Zamane

Zamane
Kitabın Yazarı:Engin Geçtan Kitap Türü:Psikoloji Yayınevi:Metis Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2010 Sayfa Sayısı:104 ISBN:9789753427593 Kitap Puanı:8 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:14,73 TL D&R:16,80 TL Amazon:27,77 TL e-kitap,pdf,epub: *

8
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Zamane - Engin Geçtan

Kitap Türü:Psikoloji

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Zamane Özet

Yazar, kitabına “Türkiye adaletli bir yer değil” cümlesiyle başlıyor. Yazarın kendisi bu fikre katılır mı bilinmez ama bu cümleyi yolda annesiyle yürüyen on yaşlarındaki bir çocuktan duyduğunu ifade ediyor. Yazara göre geçmişte de birtakım kaygılar yaşanıyordu fakat bugün üretilmiş kaygıdan çok somut nedenlerle ilintilendirilmiş kaygıdan söz ediliyor gibi. “Bize neler oluyor?” sorusunun cevabının kesin olmayacağını bile bile kendi deneyim ve izlenimlerinden yola çıkarak yazar kitabında bizlere fikirlerini derlemiştir.

Çoğu sosyal ortamda dinlemek işitmenin fazla ötesine geçemez. İnsan bir konuyu dinlerken gözlemlerinden kurtulup gerçekten konuşulanın içine girebilirse çok zengin bir deneyim yaşar. Heidegger “otantik dinleme” kavramını ortaya atmıştır. Bu dinlemede beyin birçok algı sürecini harekete geçirir. Sesin tonundan, beden diline ya da neyin ne zaman söylendiğine kadar birçok farkındalık içerir bu dinleme türü. Günümüz ortamlarında bireyler daha çok birbirini etkilemek amacıyla konuşmakta yani performansa dayalı. Bir kısım insan, yalnız kalmamak için ilişkisizliklerin yaşandığı, birbirinin benzeri kalabalıklarda bunu gidermeye çalışıyor. Yazar, keyif ile proje beraberliklerin birbirinden çok farklı şeyler olduğunu ifade ediyor. Sosyallik anlayışımız gibi bireylerden bağımsız birçok şey de etkilenip değişmektedir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’da yaşananlardan sonra toplumların da hastalanabileceği fark edildiğinde, “normal” kavramının yeniden değerlendirilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Yazara göre normallik artık tedavülden kalktı. Bunun yerine günümüzde her birimiz birer “arıza” olarak görülüyoruz. Birer arıza olmamızın nedenlerinden biri de içinde bulunduğumuz dönemde üst-sistemler, değerler ve normlar insanlar üzerinde etkiliydi fakat katlanılması bu kadar zor değildi. Saygı ve hoşgörü hakimdi, dayatma değil.

1960’ların siyasi olaylarının temelindeki ve getirdikleri psikolojik etkileri de inceleyen yazar; “kimlik bunalımı” kavramına dikkat çekmektedir. Hem o dönemde hem de akademiye girdiği yıllarda gençler arasında oldukça yaygın olan bu sorun ciddi ve önemsenmesi gereken bir kavram, diyor yazar. Her egonun bir benliği, her benliğin de bir kimliği vardır. Kimlik, bir insanın normlarını, değerlerini, seçimlerini içerir. Davranışları yönlendiren bu referans noktalarının bozulması kimlik algılamasını da bulanıklaştırır. Bu durumun zemininde özerk bir varlık olmayı öğrenememe yatmaktadır. Kişiler kendi dünyasına yabancılaşabilir ve hatta intihara kadar varabilir. O dönemlerde durum bu hale gelmedi çünkü içinde bulunulan durumun etkisiyle bireyler politize olup bir aidiyet edinerek kendilerini korudular.

Çözülen değerler olarak kastedilen; kültür, sanat, estetik ve görgüdür. Tüm bunlara ilgi duyulmayan bir ülkede ekonomik güç kazanmış olmanın sınıf atlamayı da kapsayabileceği fikrine katılmıyor, yazar. Değersizlik ve eziklik duyguları iktidar ve güç ile telafi edilemiyor. Kendilerini kendileri gibi olduğu için kabul eden insanlardan uzak olduklarından. Bu sebeple sınıf atlama ters tepen nafile bir çaba. Bu zaten kendiliğinden ve fark edilmeden oluverir.

Değerlerin ve kültürün önemsenmemesi kadar sıkıca bağlanılması da bir problem yaratabilmektedir. Aidiyet duygusunun sarsılmasıyla geleneksel değerlere bağlı insanlar için temel yaşam desteğinden yoksun kalma tehdidini de beraberinde getiriyor. Bu baş edilmesi zor durum var olan değerlere daha katı bir biçimde tutunulmasına yol açmakta. Kendi köklerimize sırtımızı dönmek de ileriki yaşlarda kendini gösteren fakat çoğu zaman maskelenmeye çalışılan bir yas duygusunun yaşanmasına neden oluyor. Önemli olan kendini bilmek, kendini dinlemektir. Çağa direnmek karşı çıkmak değil de kendini önceliklerini istediklerini değerlendirip mutlu yaşamaktır. “Başkalarını bilen bilgi edinir, kendini bilen ise aydınlanır.”

Yazarın diğer kitapları gibi okunması oldukça kolay dili oldukça anlaşılır olan bir çırpıda bitirivereceğiniz bir kitap. Tarihsel olayları ve toplumların dönüm noktalarını yazar kendi izlenimleriyle ve psikolojik literatüre dayandırarak incelemektedir. Siyaset ve politize edilmiş olayları okumaktan çok olayların temelindeki ve arkalarından gelen sürece dair psikolojik çıkarımları okumak isteyenlerin seveceği bir kitap. Yazarın da deyişiyle eleştirel bakmak yerine olanları ve olmakta olanları anlamaya çalışmanın heyecanını korumalıyız.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Zamane Yorumları