Tiffany'de Kahvaltı

Tiffany'de Kahvaltı
Kitabın Yazarı:Truman Capote Kitap Türü:Yabancı Romanlar Yayınevi:Sel Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:1958 Sayfa Sayısı:128 ISBN:9789755702792 Kitap Puanı:8.4 / 10 | Yorum: 8

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:12,96 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.4
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Tiffany'de Kahvaltı - Truman Capote

Kitap Türü:Yabancı Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Tiffany'de Kahvaltı Özeti

Holly henüz 19 yaşında, gece gündüz partileyen, dikkat çekici bir güzeldir. Yazarın Holly ile şahsen tanışıklığı ilk başlarda olmasa da, zamanla aralarında bir çeşit yakınlık olacaktır. Holly gece geç saatlerde evine gelir ancak anahtarını hep kaybettiği ya da zaten anahtarı hiç olmadığı için apartman kapısını açmaları için komşularının zillerine basmaktan hiç çekinmez. Sürekli ziline basıp, gecenin bir köründe uyandırdığı komşusu artık buna katlanamadığını, sabahları gitmek zorunda olduğu bir işi olduğunu, onun yüzünden gecenin bir köründe uyanmak istemediğini söyleyerek veryansın eder. Tabi ki hiçbir şey Holly’nin umrunda değildir. Böylece Holly kendine ziline basacağı yeni bir kapı bulur. İşte o kapı, yazarın kapısıdır.

Her gece yazarın zilini aşındıran Holly, bu yetmezmiş gibi bir gece yazarın evine damlar. Eve getirdiği adamdan kurtulmak için saklanması gerektiğini, sabaha da gitmesi gereken bir yer olduğunu, bu nedenle de uyuyacak vakti olmadığını söyler ve yazarın yanına gözlerini dinlendirmek için kıvrılıverir. Yazar yaşadığı şey sebebiyle oldukça şaşırmış bir haldedir. Holly’den o gece öğrenebildiği tek şey Holly’nin her Perşembe Domates Sally lakaplı bir uyuştucu kaçakçısını hapishanede görmeye gittiğidir. Sally’nin avukatı, Holly’yi bulmuş ve her Perşembe Sally’yi hapishanede ziyaret etmesi, ondan aldığı hava durumu bilgisini kendisine iletmesi karşılığında para teklif etmiştir. Holly de bu teklifi kabul etmiştir ve uzun bir zamandır da bu bilgi transferini sağlamaktadır. Yazar bu olaydan şüphelense de Holly’nin bu olay ve yaratabileceği sorunlar umrunda değildir.

Günlerini anlamsızca ve sadece öylesine yaşayarak geçiren Holly bir gün yazar ile görüş ayrılığı yaşar ve bir süreliğine küs kalırlar. Bu süreçte Holly’yi takip eden bir adamı fark eden yazar adam ile konuşma kararı alır. Bu adam Holly’nin 14 yaşındayken evlendiği, hayvan doktoru olan kocası Doktor Golightly’dir. Doktor, Holly ile doktorun evinin bahçesinden süt ve yumurta çalmaya çalıştığı sırada tanışmıştır. Holly ve kardeşi Fred, ailesinin veremden ölmesinden sonra kötü ailelerin yanına verilmiş ve buradan kaçıp hırsızlıkla ayakta kalmışlardır. Onlara acıyıp evine alan Doktor, Holly’ye aşık olur ve ona evlenme teklif eder. Böylece Holly ve Fred eve yerleşirler. Doktorun 4 çocuğunun hizmetçi gibi her işi yaptığı evde Holly’nin kaçıp gitme arzusu gün be gün artar ve nitekim bir gün her şeyi arkasında bırakıp gider. 5 yıldır eşini arayan 50’li yaşlardaki Doktor, Fred’in kendisine askerden gönderdiği adres sonucunda Holly’yi bulur ancak onunla direk konuşacak cesareti bulamaz. Yazarın aracılığıyla Holly’nin karşısına çıkan Doktor eşini evine götürmeye ikna etmeye çalışır ancak bunu başaramaz ve tek başına evine döner.

Aradan geçen kısa bir süreden sonra yazar bir gün Holly’nin evinden gelen sesler sebebiyle onun evine koşar. Holly çıldırmış gibi evdeki tüm eşyaları kırıp dökmektedir ve transa geçmiştir. Yazar ev arkadaşı Mag’in, Holly’nin peşinden ayrılmayan, ayakçısı gibi kullandığı, çirkin zengin Rusty ile evlenmesinden kaynaklı buhrana girdiğini düşünür. Sonrasında anlaşılır ki, Doktor’dan gelen bir telgrafta askere gitmiş olan Fred’in ölmüş olduğu bilgisi gelmiştir. Holly bir süre kendini toparlayamaz. Bu süreçte Mag’in eski sevgilisi Diplomat Jose, Holly’nin evine taşınır ve birlikte yaşamaya başlarlar.

Jose ile evleneceğini, bir çocukları olacağını söyleyen Holly kendini eve vermiştir. Sürekli mobilyalar almakta, yemekler yapmaktadır. Yaşadığı çalkantılı hayatı, ünlü olma yolunda kendisine yardımcı olmaya çalışan menajeri O.J. Berman’ı bile unutmuştur. Jose ile Brezilya’ya gideceği tarihlere yakın bir günde Holly uyuşturucu ticaretine bilgi akışı sağlamaktan tutuklanır. Zaten hali hazırda evli olan Jose, yanına yakışmayacağını, sansasyon yaratacağını düşündüğü Holly’yi ihbar etmiştir. O.J. Berman tuttuğu avukat ve kefaretle Holly’yi hapishaneden çıkarır.

Brezilya’ya olan biletini yakmayacağını söyleyen Holly oraya gitme konusunda kararlıdır. Günü geldiğinde yazara ve Joe Bell’e veda ederek yola çıkar. Aradan geçen zamanda Holly’den yazara sadece bir mektup gelmiştir. O da Holly’nin evli ve zengin bir adamla sevgili olduğu ve ev aradığı bilgisini içermektedir. Holly mektubunda evi tuttuktan sonra adresini yazacağını söyler ancak o mektup hiç gelmez. Oysa ki yazarın Holly’ye söylemeyi istediği çok şey vardır. Onu özlediği, hikayelerinin yayınlandığı ve artık gerçekten bir yazar olduğu gibi... Ancak bunu hiçbir zaman söyleyemez. Joe Bell ile yaptığı bir konuşma sonrasında da Holly’nin hikayesini yazmaya karar verir.

Truman Capote’un 1958 yılında yayımlanan kitabı Tiffany’de Kahvaltı okuyucuya gerçeklerin sandığımızdan daha farklı olabileceğini, gülen bir yüzün ardında ne gibi acıların barınabileceğini gösteriyor. Yazar olarak anılmaya başlandığı andan itibaren birçok başarılı öykü ve romana imzasını atmış olan Capote, birçok arkadaşının özelini eserlerinde yazmasıyla da epeyce düşman edinmiş. Tiffany’de Kahvaltı’nın ana karakteri Holly ve onun katıldığı partiler aslında yazarın katıldığı partilerde yaptığı gözlemlere dayalıdır. Kitap, adı belirtilmeyen Holly tarafından Fred diye adlandırdığı yazarın geçmişe yönelik hatıralarını sıralamasıyla başlıyor. Holly’nin büyüleyiciliği ve arzulanan bir kadın oluşu ilk başta gözümüze çarpan bir gerçekken, zamanla Holly’nin eskiden çok şişman olduğu, fakir bir hırsız olduğunu öğreniyoruz. Sonraki sayfalarda ise çökmüş, depresyonda bir kadın çıkıyor karşımıza. Yazar Holly’nin tüm ruh hallerini sergiliyor. Aslında çoğu insana hafif bir kadın gibi gelse de ağırlığı olan, akıllı bir kadın Holly.

Yazarın üslubu, kitabın akıcılığı muhteşem. Her okuyanda farklı tatlar bırakabilecek, tek seferde okumalık, şahane bir eser. Kurguya baktığınızda çok da bir olay yokmuş gibi gelebilir ama zaten asıl verilmek istenen şey bir kadının ruh hali. Yazar bize Holly’yi öyle sevdiriyor ki ondan kopmak istemiyorsunuz. Açıkcası ben her sayfayı büyük bir heyecanla çevirdim. En depresif görünen yerlerde bile hafif bir tebessümle okudum. Kitap siz hiç çaba sarfetmeseniz de akıp gidiyor zaten. Bu uzun öykünün seveninin çok olduğu gibi sevmeyeni de çok tabi. İnsanların bir kısmı kitabı fazla aykırı ve edepsiz buluyor ancak öykünün hiçbir yerinde bu açıklığı görmüyoruz. Bazı okurlara göre sadece Holly’nin hayat tarzı bir antipati oluşturuyor. Kitabı okurken özüne inmeye, oradaki ruh halini anlamaya çalışırsanız damağınızda çok farklı bir tat bırakacağından eminim. Keyifli okumalar dilerim.

Editör: Ebru S. Bektaş

Tiffany'de Kahvaltı Konusu

Tiffany'de Kahvaltı, Truman Kapote'nin ilk kez 1958 yılında yayımlanmış olan eseridir. Yazarın kendi hayatından izler taşıyan eser bir "novella" yani kısa roman özelliği göstermekte. İlk yayımlandığı dönemde oldukça ilgi gören kitap, günümüzde de geniş kitleler tarafından ilgi görmeye devam etmekte. Aynı zamanda "Tiffany'de Kahvaltı", yazarı Truman Kapote'nin edebiyat çevrelerince tanınmasını sağlamıştır. Yazarın yirmiye yakın eseri, film, TV dizisi, tiyatro oyunu uyarlaması olmuştur.

Kitabın oldukça akıcı, eğlenceli ve ilginç bir konusu olduğunu söyleyebilirim. Yazar kitapta kendi deneyimlerinden de bahsettiğinden bunu bilerek okunduğunda oldukça etkileyici bir anlatıma da sahip. Ben kitabın giriş kısmında biraz sıkılsam ve olaylara dahil olmakta biraz zorlansam da, sonrasında olaylar beni içine çekti. Kitabın ana karakteri olan Holly Golightly'nin oldukça ilginç bir karakter olması ise kitabın ilgi çeken yönlerinden sadece bir tanesi.

Kitabın ana karakteri Holly Golightly, on dokuz yaşında genç bir kızdır. Holly sabaha kadar partiden partiye gezen, sabah olduğunda ise New York 5. Cadde'deki "Tiffany" isimli mağazada orada satılan mücevher ve diğer göz kamaştırıcı şeyleri seyrederek kahvaltı yapan oldukça uçarı bir kızdır. Çok fazla eşi dostu vardır ve evine girip çıkan insanların haddi hesabı yoktur. Fakat yaşadığı apartman dairesinin üst katına taşınan genç yazar adayıyla tanışması ve arkadaş olmasıyla Holly'nin uçarı kişiliğinin gerisindeki hüzünlü, gizemli kadın ortaya çıkar. Genç yazar adayının adı kitap boyunca anılmasa da, Holly ona kardeşi Fred'e çok benzemesi nedeniyle Fred adıyla seslenmektedir.

Fred, kendi çapında deneme ve öyküler yazmakta, bunları dergilere göndermektedir. Alt katta oturan yeni komşusu Holly ile tanıştığında onu başta çok tuhaf bulsa da zamanla ona alışır ve hatta Holly'e aşık olur. Aslında bu pek de tuhaf bir durum değildir, Holly zaten etrafındaki herkesi kendine ister istemez hayran eden bir yapıya sahiptir. Fakat Fred ile aralarındaki ilişki çok daha farklıdır. Fred onun güzelliğine değil bedeninin altında saklı olan ruhuna ilgi duymaktadır.

Holly, bir keresinde tesadüfen tanıdığı bir avukattan ilginç bir teklif almıştır. Avukat ona her perşembe hapishanedeki bir mahkumun görüş gününe gidip onunla sohbet etmesi karşılığında para teklif eder. Zaten yeterince garip bir kişiliği olan Holly bu tuhaf teklifi garipsemez. Paraya da ihtiyacı olduğundan hemen kabul eder. Üstelik bir süre sonra Domates Sally denen bu yaşlı adamı ziyaret etmeyi ve onunla sohbet etmeyi iyice benimsemeye başlar. Hatta öyle ki avukat ona para vermese bile Domates Sally'i ziyaret etmeye devam edeceğini düşünür.

Bu sırada Fred ile olan ilişkisi de gittikçe ilerlemektedir. Günlük yaşamının gürültüsünden uzaklaştığında sabaha karşı Fred'e ve onun son derece sade döşenmiş -hatta çoğunlukla döşenmemiş- dairesine sığınmaktadır. Fakat Holly perşembe günleri olan hapishane ziyaretlerinin, onu hiç tahmin etmeyeceği bir duruma sürüklediğinin farkında değildir.

Son derece akıcı bir dile ve sürükleyici bir konuya sahip bu kitabı tüm okur severlere tavsiye ederim. Bir kere okumaya başlandığında bitirmeden elden bırakılamayacak bu kitabın, daha önce bir benzerini okumadığınızı dair sizi temin ederim.

Tiffany'de Kahvaltı Yorumları

güzel bir kitap tavsiye edebilirim

29-12-2015 20:15

kitabın konusu ve karakterleri beni sarmadı biz türk insanına fazla uzak o yüzden beğenmedim

07-01-2016 23:13

konusu çok güzel karakterler güzel kurgulanmış baya beğendim herkese de tavsiye ederim okuduğunuz zamana değiyor

04-08-2019 12:03

allahım bayıldım. böyle bir akıcılık, güzellik daha yok yeryüzünde.

17-10-2019 01:40

çok güzeldi yaa

27-10-2019 00:14

okurken cok eglendiğim bir kitap olmuştu herkese tavsiye ederim

31-10-2019 00:51

ama bu kadar guzel olunmaz kiii

31-10-2019 06:51

tipik bir amerikan hikayesi. buna benzer dizi, film gibi şeyler onlarca defa herkes tarafından izlenmiştir. beni pek etkilemedi. gerçekten bizim acılarımızı, duygularımızı yansıtan, bizim yaşam tarzımızı barındıran bir kitap değil.

01-11-2019 09:28