İnsan Ruhuna Yöneliş

İnsan Ruhuna Yöneliş
Kitabın Yazarı:Carl Gustav Jung Kitap Türü:Psikoloji Yayınevi:Say Yayınları Yayınlandığı Yıl:2011 Sayfa Sayısı:280 ISBN:9789754680584 Kitap Puanı:7.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:32,50 TL Babil:34,38 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

İnsan Ruhuna Yöneliş - Carl Gustav Jung

Kitap Türü:Psikoloji Orjinal Adı:L’homme à la Découverte de Son ÂmeÇeviren:Engin Büyükinal

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

İnsan Ruhuna Yöneliş Özet

Jung eserinde "arketip" terimini literatüre kazandırmaktadır. Arketipler ilk zihinsel yapılar anlamına gelmektedir. Jung arketiplerin zeka düzleminde, içgüdülerin ise biyolojik düzlemde yer aldığını savunmaktadır. Arketipler, içgüdünün görünümü, biçimi ve imgesidir.

Fizik düzende başvurduğumuz açıklamaların geçmişte ruha yönelik yaptığımız aşırı dayatmalardan kaynaklandığını ifade etmektedir. Maddesel nedenlere aşırı önem verdiğimizi ve anahtar sözcüğü elimize geçirdiğimiz andan başlayarak maddeyi "metafizik" ruhtan daha iyi tanıdığımız yanılsamasıyla kendimizi oyalıyoruz. Oysa madde bizlere en az ruh kadar yabancıdır.

Freud ve Adler'in fikirkerine büyük oranda karşı çıkan Jung; ruhun bir salgı bezine benzetilmesine karşı çıkmata ve bunun ruhsuz bir ruhbilim olacağını belirtmektedir. Ruh bilinç ve bilinçaltına bağlı tepki veren bir mekanizmadır. Bilinçli işlemesiyle biliçdışı işlemesi aarsındaki tek fark; bilinç, yoğunluğuna ve merkezileşmesine karşın bir anlıktır; belli bir ana ve kendi çevresine elverişlidir. Bilinçaltı ise yoğunluğu, merkezileşmesi yoktur. iç karanlıklara derece derece ulaşır, sonsuz bir genişlik elde eder, birbirine benzemez bir küme ögeyi yan yana kapsar, yücelik algılarının belirsiz yığını ondadır, ataların, yaşamı boyunca oluşmuş katmanlaşmaların olağanüstü gömüsü de ondadır. Freud ise bilinçdışına bilincin şekil verdiğini düşünmektedir. Jung ise bilincin bilinçdışından sızan duygu, duyum, düşünce ve sezgiye göre şekil aldığını düşünmektedir. aralarındaki en keskin ayrımlardan birisi de budur.

Ruhsal fenomenlerin çıkışını Freud, cinsel içgüdü ile açıklarken, Adler ise irade gücüyle açıklar. İkisinin de kuramı nesnel ve katıdır. Katı bakış açılarına göre de bireyler benzer durumlara farklı ruhsal tepkiler veremez diye düşünürler. Bu değişmezlik "küme bilincinin" olmadığını düşündürtmektedir. Küme bilinci farklı fikirlerin, düşüncelerin olduğunu kabul etmek demektir.

Psikoloji bilincin ve verilerinin bilimidir. Aynı zamanda bilinçaltının da bilimidir ama ikincil derecede çünkü bilinçaltına dolaysız ulaşılamaz. Nedeni de bilinçdışı oluşudur. Bilinç ise bir tür çevreye dönük algılama ve yönelme organı gibidir. İşlevlerinden biri nedeniyle beynin yarımküreleri içinde yer alır. Ruhun geri kalan bölümü beynin yarımkürelerinde değil bambaşka yerlerdedir.

Çağrışımsal deneyler Jung'un kullandığı önemli bir tekniktir. Jung, birbirinden farklı kelimeler hazırlayarak hastasına bu kelimlerle ilgili aklına ilk gelen kelimeyi söylemesini ister. Eğer bir kelime diğerlerinden çok farklı ya da bir kelimeden sonra dizin bozuluyorsa orada bir travma tespit ettiğini ileri sürmektedir. Freud'un serbest çağrışım yöntemini benimsemez çünkü kelimelerin çok saparak amaca hizmet etmediğini düşünmektedir.

Kompleks terimi ilk kez Jung tarafından kullanılmıştır. Kompleks, bilinçaltından bilince akan, kendi iradeleri olan, kişinin karar verme yetisini, ruh ve duygu durumunu etkileyen güçtür. Coşkulu kompleks ise engellenmiş ruhsal bir durumun coşkulu ve canlı bir imgesi, hem de bilinçli olağan davranış ve görünümle hiç uyuşmayan bir imgesidir.

Düşler kitapta değinilen önemli bir kavramdır. Düş, ruhsal bir oluşumdur ve bilincin alışıllmış verilerine ters düşer. Her düşsel imge parçası bizi geçmişe götürecektir. Düş bizimle simgesel bir sözlük aracılığıyla iletişim kurara, yani iletişim araçları imgesel ve doyumsal görünümler, düşünceler, yargılar, kavramlar, zorlamlar, eğilimler vb.'dir. Bütün bu saydıklarımız bilinçaltına itilmiş, farkında olmadığımız şeylerdir. Düş, bilinçaltı etkinliğinden kaynaklanarak orada uyuklayan içeriklerin tanıtımını gerçekleştirir. Kuşkusuz, bilinçaltındaki tüm içerikleri değil; yalnızca çağrışım yoluyla harekete geçen ve bir anlık bilinç durumuyla ilinti kuran içerikleri gün ışığına çıkarır.

Düşlerde gündüz yaşanılan şeylerin tam tersi görülmelidir. Örneğin Jung Afrika'da kaldığı sürede rüyasında hep beyaz insanları görmüştür. Savaşta rüyasında savaş gören asker cepheden çekilir çükü bilinçaltı yenilmiş demektir.

Jung kitabın son kısmında beliren genel güçsüzlüğün nedenleri, bilinçaltını hiç dikkate almaksızın tek bilinçle ama yalnızca bilinçle ilgilenilmiş olmasıdır. Sonuç olarak insan için en büyük tehlike, bilinçaltı etkilerin biriktiği kitleden kaynaklanır ve bilincin akılcı direnmelerini susturur. Her kitle örgütü, dinamit yığınından farksız gizli bir tehlike oluşturur. çünkü buradan kimsenin istemediği ve hiç kimsenin de engelleyemeyeceği etkiler yayılır!

Jung, psikoloji alanının üç büyük devinden birisidir. Genelde Freud ile yaşadığı çatışmalar ve Freud'a yönelik takıntısını ya da Freud'un kendisine yönelik takıntısını anlatan rivayetlerle gündeme gelmektedir. Jung'un psikoloji literatürüne kazandırdıkları, görüşleri ve deneysel çalışmaları ile ilgili oldukça güzel ve zengin bir kaynak olduğunu ifade etmek mümkün. Okuması kısmen zor, bölüm bölüm de akademik dil ağır bassa da ilgi duyanlar için önemli bir kaynak olduğunu söylemek doğru olacaktır.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

İnsan Ruhuna Yöneliş Soruları ve Cevapları

İnsan Ruhuna Yöneliş kimin eseri?

Carl Gustav Jung

İnsan Ruhuna Yöneliş türü nedir?

Psikoloji

İnsan Ruhuna Yöneliş kaç sayfa?

280

İnsan Ruhuna Yöneliş Yorumları