Kadınlar

Kadınlar
Kitabın Yazarı:Eduardo Galeano Kitap Türü:Deneme Yayınevi:Sel Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2016 Sayfa Sayısı:197 ISBN:9789755707730 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:18,20 TL KitapYurdu:19,60 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Kadınlar - Eduardo Galeano

Kitap Türü:Deneme Orjinal Adı:MujeresÇeviren:Süleyman Doğru

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Kadınlar Özet

Dünyanın bin bir köşesinden, bir varmış bir yok olan, izi hala süren ya da anısı zamanın acımasızlığına dayanamayan, her yaştan, her ırktan, kimisi direnen kimisi de uğruna savaşacak bir şey bulamasan göçüp giden… Bunlar gibi yüzlerce farklı ama tek bir ortak noktaya sahip olan kadınlar. “Kadın olmak zor” basit ve derin anlamlara sahip bir cümle bu, zor olan bazen özgürlüğün için mücadele etmek, bazen kendi yolunu çizebilmek, sınırları belirsiz bir kafese hapsolmak, dünyaya “ben de varım, buradayım” diyebilmek için bir adım atabilmek, herkes gibi yaşayabilmek için mücadele etmek ve bazen de bir nefes daha alabilmek için mücadele etmek. Hep mücadele ettik de peki kime karşı? Bazen topluma, bazen engizisyona, kiliseye, sömürgecilere, faşizme, ailemize, eşimize karşı mücadele ettik. Yani yarattığımız ve sürdürdüğümüz tüm bu olgu ve olaylarla mücadele etmekteyiz. Yeryüzünde her bir kadın aslında küçük tanrısal bir savaşın içindedir. Yaşamın yaratıcısı olmakla beraber yok edilmek, yok sayılmak istenmektedir. Her kadının yaşamı anlatılasıdır ve bir hikâye barındırır. Bu kitap da birçok kadının hikayesini derlemiş ve bizlere sunmaktadır. Elimden geldiği kadarını sizler için anlatmaya çalışacağım.

Tituba, Güney Amerika’da çocuk yaşta ele geçirildikten sonra birçok kez köle olarak alınıp satılmıştır. Tituba’yı iblisle yatmakla suçladılar. Köy meydanında bir direğe bağladılar, işkence ettiler. Suç ortağı olarak iki yaşlı kadını feda etmek zorunda kaldı. Ve daha sonra suçlananlar başkalarını suçladı. Ve darağacı hiç durmadan çalıştı.

Florence Nightingale, dünyanın en ünlü hemşiresidir. Kırım Savaşındaki yardımseverliği ile de bilinir. Savaşın yaralarını sarmaya çalışırken gerçekliğini de gözler önüne sermekten geri kalmadı. Açlık çekenlere karşı emperyal kayıtsızlık üzerine, kırsal mülkiyet üzerine, Hindistan’daki İngiliz sömürüsü ve Hinduların sabrının gün gelip tükeneceği, dilsizlerin konuşacağı, sağırların işiteceği üzerine yazmaktan çekinmedi.

Alfonsina, erkeklerin dünyasında kendine yer edinmiş ünlü Arjantinli yazardır. Dediler ki; düşünen kadının yumurtalıkları kurur. Kadın fikir üretmek için değil, süt ve gözyaşı üretmek için hayatı yaşamak için değil izlemek için doğar ama o hiç yılmadı yarım asır geçti hala savaştı. Şimdi kanser olduğunu öğrendi. O günden beri denizin dibinde onu bekleyen evden bahsediyor.

Sukeyne, Hz. Muhammed’in torunun kızıdır. Tam beş kez evlendi ve hiçbirinde boyun eğmedi. Sukeyne, özgür bir seçimin giysisi olan eşarp ile kadının yüzünü gizlemeye zorlayan erkek egemenliğinin sembolü olan peçeyi birbirinden ayrı tuttu ve yüksek sesle dile getirmekten de geri kalmadı.

Hyptia, matematik üzerine çalışıyor ve ilahi ya da insani sevgiyi hak etmeyen kör inançlar aleyhine konuşmalar yapıyordu. Kuşku duymayı ve soru sormayı öğretiyordu. “Kadına benzemiyor” diyorlardı, zekasını övmek istediklerinde. Bir gün İskenderiye meydanında büyük bir ateş yakıldı. Hyptia, soyuldu, işkence edildi, sürüklendi. Farklı olup erkeklerin dünyasında(!) boy göstermenin cezasına çarptırıldı.

Olympia, Fransız Devriminin sembolü kadınlardan yalnızca biridir. Devrim, insanlar içindi ama Olympia ve diğer yoldaşları kadınlar için de bazı haklar isteyince giyotine mahkum edildi. İdam sehpasında Olympia sordu: “Eğer biz kadınlar giyotin sehpasına çıkma kapasitesine sahipsek, neden halka hitap edilen kürsülere çıkamıyoruz?” Olympia’nın katlinden sonra sıra İçişleri Bakanının karısı Manon’a geldi. Manon, “doğaya aykırı bir biçimde politik etkinliklerin içinde olma eğilimi” gerekçesiyle mahkûm ettiler. Erkeklere özgü eğilimleriyle ölümcül bir şekilde küstahça kadın doğasına aykırı davranmıştı.

Camille, deli ilan edilip akıl hastanesine kapatıldı. Tam otuz yıl ne arandı ne soruldu. Yaptığı deli işi heykeller ölümünden neredeyse yarım asır sonra dünyayı dolaştı ve insanları şaşırttı. Dans eden bronz, ağlayan mermer, seven taş. Tokyo’da körler heykellere dokunmak için izin istedi. Dokunabildiklerinde, heykellerin nefes aldığını söylediler.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Kadınlar Yorumları