Erken Kaybedenler

Erken Kaybedenler
Kitabın Yazarı:Emrah Serbes Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:İletişim Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2009 Sayfa Sayısı:143 ISBN:9789750506765 Kitap Puanı:7.3 / 10 | Yorum: 4

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:15,82 TL e-kitap,pdf,epub: *

7.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Erken Kaybedenler - Emrah Serbes

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Erken Kaybedenler Özeti

Anneannemin Son Ölümü
Anne babası bir trafik kazasında ölen çocuk anneannesi ile yaşamaya başlar. Torunundan başka kimseye tahammül edemeyen bu yaşlı kadın, ailesini kaybetmiş bu çocuk için hayatın ta kendisidir. Anneannesi ile hayatın tadını çıkaran çocuk bir gün onun hastalandığını görür. Teyzesinin gıcık kızı ve oğlu ile teyzesinde anneannesinden haber bekleyen çocuk bir yandan da kuzenleriyle kavga edip durur. Şu hayatta anneannesinden daha fazla sevdiği kimse yoktur. Teyzesinin kızı telefon çaldığında cevap veren kişi olur ve çocuğa anneannesinin öldüğü haberini verir. Bu haberden sonra teyzesinin evini terk eden çocuk sokaklarda zaman geçirmeye niyetlenir ancak küçük bir çocuk olması ve yaşından büyük hareketleriyle dikkat çeker ve sonunda da polisle karşı karşıya gelir. Sonunda teyzesi ve eniştesi gelip çocuğu alırlar ve böylece anneannesinin ölmediğini, kuzeninin alçak bir şaka yaptığını öğrenen çocuk hastaneye koşar. Anneannesi ile konuşmaya başladığında ise onun aklında boşluklar oluştuğunu, çocuğu da rahmetli eşi Rüstem sandığını görür. Anneannesi geri döndürülemez bir şekilde yok olmuştur artık.

Zannettiğin Gibi Değil
Bir barda abisi Serhat'ın sevgilisine ahkamlar kesen, ona sarkan çocuk en sonunda kızı öpmeye çalışmasıyla kızın kaçmasına sebep olur. Saatlerdir kardeşini arayan abisi bara geldiğinde ise çocuk epey sarhoştur. Başarılı abisinin altında ezilen, kamyonun ezdiği babasının ölümünü mafyalara karşı çıktığı için öldürüldüğü şeklinde olduğuna kendini inandıran çocuk, hayatını yalanlar üzerine kurarak sorunlardan kaçabileceğini düşünmektedir. Abisi onca dil döker ancak yine de küstahlıklarına devam eder. Aslında derdi babasını kaybetmesi ve kendi başarısızlıklarıyken, suçu başkalarına yükleyerek bu dertlerden kurtulmaya çalışmaktadır.

Korhan Ağbi'nin Kardeşi

Aycan her maç gününde saha kenarındaki yerini almaktadır. Zamanla Aycan'ın göğüslerinin belirginleşmesi Erhan'ın dikkatini çeker ve onlara dokunmak ister. Bunun için de arkadaşını kullanmaya niyetlenir. Aycan ile arası iyi olan arkadaşı Aycan ile bir buluşma ayarlayacak, Aycan da buluşmaya geldiğinde Erhan kızın göğüslerine dokunacaktır. Olay tam da böyle gerçekleşir ancak Aycan'ı çağıran çocuk büyük pişmanlık hissetmektedir. O anda Aycan'ın kaçıp gitmesi de bu pişmanlığı çocuk için derin depresyona çevirir. Günlerce evden çıkmayan çocuk bir yandan da Aycan'ın abisi Korhan'dan dayak yiyeceğinden korkmaktadır. Günler günleri kovalar ve bir gün yolda Korhan Ağbi'ye denk gelen çocuk Aycan ve ailesinin başka şehre taşındığını öğrenir. O gün yaşanan talihsiz olayı hiç açmadan vedalaşır Aycan ile. Babasının yanında çalışmaya başlayan çocuğun hayatı Erhan yüzünden hep tehlikede kalarak devam eder.

Denizin Çağrısı

Tatile giden çocuğa 2 seçenekten birini seçmesi gerektiğini söyler annesi; tatile ya kovasını ya da kamyonunu götürecektir. Kamyonunu seçen çocuk deniz kenarında kumlarla oynamaya başladığında anlar yanlış seçim yaptığını. Kamyonuyla oynamaya çalışırken bir kız gelir dikilir tepesine. Bir süre sonra tanışırlar ve birlikte oynamaya başlarlar. Kızın annesi laftan anlamayan küçük kardeşini de gönderir yanlarına birlikte oynasınlar diye ama ikisi çocuk da istemez bu ufak bebeğin dahil olmasını. Oyunlarına devam ederken en mutsuz olduğu günü anlatır küçük kız. Bir yakınının düğününde gelinlik giydirilmiş, gelin olduğu söylenmiş ancak düğün bitip de damat gelini alıp da götürdüğünde yapayalnız kalmış. En mutsuz olduğu an buymuş. Tatil bitip de evlerine dönen çocuk, küçük kızın bu mutsuzluğunu hiç aklından çıkaramaz. Mutluluk da mutsuzluk da bu kadar kolaydır işte.

Cahide

Mahallenin küçük çocukları 21 yaşındaki Cahide'ye aşıktırlar. Henüz 11 yaşındaki çocuk da yıllara meydan okumak için aşık olmuştur Cahide'ye. Hep Cahide'nin dikkatini çekmeye çalışır ama Cahide zaten başkasıyla sevgilidir. Mahalleli, bir erkekle saklı köşelerde görüşen Cahide'nin adını çıkarır. Türlü laflar ederler. Derler ki, Cahide para ile erkeklerle birlikte olmaktadır. Bu iftira gerçek mi yalan mı bilinmez ama mahalleli çocuklar 'Parasıyla değil mi her gün gideceğiz.' demeye başlamışlardır bile. Cahide'ye aşık çocuk bu iftiralarla yıkılır. Cahide öyle biri değildir onun gözünde. Gün gelir Cahide'nin evleneceği haberini alır ve Cahide'ye olan aşkını söyleyemeden onun gidişine tanık olur.

Üst Kattaki Terörist

Abisi şehit olan çocuk cenazede birilerinin 'Ağlarsan düşmanları sevindirirsin.' lafı üzerine hiç ağlamaz, ağlayanları da azarlar abisinin ölümünün teröristleri sevindirmemesi için. Yıllarca bu hisle yaşar. Ağlamayacaktır ve böylece teröristleri sevindirmeyecektir. Derken bir gün üst katlarına bir genç taşınır. Annesinden duyduğuna göre bu genç teröristtir. Tüm mahalleli öyle demiştir annesine. Abisinin hıncını alma hırsıyla yanıp tutuşan çocuk bu gencin başına bir iş gelsin ister. Gidip karakol, kaymakamlık kimi bulursa şikayet eder. Yetkililer genci sadece döverler ama genç bir hafta sonra yine sokaklara döner. Zamanla bu genci takıntı haline getiren çocuk işini kendisi halletmeye karar verir. Gençle tanışacak ve kaleyi içten fethedecektir. Kapısını çalar ve annesinin kek gönderdiğini söyler. Kapıyı açan kız, gencin sevgilisidir. Gencin adının Semih olduğunu, üniversitede öğrenci olduğunu öğrenir. Kız arkadaşı evden hiç ayrılmadığı için Semih'i bir türlü öldürme fırsatı yakalamayan çocuk, bir fırsat yakalama umuduyla zamanının çoğunu Semih'in evinde geçirir. Semih'in arkadaşlarıyla tanışır. İçinde Kürt, Türk birkaç kişinin bulunduğu bu arkadaş grubu çocuğa Küçük Faşo adını takmışlardır. Bir gün grup eylem yapma planları yaparken çocuk da dahil olur ekibe. Eylemin sonunda şehit kardeşi olduğu için çocuğa dokunulmaz ancak Semih ve arkadaşları tutuklanır. Sonra da Semih 6 ay okuldan uzaklaştırılır. Aslında Semih çocuğun düşündüğünün aksine terörist değil, sadece bir gençtir. Semih'in 6 aylık süreçte evindeki tüm eşyaları satıp ailesinin yanına gideceğini öğrenen çocuk abisinin ölümünden sonra ilk defa ağlar. Semih'ten aldığı tek eşya da Semih'i öldürmeye kalktığı ütü olur. Semih'in gidişiyle hayatında yeri doldurulamaz bir boşluk oluşur.

Alçakgönüllü Arzular

İngilizcesi kötü olan çocuğa ailesi bir üniversite öğrencisi olan Gizem'i getirirler. Tatilde çocuğa ders verecek olan bu öğrenci, çocuğun İngilizcesini toparlamasına yardımcı olacaktır. Çocuk zamanla Gizem'e karşı hisler besler ve aralarındaki yaş farkına bakmadan Gizem'i öpmeye kalkışır. Gizem de bu olaydan sonra çıkıp gider, bir daha da asla dönmez. Çocuk bir süre sonra yaptığı şeyden utanç duymaya başlar ancak Gizem bir daha asla o eve gelmek istemez. Bunun üzerine çocuk Gizem'in okuluna gider elinde bir çiçekle. Kafeteryada arkadaşlarıyla oturan Gizem'i görür ve onunla konuşmak istediğini söyler. Konuşmaları sırasında öğrenir ki, Gizem yurtdışına gidecektir. Bunun üzerine çocuk İngilizce eğitim almaya karar verir. En beceremediği ders, en çok öğrenmek istediği ders olur.

Kimi Sevsem Çıkmazı

Babası bir adamı öldürmüş ve Ecevit affıyla hapishaneden çıkmış olan çocuk babasının tüpçü dükkanında çalışmaktadır tüm yaz döneminde. Uzun bir zamandır da Handan'a aşık olan çocuk, aynı anda Handan'ın annesi olan Edebiyat Öğretmenine de aşıktır. Ayrıca, geçen zamanla birlikte büyüyüp serpilen Handan'ın kardeşini de sevmektedir. Ailenin 3 kadını arasında kimi seçeceğine bir türlü karar veremeyen çocuk Handan'ın kendini reddedip durmasını kendine yediremez. Kızın kardeşi aracılığıyla sürekli Handan'a laf sokmaktadır. Günler gelip geçer ancak Handan'ın sevgilisi kızı evleneceğiz diye kandırmaktadır. Bir gün Handan'ın kız kardeşi çocuğu arar ve koş gel diye onu eve çağırır. Eve gittiğinde de çocuğun kafasına babasının kendisini korusun diye verdiği silahı dayar ve onu gerçekleri itiraf etmeye zorlar. Handan'ın sevgilisine Handan'ın kız kardeşini de ayarttığını itiraf ettirir. Sonra da onları öylece bırakıp çıkar gider. İçip içip Handan'ın evini arar ve annesine 'Benimle gel.' diyecek cesareti bulur ancak tabiki de reddedilir. Bu kendi küçük, aşkları kendinden büyük çocuk kimi sevsem çıkmazında ailenin tüm kadınlarını tarafından reddedilmiştir.

Toplamda 8 hikayeden oluşan Erken Kaybedenler, erkek çocukların dünyasında nelerin döndüğünü gözler önüne seriyor. Okurken büyük keyif alacağınız, komik bir dille yazılmış bu ukala ergenlerin dünyası, oldukça sıradan hikayeleri sıra dışıymış gibi yazan Emrah Serbes'in elinde bambaşka bir dünyaya dönüşmüş. Yıllar önce sosyal medyada da görmüş ve çok beğenmiş olduğum 'Üst Kattaki Terörist' hikayesi benim favorim oldu. Hikayeler sıradan olmasına rağmen öylesine güzel bir üslupla yazılmış ki, sanki karşımda gerçekten bu ergenler, çocuklar varmış gibi okudum. Kafa dağıtmalık, kısa kısa hikayeleriyle tek seferde ya da ara sıra birer birer okuyarak zamana yayılabilecek bu hikayeler hepimizin içindeki ergeni, asiyi ortaya çıkarabilecek güçte. Keyifli okumalar dilerim.

Editör: Ebru S. Bektaş

Erken Kaybedenler Konusu

AnKara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik, hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...
Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...İşçiler, yoksullar, teyzeler, abiler... Kolay ağlayan sert adamlar... Taşra seyrekliği, mahallenin kalabalığı... Kıskanç, gururlu, saf ergenler... Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek çocukları konuşturuyor... Kederli, insana dokunan komik hikâyeler bunlar...

"Dizinin dizime değişi, Handan'ın annesi için bir kelebeğin kanat çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle..."
Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...

Erken Kaybedenler... Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Erken Kaybedenler Yorumları

güzel bir kitap deliduman daha iyiydi yine de aynı çizgide devam etmiş beğendim

12-05-2015 15:46

ben hiç beğenmedim

14-12-2015 12:13

ben polisiye diye aldım farklı sıkıcı bir konu çıktı hayal kırıklığına uğradım

21-12-2015 20:29

konusu çok ilginç erken kaybedenler bence çok güzel bir kitap olmuş benim beklediğimden daha iyi çıktı

31-07-2019 13:40