Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde
Kitabın Yazarı:Olga Tokarczuk Kitap Türü:Yabancı Romanlar Yayınevi:Timaş Basım Yayınlandığı Yıl:2020 Sayfa Sayısı:304 ISBN:9786050832310 Kitap Puanı:7.3 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al e-kitap,pdf,epub: *

7.3
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde - Olga Tokarczuk

Kitap Türü:Yabancı Romanlar Çeviren:Neşe Taluy Yüce

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde Özet

Janina, ücra bir Polonya köyünde soğuk kış günlerini yıldız haritalarını inceleyip astrolojik yorumlar yaparak, şair William Blake’n şiirlerini çevirerek ve kış dolayısıyla boşalmış olan köydeki evlere ücret karşılığında bakım vererek geçirmektedir. Her şeyin rutininde ilerlediği bir gece pek de konuşkan olmayan komşusu Garip kapısını çalar. Garip’in ismini ve kitaptaki çoğu karakterin ismini koyan Janina’dır. Onlara gerçek isimleri dışında öne çıkan özelliklerine uygun isimler vermeyi tercih etmektedir. Garip kapının eşiğinde durup diğer komşuları Koca Ayağın öldüğünü söyler. Şaşkınlık ve telaş içerisinde Koca Ayak’ın evine doğru yola koyulurlar. Janina ve Koca Ayak’ın arası oldukça kötüdür. Koca Ayak’ın avlanıyor olması ve hayvanlara çok kötü davranması Janina’nın ondan nefret etmesi için yeterlidir. Janina, doğayla müthiş bir uyum içerisindedir. Özellikle hayvanlara karşı çok duyarlıdır. Hatta avcılar birliği ile yaptığı kavgalardan dolayı, av kulübelerini parçalamasından dolayı defalarca karakola gitmiştir. Pek çok kişinin ise Janina’yı kaçık yaşlı kadın olarak görmesinin sebebi de bu tarz özellikleridir. Garip, Koca Ayağın üzerini değiştirmek ister çünkü oldukça pistir. Cenazeyi almaya gelenler komşularını böyle görmemelidir. Janina, Koca Ayak’ın ağzında bir şey görür: Geyik kemiği. Koca Ayak, kafasını masada bıraktığı zavallı geyiği yerken boğulmuştur. Janina, bunun bir ilahi adalet mekanizması olduğuna inanır. Zaman geçtikçe avcılık yapan kişilerin yavaş yavaş öldüğünü görürüz. Pek çok kusursuz cinayet işlenmiştir ve sorumlu bilinmemektedir. Janina ölenlerin yıldız haritasına baktığında ve nasıl hayatlar yaşayan insanlar olduklarını gördüklerinde onların hayvanlara yaptıklarının bedelini ödediklerini hatta cinayetlerin arkasında hayvanların olduğunu iddia eder. Bu pek çok kişiye inandırıcı gelmemekle birlikte Janina’nın aklını kaçırdığını düşünmelerine bile sebep olmuştur. Koca Ayak’ın ardından mafyavari adam, komutan, başkan ve papaz esrarengiz bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Bu adamların ortak özelliği hepsinin berbat bir hayat sürmüş olmaları ve avcılığa tutkuyla bağlı olmalarıdır. Evet, “bu adamları kim öldürüyor?” belki de kitabın ana sorularından biri fakat asıl büyüleyici olan bu sorunun cevabını aradığınız için değil Janina’nın fikirlerine daha fazla maruz kalmak için okumaya devam etmemiz. Doğa ve insan arasındaki ilişki hepimizin sıkça düşündüğü bir şey, kitabın ana teması da bu bağlamda işlenmektedir. Kimilerimiz yok etmek ve yıkmak üzerine programlanmış gibi davranırken kimilerimiz hala o derin bağı hissediyor. İşte bu eserde de bu iki insan tipinin savaşı anlatılıyor. Janina, hepsini alt ederek bu savaşı kazanıyor. Evet, katilimiz Janina. Bunun da hayvanlar tarafından kendisine yüklenen bir görev olduğunu onların bu dünyadaki sağlanmayan adaleti sağlamak için Janina’yı seçtiklerine inanıyor. Evet, burada bazı etik problemler devreye giriyor. Tabi ki cinayet kabul edilemez bir şey ama hakkını arayamayan adaleti sağlayacak yetilerden yoksun canlıların katledilmesinin cezası ne olacak? Üstelik sistemsel sıkıntılara da sık sık şahit oluyoruz. Janina, defalarca haklı şikâyetlerde bulunmasına rağmen gereken hiçbir şey yapılmıyor. Toplumdan dışlanmış ve ötekileştirmiş bu kadının kendi değer yargıları ve canlıların yaşam hakları için verdiği mücadeleye tanıklık ediyoruz. Adalet arayışına cevap bulmayan Janina da kendi adaletini sağlamayı seçiyor.


Yazar Tokarczuk, Nobel Edebiyat Ödüllü bir Polonyalı yazardır. Kendisi de doğa aktivistliği yapmaktadır. Yani Janina’nın yazardan birçok şey barındırdığını söylemek mümkündür. Kitaptaki pek çok sembolik ve mitolojik ögelerde de yazarın psikoloji eğitimi almasının ve Carl Gustav Jung üzerine çalışmalar yürütmesinin etkili olduğunu düşünmekteyim. Kitabın büyülü bir dili olduğunu zaman zaman masalsı bir anlatıma büründüğünü söyleyebilirim. Ben okurken çok keyif aldım ve yazarın özgün bir anlatımı olduğunu düşündüğümden diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde Soruları ve Cevapları

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kimin eseri?

Olga Tokarczuk

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde türü nedir?

Yabancı Romanlar

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde kaç sayfa?

304

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde Yorumları