Siyah Lale

Siyah Lale
Kitabın Yazarı:Alexandre Dumas Kitap Türü:Yabancı Romanlar Yayınevi:İş Bankası Kültür Yayınları Yayınlandığı Yıl:1870 Sayfa Sayısı:256 ISBN:9786053327547 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:24,70 TL BKM:24,70 TL D&R:27,20 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Siyah Lale - Alexandre Dumas

Kitap Türü:Yabancı Romanlar Çeviren:Volkan Yalçıntoklu

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Siyah Lale Özet

Cornelis van Bearles, vaftiz babası Cornelis Witt ve onun kardeşi Johan Witt sayesinde büyük bir maceraya atıldı. Masum bir lale üreticisiyken kendini vatan ihanetiyle suçlanırken buldu. Oysaki kendisi siyah laleyi üretemeye çalışan masum biriydi. Tam bu hayaline ulaşmaya çok yaklaşmışken şimdi cellatla arasında sadece bir duvar vardı.

Ölmeden önce evden çıkmadan yanına aldığı lale soğanlarını bir şekilde toprakla buluşturması gerekiyordu. Nereden toprak bulacağını düşündüğü sırada kapı aralandı ve içeri sarı saçları altın gibi parıldayan bir kız girdi. Soğanlarını ona emanet etti Cornelis. Kendisi ölecekti ama en azından bir kızın kendine çeyiz hazırlamasına yardım etmiş oluyordu.

İdam saati geldiğinde birkaç muhafız Cornelis'i odasından almaya geldi. Cornelis, hiç itiraz etmeden peşlerinden gitti. İdam edileceği yere geldiğinde son kez hapishaneye baktı. Altın saçlı Rosa'yı son kez görmek istemişti ama olmamıştı. Gözlerini kapatıp bıçağın boynuna inmesini beklemeye başladı ama bu bekleyiş boşunaydı. İdam kararı ömür boyu hapisle değiştirilmişti.

Yaşadığı yere yakın bir hapse gönderildiğinde aklında iki şey vardı: Lalesi ve Rosa... Bir şekilde onlara ulaşması gerekiyordu. Bunu düşündüğü sırada penceresine iki tane güvercin kondu. Onları yakaladı ve kendine alıştırdı. Sonra birine not bağlayıp özgür bıraktı. Kuş geri geldiğinde not yanında değildi. O notu sütannesinin bulmasını umarak beklemeye başladı.

Kısa bir süre sonra merdivenden birinin çıktığını duydu. Kapıya yaklaşıp baktığında Rosa'yı gördü. Artık iki aşkına da kavuşmuştu. Rosa, zindancı olan babasından gizlice Cornelis'in olduğu hapishaneye tayin istemişti. Evren iki aşığın kavuşmasını istemiş olmalı ki Rosa'nın bu isteği geri çevrilmemişti. Cornelis, Rosa'dan soğanların birini aldı ve onun getirdiği toprağa ekti.

Sabahları lalesiyle ilgileniyordu. Akşam olunca da Rosa'yla konuşuyordu. Hayatındaki şeyler yavaş yavaş düzeliyordu. Lalesi de yeşermeye başlamıştı. Çok yakında çiçek açacaktı. Sonra ödülünü alacaktı ve Rosa'yla çok mutlu olacaklardı. Ne yazık ki hayat bu defa o kadar iyimser değildi. Rosa'nın babası laleyi fark etti ve onu alıp ayaklarının altında ezdi. Şanslıydı çünkü diğer iki soğanı sevgilisinde bırakmıştı. O adam diğer soğanları bulsaydı gözünü kırpmadan onları da ezerdi.

Cornelis ve Rosa akşam buluştuklarında ikinci soğanı ekme kararı aldılar. Bu defa çok dikkatli olmaları gerekiyordu. Hatta soğanın daha az tehlikede olması için Rosa'nın odasından çok az çıkması gerekiyordu.

Rosa, lalenin ekimi için uygun toprağı hazırladı ve soğanı ekti. Günler geçti ve lale yavaş yavaş büyüdü. Tam da bu sıralarda Rosa ve Cornelis konuşmayı bıraktı. Çünkü çiçeğin korunmaya ihtiyacı vardı. Yani Rosa, onun yanından ayrılmamalıydı. Bu haber Rosa'yı çok üzdü ama sevgilisi için ona iyi bakması gerekiyordu.

Lale çiçek açmaya başladığında konuşmama yasakları da kalkmış oldu. Her şeyiyle mükemmel bir çiçekti. Rengi mürekkep kadar siyah, kömür kadar parlaktı. Şimdi sıra ödül için haber göndermeye gelmişti. Çiçeği odasına koydu ve kapıyı kilitledi. Daha önceden hazırladığı haberciye gidip zamanın geldiğini söyledi. Geri döndüğünde çiçek yoktu. Çalınmıştı!

Zaman kaybetmeden yola çıktı. Çiçeğin nerede olduğunu biliyordu: Ödülün verileceği şehirdeydi. Tahminlerinde yanılmadı, çiçek oradaydı. Laleyi kendisinin yetiştirdiğini kanıtlarsa ödülü alacaktı ama nasıl kanıtlayabilirdi ki? Üstelik Prens de oradaydı ve yalan söylediğini düşünüyordu. Aklına üçüncü soğan gelince onu cebinden çıkardı ve Prens'e gösterdi. Artık kimin yalancı olduğu ortaya çıkmıştı. Bunun yanında soğanın sarılı olduğu kâğıtta Cornelis'in özgür kalmasını sağlayacak şeylerin yazılı olduğunu da gördüler.

Ödül günü geldiğinde yalancının olacaklardan haberi yoktu. Lalenin üreticisi olarak Rosa çağrıldığında bu şoku atlatamadı ve beyin kanaması geçirerek öldü. Cornelis ve Rosa ödülü aldılar. Cornelis, ödülün yanında bir de özgürlüğünü kazandı. Rosa'yla evlendiler ve iki çocukları oldu. Evlernin kapısına da şu sözü astılar:

"Bazen insan kendisinde çok mutluyum deme hakkını asla bulamayacak kadar çok acı çeker."

Benim kitap hakkında görüşüm:

Bazı kitaplar kendilerini koruma altına alırlar. Amaçları önüne çıktığı herkesin onları okumasını engellemektir. Bu kitap da onlardan birisi. Kabul etmek gerekirse kitabın başlarında defalarca kez bırakmayı düşündüm ama içimden bir ses bana engel oldu ve okumaya devam ettim. Sayfalar ilerledikçe pes etseydim neler kaçıracağımı fark ettiğimde devam etme kararı aldığım için kendimle gurur duydum. Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız ilk sayfalarda pes etmeyi sakın düşünmeyin. Emin olun Cornelis ve Rosa'nın hikâyesini ömrünüz boyunca unutamayacaksınız.

Editör: Melek Sıla GÜLER

Siyah Lale Soruları ve Cevapları

Siyah Lale kimin eseri?

Alexandre Dumas

Siyah Lale türü nedir?

Yabancı Romanlar

Siyah Lale kaç sayfa?

256

Siyah Lale Yorumları

siyah lale hikayesine merakım olmasa okunacak bir kitap değil tamamen hayal kırıklığı

16-01-2023 19:55