İnsanın Anlam Arayışı

İnsanın Anlam Arayışı
Kitabın Yazarı:Viktor Frankl Kitap Türü:Psikoloji Yayınevi:Okuyan Us Yayınları Yayınlandığı Yıl:1946 Sayfa Sayısı:170 ISBN:9786054054206 Kitap Puanı:8.9 / 10 | Yorum: 3

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:19,18 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.9
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

İnsanın Anlam Arayışı - Viktor Frankl

Kitap Türü:Psikoloji, Kişisel Gelişim Orjinal Adı:Man's Search for Meaning

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

İnsanın Anlam Arayışı Özeti

İnsanın Anlam Arayışı kitabının ilk bölümü Toplama Kampı Deneyimlerinden oluşturulmuştur. Victor Frankl bu bölümde Auschwitz toplama kampındaki tutuklu ve gardiyanların psikolojisini bizlere aktarmaktadır. Çok çarpıcı bir ifadeyle kamptan kurtulup geri dönenler için “Bu tutuklar, kendilerini kurtarmak için dürüst olsun olmasın her yola, her türlü acımasız güce, hırsızlığa, dostlarına ihanete başvurmaya hazırlardı. Birçok şanslı olayın ya da mucizenin yardımıyla geri dönmeyi başaran bizler biliyoruz: En iyilerimiz dönmedi.”

Ailesini, dostlarını, akrabalarını, bugüne kadar emek verdikleri her şeyi geride bırakıp tüm köklerinden ayrılanlar gaz odaları ve krematoryumlarla dolu her an yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğu kamplarda hayatta kalmaya çalışmışlardır. Frankl, Dostoyevski’nin dediği gibi insanın her şeye alışabildiğini ifade etmiş fakat bunun nasılının sorulmaması gerektiğini vurgulamıştır.

Tutuklular şimdi çok uzaklarda kalan eski hayatlarından kopuşa ve bir insanın yaşamını sürdürebileceği şartların çok altında olanaklara sahip bu kamplarda karşılaştıkları hem fiziksel hem de ruhsal acılara farklı evrelerde uyum sağlamaktadır. İlk evre şok tepkisini içerir. Bu psikiyatrideki ‘af yanılsamasına’ benzer. İdama mahkûm edilen tutuklu infazdan hemen önce son dakikada affedilebileceği yanılsamasına kapılır.

İkinci evre duygu yitimi evresidir. Yani kişi hissetmeyi göze alamadığı coşku ve duygularını köreltir. Böylece kendisini çok gerekli ve koruyucu bir kabukla kaplar.

Kampta her türlü ihtiyacın karşılanması neredeyse imkânsız olduğu için bireyler anlık ruhsal tatminlerle durumu idare etmeye çalışıyordu. Yemek hayalleriyle anlık ruhsal tatminler fiziksel açıdan zengin uyarıcılar içerdiğinden tehlikeliydi. Cinsel sapma neredeyse hiç gözlenmeyen bir durumdu. Tutukluların çoğu ilkel yaşamın ibaresi olarak kendi postunu kurtarmaya öylesine odaklıydı ki bu amaca hizmet etmeyen her şey bir yana itiliyordu. Fiziksel zararlar bu kadar ağırken kamp sürecini varoluşunun bir parçası olarak gören bireyler için manevi açıdan zarar daha az olmuştur. Dışta gerçekleşen korkunç acıdan kopup iç dünyalarında tinsel bir özgürlükle kendilerini koruyabilmişlerdir. Sevdiklerinin yaşadıklarını bilmeye ihtiyaçları yoktu onlara dair hayallerine hiç kimse dokunamazdı.

Bir yandan da bir zamanlar birisi olan bütün tutuklular şimdi bir hiç muamelesi görüyor ve bir tür aşağılık kompleksi geliştiriyorlardı. Belli fiziksel koşullara verilecek tepkiler az çok anlaşılsa da kişinin, içsel değerine sımsıkı bağlı kalırsa nasıl bir insan olacağının, tek başına kamp etkilerine değil içsel bir kararın sonucu olarak ortaya çıktığını düşünebiliriz. Kişinin içsel değerine ilişkin bilinci temel şeylere sımsıkı bağlıdır fakat özgür yaşamda bile bu tam olarak sağlanamazken kamp şartları altında nasıl gerçekleşebilirdi ki.

Frankl’a göre acı da yaşamın bir parçasıdır ve en az yaşamın kendisi kadar anlamlıdır. Kişisel bir trajediyi zafere dönüştürmek ve insana özgü bir potansiyelle göğüslemek önemlidir. Acı bir anlam bulunduğu anda acı olmaktan çıkmaktadır. İnsanın temel uğraşı haz almak ya da acıdan kaçınmak olmamalı aksine tüm bunları içeren yaşamda bir anlam bulmak olmalıdır. Haz bir yan ürün veya etkidir; öyle de kalması gerekir. Logoterapinin de savunduğu gibi yaşamda acı hissettiğimiz anları geçici bir varoluş olarak değerlendirmek yaşamla bağın kopması demektir. Yaşanan acıdaki tinsel gelişme fırsatını göz ardı etmemeli ve yaşamımızı anlamsız bir şeymiş gibi küçümsememeliyiz. “Yaşam, bir dişçiye gitmeye benzer. Her an daha kötüsünün henüz yaşanmadığına inanırsınız, oysa zaten yaşanmış bitmiştir.”

Değerlendirme

Tarihin kara lekelerinden biri olarak başı çeken Auschwitz toplama kampında tutuklu olduğu sırada hem kampta yaşadıklarından hem de tanık olduklarından yola çıkarak Viktor E. Frankl Logoterapiyi geliştirmiştir. Tamamen gerçek deneyimlerden yola çıkılarak oluşturulan bu kuram içinde yaşadığımız ve hem fiziksel hem de ruhsal acılarla dolu, tek kontrol edebildiğimizin kendimiz olduğu ve dışarıdan gelenlere karşı zaman zaman korunmasız kaldığımız dünyamızın küçük bir prototipi olan toplama kampından esinlenerek geliştirilmiştir. Yaşamlarımız bu denli hızlı akıp giderken ve başımıza bunca şey gelirken “Bizi insan yapan nedir?” “Yaşamı yaşanılan kılan nedir?” sorularına yanıt vermemizin yarayan bir kitap olduğu aşikardır. Tahayyül bile edemeyeceğimiz şartlar altında bir insanın dışarıdan gelen zararlardan tüm benliğini koruyup hatta yücelterek yaşama sımsıkı bağlanışına, tüm gerçekliğiyle içinde yaşadığı kampı varoluşunun bir parçası olarak algılayışını ve tüm tutsaklıklara yasaklıklara cezalara rağmen tinsel özgürlüğünden ödün vermeyişine tanıklık etmek isteyen herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap İnsanın Anlam Arayışı.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

İnsanın Anlam Arayışı Yorumları

zamanında öğretmenimiz okutmuştu ders olarak ilginç bir kitap kaliteli bilgiler var bu tarz kitapları burada görmek ilginç geldi

05-05-2019 17:37

güzel bir kitap bu tarz kitapları sevenlerin okuması gereken türde

28-05-2019 17:46

çok güzel bir kitap kitapçılar saçma sapan kişisel gelişim kitapları ile dolu. sanırım sırf okuması kolay diye onları seçiyorlar. aslında insanın anlam arayışı gibi kitaplara yönelseler aradıkları cevapları daha kolay bulacaklar

Manolya • 22-06-2019 20:44