken Yeşilçam filmi izliyormuş havası uyandırıyor. Kenan'ın aşkı, aşk yüzünden çektiği ıstırabı, mektuplarda Nalan'ın pişmanlıkları tüm duyguları hissettiriyor.

Editör: Senanur KARAKUZULU

Hıçkırık Konusu

Sevip de söyleyememe durumunun en acı hikayesi Hıçkırık kitabında anlatılmış. Okurken dolan gözler âdeta hikayeyle bütünleşiyor, anlam kazanıyor. Ne olursa olsun geç olmadan sevdiğinizi karşınızdaki kişilere söyleyin.

Emekli asker olan bir adam evinde vakit geçirirken sürekli evinin önünde geçen üniformalı gencin nereye gittiğini merak eder. Bazen yalnız bazen kardeşi yaşındaki güzel bayanla geçen bu adamı tanımak ister. Yine bir gün yalnız başına emeklinin evinin önünden geçerken emekli, üniformalı genci takip etmeye başlar. Bir süre sonra gencin mezarlığa gelip ağladığını gören emeklinin merakı, iyice artar ve emekli konuşmak ister. Gence kendini tanıtıp kendini ısıtır. Bu konuşma bir sefere mahsus olmayıp emekli genci evine davet eder. Genç de memnuniyetle kabul eder ve ertesi sabah kahvaltıya genç bayanla beraber gelir. Evinde güzelce ağırladıktan sonra her gün gelmesi için genci ikna eder ve dostlukları her geçen gün artar. Bir gün genç vedalaşırken bize de gelin size çocuğumu göstereyim der ve emekli kabul eder. O gün gencin gittiği mezarda yatanın küçüklük aşkı olduğunu ve evindeki bir sürü çalgıyı çalabildiğini öğrenmekle yetinmemiş gencin asker olduğunu ve izninin bittiğini öğrenmiştir. Emekli, genci uğurlamaya gitmeden önce yaşadıklarını öğrenmek istemiştir. Genç uğurlamada emekliye, "hayatıma hıçkırık dememin sebebi" diyerek bir paket uzatır. Vedalaştıktan sonra paketi açan emekli içindeki kağıtları okumaya başlar.

Kenan'ın 7 yaşında annesi vefat etmiş. Ve babasıyla güçlü olan bağı yavaş yavaş zayıflamıştır. Babası bir süre sonra iyice Kenan’dan uzaklaşmış ve bir şey itiraf etmek için Kenan'ı yanına çağırmıştır. Evlerinin eskisi kadar huzurlu olmadığını ve sana iyi bakacak bir anne isteyip istemediğini soran baba Kenan'ı zor da olsa ikna etmiştir. Kenan'ın üvey annesi başlarda iyi davransa da bir süre sonra babasıyla birlikte kötü davranmaya başlamıştır. Bir gün Kenan, babasını kitapları düzenlerken bulur. Babasının arkasından gizli gizli yanaşıp fark ettirmeden, yerde gördüğü zarfı alır ve açar. İçinden annesinin ve yanında üniformalı bir askerin durduğu bir fotoğraf çıkar. Bu fotoğraftaki adamı tanımayan Kenan babasına sorar. Babasının çok kızması üzerine Kenan hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Birkaç gün sonra Kenan bahçede oynarken bir kaç kişinin konuştuklarını görür ve dinlemeye başlar. Kenan babasının da öz babası olmadığını duyunca geçen gün gördüğü fotoğrafı tekrardan almak ister. Herkes uyuduktan sonra gizlice fotoğrafı alıp saklayan Kenan olacaklardan habersizdir. Birkaç gün sonra Kenan'ın babası, Kenan'ı yanına çağırarak fotoğrafı nereye sakladığını sorar. Kenan ısrarla yalan söylese de babası inanmaz. Kenan bir süre sonra "sen benim üvey babamsın ve bu fotoğraf bana ait veremem" der ve fotoğrafı aldığını itiraf eder. Kenan'ın babası bunları duyunca Kenan'a vurmaya başlar. Üvey annesi zorlukla ayırır ama Kenan'ın her yerinden kanlar akar. Yataklık olan Kenan babasına küser. Az da olsa iyileşince okula gitmek zorundadır. Okulda ise müfettiş, Kenan'ın bu halini merak ederek zorda olsa her şeyi öğrenir ve Kenan'a kendisini evlatlık edinmek istediğini belirtir. Babasıyla bu durumu konuşup gitme kararı alan Kenan ertesi sabah müfettiş ile İstanbul'a doğru yola koyulur. Uzun yolculuktan sonra ev halkıyla tanışan Kenan yeni ailesine bayılır. Evin tek çocuğu olan Nalan ile hemen kaynaşıp dışarı oyun oynamaya çıkar. Kısa zaman içinde eve alışan Kenan, Nalan ile iyice anlaşılır ve birlikte vakit geçirirler. Nalan sürekli evde enstrüman dersleri görmektedir. Bir süre sonra Kenan da okula başlamış hatta Nalan ile beraber enstrüman dersleri görmüştür. Kenan zaman geçtikçe Nalan'a sevdalanmış hatta Nalan'ı benimsemiştir. Bu benimsemek ise kıskançlığından çok belli oluyordu. Nalan ise bunu fırsat bilerek sürekli Kenan’la dalga geçmekten kendini alıkoyamazdı.

Artık ikisi de büyüdükten sonra Kenan babasının işi olan askerlik bölümüne yazılır. Nalan ağır bir hastalık geçirir. Bu hastalık Nalan'ı çok yorar ve bitkin bir hâl almasına sebep olur. Bu duruma Kenan da çok üzülmüştür. Bu hastalık sebebiyle Nalan, kendisine herkesten daha iyi bakan Kenan'a merak edip bir soru sorar. Bu soru ise Kenan'ın Nalan'dan hoşlanıp hoşlanmadığıdır. Bu soru karşısında çekinip sevdiğini saklayan Kenan kardeş olduklarını belirtir. Ama sırılsıklam âşıktır. Nalan'ın yanına hastalığı boyunca sürekli Doktor İlhami Bey gelip gitmektedir. Sürekli ilaç yazıp tedavi eder bu doktor. Bahar zamanı iyileşen Nalan artık daha mutludur. Ve bir gün Kenan, Nalan ile İlhami Bey'in konuştuklarına kulak misafiri olur. Bu konuşmalarda İlhamı Bey'in Nalana aşk dolu sözleri içermekteydi. Kenan'ın elinden bir şey gelmese de Nalan ile İlhami Bey nişanlanır ve bir süre sonra evlenirler. Kısa süre sonra kız çocukları olur ve çocuğun adını Kenan, "Nalanın yüzünü Handan güldürsün" diyerek Handan koyar. Zamanla büyüyen Handan, Kenan'ı çok sever. Kenan'ın sevgisi zamanla daha da artmaktadır ve sürekli Nalan ile birlikte olmayı düşünür. Bir gece Kenan Nalan'a sarkıntılık yapar ve bu olay tokatla sonuçlanır. Bu hatadan dolayı kendini suçlayan Kenan 4 ay boyunca yatılı okulda kalmıştır. Bu 4 ayın sonunda evin başka bireyi olan Vesime'den Nalan'ın kötü bir haberi gelir. Ve artık barışmışlardır.

Kenan mezun olduktan sonra atanma sonucu belli olur ve evdeki herkes bu duruma çok üzülür. Herkesle vedalaştıktan sonra yola koyulur. Yeni arkadaşlar edinip herkesle iyi anlaşsa da Nalan'ı bir türlü unutamamıştır. Sürekli birbiriyle mektuplaşırlar. Bu mektuplaşma sırasında yanlış mektubu yollayan Kemal durumu düzeltmek istese de Nalan'dan 1 ay haber alamaz. En sonunda ölmek üzere olan Nalan'dan bir mektup alır ve izin alıp memleketine döner. Nalan bir gece öncesinden vefat etmiştir. Bu haberi duyan Kenan çok üzülmüş ve Vesime'den bir şandık almıştır. Bu sandıkta Nalan'ın Kenan'a yazdığı mektuplar vardı ve Kenan teker teker okumaya başladı.

Nalan'ın yaşadıklarını ve hissettiklerini öğrenen Kenan, bütün kabahati kendinde bulur. Çünkü aslında Nalan da Kenan'a aşıkmış ve yanlışlıkla yolladığı mektup yüzünden eşi İlhami Bey her şeyi öğrenip kızını Nalan'dan gizlemiştir. İlhami Bey eve geldiğinde Kenan'a hesap sorar ama öğrendikleri Nalan'a yaşattıklarına pişman olmasına sebep olmuştur.

Kenan, harp savaşına katılıp geri geldiğinde Handan'ın çok büyüdüğünü ve annesine çok benzediğini fark etmiştir. Bu süre zarfında çok iyi dost olurlar ve Kenan annesinin vasiyeti olan mektupları Handan'a verir. Handan mektupları okuduktan sonra bir karara varır. Annesinin mektupta bahsettiklerini iyice düşünüp nişanını atar ve bu durumu Kenan'a söyler. Çünkü annesinin söyledikleri "sevdiğin birisiyle evlenip kendisi gibi hayatını mahvetmemesi" şeklinde olmuştur. Nalan'ı Handan da bulan Kenan, bu durum karşısında çok mutlu olmuştur. Ve asla Handan'ı bırakmamıştır.

Hıçkırık Yorumları

harika bir eser gerçekten çok etkileyici editörümüzün eline sağlık gerçekten çok güzel olmuş

05-01-2020 10:07

kerime nadirin güzel kitaplarından bir tanesi ben de tavsiye ederim

27-01-2020 13:16