Frankfurt Seyahatnamesi

Frankfurt Seyahatnamesi
Kitabın Yazarı:Ahmet Haşim Kitap Türü:Günlük / Anı Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları Yayınlandığı Yıl:2015 Sayfa Sayısı:92 ISBN:9789750808753 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:7,19 TL D&R:7,80 TL KitapYurdu:8,25 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Frankfurt Seyahatnamesi - Ahmet Haşim

Kitap Türü:Günlük / Anı

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Frankfurt Seyahatnamesi Özet

Ahmet Haşim uzun zamandır çektiği kalp ve böbrek rahatsızlığı sebebiyle Erenköy Sanatoryumunda üç ay süreyle tedavi görmüş, tedavi işe yaramayınca doktorları İhsan Rifat Sabar ve Fazıl Şerafeddin Bürge’nin önerisi ile devrin ünlü böbrek uzmanlarından Franz Volhard’ın fikrini almak üzere dostlarının aracılığı, devletin yardımıyla 1932 yılının bir sonbahar günü Frankfurt’a gitmiştir. Haşim, seyahat izlenimlerini Aralık 1932 ile Mayıs 1933 tarihleri arasında Milliyet gazetesi ve Mülkiye ile Şehir dergilerinde tefrika etmiş, ardından öleceğini hissetmiş gibi Mayıs 1933’te bu yazılara kimi eklemeler ve çıkarmalar yaparak Frankfurt Seyahatnamesi adıyla yayımlatmıştır. Kitabın Sühulet Kütüphanesi tarafından okuyuculara ulaşmasının üzerinden bir ay dahi geçmeden de usta şair hayata gözlerini yummuştur. Frankfurt Seyahatnamesi’nin bir diğer önemi de Haşim’in yeni harflerle yayımlanmış ilk ve son eseri olmasıdır.

“Akşam şairi” bir gece vakti Sirkeci Garından ayrılırken umutsuz bir ruh hali içindedir. Gecenin karanlığı onu kuruntulara sevk etmiştir. Gerçi Ahmet Hamdi Tanpınar Haşim’in Frankfurt konusunda umutlu olduğunu belirtse de zaten her daim içine kapanık olan şair, hastalığın da yarattığı psikolojiyle ezoterik bir yalnızlığa terk edilmiş gibidir. Tüm bu duygularla boğuşurken uyuya kalan Haşim gözlerini açtığında kendini Bulgaristan sınırlarında bulur. Ülke hakkında Ali Naci Karacan’ın yazdığı makaleyle oldukça zıt bir görüşe sahiptir. Ona göre Bulgaristan insan zekâsı ve kudretinin göstergesi olan sanayileşmenin henüz uğramadığı bir ülke olduğundan ilkeldir. Temizlik, sağlık, çevre düzenlemesi, insan ilişkileri konularındaki geri kalmışlığı nedeniyle Haşim’e kendini gurbetteymiş gibi hissettirmez. Sofya İstasyonunun ardından sekiz saat geçtiği halde şahit olduğu tek şeyin doğa manzara olmasından dolayı yanında getirdiği şiir kitabına sığınır çünkü ona göre “kitap, tabiattan büsbütün ayrı, ondan daha lezzetli ve ondan daha dinlendiricidir”. Octave Mirbeau’nun İşkenceler Bahçesi’nde ifade edilenlerden kat ve kat fazlasını hissettiren kara sinek de Haşim’in keyfini kaçıran bir diğer ayrıntıdır.

Tren Almanya’nın Avusturya’yla sınır bölgesi olan Passau’ya girdiğinde ona korku ve endişe veren gece, daha önce küçümsediği doğa farklı bir anlam kazanmıştır Haşim için. Frankfurt’a doğru son hızla giden trenin camlarına akseden görüntüler Demirciler Tanrısı Topal Vulcan’ın diyarına bir yolculuk yapılıyormuş gibi bir imaj uyandırır.

Haşim sabahın ikisinde Frankfurt İstasyonunda indiğinde “bitmiş bir Almanya ile” karşılaşmıştır. Versay Antlaşması, ardından yaşanan iç savaş, hiperenflasyonun kıskacından henüz kurtulmuşken 1929’da yeniden hortlayan ekonomik buhranın etkileri sürerken henüz yapılmış federal seçimlerin galibi Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisinin ürpertici zaferi de Almanya’nın üzerinde kara bulut gibi dolaşmaktadır. Haşim, şehri mimarisiyle, bilim ve teknolojiye olan bağlılığıyla tipik bir Avrupa şehrine benzetip Kartaca, Sidon, Babil, Ninova gibi antik kentlere özlem duysa da gördükleri karşısında duyduğu hayranlığı da saklayamaz. Karakteristik Avrupa ülkelerinde rastladığını söylediği fikirden çok şekle olan düşkünlük düşüncesi Goethe’nin evinde gördüğü kalabalık karşısında değişime uğrar. Kendi ülkesinde kaderine terk edilen yüzlerce sanatçının varlığı karşısında “semada koca “Zeppelin”i uçurup kuşları eski bir makine gülünçlüğüne düşüren, Atlantik’te Bremen vapurunu işitilmemiş bir hızla kaydıran, hava azotundan sun’i gübre, odundan şeker, kömürden benzin çıkaran kimya muharebesi hazırlayıcıları genç “Herr doktorlar” vatanında eski bir şairden başka bir şey olmayan Goethe’yi ölümünden yüz sene sonra ziyaret edecek iki kişi bile bulunamaz diye düşünüyordum. Meğer aldanmışım” diyerek şaşkınlığı belirtir. Bu konudaki fikrini değiştiren bir diğer unsur da Volhard’ın Kliniğinde tedavi görürken aldığı citrovinden duyduğu memnuniyeti bildirince adına özel araba tahsis edilerek hiçbir çıkar gözetmeksizin ona fabrikanın her yerini baştan aşağı nezaketle gezdirmeleridir. Büyük emeklerle yapılmış yapay cennet Palmengarten’in keyfini süren sadece beş ihtiyar görüp bunun nedenini sorunca aldığı cevap Almanya’nın ileride kazanacağı refah seviyesinin de bir işaretidir: “Her Alman ihtiyarlığın ve çöküklüğün son haddine kadar gene bir Alman’dır ve onun saadetini yapmak bütün Almanya için mukaddes bir vazifedir. Bir Alman’ın kıymeti yoksa beş Alman’ın, on Alman’ın, yüz Alman’ın ve altmış milyon Alman’ın neden kıymeti olsun?” Aynı insani özeni hasta bakımında da bizzat tecrübe eder. Hastanın bedenine olduğu kadar ruhuna da hitap etmeyi amaçlayan tedavi sistemi, söz konusu dönemde Molière karakterleri arasındaki hasta prototipini aratmayan sağlık sistemimize taban tabana zıttır. Son derece düzgün bir kılık ve güler yüzle para isteyen dilenciler bile Alman ahlak anlayışı ile şark kültürü arasındaki uçurumu gösteren önemli bir ayrıntıdır Haşim için. “Almanya’ya mahsus yobaz sürüsü” olarak nitelediği doktor ve profesörlerin tıpkı Hindistan’daki ruhban sınıfı gibi el üstünde tutulmasını abartılı bulan şair şehrin kapalı ve kasvetli havasına dil bilmezliği de katılınca kendini adeta Frankfurt Hayvanat Bahçesindeki hayvanlarla aynı kaderi paylaşıyormuş gibi hisseder.

Kitapta Haşim’in dönüş izlenimlerini aksettiren herhangi bir yazı yoktur. Haşim Almanya hakkında birtakım olumsuz fikirlere sahip olsa da Alman imajı Türkiye için hayal ettiği gerçektir. Bu seyahatten kısa bir süre sonra ülke, bir diktatörün izinde dünyayı kaosa sürükleyecek, usta şairin “pembe, büyük fakat içi kurtlu bir elma” benzetmesi gerçek olacaktır.

Editör: Pınar Tufanlı

Frankfurt Seyahatnamesi Yorumları