Aynalar

Aynalar
Kitabın Yazarı:Eduardo Galeano Kitap Türü:Deneme Yayınevi:Sel Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2009 Sayfa Sayısı:400 ISBN:9789755704371 Kitap Puanı:6.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:32,50 TL KitapYurdu:34,00 TL e-kitap,pdf,epub: *

6.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Ehh işte
Giriş Yap Üye Ol

Aynalar - Eduardo Galeano

Kitap Türü:Deneme Çeviren:Süleyman Doğru

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Aynalar Özet

Eduardo Galeano’nun Aynalar kitabı insanın mitolojik zamandan başlayarak günümüze dek uzanan yolculuğunu anlatan 600 anlatıdan oluşuyor. Farklı başlıklarda toplanmış bu anlatıların çoğu bir sayfayı geçmeyecek uzunlukta yazılmış. Yazar kısa metinleri tercih etmesinin nedenini kendisiyle yapılan bir söyleyişi de sözcük enflasyonuyla savaştığını ve daha az sözle çok şey anlatmaya çalıştığını, doğru sözcüğü bulana kadar onlarca kez hikâyeyi yeniden yazdığı şeklinde açıklıyor.

Yazarlar, ressamlar, peygamberler, besteciler, bilim adamları... birçok konu hakkında kısa kısa bilgiler var işte onlardan bir kaçı;

Tavuğun ortaya çıkışı;

Firavun Tutmosis, kendisine Nil deltasından Fırat kıyılarına ka­dar nam ve kudret kazandıran parlak seferlerin birini daha tamam­layıp Suriye'den geri döndü. Mağlup ettiği kralın bedeni, adet olduğu üzere, amiral gemisinin pruvasına baş aşağı asılmıştı ve donanma gemilerinin tamamı gani­metler ve armağanlarla ağzına kadar doluydu.

Armağanlar arasında daha önce hiç görülmemiş, şişman ve çir­kin bir kuş da vardı. Onu veren kişi bu gösterişsiz armağanı takdim ederken zorlanmıştı: -Evet, evet -demişti yere bakarak-. Bu kuş güzel değil. Şakıma­yı da bilmez. Kısa bir gagası, aptalca bir ibiği ve salakça bakan göz­leri vardır. Ve zavallı tüylerden oluşan kanatları uçmayı unutmuş­tur. Sonra tükürüğünü yuttu ve devam etti: -Ama her gün bir yavru verir. Ve içinde yedi tane yumurta olan bir kutuyu açtı: -Geçtiğimiz hafta doğurduğu yavruları işte burada. Yumurtalar kaynayan suyun içine atıldı. Kabukları soyulup üzerlerine biraz tuz serpildikten sonra onla­rın tadına bizzat Firavun baktı. Kuş dönüş yolculuğunu onun kamarasında ve onun hemen yanı başında yatırdı

Savaş sanatı;

Günümüzden yirmi beş asır önce, Çinli General Sun Tzu ilk as­keri taktik ve strateji incelemesini kaleme aldı. Onun bilgece tavsi­yeleri savaş alanlarında ve daha çok kanın aktığı iş dünyasında bu­gün hala uygulanıyor. General diğer birçok şeyin yanı sıra şunları söylüyordu:

Eğer hünerliysen, beceriksizi oyna.

Eğer güçlüysen, zayıfmış gibi görün.

Eğer yakındaysan, uzaktaymış gibi yap.

Asla düşmanın güçlü olduğu taraftan saldırma.

Kazanamama ihtimalinin olduğu çatışmadan daima kaçın.

Eğer koşullar aleyhineyse, geri çekil.

Eğer düşman toplu haldeyse, onu böl.

Düşmanın seni beklemediği anda ilerle ve seni en az beklediği yerden saldır.

Düşmanı tanımak için önce kendini tanı.


Ölümünü inşa ederek yaşamış olan imparator;

Çin, ismini ilk imparatoru olan Çin Şi Huang' dan alır. Çin Şi Huang, o ana dek birbirlerine düşmanlık güden küçük krallıklardan bir ulus yarattı; bu ulusa ortak bir dil ve ortak ölçü bi­rimleri empoze etti; bronzdan, ortası delikli ortak bir para çıkardı. Topraklarını korumak amacıyla, haritayı boydan boya geçen ve iki bin iki yüz yıl sonra bugün dünyanın en çok ziyaret edilen askeri savunma yapısı olmayı sürdüren Çin Seddi'ni yükseltti. Ancak bu tür ufak tefek işler onu kesmedi. Yaşamının en büyük eseri ölümü oldu: yani ölümünün ardından kalacağı mezarı. Mezarının inşasını on üç yaşında tahta geçtiği gün başlattı ve yıllar geçtikçe mozole bir şehrin büyüklüğünü fazlasıyla aştı. Ayrı­ca kendisini korumakla görevli, yedi binden fazla süvari ve kan rengi üniformalı, simsiyah zırhlı piyadelerden oluşan bir ordu kur­du. Bugün dünyayı şaşırtan bu çamurdan savaşçılar, en iyi heykel­tıraşlar tarafından yapılmışlardı. Doğumla birlikte yaşlanmadan muaf oluyorlardı ve ihanet etmeleri mümkün değildi. 35

Cenaze anıtının inşaatında çalışanlar mahkümlardı; bunlar işin güçlüğü nedeniyle zayıf düşüp ölünce bedenleri çöle atılıyordu. İm­parator eserin inşasını en ince ayrıntılarına kadar yönetiyor ve hep daha fazlasını istiyordu. Çok acelesi vardı. Düşmanları birçok kez onu öldürmeye teşebbüs etmişlerdi ve bir mezarı olmadan ölme dü­şüncesi onu paniğe sevk ediyordu. Kılık değiştirip yolculuk ediyor ve her gece farklı bir yerde uyuyordu. Ve devasa iş günün birinde tamamlandı. Ordu tamamlanmıştı. Muazzam mozolenin inşası da bitmiş ve ortaya tam bir şaheser çık­mıştı. Herhangi bir değişiklik mükemmelliğine zarar verebilirdi. İşte o sıralarda, imparator yarım asırlık yaşamını tamamlamıştı ki ölüm kapısını çaldı, o da kendini ölümün kollarına bıraktı. Büyük tiyatro hazırdı ne de olsa; sahne perdesi yükseliyor, ya­pının işlevi başlıyordu. O da randevusuna gitmezlik edemezdi. Bu sadece tek bir seslik opera olacaktı.

Kitap da bazı dinsel öğeler tasvir edilirken rahatsız etse de mitoloji ile ilgilenenler için güzel bir kitap

Yazan: Beyza İlhan

Aynalar Yorumları