Albaya Mektup Yok

Albaya Mektup Yok
Kitabın Yazarı:Gabriel Garcia Marquez Kitap Türü:Yabancı Romanlar Yayınevi:Can Yayınları Yayınlandığı Yıl:2000 Sayfa Sayısı:80 ISBN:9789750725616 Kitap Puanı:7.9 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:7,50 TL D&R:9,75 TL KitapYurdu:9,75 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.9
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Albaya Mektup Yok - Gabriel Garcia Marquez

Kitap Türü:Yabancı Romanlar Orjinal Adı:El coronel no tiene quién le escribaÇeviren:Handan Saraç

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Albaya Mektup Yok Özet

Can Yayınlarından okuduğum yetmiş dört sayfalık Marguez’e ait kısa öykü iyi kurgulanmış ve bir çırpıda bitiverecek tarzdadır. Öykü genel olarak açlık ve yoksulluk mücadelesi etrafında dönmekte; horoz dövüşü ve albaya gelecek olan mektup ile desteklenmektedir.

Hikaye, sıkıyönetimin ilan edildiği ve insanların düşüncelerini açıklamak hatta farklı düşünceleri okumak için bile canlarından olduğu bir anlayışın hakimiyet sürdüğü ülkede geçmektedir. Saat 11’den sonra sokağa çıkma yasağı bile mevcuttur. Albay ülkesi için mücadele etmiş bir askerdir ve yaşamını sürdürebilmesi için ona vaat edilmiş emekli aylığını 15 yıldır beklemektedir. Her hafta gemiden inen postacıyı karşılamakta ve kendisine mektup olup olmadığını öğrenmeye çalışmaktadır. Albay aynı zamanda gururlu ve umutlu bir karakterde resmedilmiştir. Gururundan dolayı artık postacıya kendisine mektup olup olmadığını bile soramamaktadır. Umutlu olması ise belki de bir seçenekten çok zorunluluktur. Albay eğer umudunu kaybederse yoksullukla mücadele edemeyecektir. Albay karakterini hep bir umutlu bekleyiş içinde görürüz. Ekimin geçmesini, kışın bitmesini, bağırsaklarının iyileşmesini, saatin satılmasını, horozun dövüşü kazanmasını ve de 15 yıldır bitmeyen mektubun gelmesi için olan bekleyişine tanıklık ederiz.

Hikaye kasabadaki bir cenaze töreni ile başlamaktadır. Bu cenaze albay ve kasaba halkı için önemli bir olaydır. Albay cenazenin önemini şu sözlerle açıklar: “Yıllardır gördüğümüz ölümler arasında doğal nedenlere dayanan ilk ölüm bu.” Hatta doğal olmayan bu ölümler içerisinde albayın horoz dövüşü bildirisi dağıtırken vurularak öldürülen oğlu da mevcuttur. Ülkenin durumu Marquez’in de gerçekliğe ulaşma aracı olan imgelerle temsil edilmiştir. Albayın bağırsaklarındaki huzursuzluk yoksulluğun ve çaresizliğin verdiği acılarla; ülkenin boğucu baskıcı havası kadının astımıyla imgelenmektedir. Maaş geldiğinde albayın bağırsakları iyileşecek, sıkıyönetim kalktığında kadının astımı düzelecektir.

Oğullarından geriye kalan tek şey olan ve oğullarının ölümüne dolaylı olarak neden olan horoz albay için belki de bir çıkış noktasıydı. Karısı için de zaten güç bela karınlarını doyurdukları halde beslemek zorunda oldukları bir hayvan ve oğullarının adice öldürülüşünü hatırlatan yegâne şey.

Albayın karısını ise kitapta oldukça karamsar ve negatif bir çerçevede görüyoruz. Albayın aksine hiçbir şeyin düzelmeyeceğini o paranın gelmeyeceğini ve hastalıkların iyileşmeyeceğini düşünmektedir. Ülkedeki kimi insanlar gibi acilen bir şey yapılması gerektiğini düşünmektedir.

Albay evlerindeki antika saati satmaya karar vermiştir. Bunun için bir dostuna uğramış fakat dükkânın kalabalık olmasından dolayı satma konusunu açamadan dahi geri dönmüştür. Karısı ise açlık ve albayın gururu üzerinden söylenmelerini sürdürmektedir.

Albay, horozun kasabadaki en iyi dövüş horozu olduğunu bilmekte ve 2 ay sonra gerçekleşecek olan dövüşü kazanıp bir süre geçinmeleri için gerekli olan parayı onlara kazandıracağını umut etmektedir. Karısı ise bu horozun kasabanın zenginlerinden olan aynı zamanda da albayın dostu olan Sabas’a satması konusunda albayı ikna etmiştir. Karısının ısrarlarına daha fazla dayanamayan albay, horoz için Sabas’la görüşmeye gitmiştir. Sabas, ilk konuştukları fiyattan daha düşük bir fiyat vermiştir. Orada bulunan kasabanın iyi kalpli ve akıllı doktoru Sabas’ın tam bir dolandırıcı olduğu ve siyasi anlamda kaypaklık edip bu servete ulaştığı konusunda albayı uyarmaktadır. Sabas, ülkedeki diğer insanları temsil etmektedir. Para için fikirlerini satmakta ve fikirlerini satmayan insanların mallarını yasal yollarla gasp etmektedir.

Albay en sonunda horozu satmaktan vazgeçer ve 2 aylık süreyi diğer tüm ayları geçirdikleri gibi geçirebileceklerine karar verir. Albayın kararını öğrenen kadının sabrı taşar ve “Peki o zamana kadar ne yiyeceğiz?” der. Albay ise ilk defa bu kadar yalın, açık ve yenilmez bir cevap verir: “Elinin körünü.”

DEĞERLENDİRME

Marguez, bizi diğer tüm yapıtlarında da olduğu gibi imgelerle dolu bir anlatımı sokmaktadır. Kitap inceliklerle doludur. Her şey gerçek yaşamdan bir kesit ve semboldür. Albay ve karısının hastalıkları, kişiler, nesneler…

Kitabın anlatımı oldukça yalındır ve sürükleyici bir uzun öyküdür. Betimlemeler oldukça başarılıdır. Kitapla ilgili değerlendirmelerde de adeta görsel bir başyapıt olduğuna değinilmektedir.

Kitabı okurken albayın sabrına hayran kalmakla birlikte biraz da bu boyun eğmeye katlanamadığımı fark ettim. Her olayı ve herkesi büyük bir sükunetle karşılamış, her şeyde olumlu bir yan bulmaya çalışmıştır. Umut, onun hayata tutunması için en büyük ve tek serveti olmasına rağmen onu en çok yoran da bir bekleyiştir. Yetmiş beş yıllık bu bekleyiş artık albayın da canına tek etmiştir. Kitabın bitiş cümlesi şahsen bir rahatlama yaşamama sebep oldu. Albay 75 yıllık sabır ve sükunetin ardından ilk kez kendini yenilmez ve açık hissederek karısına verdiği cevapla hepimizi rahatlatmıştır.

Bazı okumalarımda kimi okurların öykünün yarım kaldığı; albayın parasını alıp alamadığı, horozun dövüşü kazanıp kazanamadığı konusunda meraka düştüklerini gördüm. Saygı duymakla birlikte Marquez’in bize asıl anlatmak istediğinin öykünün sonucu değil sürecindeki duygular ve hayata karşı beliren alaycılığın olduğunu belirtmek isterim.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Albaya Mektup Yok Yorumları

mükemmel bir kitap gabriel garcianın kötü kitabı yok zaten okunması en kolay kitaplarından bir tanesi bu kitabı ile başlayabilirsiniz sonra diğer tüm kitaplarını okursunuz

05-03-2020 20:04

Bir Kayıp Denizci Benim Hüzünlü Orospularım Yaprak Fırtınası Albaya Mektup Yok Aşk ve Öbür Cinler Doğu Avrupa'da Yolculuk Kolera Günlerinde Aşk Kırmızı Pazartesi Yüzyıllık Yalnızlık en iyi kitaplar yeni çıkan kitaplar en çok satan kitaplar okunması gereken kitaplar en çok okunan kitaplar 100 temel eser bedava kitap editör ol kitap bağışı Gün Olur Asra Bedel Tutunamayanlar Sofie'nin Dünyası Oz Büyücüsü Antikacı On Dakika Otuz Sekiz Saniye Kalbimin Can Mayası Başka Bir Şey Pia Mater Gelirken Ekmek Al Aşkımız Eski Bir Roman Bir Ömür Nasıl Yaşanır Kendine Hoş Geldin Camdaki Kız Abartma Tozu Seninle Başlamadı Üç Kız Kardeş 1984 Hayvan Çiftliği Kırlangıç Çığlığı Sen On Yedi Yaşımsın Momo Nutuk Huzursuzluk Kraliçeyi Kurtarmak İçimdeki Müzik Olağanüstü Bir Gece Ölüme Fısıldayan Adam Sodom ve Gomore Çalıkuşu Genç Werther'in Acıları Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç Bülbülü Öldürmek Beyaz Zambaklar Ülkesinde Sineklerin Tanrısı Satranç İçimizdeki Şeytan Küçük Ağa Kırmızı Pazartesi Fi Beyaz Gemi Yüzyıllık Yalnızlık Yaban Anayurt Oteli İnsan Ne İle Yaşar Küçük Prens Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Martı Jonathan Livingston Beyaz Diş Fareler ve İnsanlar Sol Ayağım Suç ve Ceza Sefiller Yüreğim Seni Çok Sevdi Serenad Böğürtlen Kışı Senden Önce Ben Simyacı Uçurtma Avcısı Şeker Portakalı Kürk Mantolu Madonna