Suçumuz İnsan Olmak

Suçumuz İnsan Olmak
Kitabın Yazarı:Oktay Akbal Kitap Türü:Yerli Romanlar Yayınevi:Doğan Kitapçılık Yayınlandığı Yıl:2021 Sayfa Sayısı:144 ISBN:9786050955507 Kitap Puanı:8.7 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al KitapYurdu:19,38 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.7
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Harika
Giriş Yap Üye Ol

Suçumuz İnsan Olmak - Oktay Akbal

Kitap Türü:Yerli Romanlar

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Suçumuz İnsan Olmak Özet

Roman, 1940 Türkiye’sinin işçi sınıfı üzerinden kurgulanmıştır. Nuri, hayatı tekdüze yaşayan, hayattan tat almayan, kendi iç dünyasında hep sorguladığı bir yaşamı vardır. Mutsuz evliliği ve iki çocuğu ile maraton hayatına devam etmektedir. Ankara’da bir şirkette çalışmaktadır. İş yerindeki insanlar tekdüze, hep aynı solgun surat ve ifadeler takınan insan topluluğudur. Patronu Şevket Bey, işten başka bir şey düşünmeyen aksi bir adamdır. Anı anını tutmamaktadır. Nuri, her işten çıktığında bir apartmanın önünden geçmektedir. Burada aşçılık yapan Nedret ve kocasının iş yeri vardır. Sarışın, güzel Nedret yol boyunca aklından çıkmaz. Yıllar önce sevdiği kadınla evlenemeyip eskiden beri tanıdığı bir kadınla evlenen Nuri, o kadın onu bırakmasaydı, yine bunları yaşar mıydı? Diye düşünür. Nuri’nin eşi, sürekli başa kalkan, para varsa yüzü gülen bir kadındır. Nuri, bu kadının gözlerinde aşk kırıntısı dahi görememekte ve karısı gün geçtikçe ona daha çirkin daha şişman görünmektedir. Nuri’nin iç dünyasına girdiğimizde hayal ile gerçek kıyaslaması yaptığını görürüz. Nuri, hayal ile gerçek aynıdır dese de arada kalmışlığı göze çarpmaktadır. Romanda hayal ve gerçek kavramları yarış halindedir. Masadaki sigara, biz onu orda kabul ettiğimiz sürece gerçektir. Sigara, masadan kaybolduğunda kimseyi sigaranın orda olduğuna inandıramayız. Bazen somut şeylerin varlığı onun gerçekliğini ispat etmez, aslolan beynin kabul ettiği gerçekliktir. Nedim ve Nuri üniversiteden arkadaştırlar. Nedim, Resim Bölümü bitirmiş, Nuri ise Felsefe Bölümünü bitirmiştir. Yıllar sonra Nedim Ankara’ya - Nuri’nin yanına - döner. Nedim’in dönmesinin bir sebebi vardır. Sevim’i çok özlemiştir. Sevim ise Nedret ile arkadaştır. Sevim, hoppa biri olmakla beraber manevi duygulara öncelik vermeyen bir karakterdir. Nedim, Sevim’i sever sevmesine ama bunu sevgi olarak adlandırmamız doğru olmayacaktır. Sevmek, bir insanı her şeye rağmen sevebilmektir. Basmakalıp kalıplara takılıp kalmadan sevgisine sahip çıkabilmektir. Nedim, bir ev tutmuş ve bu evde Sevim ile yaşamayı hayal etmektedir. Sevim, Nedim’in bu hayallerini hoş karşılamaz. Kocasını ve zengin hayatını bırakıp Nedim ile sefillik sürmek istemez. Nedim, Sevim’e istediği hayat şartlarını sağlamamaktadır. Bütün bunların yanı sıra Nedim ile gönül eğlendirmekten de geri kalmamaktadır. Nuri, platonik aşkının gizli kalmasını istemez. Cesaretini toplayarak Nedret’e bir aşk mektubu yazar. Yazdığı mektubu kapının altından dükkanın içine fırlatır. Nedret, mektubu okuduğunda hoşuna gider. O da onun hissettiği duygulara benzer duygular hisseder. Ama bu duygular yanıltıcı olacaktır. Kocası onun hem hayat arkadaşı hem de iş arkadaşı olmuştur. O da bu maratonluktan sıkılmıştır. Nuri, ikinci mektubu da yazar. En sonunda Nedret ile buluşmaya karar verirler. Buluştuklarında bir otele geçip görüşmeyi daha doğru bulurlar. İkisi de evli olduğu için otel onlar için gizlenme yeri olacaktır. Otel odasında baş başa kalan çift; korkulu bir pişmanlık, ıslak bir yalnızlık halindedirler. Bir birlerine yakınlaştıkları esnada kapı zili çalar. Birden toparlanırlar. Fakat kapı yanlış yere çalınmıştır. Bu esnada ne kadar yanlış bir şey yaptıklarını anlarlar. İkisi de utanç, korku, pişmanlık dolu gözlerini önlerine eğerler. Bunun bir hata olduğunu kabul ederek otelden ayrılırlar. Nedret, kocasına yaptığı yanlıştan utanır. İçi onu yer bitirir. Hislerinin onu yanılttığına o bile şaşırır. Nuri de iç dünyasında büyük bir yıkıma uğrar. Uzaktan platonik aşk duyduğu, gecelerce hayalini kurduğu kadın aslında hayal ettiği gibi değildir. Mutsuz evliliğini; iki çocuğunu, karısını düşünerek sokaklarda yürür. Her ikisi de kendini suçlar. Ama tek suçları insan olmaktır. İnsansan hatalar kaçınılmazdır. Hayatlarına kaldıkları yerden yaşamaya devam ederler.


DEĞERLENDİRME

“Suçumuz İnsan Olmak” 1958 yılında TDK Roman Ödülü’ne layık görülmüştür. 1986 yılında “Suçumuz İnsan Olmak” beyaz perdeye uyarlanır. Başrollerini Kadir İnanır ve Pınar Afşar paylaşmaktadır. 1940’lı yılların havasını romana katan yazar, insanların sorunlarına ses getirebilmeyi öngörmüştür. İşçi kesimin iç dünyasını araladığı bu romanda, Nuri’nin platonik aşkının hayal kırıklığını gözler önüne serer. Hayal ile gerçek kavramlarını eşit sayan Nuri, hayal ettiği Nedret’e duygularının gerçek olmadığını görerek yıkılır. Nedret’e olan duyguları bir anda kaybolur. Burada Nuri, gerçeklere mi yenik düşmüştür? Yoksa hayalleri mi aldatmıştır? Bana göre tamamen bir muamma içerisindedir. Romanın sonundaki o hayal kırıklığını hissediyorsunuz. Ve suçumuz insan olmaktı, demekten öteye geçemiyorsunuz.

Kitapla kalın…

Editör: Begüm Attar

Suçumuz İnsan Olmak Yorumları

değerli bir özet olmuş ❤️

20-10-2021 08:07