Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikayeler

Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikayeler
Kitabın Yazarı:Mehmet Seyda Kitap Türü:Öykü/Hikaye Yayınevi:Bilge Kültür Sanat Yayınlandığı Yıl:2009 Sayfa Sayısı:256 ISBN:9786055715106 Kitap Puanı:8.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:11,69 TL D&R:13,30 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikayeler - Mehmet Seyda

Kitap Türü:Öykü/Hikaye

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikayeler Özet

Evliya Çelebi - Abdal Han'ın Pehlivanı

Abdal Han, hünerli zeki bir Han'dır. Bir gün Abdal Han'ın sarayına Melik Ahmet Paşa gelir ve çeşitli pehlivanların hünerlerini sergilemesini izlerler. Bir pehlivan çıkar ki, fırıldak gibi dönmektedir kendi etrafında. Bir taklalar atar ki dört, beş kez yere inmeden. Hayran olurlar ona. Sıradaki pehlivan ise halkı hayretlere düşürür. Önce anadan doğma ortada gezerken birden uçmaya başlar aşağıya indikten sonra Han'dan sarayın tüm kapılarının kapatılmasını isteyerek tüm meydanı suyla doldurur. Halk boğulma korkusuyla birbirini yemeye başlamışken bizim pehlivan bir hareketle çeker tüm suyu. Boğulmaktan korkup çıplak kalanların haline ise tüm ahali güler.
(Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinden alıntıdır.)

Ahmet Rasim - Falaka

Çocukluktan beri kişiler çoğu şeyden korkarlar. Bebeklikten başlar bu korkutmalar. Bebek ağzına bir şey alacağı zaman, "ö, kaka!" elini tehlikeli bir şeye uzatacağı zaman "cız!" Diyerek engel olunur. Hırsızlardan, düşmekten, cinlerden, periler den küçüklükten beri korkutulur çocuklar. Ama küçük yaşta çocukların en büyük korkusunun hoca olduğu, onun korkusunun tüm korkuları geride bıraktığı, onun öğrencileri dövebilmek için var olan eşyalarından, falakaya yatırdığından bunlar duyulunca da, babalar da hocaya çocuğu teslim ederken " Eti senin, kemiği benim" dediği için çocuklar hocalardan korkarlar.

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Menekşe Kalfa'nın Savunması

İkdam gazetesinin yazarlarından biri bir gün yazılarından birinde Menekşe kalfa'ya adında hayali bir kişiye bir satır yazar. Hüseyin Rahmi'nin eski aşçılarından olan Menekşe Kalfa, Hüseyin Rahmi'ye gelerek ona karşılık bir savunma yazmasını ister. Karşılığında da yirmi adet patlıcan dolması yaparak savunmasını Hüseyin Rahmi'ye yazdırır.

Halit Ziya Uşaklıgil - Ferhunde Kalfa

Ferhunde evin kızı Hasna ile birlikte büyümüş, Hasna'ya ne alınsa aynısının bir düşüğü kendisine de alınmıştır. Yıllar boyu böyle geçmiş Hasna evlenecek yaşa gelmiştir. Ferhunde Kalfa hemen kendisinin de evleneceğini düşünür çünkü bunca yıl Hasna'ya ne olduysa aynısı kendisine de yapılmıştır. Ancak Ferhunde Hasna'nın hizmetine verilir. Yıllar geçer Hasna'nın bir çocuğu olur. Ferhunde evlenmeyi beklerken iyice yaşlanmış hala Hasna'nın çocuğu ile ilgilenmektedir. Böylece yıllar geçer Ferhunde daha da yaşlanır. Bir gün Büyük Bey kendisini evlendirmek istese de Ferhunde artık evlenmeyi istememektedir. Eski hevesi kalmayan Ferhunde yaşlandığının farkında, ömrünün geri kalanını da hizmet etmekle geçirmeyi istemektedir.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu - Bir Damla Kan

Arkadaşları ile birlikte ava çıkarlar. Adam, bir elinde tüfek bir elinde sopa ile kuş avlamaya çalışmaktadır. Uzunca bir süre uğraşsa da hiçbir kuşu vuramaz. En son vazgeçmiş bir halde otururken bir tane küçük bir kuş vurur. Ancak gidip vurduğu kuşa baktığında içi acımaktadır. Onu vurduğu için derin bir vicdan azabı duyar. O günden beri o kuştan akan bir damla kan adamın yüreğinde siyah bir lekeye dönüşür.

Memduh Şevket Esendal - Gül Hanım'ın Annesi

Babası memur, annesi ev hanımı olan küçük bir kız çocuğu vardır. Bu kız çocuğu çok tatlı ve sevimli biridir. Babasının işi gereği başka bir şehire gelmiş, otelde kalmaktadırlar. Bu küçük kız aşağıya iner, herkesle ahbaplık eder, her şeyi herkese anlatır. Gül hanım adında bir de bebeği vardır. Bu bebeği de herkese gösterir ve kendisine Gül Hanım'ın annesi dedirtir. Bir gün Gül hanıma balık yağı içirmek isterken döken küçük kız, annesinin elbisesini de berbat eder. Küçük kızın annesi daha fazla yaramazlıklara dayanamayarak babayı otelde tek başına bırakır ve kızını alarak İstanbul'a döner. Küçük kız gittikten sonra otelde çoğu kişinin gözleri hala onu aramaktadır.

Abdülhak Şinasi Hisar - Çocuklar ve Oyuncaklar

Çocukların dünya için değerinden, onların henüz ölümden haberdar olmadan yaşayışlarından, ileride olacakları bilerek çocuklara bakmanın onlara karşı acıma duygusu uyandırdığından, oyuncaklardan, büyüyünce elimizde olan daha büyük olan oyuncaklardan, uçurtmalardan, bebeklerden bahsedilir.

Halide Edip Adıvar - Himmet Çocuk

Bir gün bir köyde yangın çıkar yangına bakmak amacıyla giden Halide Edip onbaşı, orada bir çocukla karşılaşır. Çocuk küçük yaşında çok şey yaşamış, hayata hep yeniden başlamış birisidir. Yaşı 11 olmasına rağmen çok çalışıp 2 öküz satın almış tarla sürmüş ancak öküzlerini eşkıyalara kaptırmıştır. Halide Edip onun hikayesinden çok etkilenir.

Halikarnas Balıkçısı - Dönmeyen

İzmir ortaokuluna gitmek üzere Mehmet İstanbul'dan sefere biner. Babası güverteye zar zor bilet bulabilmiştir. Ancak gemiye biner binmez cebindeki parayı ve yiyeceğini çaldırır. 1 gün aç karnına dayansa da o gece Mehmet'i birkaç kişi denize atar. O günden sonra Mehmet'i bir daha hiç kimse görmez.

Refik Halit Karay - Eskici

Hasan İstanbul'da yaşarken annesi babası vefat edince Filistin'e halasının yanına gönderilir. Dilini, yolunu bilmeyen Hasan zamanla dillerini sökse de konuşmak istemez. Ancak bir gün halası bir eskiciye ayakkabı yaptırırken adamın Türkçe konuştuğunu görür ve onunla konuşmaya başlar. Eskici de memleketlisini bulduğu için mutludur ancak işi bitip de gideceği zaman Hasan ağlamaya başlar. Hem eskici hem Hasan ayrılacakları için çok üzgündür.

Reşat Nuri Güntekin - Gamsız

Gamsız, okulun köpeğidir. Yıllar önce 3 tane çocuğunu gözünün önünde zehirlemiş, öldürmüşlerdir. Gamsız bu acıya dayanabildiği için mahalle halkı da onun adını Gamsız koymuştur. Gamsız yalnızca çocuklarla oyun oynasa da bir gün piknik sabahı başka birinin verdiği zehirli ekmeği yer. Bayram yerine giderken yolda kanlar içinde kalır. Kendisi kanlar içindeyken dereye düşen küçük bir kızı kurtarır ancak kendisi derenin akıntısına kapılarak kaybolur.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Ses Duyan Kız

Garipler köyünde Emine adında güzeller güzeli bir kız yaşarmış köyden sevdiği çocukla nişanlarlar Emine'yi ama nişanlısı harbe gider. Bir zaman sonra şehit haberi gelir köye. Emine ilk birkaç gün ses çıkarmasa da sonradan sesler duymaya başlar. Onun ermiş olduğuna inanılır. Belli bir zaman sonra da vefat eder ve ölüsünü türbe haline getirirler. O günden sonra askere giden kişilerin sevdicekleri, veya askere gidecek olanlar gelerek ses duyan kızdan haber aldıkları söylenir.

Ruşen Eşref Ünaydın - Oyuncakçı Affan Efendi

Affan Efendi zamana göre eski oyuncaklar satan, sert, veresiye vermeyen bir oyuncakçıdır. Aynı mahalleye oyuncakçı açan İgor efendi hem daha yumuşak, hem daha yeni oyuncakları olan hem de veresiye veren biridir. O mahalleye gelince Affan Efendi'nin işleri bozulur. Affan Efendi de son oyuncakları sünnet olan çocuklara dağıtarak dükkanı kapatır.

Ahmet Naim - Kuduz Düğünü

Demirci Kasım Usta'nın oğlunu kuduz köpek ısırınca Kasım Usta çocuğun etini dağlar ve İstanbul'a gönderir. Kaşıkçıoğlu Rasim Ağa ise kendi oğlunu köpek ısırınca kuduzu gidermek için onu palgurtlar. Ancak üstünden 40 gün geçmeden çocuk kuduz olur. Yapılan düğün boşa gitmiştir. Palgurtçu İlyas çocuğun üstüne su dökülünce daha çabuk öleceğini söyler. Çocuğun daha fazla acı çekmesine dayanamayan Kaşıkçıoğlu Rasim Usta çocuğun üstüne su döker bir sabah çocuğa bakmak için dama çıktığında kendisi kalp krizinden çocukta kuduzdan vefat eder.

Sabahattin Ali - Ayran

Küçük Hasan'ın annesi başka bir evde temizlikçilik yapmakta ve haftada 1 kez eve gelerek bir şeyler bırakıp gitmektedir. Ancak annesinin bıraktığı erzaklar Hasan ve iki küçük obur kardeşine ancak 3 gün yetmekte geri kalan günlerde ise Hasan evlerinden uzakta olan tren istasyonunda ayran satmaya çalışarak eve ekmek getirmeye çalışıyordur. Ayran satamayıp, eve eli boş döndüğü günlerde kardeşleri ona büyük bir kin ile bakıyor, ekmek getirebildiği günlerde ise çoğunlukla kendisi hiç yiyemeden 2 küçük kardeşi tüm ekmeği bitiriyordu. Yine bir gün gece vakti eli boş istasyondan dönerken etraftan gelen hayvan seslerinden korkan Hasan koşarak evine varmaya çalışır.

Sait Faik Abasıyanık - Son Kuşlar

Bir adaya artık kuşların nasıl gelmeyişini, yeşilliğin bitişini, bir adanın güzelliklerinin son buluş hikayesini Sait Faik etkileyici bir dille anlatır.

İlhan Tarus - Çocukluğumuz

Yazarımız herkesin çocukluğunu mutluluk içinde hatırlamasına şaşırmaktadır. Kendi çocukluğunda çektiği acıları anlatarak diğer insanların da çocukluğunun nasıl geçmiş olduğunu sorarak hikayeyi bitirir.

Değerlendirme:

Eser birçok yazarın birçok kitabının içerisinden seçilen bazı hikayeleri bir araya getirmiştir. Hikayelerin arasında sıkıcı olanlar bulunsa da genel olarak akıcı ve güzel bir eser.

Editör: Senanur KARAKUZULU

Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikayeler Yorumları