Felsefeye Giriş

Felsefeye Giriş
Kitabın Yazarı:Nigel Warburton Kitap Türü:Kişisel Gelişim Yayınevi:Alfa Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2021 Sayfa Sayısı:320 ISBN:9786051712413 Kitap Puanı:7.7 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al D&R:22,45 TL KitapYurdu:24,75 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Felsefeye Giriş - Nigel Warburton

Kitap Türü:Kişisel Gelişim Çeviren:Mehmet Ata Arslan, Kerem Cankoçak

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Felsefeye Giriş Özet

Varoluşsal sancıların sorgulandığı, insanlığın nerede başlayıp ne hallere geldiği konularının oldukça fazla konuşulduğu bu günlerde tam da okunacaklar listemizde olması gereken bir kitapla sizleri baş başa bırakıyorum.

Yazar Warburton "Tanrı var mıdır?" Sorusuyla başlıyor kitabına. Bunu sorgularken de birçok farklı argüman kullanıyor. Bugün sizlere işte bu argümanlardan bahsedeceğim.

TASARIM ARGÜMANI: Her şeyin tasarlanmış olduğuna dair kanıtları özünde taşıyan bir argüman esasında. Saat gibi tasarlanmış bir nesne ile göz gibi doğal bir nesnenin birçok yönden benzerliğe sahip olduğu fikrine sırtını yaslayan ancak evrenin de tamamen bir tasarım hatası olduğunu zira insan gözünün miyopluğa ve ileri yaşlarda katarakta meyilli olmasını da bu hatanın varlığıyla açıklayan argümandır.

İLK NEDEN ARGÜMANI: Kendi kendini çürüten bir argüman da diyebiliriz. Zira Tanrı'dan önce de onu yaratan bir nedenin olması gerekirdi.

ONTOLOJİK ARGÜMAN: Her türden şeyi var oluşa gelebilecek türden tanımlar. Tanımı gereği var olduğunu söylemek saçma görünse de ilk olarak Kant tarafından ortaya konmuştur.

Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken argümanlardan biri de KUMARBAZ ARGÜMANI oldu. Filozof ve matematikçi Pascal'ın ortaya attığı " Pascal'ın Bahisi" olarak bilinen bu argüman diğerlerinden çok farklıdır. Bu argümanın amacı Tanrı'nın varlığını ispatlamaktan ziyade, akıllı bir kumarbazın Tanrı'nın var olduğuna dair bahse girmek için her türlü yeterli sebebe sahip olduğunu göstermektir. Bir agnostiğin eylem biçimi arada bir yerde durup ne Tanrı'nın var olduğuna ilişkin ne de var olmadığına ilişkin karar vermektir. Gelgelelim kumarbaz argümanı yapılacak en rasyonel hareketin kaybetme şansını en asgari düzeyde tutarak mümkün en büyük ödülü kazanma şansını hedeflemek olduğunu söyler. Bunu yapmanın en iyi yolu da Tanrı' ya inanmaktır. Bu bahiste bahsi kazanırsak bazı dünyevi hazlardan mahrum kalabilir, saatlerimizi ibadet ederek harcayabilir ve ebedi yaşamı kazanmış, hak etmiş oluruz. Bununla birlikte Tanrı'nın var olmadığına bahse girmeye karar verirsek ve bu bahsi kazanırsak, ilahi bir ceza korkusu olmadan yaşamın getirdiği hazlardan keyif almak mümkün hale gelebilir. Fakat bu bahsi kaybedersek ( yani Tanrı aslında varsa) ebedi bir yaşama sahip olma şansını elimizden kaçırmış ve hatta sonsuz azaba mahkum edilme hissini kendimiz için olası hale getirmiş olabiliriz. Bu argüman içtenlikten uzak ve tamamıyla kişisel çıkar temelli görünmektedir diyebiliriz.

ÖLÜMSÜZLÜK SIKICI MI OLURDU?

Yardımsever bir Tanrı eğer varsa, bizim ölümden sonra da sıkılmamızı istemezdi. Belki de Tanrı tümüyle yardımsever değildir.

Kant için bir eylemin gerekçesi eylemin kendisinden ve onun sonuçlarından çok daha fazla önemlidir. Elinde balta tutan çıldırmış bir adam bana arkadaşlarımın nerede olduğunu sorarsa, ilk eğilimim ona yalan söylemek olacaktır. Ancak Kant' a göre böylesi özel bir durumda bile yalan söylemek ahlak dışı bir eylem olacaktır. Kant'ın kuramı eylemlerin sonuçlarını hiçbir zaman hesaba katmaz.

Yazarımız felsefeyi can sıkmadan, bunaltmadan ele alırken aktüel birçok konu da dikkatinden kaçmamıştır. Örneğin etik, ötenazi, meta-etik gibi kavramlara değinmeden geçememiştir. Son yıllarda filozofların ilgileri daha çok ötenazi, kürtaj, embriyo çalışmaları, hayvan deneyleri ve diğer birçok konunun ahlakiliği gibi etik sorunlara yönelmiştir. Yazarımızın da bunlardan bağımsız yazması elbette düşünülemezdi. Argümanlara devam edecek olursak;

HAYVANLAR: Descartes hayvanların ruha sahip olduğuna inanmaz. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin uygulanmasında ahlaken hiçbir yanlış yoktur. Aristotales hayvanların insanoğlu için var olduklarını düşünür. Ona göre onlar yük hayvanı, taşıma ve yemek kaynağı oldukları ve de derilerinden olağanüstü ayakkabılar ve kıyafetler yapılabildiği için dünyadadırlar.

ÖZGÜRLÜK kavramı kitapta iki bağlamda ele alınmıştır. Bunlar: Negatif ve Pozitif özgürlük. Negatif özgürlük engel ya da kısıtlamaya maruz kalmamaktır. Eğer hiç kimse sizi bir şey yapmaktan etkin bir biçimde alıkoymuyorsa özgürsünüz demektir. Pozitif özgürlük kendi hayatınızı kontrol etmek üzere sahip olduğunuz özgürlüktür.

CEZA: Filozoflar, bireylerin devlet nezdinde cezalandırılmasını dört temel başlık altında gerekçelendirmeye çalışmışlardır. Kısas olarak, caydırıcı olması bakımından, toplumu korumak açısından kişinin ıslah edilmesi için ceza olmalıdır.

KISAS: Cezanın suçu, işlenen sucun ağırlığının tam karşılığı olmalıdır.

CAYDIRICILIK: Cezanın genel bir gerekçelendirilmesi cezalandırılan bireylerin yasayı çiğnemek konusunda cesaretini kırmasıdır. Eleştiriler genellikle işe yaramadığı üzerinedir. Zira idam cezası seri katilleri caydırmaz.

TOPLUMUN KORUNMASI: Eğer bir kimse herhangi bir haneye tecavüz ederse başka hanelere de tecavüz edebilir. Ancak pratikte aynı suçu tekrarlamayacak suçluları tespit etmek hiç se kolay değildir.

ISLAH ETMEK: Cezanın suç işleyenlerin karakterlerini değiştirmesine yardım ettiği ve böylelikle serbest bırakıldıklarında artık suç işlemeyecekleri anlamına gelir.

SİVİL İTAATSİZLİK: Belirli yasaları ya da hükumet politikalarını değiştirmektir. Vietnam savaşı esnasında bazı Amerikalıların asker çağrılmalarına rağmen savaşmayı reddetmesidir. Eleştirisi yasaları çiğnemeye teşvik ediyor olmasıdır. Bu bir kaygan zemin argümanıdır.

SAĞDUYU REALİZMİ duyularımızın dış dünyayı algılamada yeterli olduğunu söylerken YANILSAMA ARGÜMANI duyularımızın da yanılabileceğini destekler. Örneğin suya batırılan düzgün bir sopanın bir kısmını eğri olarak görmemiz gibi.

Hepimiz kendimize ait sinemalarda film izlemek üzere kapatılmışızdır, fakat sinemanın dışında da gerçek bir dünya yoktur. Dahası sinemayı terk edemeyiz, çünkü dışarıda hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla filmler bizlerin yegane gerçekliğidir. Ekrana hiç kimse bakmadığı zaman, projektörün ışığı söner, fakat film projektör aracılığıyla oynamaya devam eder. Keyifli okumalar..

Yazan: Sinem Aydın

Felsefeye Giriş Yorumları

bir girdik çıkamadık böyle kitap mı olur zorla okutuyorlar

16-10-2021 19:23