Peynir ve Kurtlar

Peynir ve Kurtlar
Kitabın Yazarı:Carlo Ginzburg Kitap Türü:Psikoloji Yayınevi:Metis Yayıncılık Yayınlandığı Yıl:2016 Sayfa Sayısı:248 ISBN:9789753420983 Kitap Puanı:8.5 / 10 | Yorum: 1

Fiyat Listesi / Satın Al

YazarOkur:bedava al Amazon:20,63 TL KitapYurdu:25,60 TL D&R:27,38 TL e-kitap,pdf,epub: *

8.5
Berbat Sıkıcı Ehh işte Güzel Harika
Güzel
Giriş Yap Üye Ol

Peynir ve Kurtlar - Carlo Ginzburg

Kitap Türü:Psikoloji Çeviren:Ayşen Gür

Puan Tablosu

Arka Kapak Bilgisi

Peynir ve Kurtlar Özet

On altıncı yüzyılın sonlarında İtalya’nın bir dağ köyünde herkesin Menocchio dediği bir değirmenci yaşamaktadır. Latincesi kıt olan bu yoksul köylü Engizisyona meydan okur. Engizisyonun zengin kaynaklarından ulaşılan mahkeme sürecinin kayıtları Peynir ve Kurtlar isimli kitapta incelenmektedir. Menocchio, ulaştığı sınırlı kaynaklardan kendi evrenini inşa eden bir adamdır. Yalnızca birkaç kitap okumuştu, çoğunlukla tesadüfi. Bu kitaplardaki her kelimenin anlamını deşmiş, zorlamıştı. Her birinin üstünde yıllarca kafa yormuştu. Kelime ve cümleleri beyninde mayalamıştı. Okuduğu kaynakları kendi zihninde yeniden yorumlayan Menocchio, Katolik öğretilerle ters düşmektedir. Menocchio, ortalıkta konuşmaya başladıkça sapkınlığı engizisyona kadar ulaşır.

Engizisyonda piskopos vekili eşliğinde sorgulamalar sürerken Menocchio ’ya bazı sorular sorularak kanıtlar toplanmaya başlamıştır. Tanrı hakkındaki görüşleri sorulmuştur: Tanrı’nın küçücük bir nefesten oluştuğunu, ve insan, onu ne olarak hayal ederse o olduğunu belirtmektedir, Menocchio.

Evren konusundaki görüşleri ise kitabın adına kaynaklık etmektedir. Menocchio, evrenin bir kaos, toprak, hava, su ve ateşin birbirine karışması ve içinden bir kitlenin biçimlenmesi -tıpkı peynirin sütten yapılışı gibi- içinde kurtlar oluşmasıyla meleklerin ortaya çıktığını, Tanrı’nın onlara akıl bahşettiğini iddia etmektedir.

Menocchio, yüksek ihtimal bir yüzyıl sonra “dini hezeyana kapılmış” biri olarak bir akıl hastanesine kapatılırdı. Ama karşı reform bütün hızıyla sürerken, dışlama yöntemleri farklıydı, bunların içinde en çok tutulanı da birisini sapkın olarak teşhis etmek ve yargılamaktı.

Din hakkındaki görüşlerini pervasızca söylerken yargıçlara ve kesişlere de tepki gösteriyordu: “Siz papazlar ve kesişler, siz de Tanrı’dan daha fazla şey bilmek istiyorsunuz, şeytan gibisiniz, yeryüzünde Tanrı olmaya kalkıyorsunuz, şeytanın izinden giderek Tanrı’nın bildiği kadar bilmek istiyorsunuz. Aslında bir insan ne kadar çok bildiğini sanırsa o kadar az biliyordur.” Ayrıca Menocchio, vaftiz dahil bütün kutsamaları reddettiğini bunların insanoğlunun ticari malları olduğunu da iddia ediyordu. Menocchio, yoksulların sömürülmesi üzerine kurulu bu devasa yapının karşısına, bütün üyelerinin, Tanrı’nın tinine sahip oldukları için eşit sayıldığı çok farklı bir din koyuyor.

Menocchio’nun düşünceleri reformla alakalıydı çünkü reform yüzyıllarca eskiye dayanan köylü inançları alt katmanına ulaşmayı sağladı. Dinsel birliğin kabuğunu yırtarak, dolaylı yoldan bütün bu eski inançların yeniden ortaya çıkmasını sağladı. Birliği yeniden oluşturmaya çalışan karşı reform da hepsini silip atmak için gün yüzüne çıkardı.

Engizisyonculara, Menocchio’nun herhangi bir etki altında kalmadan genelgeçer düşüncelere bu kadar ters düşen fikirlere sahip olması imkânsız gelmişti. Menocchio, fikirlerinde ciddi miydi? Yoksa alay mı ediyordu? Bu sebeplerle mahkeme süreci uzadı, birtakım tanıkların dinlenmesine karar verildi.

Menocchio, diğer dinlerle de yakından ilgiliydi. Tanrı’nın her birine kendi düsturuna göre yaşama isteği verdiğini, hangisinin en doğru olduğunu bilemeyeceğini belirtişti. Carlo Ginzburg’a göre okuduğu kitaplar arasında “o muhteşem kitap” diye ifade ettiği Kur’an da vardı. Örneğin cennet hakkındaki tasvirleri Kur’an’da geçen tasvirlere benzemekteydi. Cenneti şölen olarak düşünüyor ve daha adil bir toplum olarak niteliyordu.

Süreç ilerledikçe ve yargılamalar devam ettikçe Menocchio’da direnci kırılmaya başladı. Engizisyona daha fazla direnmeyerek hata ettiğini kabul etti ve serbest bırakıldı. Dışarıdaki yaşamında yine bildiğini okudu. Fikirlerini ulu orta söylemeye ve yaymaya devam etti. Şikayetler başlayınca tekrar hapse atıldı ve bu sefer hayatının geri kalanını masrafı çocuklarına ait olmak üzere hapiste geçirmeye mahkûm edildi. Engizisyonun bile dize getiremediği köylü olarak ünü köy sınırlarını aştı. Baskıya daha fazla direnemeyen engizisyon Menocchio’yu idam etti.

Menocchio, hepimiz gibiydi. Sıradan bir değirmenciydi fakat sesi farklı çıkıyor kafası farklı çalışıyordu. Menocchio, Orta Çağ’da bile hem de sahip olduğu sınırlı kaynaklara rağmen okuyan biri olarak benim saygımı kazandı diyebilirim. Günümüze baktığımızda elimizin altındaki sınırsız imkanlara rağmen açıp okumaya acizlenip düşünmeyi yorucu bir işmiş gibi görüyoruz oysa bizler köyünün dışına hiç çıkmamış değirmenciden daha tutsağız, zihinlerimizin ve bize öğretilenlerin tutsağıyız. Kitabı okuyunca zihnimde canlanan ise şu oldu: “Yüzyıllar önce yaşamış bir değirmencinin fikirlerini okuyor, yarattığı evrene tanıklık ediyorum. Katılsam da katılmasam da düşüncelerimiz sentezleniyor. Şu an yaşadığımız şu çağda ve öncelerinde ne kadar farklı fikir geldi, geçti, geçiyor. Birbirimize gerçekten değmemiz gerek. Birbirimizi gerçekten tanımamız ve tahammül etmemiz gerek. Bir değirmencinin fikirlerini ilgiyle okumamdan yola çıkarak bunları söylüyorum.

Eser, gerçek belgelerle desteklenmiş çok başarılı bir mikro tarih incelemesidir. Tarihe ilgi duyanlar, teleoloji üzerine okumayı sevenler ve farklı fikirlerden hoşlananlar kitabı oldukça beğenecektir. Çeviri ise oldukça hoş ve anlaşılır.

Editör: Ceren Kozalıoğlu

Peynir ve Kurtlar Yorumları